[ tutku ] - Etiketin'de Kitap Listesi
tamamlandı 2s önce tamamlandı KARO’NUN NEFESİ
@duskalem
Okuma
256
Oy
18
Takip
3
Yorum
18
Bölüm
29
Adam geceye, kız ise gündüze aitti. Nerede yolları kesişebilirdi ki? Benimle yeni bir maceraya var mısınız?
devam ediyor 5s önce güncellendi URUNGU
@hareketliruh
Okuma
83
Oy
24
Takip
36
Yorum
6
Bölüm
8
Bazen devlet, en sessiz anında bile tetiktedir. Sokaklar sıradan görünür; insanlar hayatın telaşında kaybolmuş gibidir. Ama perde arkasında nefesler kısılır, haritalar yeniden açılır ve ülkenin kaderi tek bir karara bağlı hâle gelir. Haftalardır yükselen uyarı sinyalleri, küçük saldırılar ve belirsiz patlamalar birikerek tek bir gerçeği işaret ediyordu: Bu kez karşılarında sıradan bir örgüt yoktu. Eylemlerinin satır aralarında çok daha büyük, çok daha hesaplı bir planın izi vardı. Devlet biliyordu. Onların hedefi bir şehri yakmak değil, bir geleceği kesmekti. Bu defa hata payı yoktu. Bu yüzden yıllardır gölgede çalışan iki tim devreye alındı: Turan ve Kurt. Çalışma biçimleri, karar yapıları, yaklaşım tarzları farklıydı. Biri strateji ve zeka ile ilerlerken, diğeri saldırı gücü ve sahadaki refleksiyle düşmanı çökertecek yapıdaydı. Birlikte hareket ettiklerinde ortaya çıkan tek gerçek vardı: Hiçbir güç, Türk milletinin dayanıklılığını küçümseyemez. Bu hikâye, o dayanıklılığın izini sürüyor. Gölgelerden yükselen bir düşmanı, karanlıkta büyüyen hesapları ve vatan için atılan her adımın arkasındaki bedeli anlatıyor. Her operasyon bir başlangıçtır. Her başlangıç yeni bir bedeli beraberinde getirir. Ve bu kez ödenecek bedel, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar ağırdı. İki tim. Tek hedef. Kurt Timi düşmanı sarıp çökertirken, Turan Timi satranç tahtasının hamlelerini yöneten akıldı. Şimdi tarihlerinin en büyük tehdidine karşı birleşmek zorundalar. Not: Bu eserde geçen askerî unsurlar, operasyonlar, örgütler, mekânlar ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kurum veya yapılarla ilişkilendirilemez.
devam ediyor 7s önce güncellendi ÇAKO
@benzeze
Okuma
812
Oy
110
Takip
10
Yorum
82
Bölüm
25
Asu, okulunda gördüğü zorbalıklara daha fazla dayanamamıştı, yağmurdan kaçarken tutulacağı tek şey aşk oldu.. Kitaptaki bazı sahneleri yapay zeka aracılığı ile görselleştiriyorum. Bu görsellere ulaşmak için cako.resmi instagram hesabını takip edebilirsiniz.
devam ediyor 8s önce güncellendi ARDIL
@dilanakdq0
Okuma
48
Oy
29
Takip
13
Yorum
53
Bölüm
3
Dilan Miran, Diyarbakır’da güçlü, gözü kara ve ailesine bağlı bir genç kadın. Berzan Reşkan, başka bir aşiretin karizmatik lideri ve gizemli bir duruşa sahip. Gündüz yaşanan küçük bir araba çarpışması, onları akşam düğünde karşı karşıya getirir. Halayın başında göz göze geldiklerinde, hem merak hem de ilk heyecan doğar. İki farklı dünya, aileler, aşiretler ve kaderin ördüğü yollar; Dilan ve Berzan’ın hikayesi burada başlar.
tamamlandı 11s önce tamamlandı Ay Kuşaği Seri̇si̇ I: Tempersitar (KİTAP OLUYOR!)
