devam ediyor 2s önce güncellendi
Sadece İş İçin
@ay.isigiii_
Okuma
9
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
Sabah alarmının o nefret ettiğim sesi çalmaya başladığında gözlerimi açmak tam anlamıyla bir işkenceydi. Alarmı erteleyip yatakta ters döndüm. Kahretsin ki inanılmaz yorgundum. Gece yine ajansın lansman dosyaları yüzünden saat üçü geçmişti ve vücudum yataktan kalkmamak için direniyordu.
Elime telefonu alıp ekranı kaydırmaya başladım. Biraz bildirimlere, biraz sosyal medyaya bakıp zihnimi açmaya çalıştım ama ekrandan sızan ışık bile gözlerimi yakıyordu. Telefonu yatağa fırlatıp zorla yataktan kazındım. Kendime gelmenin tek yolu vardı. Banyoya geçip suyu olabildiğince soğuk ayarladım ve duşun altına girdim. O buz gibi su tenime değdiği an beynimdeki bütün uyuşukluk dağıldı.
Kurulanıp odama geçtiğimde dolabın karşısına geçip ne giyeceğime baktım. Bugün ajansa yeni Amerikadan velvet stone markası gelecekti bu da benim için çok önemliydi ve toplantı odasında ezik durmaya hiç niyetim yoktu. Siyah, yüksek bel kumaş bir pantolon ve üzerine krem rengi, şık bir saten gömlek seçtim. Altına da siyah topuklu ayakkabılarımı giydim. Aynanın karşısına geçip hafif bir makyaj yaptım, göz altlarımdaki morlukları kapatıcıyla gizledim. Saçlarımı da düzleştirip açık bıraktım. Dışarıdan bakıldığında her şeyi kontrol altında tutan o güçlü kadın imajı hazırdı. Odamdan çıkıp mutfağa geçtim. İstanbul’a ilk geldiğimde tuttuğum bu küçük ama kendi kendime kurduğum ev, bana her zaman huzur veriyordu. Aslında doğma büyüme Antalyalıydım ben. O sıcak, rahat Akdeniz havasında büyümüş biriyken 3 yıl önce ani bir kararla tası tarağı toplayıp okumak için İstanbul’a taşınmış, hemen ardından da iş hayatına atılmıştım. 3 yıldır bu devasa şehirde tek başıma, kendi ayaklarımın üzerinde duruyordum.
Tezgaha yaklaşıp kendime sert bir kahve koydum. Telefonuma düşen mesaja baktım; abimden gelmişti. Babam, abim ve küçük kız kardeşimle aram her zaman çok iyiydi. Abim bana takılmayı çok severdi, kardeşim her derdinde beni arardı. Babam ise... O biraz mesafeli ve soğuk bir adamdı ama az konuşsa da beni içten içe ne kadar çok sevdiğini, sesindeki o sessiz şefkatten her zaman hissederdim. Tek sorun annemdi. Annemle aramız doğdum doğalı bir türlü dikiş tutmamıştı; her kararıma, İstanbul’da tek başıma yaşamama bile söyleyecek bir eleştirisi mutlaka olurdu. Antalya’yı, ailemi çok özlesem de annemle aramızdaki o gerginlik bana neden tek başıma İstanbul’a kaçtığımı her zaman hatırlatıyordu.
Kahvemden bir yudum alıp masadan elmamı kaptım. Çantamı omzuma takıp hemen kapıya yöneldim. İçimdeki o heyecan ve gerginlik karışımı hisle kapıyı arkamdan kilitledim. Merdivenleri hızlı adımlarla inip binanın önündeki park yerinde duran arabama geçtim. Sürücü koltuğuna oturup çantamı yan koltuğa fırlattım, kontağı çevirdim. Arabanın motoru çalışırken derin bir nefes alıp aynadan kendime baktım. Antalya’dan İstanbul’a geldiğim ilk günlerden beri bu şehir bana kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğretmişti ve bugün de o günlerden biriydi. Direksiyonu kırıp İstanbul’un o her zamanki sabah trafiğine karıştım.
Valence Labs’in devasa cam binasının kapalı otoparkına arabayı park ettiğimde saat tam 08.45’ti. Çantamı ve arabanın anahtarını alıp indim. Asansörle üst kata çıkıp şirketin heybetli döner kapısından içeri girdiğim an, ajanstaki o tanıdık kaos ve yüksek tempo yüzüme çarptı. Müşteri İlişkileri Direktörü olmanın getirdiği o yorucu ama sevdiğim hareketlilik çoktan başlamıştı. Koridorda yanımdan geçen asistana kısa bir selam verip hemen kendi odama geçtim.