@buseyaren95
Okuma
2.74k
Oy
442
Takip
53
Yorum
86
Bölüm
27
Çünkü insan bilirse, isterdi. İnsan bilirse, kirletirdi. Dokunduğu yeri yakar, elini sürdüğü her şeyi mahvederdi. İnsan bilirse, alırdı. Evrenin temelinde yatan denge, Dünya`nın üzerine bir çarşaf gibi örtülmeliydi. Korunmalı, düzenin işlemesi için el üstünde tutulmalıydı. Ama denge hiçbir zaman kalıcı olmadı. Çünkü insanın mayası bozuktu. Ve bozuk hamur, yoğurulmazdı. 🔮 Nesli Ay`a dayanan Elementerler, Dünya`nın düzenini korumak için var olmuş ve elementlere hükmeden bir ırktır. Helena ise bir Elementer olduğundan habersiz, ona bir kafesteymiş gibi hissettiren hayatına devam etmektedir. Ta ki, Çağrı`ya kadar. Çağrı ile birlikte Alderwild Akademisi`ne giden ve bir Elementer olmakla yüzleşen Helena`yı bekleyen şeylerden sadece birkaçı; zorluklar, arkadaşlıklar ve en önemlisi de aşk... Bir yandan Dünya`nın düzenini korumak için elinden geleni yapacak, bir yandansa ihanetin avcunda eriyip gitmemek için mücadele verecek... "Helena Lincoln`ün hikayesi buraya kadardı. Bir kafeste başlamıştı ve cehennemde son bulacaktı." ••• Bu isimle yazılan ilk seridir! Gelişmeleri, karakter görsellerini, tanıtım videolarını ve kitap alıntılarını @aykusagi.serisi Instagram hesabından takip edebilirsiniz.
devam ediyor 14s önce güncellendi ATEŞBAR
@hazenvila
Okuma
12.61k
Oy
1.36k
Takip
97
Yorum
1.01k
Bölüm
39
"Korkuyor musun benden?" diye sordu. Dürüst davranıp başımı salladım. Önce sessizlik oldu. Sonra çenemde elini hissettim. Yüzümü kendisine çevirip gözlerimi yeşilleriyle buluşturdu. Adem elması hareket etti. "Neden?" sessiz kaldım. "Cevap ver." yutkundum ve yeşillerini işaret ettim. "Siz kızınca çok korkunç bakıyorlar." "Söküp verirsem eline, geçer mi korkun?" dedi ciddi sesiyle. Başımı hızla iki yana salladım. "Hayır!" sonra gözlerimi kaçırıp utanarak devam ettim. "Gördüğüm en güzel gözler onlar." "Karar ver kız çocuğu, korkunç mu, güzel mi?" dedi sanki vereceğim cevap onun için önemliymiş gibi. Utansamda bakışlarımı yeşillerine çevirdim ve aklımdan geçeni dilimle kavuşturdum. "Korkunç güzel." Önce baktı sonra dudaklarını yavaşça kıvırdı. Cevabıma tepkisi daha da utandırdı beni. DİKKAT! Bu kitap; şiddet, argo, travma vb. unsurları içermektedir. Küçük okuyucu kitlesine uygun değildir. BU PLATFORMDA "ATEŞBAR" İSİMLİ İLK KİTAPTIR. TÜM HAKLARI ŞAHSIMA AİTTİR. KOPYALANAMAZ VE ÇALINAMAZ! • Bu hikâyedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayâl ürünüdür.
devam ediyor 19s önce güncellendi Ay Kuşağı Serisi II: Metallum
@buseyaren95
Okuma
833
Oy
182
Takip
19
Yorum
25
Bölüm
17
Kendi zihninin cehenneminde boğulan Helena`nın önünde tek bir yol vardı, o da anlamsız hayatına bir son vermek. Ya da, hayatın anlamını yeniden bulmak... Helena`nın cehennemdeki günlerine son vermek için can atan Kurtan`ınsa daha büyük bir sınavı vardı. Helena`yı kendi cehenneminden uzak tutmak. 𝐵𝑢̈𝑡𝑢̈𝑛 𝐷𝑢̈𝑛𝑦𝑎 𝑘𝑎𝑟𝑠̧ı𝑚𝑑𝑎 𝑑𝑢𝑟𝑢𝑟𝑘𝑒𝑛, 𝑠𝑎𝑑𝑒𝑐𝑒 𝑡𝑒𝑘 𝑏𝑖𝑟 𝑘𝑖𝑠̧𝑖 𝑦𝑎𝑛ı𝑚𝑑𝑎 𝑑𝑢𝑟𝑠𝑎 𝑦𝑒𝑡𝑒𝑟𝑑𝑖. 𝑂 𝑘𝑖𝑠̧𝑖 𝑑𝑒 𝑧𝑎𝑡𝑒𝑛 𝑘ı𝑦𝑎𝑚𝑒𝑡 𝑘𝑜𝑝𝑠𝑎 𝑦𝑎𝑛ı𝑚𝑑𝑎 𝑘𝑎𝑙𝑚𝑎𝑦𝑎 𝑑𝑒𝑣𝑎𝑚 𝑒𝑑𝑒𝑟𝑑𝑖... AY KUŞAĞI SERİSİ İKİNCİ KİTABIDIR, İLK KİTAP OLAN TEMPERSİTAR`I OKUDUKTAN SONRA OKUMANIZ ÖNERİLİR. Bu isimle yayınlanan ilk ve tek kurgudur, tüm hakları saklıdır.
devam ediyor 20s önce güncellendi Mafyanın aşkı
@handan12345
Okuma
611
Oy
62
Takip
16
Yorum
24
Bölüm
9
Baban yüzünden bir mafyaya nasılmı Tutsak olabilirsin...
devam ediyor 22s önce güncellendi İhanetin Oyunları
@meisimsiii
Okuma
1.69k
Oy
1.33k
Takip
10
Yorum
1.51k
Bölüm
28
"Geçmişin kanı geleceği kirletir " Lüks ve ihtişamın ardında saklanan karanlık sırlar, aşk ve ihanetin harmanladığı bir oyun
devam ediyor 1g önce güncellendi DEMİRLİMAN (Her Pazar Yeni Bölümleriyle)
@abbymoonrise
Okuma
931
Oy
109
Takip
25
Yorum
24
Bölüm
17
Yeni gelen Alman teknik direktörden sonra yaşadığı sakatlık üzerine Yavuz için artık altyapısından çıktığı Trabzonspor defteri acı bir şekilde kapanmıştır. Yeni başlangıçlar için geldiği Demirliman Spor Kulübü’nde “Alabora” taraftar topluluğunun hedefi haline gelir. Gece Mavisi ve Çelik Grisi formanın ağırlığı tüm bedenini sarmışken Demirliman Kadın Futbol Takımının kaptanı Asiye de dertleri arasına eklenir. Liman Kızı, kulübün rekor para vererek kadrosuna kattığı Yavuz’u boğmamak için kendini zor tutarken, ikinci şansını iyi değerlendirmek isteyen Yavuz tüm bu zorluklara göğüs gerebilecek midir? Kuzeyin Oğlu ile Limanın Kızı... Bu gri şehrin gördüğü en tutkulu fırtına.
devam ediyor 1g önce güncellendi AZE
@kelebekleroldu1
Okuma
1.54k
Oy
222
Takip
31
Yorum
51
Bölüm
25
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı`nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
devam ediyor 2g önce güncellendi Sınıra Gel
@morzamiku
Okuma
92.01k
Oy
4k
Takip
4.14k
Yorum
1.41k
Bölüm
69
Taş gibi adam Taş gibi adamdı az konuşandı Çok enteresandı yandı, yandı... sonunda kafayı sıyırmıştım gülerek şiiri söylemeye devam ettiğimde karşımdaki adamın sabrını sınıyordum resmen - güzelim sakinleşmeye çalışıyorum ama sen sürekli sınırlarımda dolaşıyorsun - işaret parmağımla kendimi göstererek ben mi dedim - evet sen güzelim sinirlenmiştim bir tek senin sınırların mı var korkusavar benim de sınırlarım , kırmızı çizgilerim var sen onları ihlal edebiliyorsun ben artık sınırlarında olmak istemiyorum senin kalbinde olma... cümlenin devamını getirmeye cesaretim yoktu her neyse saçmaladım işte. yüzümde saklayamdığım kırgınlıkla baktım gözlerine keşke ikimizinde ortak sınırları olsa kesişim kümesi gibi.. korkut yüzüme uzun uzun bakıp iç geçirdi yanıma yaklaştı kulağıma fısıldadığı cümleler yüzünden vücudum sanki yaşam fonkiyonlarını yitirmişti - sınırlarımı yavaş yavaş yok ettiğinin farkında bile değilsin beni kendi sınırlarının içine aldın kardelen çiçeğim. belki de sana sınırsızım . not - -
tamamlandı 2g önce tamamlandı BAL ARISI
@mutlusonlarinyazar
Okuma
386
Oy
75
Takip
5
Yorum
16
Bölüm
21
İki çapkın adam... Onların dünyalarını tersine çeviren iki aşk... Birbirinden farklı dünyaların, bambaşka hayallerin ve hayatların kesiştiği maceralar... BANA ANNEMİN MASALLARINI ANLATMA. UYANMA VAKTİ GELDİ SEVGİLİM, ÖP BENİ...