Çantamı masanın üzerine bırakıp derin bir nefes aldım. Bugün lansmanın en kritik aşamasıydı; yapılması gerekenleri kafamda netleştirmem gerekiyordu. Sandalyeme oturup önümdeki boş ajandayı açtım. Elime siyah pilot kalemi alıp hızlı hızlı maddeleri sıralamaya başladım: Velvet & Stone lansmanının bütçe onayını tamamla.
2. Çekim seti için lokasyon alternatiflerini son kez gözden geçir.
3. Saat 11.00’deki yönetim kurulu sunumunu hazır et.
4. Yeni ortağın ve patronun gelişine dair ekibi—
Dördüncü maddeyi henüz tamamlayamamıştım ki, odamın kapısı aniden, pat diye açıldı. Tam anlamıyla hışımla içeri girilmişti. Alya Soykan," dedi. Sesi, hafızamda kalan o çocuksu tondan fersah fersah uzak, derin ve son derece soğuktu. "Ajansta herkes senin disiplininden bahsediyordu ama odana girdiğimde yapılacaklar listesiyle vakit kaybettiğini görüyorum. Bugün Amerika’nın en dev, en lüks tekstil ve moda markası olan Velvet & Stone ile anlaşma masasına oturacağız. Dünya basınından lansman onayına kadar her şey bizim elimizdeyken senin burada vakit öldürme lüksün yok. Valence Labs`te işler temenniyle değil, hızla yürür."
Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Yine o klasik, ukala ve her şeyi kontrol etmeye çalışan Aras Yaman tavırları... Çocukluğumuzdan beri ne zaman bir araya gelsek beni sınırlandırmaya, kendi kurallarını dayatmaya çalışması zaten en büyük çatışma noktamızdı.
Ayağa kalktım, sandalyem geriye doğru hafifçe gıcırdadı. Omuzlarımı dikleştirip tam karşısına dikildim. İçimdeki o ilk anlık şaşkınlık yerini anında o tanıdık savunma mekanizmama, yani gururuma ve öfkeye bıraktı.
"O vakit kaybı dediğin liste," dedim sesimin titrememesine özen göstererek, "Bugün Amerika’dan gelen o dev markayı bu şirkete bağlayacak olan stratejinin temeli, Aras. Velvet & Stone`un New York`taki çizgisini Türkiye pazarına kusursuz taşımak için günlerdir uyumayan benim. Ve bu odada patron bile olsan, kapıyı vurmadan girmeme kuralı geçerlidir."
Aras’ın dudaklarının kenarı çok hafif, neredeyse fark edilmeyecek bir kibirle yukarı kıvrıldı. Bana doğru bir adım daha yaklaştı. İki masa arasındaki o dar alanda aramızdaki mesafe tehlikeli bir şekilde kapandı.
"Buradaki kuralları kimin koyduğunu unutmuş gibisin, Alya," diye fısıldadı sert bir sesle. "Ama merak etme. Sana hepsini tek tek hatırlatacağım."Dene bakalım," diye fısıldadım, meydan okuyan bir gülüşle. "Aras Yaman’ın kuralları mı, yoksa benim stratejilerim mi kazanacak, hep birlikte göreceğiz."
Aras tam bir şey söylemek için dudaklarını aralamıştı ki, masanın üzerindeki telefonumun hırsla çalmaya başlayan melodi sesi aramızdaki o tehlikeli çekimi bir bıçak gibi kesti. Ekranda "Velvet & Stone - Global Temsilcisi" yazıyordu. Üstelik kapı aniden vurulup içeri giren asistanımın yüzündeki kireç gibi beyazlığı gördüğümde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anladım.
"Alya Hanım... Aras Bey..." dedi asistanım nefes nefese. "Amerika ekibi erken iniş yapmış. Ve lansmanın yapılacağı mekanla ilgili çok büyük bir kriz var!"
Aras başını yavaşça bana doğru çevirdi. Dudaklarında o karanlık, özgüvenli tebessüm yeniden belirdi. "İlk dersin zamanı geldi sanırım Soykan," dedi soğukkanlı bir sesle. "Toplantı odası beş dakika içinde hazır olsun. Oyun şimdi başlıyor."