devam ediyor 2g önce güncellendi LAVİNİA
@thellotus
Okuma
3
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Patroniçe Serisi III. Kitap ⚜️ İçeceğini içerken, "Bunu tatmalısın," dedi, benimle sohbet etmeyi amaçlayarak. Pamir Alp, "Bu dünyada cehennemle tanıştıracağım o iti." dediğinde, içtiğim limonlu soda neredeyse boğazımda kalacaktı. Hamza, beklemediğim bir ilgiyle, "Helal helal, iyi misin Yenge?" diye sorduğunda, girdiğim öksürük krizine bir yenisi daha eklendi. Yenge mi? Öksürmekten yaşaran gözlerime elimle hava yaparken ona döndüm ve hayret içinde, "Benimle mi konuşuyorsun?" diye sordum, hitap şeklinden dolayı onu sorgulayarak. Pamir Alp sırtıma hafifçe (!) birkaç kez vurdu ve saçlarımın arasına fısıltıyla, "Heyecandan boğuluyordun az kalsın, karıcığım." dediğinde, kaskatı kesildim. Karıcığım? Yapay bir kahkahayla, "Heyecandan dilimi yutacaktım az kalsın." dedim, son sözlerimi bastırarak söyleyerek. Tuğçe ikimize şüpheyle bakarken Hamza`ya döndüm. "Hamza?" "Evet, Yenge?" "Yengen kadar başına taş düşsün, Hamza." dedim sinirle. Hâlâ bana yenge diyordu. Tuğçe bu söylediğime çekinmeden gülerken başımı bıkkınlıkla iki yana salladım ve, "Hâlâ susuyorsun!" deyip, öfkeyle Pamir Alp`e döndüm. Evden çıkmadan önce de böyle yapmıştı. Konu biz olunca susup sadece dinliyordu. Şaşkınca, "Ben ne dedim şimdi?" dediğinde, sertçe soludum. "Bana Yenge diyor ve sen ağzını açıp ona hiçbir şey söylemiyorsun!" dedim, homurdanarak. Bana gelince `bak kızım biz düşmanız` bla bla demeyi biliyordu ama! Hamza`ya kısa bir bakış atıp tekrardan bana döndü ve sinsice kıvrılan dudaklarıyla, "Çocuk, bizi yakıştırmış ne diyeyim şimdi?" deyip, rahat bir tavırla konuştu. Ağzım neredeyse bir karış açılırken öfkeden deliye dönmek üzereydim. Yakıştırmışmış! Tembihledim demiyor da yakıştırmış diyor. Benimle dalga mı geçiyordu? "Sa-" diyordum ki, içeceğimi önümden alıp -benim içtiğim tarafından- dudaklarına yaslayıp yudumlamasıyla beni zahmetsizce susturmayı başardı. • Devam kitabıdır.
devam ediyor 2g önce güncellendi ANLAŞMALI EVLİLİK
@perimia
Okuma
54.07k
Oy
3.34k
Takip
310
Yorum
970
Bölüm
54
Bir imza, iki ayrı yabancıyı tek bir çatı altında birleştirdi. Bir anlaşma ile başlayan evlilikleri, zamanla en büyük sınavlarına dönüştü. Çünkü yatak odasının duvarları, hiçbir anlaşmayı tanımadı. Bir bakış ve bir dokunuş bütün sınırları yok etti. Leyla Öztay`ın ve Rüzgar Sancaktar`ın hikayesine hoşgeldiniz.
devam ediyor 2g önce güncellendi Nar çiçeğim
@aysim0mn
Okuma
2.3k
Oy
281
Takip
30
Yorum
57
Bölüm
14
"Alerjim mi varmış benim?" "Başkalarından gelen her şeye karşı alerjin var bundan sonra. Sadece benim verdiklerim dokunmayacak sana. Anladın mı Dilan?" & "Haddini aşan cümlelerin yükü pazar çuvalına benzemez. Dilan`ın adını ağzına alırken de, bir durup düşüneceksin. Benim olduğum yerde senin o zehirli dilin dönmez, anladın mı?" ~ “Onunla nerede yürüyeceğimi sorgulamak senin haddin değil."
devam ediyor 2g önce güncellendi ZELDEM
@bitterimrjn
Okuma
1.41k
Oy
164
Takip
45
Yorum
301
Bölüm
9
Töre ile başlayan bir aşk hikayesi. “Bunu yapamazlar sana,” dedi ve beni kollarının arasına aldı. “Biliyordum… Abim hayatımı mahvetti,” dedim, gözyaşlarımla boynuna sıkıca sarılarak. Ben şimdi ne yapacaktım? Bütün yük bana ve Demir’e kalmıştı. İçeriden gelen sesle Açela yengemden ayrıldım. Daha iyi dinlemek için yeniden kulağımı kapıya dayadım ama tüm vücudum tir tir titriyordu. “Baba, ne dersin sen? O kız çok küçük. Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum,” diye bağırdı Demir. “Olmaz, Ahmet Ağa. Zelal’im daha küçük, okuyacak o. Onun hayalleri var. Hayallerini yıkan ben olmak istemiyorum. Kızım benim kıymetlim. Bu dediğin olmaz. Ben senin kızını gelir isterim. Açela kızımdan sonra o da benim kızım olur,” diyen babamdı. Bir kez daha babamla gurur duydum. Desteğini hiçbir zaman benden esirgemediği gibi yine dimdik arkamda durmuştu. Babam benim bu hayattaki tek servetimdi. Onun bir yokluğu aklıma gelince bile delirecek gibi hissediyordum. “Allah’ım, benim ömrümden alıp babama ver,” dedim fısıltıyla. “Hüseyin Ağa haklısın, bir şey diyemem. Lakin kan aksın istemem. Kızını yine okuturum, çalışmak isterse çalışmasına izin veririm. Ne derse kabulüm,” dedi Ahmet Ağa. O an kararımı ne yazık ki babam ve abilerim için vermiştim. Onların tırnağına zarar gelse ölürdüm. Bu bedel asla Jehat abim için değildi; babam, Siyam abim ve Robar abimin hayatı içindi. Bir saniye bile düşünmeden kapı kolunu indirip odaya daldım. Tüm bakışlar kapıdaki kişiye, yani bana döndü. Kan çanağına dönen gözlerimi gören babam ve abim, bu hâlimi görünce önce yutkundular. Siyam abim ayağa kalkarak birkaç adımda yanıma geldi. “Zelal kızım…” diyen babamın sesini duyduğumda ise çoktan güvenli limanım olan Siyam abimin kollarındaydım. “Güzelim, nasıl kıydın sen zeytin gözlerine?” dediğinde daha çok sokuldum göğsüne. Gözyaşlarım sinesini ıslattı. Bir süre kollarında soluklandım. Başıma bir öpücük kondurdu ve kollarından ayrıldım. Gözlerimin benzeri olan abime baktım. “İstemediğin hiçbir şey olmayacak,” dedi, güven verircesine. Biliyordum; ben istemiyorum dediğim hiçbir şeye beni zorlamazdı. Sadece başımı salladım. Sonra babamın yanına gittim. “Kusura bakma baba, destursuz girdim odaya,” dediğimde, “Gel buraya,” diyerek beni göğsüne çekti, sıkıca sarıldı. Babam saçlarımı okşayıp başıma bir öpücük kondururken kollarından ayrılmadan yönümü karşımda duran Ahmet Ağa ve Demir’e çevirdim. Demir’in bakışları, ağlamaktan kızarmış gözlerime değdi. Yüzümün her bir yerine dikkatlice baktıktan sonra yutkunduğunu gördüm. Uzun siyah saçlarıma, kavruk tenime baktıkça gözlerinde anlamlandıramadığım bir duygu beliriyordu. Bakışları yeniden gözlerimde bir süre oyalandı. Az önce konuştuklarını duyduğumu anladığı anda gözlerini kısıp “yapma” der gibi baktı. Kendimi toparladım ve bakışlarımı ondan çektim. Babama döndüm. Kararımı vermiştim ve bunu herkesin duymasını istiyordum. “Ben bu evliliği kabul ediyorum,” dediğimde bütün gözlerin şaşkınlıkla bana döndüğünü biliyordum. Ama benim bakışlarım sadece babamdaydı. Açela yengemin “Nee?” dediğini duydum. Abimin sesi ise daha sert ve keskindi. “Ne saçmalıyorsun, Zelal?” Siyam abime bakmadım. “Baba, Ahmet Ağa… Ben bu evliliği kabul ediyorum. Yalnız şartlarım var,” dediğimde son cümlem Ahmet Ağa ve Demir’eydi.
devam ediyor 3g önce güncellendi YENİDEN ÖLDÜĞÜM GÜN
@sonsuzluksb
Okuma
16.73k
Oy
1.64k
Takip
105
Yorum
1.92k
Bölüm
77
“Bu delilikse ben zaten deliyim. Onun için bir hiç olmaktansa cehennemi olmayı yeğlerim.” *** Liora Teniz, bir gece hayatında hiç görmediği bir adam tarafından kaçırılır. İlk ve ikinci hayatı onun ellerinde son bulur fakat yine kaçırılacağı o geceye geri dönmekten kurtulamaz. Üçüncü hayatında ise yaşayabilmek için yeraltı dünyasının frenkıranı ile sözleşmeli bir evlilik yapmak zorunda kalır. Bu kez ölmemek için öldürmeyi göze almalıdır.
devam ediyor 3g önce güncellendi Zarina
@gumusbirkirlangic
Okuma
2.02k
Oy
166
Takip
103
Yorum
37
Bölüm
9
Karadeniz`de aşklar fırtına gibi kasıp kavurur. Mardin`de ise sessiz yaşanır. Zarina, ait olduğu topraklar kadar sertti. Susmayı değil, dik durmayı öğrenmişti. Ta ki Karadeniz`in hırçın rüzgârını sırtında taşıyan o adama kadar; Komiser Demirhan Çakır. Abisinin arkadaşı. Onlar aynı şehrin insanı değildi. Aynı geçmişten de gelmiyorlardı. Ama aynı ateşin tam ortasına düşmüşlerdi.
devam ediyor 3g önce güncellendi Karanlıkta Çekilen
@eyciste
Okuma
8.15k
Oy
744
Takip
109
Yorum
623
Bölüm
35
Defile salonu, büyüleyici bir ışıltı içinde kaybolmuştu. Podyumun başında, yüksek sesle çalan müzikle birlikte modellerin adımları yankılanıyordu. Ama bir anda ışıklar Tamar`a odaklandı. O an, bir nefeslik sessizlik oldu ve hemen ardından flaşlar patlamaya başladı. Tamar, podyuma ilk adımını attığında, salon bir anda çılgınca heyecanlandı. Kameralar ardı ardına çekim yaparken, herkesin gözleri onun üzerindeydi. Altın rengindeki elbisesi, ışıklarla adeta parlıyordu. Her adımında zarafetiyle bütün salonu büyüleyen Tamar, topuklarının şık sesiyle her adımda gücünü ve özgüvenini sergiliyordu. Flaşlar, salonu aydınlatan bir ışık seline dönüşürken, Tamar’ın içi biraz karıştı. Bu kalabalık, bu gözler, hep ona bakıyordu ama o, gözlerini sadece podyumun sonuna odaklamıştı. Kapanışa yaklaşırken, bir an bir şey hissetti. Bir bakış, bir duruş… Gözleri podyumun sonundaki adamla kesişti. Vasil, ışıkların arasında, tüm kalabalığın içinden Tamar’a odaklanmıştı. Gözleri ona kilitlenmişti, bir şeyler vardı, bir çekim… Tamar’ın her hareketi, her zarif adımı, onun içindeki gizli merakı uyandırıyordu. Ama Tamar, sadece podyumu tamamlamaya odaklanmıştı. Defilenin sonunda, Tamar podyumu terk ederken, hala arkasında kalan bakışları hissediyordu. Her adımda, o bakışların ona olan etkisi, Tamar’ı huzursuz etti. O an, yalnızca bir model değildi; o, geçmişin ve geleceğin kesişim noktasıydı.
devam ediyor 3g önce güncellendi KADERİM SENSİN❤️
@bulutunyagmuru
Okuma
27
Oy
11
Takip
7
Yorum
35
Bölüm
2
Yasak bir aşktan kaçan bir adam, başka yerde yasak bir aşktan kaçan başka bir kadın... İki ayrı yürek, iki ayrı insan... Aynı acıyı yaşayan iki kişi... Hazal ve Çınar. İki ayrı yanan, aynı kalp, aynı acı, aynı aşk...
devam ediyor 4g önce güncellendi YARALI KALPLER
@justcolourblack
Okuma
277
Oy
31
Takip
16
Yorum
181
Bölüm
5
Kulaklarım uğulduyordu. Yanlış duymuştum. Bu kadar değildi. Bunu yapmış olamazdı. Ben yanlış duymuş olmalıydım. Dolan gözlerimi babama çevirdim. Yanlış duyduğumu söylemesini istedim. Bu kadar acımasız olmadığını göstermesini istedim. Fakat aksine babam kaşlarını çatmıştı. Bu benim için son uyarıydı. Kendimi toparlamam ve karşı çıkmamam için gelen son uyarıydı. Parmaklarım kolyemin ucunu kavradığında derin bir nefes çektim içime. Abi neredesin? Babam bu sefer gerçek anlamda boynuma bir ip geçiriyor. Abi gelip beni o ipten almana ihtiyacım var. Boş ver ipi. Benim şu an kollarına ihtiyacım var. Çünkü nefes alamıyorum. Akmak isteyen yaşları geri gönderdim. Boğazımda hissettiğim o yumruyla yutkundum. Ama geçmedi. Aksine boğazım daha fazla yanmaya başladı.
devam ediyor 4g önce güncellendi IŞIĞA BIRAKILAN HAYAT
@ulusoyfatma
Okuma
147
Oy
72
Takip
3
Yorum
7
Bölüm
23
Bazı insanlar hayatımıza ışık gibi girer. Gördüğümüzde tanırız ama dokunduğumuzda korkarız. Aylin, İstanbul’dan Oslo’ya uzanan bir yolculukta, kendi hayallerini ve kalbini yeniden kurmaya çalışırken adı konmamış bir aşkla, gizlenen gerçeklerle ve suskun kalbin fısıltılarıyla yüzleşir. Bu bir aşk hikâyesi… Ama kavuşmaktan çok beklemeyi, unutmaktan çok hatırlamayı anlatıyor. Bazı hayatlar ışığa bırakılır. Bazılarıysa ışığın ardında kalır.
devam ediyor 4g önce güncellendi SIĞINTI YÜREK
@kls_dry
Okuma
6.98k
Oy
322
Takip
57
Yorum
66
Bölüm
19
Bir ağıt ne kadar acı olabilirdi? Bir yürek kaç darbeyle başedebilirdi? Bir beden hangi yangına körükle gidebilirdi? Bir kadın kaç farklı yerden kanatılabilirdi? Yüreği acıyla harmanlanmış bir kadın Midyat`ın tozlanmış sokaklarında büyüyüp kaderin kirli oyunuyla karşı karşıya kalırken, yanında kendi doğurduğu bir evladı ve içinde büyütüğü onlarca umudu vardı. Heja, diline vurulan prangalar eşliğinde ona gelecek darbeyi beklemeye başladı. Suskundu evet ancak bir gün elbet dilindeki anahtarın kilidini bulup çözülen kelimler özgürlüğünü ilan edecekti. Bu sefer yanan değil yakan olacaktı. İşte bu da Heja Akcan`ın kanlı yeminiydi...
devam ediyor 5g önce güncellendi GÖLGE DANSI
@kizilyakamoz2
Okuma
27
Oy
2
Takip
4
Yorum
0
Bölüm
1
Bir bir dünya ortaklaşa nasıl yok edilirdi? Tüm insani duygular nasıl tek bir günde köreltilip merhametin yerine güç alırdı? Evet o gündü insanlar bugün çok net hatırlayacaktı. Ilk başta diğer günlerden hiçbir farkı yoktu tabii artık her gün zordu çünkü kendi güçlerine güç katmak isteyen devletler dehşet saçmaya devam ediyordu. Fakat bu dehşetin dozu bugün daha iyiydi önceki günlerden bir fark yoktu. İnsanlar o günde zulme sessiz kalmıştı o günde yüzlerce çocuk ölmüştü. Zaten artık bunlar normal sayılmıyor muydu ki? NATO ülkelerle beraber son yüzyılda olası savaşlar hakkında bir konferans düzenlemişti. Onlarca ülkenin dışişleri bakanları, savunma bakanları ve birçok askeri oradaydı. Bazıları kötüydü evet bazıları hak yiyerek oraya oturmuştu evet ama bazıları ise adaletleri ve hak ettikleriyle oradaydı. Bu yüzden yaşanan şey asla kabul edilmeyecekti yaşanan şeyi kimse aklayamayacaktı. Saat 11.25 olmuştu toplantı yirmi beş dakikadır başlamış devam etmekteydi. Ülkeler sıra sıra fikirlerini paylaşıyor bakanlar kendi aralarında küçük fısıltılarla konuşuyorlardı. Dünya bu zamana gelene kadar birçok şey atlatmıştı. Amerika birleşik devletleri Orta Asya`da zulümlerine devam etmişti. Ve orta asya`daki varlıkları bizzat onun karşısındaki en büyük gücü yani Rusya`yı tetiklemeye devam etmişti. Devlet yıllarca sessiz kalmıştı fakat rusya amerika karşısındaki en büyük güç olduğunun farkındaydı ve bu gücü er ya da geç kullanacaktı. Kim bilir bu gücü kullanmak bugüne nasipmiş diye... Toplantı biraz daha devam ettikten sonra mola kararı verilmişti şimdi bakanlar molaya çıkacak bir süre dinlenecek ve geri geleceklerdi her şey protokole uygun bir şekilde ilerliyordu. Fakat o gün hiç kimsem molaya çıkamadı. Güdümlü bir füze hiç kimsenin beklemediği bir anda NATO binasının toplantı yapılan yerini çarptı ve dakikalar içerisinde kulakları sağır edecek bir patlama sesi duyuldu. Kim nasıl yapardı bunu, NATO`ya kim saldırmaya cürret ederd; o güç amerika karşısında dünyayı dengeleyecek güç...Rusya. Ve füzenin üzerinde yazan bir yazı: "Sovyetlerden öpücükler." Bu kadardı artık gerçekler kapıdaydı: 3 dünya savaşı... Yaşanan katliamları anlatmayacağım kullanılan silahları yapılan işkenceleri iğrenç söylentileri hiçbirini anlatmayacağım. Çünkü bunları anlatmak sadece fikir verir. Fakat dünya bir süre sonra öyle bir evde yol açmıştı ki insanları gömecek toprak kalmamıştı evler yıkılıyor arda kalan toprak mezar yeri olarak kullanılıyordu toplu mezarlar artık herkesin gündelik yaşamı gibi olmuştu. Ta ki o zamana kadar 2032. Yaşanan savaşlar büyük bir siyasi boşluk getirmişti bazı devletlerin başkanları bile yoktu bazı devletler ise teokrasiyle yönetiliyordu. Halbuki ortaya bir adam çıktı Henry Mawifo. O dünya savaşı`nı başlatan nedenlerin cumhuriyet olduğunu halkın kendi yöneticisini seçmesin bir saçmalık olduğunu söyleyen bir adiydi. Haksızdı fakat insanlar savaştan çıkmıştı ve birçoğu yalan da olsa bir koruyucuya ihtiyaç duyuyorlardı. Ve insanlar ona inandı monarşilerin gelmesi gerektiğini inandılar. Bazıları savaşmak istedi fakat dünya bir savaşı daha kaldıracak düzeyde değildi. Yeni bir savaş bu sefer canlılığı bitirirdi. Yıllar geçti payitahtlar kuruldu ilk başta gerçekten adaletliydiler belki fakat sonra gerçek yüzleri ortaya çıktı güç ve itidar için yapamayacakları hiçbir şey yoktu. Hem başka devletlere zarar verirlerdi hem de kendi haklarına zarar verirlerdi çünkü candan daha önemli bir şey vardı artık güç. Imparator Semih ve karısı Funda. Onlar artık yönetici değildi onlar artık patron olmuşlardı yedi tane çocukları vardı. Hepsi potansiyel olarak bir taht varisiydi. Aslında çocuk sayıları sekizdi. Fakat en küçük çocukların yeşim hasta olduğu için onun adını ağızlarını almazlardı utançtan sayarlardı. Onlar herkesin korktuğu bir aileydi her istediklerini yaparlardı adalet onlar için şekillenirdi. Bilmedikleri şeyse Akay Koray onlar için gelmişti, çünkü her firavunun bir Musası vardı....
Loading...