[ tutku ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 9dk önce güncellendi Mafyanın Bir’tanesi
@saarisinbomba
Okuma
412
Oy
82
Takip
23
Yorum
46
Bölüm
11
Barda gördüğü bir çift gözü arayan mafyanın hikayesi..
devam ediyor 3s önce güncellendi HIRPANİ
@contextlove8
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Zoya, sevdiği adamla evlenmek ister fakat adamın ailesi tarafından istenmez. Daha sonra ilişkisinde bir tuhaflık olduğunu anlar ve sevdiği adam aniden başka biriyle nişanlanır. Üstelik nişanlandığı kadın Adana`ya nam salmış Rezan Dağlı`nın sevgilisidir.
devam ediyor 4s önce güncellendi KIRIK KALPLER DURAĞI
@iremzz
Okuma
36
Oy
4
Takip
0
Yorum
89
Bölüm
6
Her kalbin kırıldığı bir durak, her yaranın sığındığı bir liman vardır. İstanbul`un kalabalık ara sokaklarında, zamanın durduğu, tozlu plakların ve yaşanmışlıkların koktuğu , insanların eski mektuplarını, yarım kalmış hikâyelerini, unutamadıkları anıları bıraktığı o küçük yer… Kırık Kalpler Durağı Ben oraya kaçmak için gidiyordum. O ise sessiz kalmak için. Ben başkalarının hikâyelerine dokunuyordum. O, kendi hikâyesini herkesten saklıyordu. Bir gün yine dükkânın arka tarafındaki rafların arasında onu gördüm. Her zamanki gibi sessizdi. Her zamanki gibi ulaşılmaz. Ve ben hayatımın en mantıksız cümlesini kurdum. “Benimle sevgili olur musun?” Yiğithan’ın başı yavaşça bana döndü. Yüzündeki ifade birkaç saniye tamamen boş kaldı. “…Ne?” “Sevgili olalım.” Kaşları çatıldı. “Kayra, saçmalama.” “Ciddiyim.” “Ben değilim.” Sesi sertti. Kızmıştı. Hem de gerçekten. “Ne dediğinin farkında mısın sen?” Farkındaydım. Peşimden ayrılmayan Furkan vardı. Kaçacak yerim kalmamıştı. Bunu yapmak zorundaydım. Çünkü Furkan beni onunla sevgili sanıyordu. Ve karşımda kardeşimin komutanı duruyordu. Soğuk. Mesafeli. Güven veren. “Yardım et bana,” dedim yavaşça. “Sadece bir süre.” Yiğithan uzun uzun yüzüme baktı. Sanki evet derse her şey değişecekmiş gibi. Belki de değişecekti. “Bu kötü bir fikir.” “Biliyorum.” “Sonu iyi bitmez.” “Muhtemelen.” Bir sessizlik oldu. Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi. “…Tamam.” Kalbim bir an durdu. Başımı kaldırdım. “Sadece şu çocuk senden uzak dursun diye,” dedi sertçe. “Başka anlam çıkarma.” Çıkarmadım. Çıkarmamaya çalıştım. Belki de çıkarmalıydım. Ama kimse bana aynı hatıra dükkânına tekrar tekrar gelen iki insanın, bir gün birbirinin anısına dönüşebileceğini söylememişti. Ben Kayra. Ve bu… Kırık kalplerin arasında başlayan, sahte bir sevgililiğin gerçek olmaya cesaret ettiği hikâyeydi.
devam ediyor 4s önce güncellendi Love Me Anyway
@242_outhere
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
2
Bölüm
8
Love Me Anyway, Westbrook University’de geçen; buz pateni ve buz hokeyinin kesiştiği bir üniversite dünyasında, iki kırık ruhun birbirine çarpmasını anlatır. Liora Bennet, buzun üzerinde kusursuz görünen ama duygularını sıkı sıkıya kontrol altında tutan bir buz patencisidir. Blake Carter ise üniversitenin hokey takımı Hawks’ın kaptanı, herkesin hayran olduğu ama kimseyi hayatına almayan, güçlü soyadının ve geçmişinin gölgesinde yaşayan bir oyuncudur. İkisi aynı dünyayı paylaşmak zorunda kaldıklarında başlayan çatışma, zamanla yerini bastırılması zor bir çekime bırakır. Ancak Blake’in adı sadece bir soyadı değil; Victor Carter’ın baskısı, geçmişin travmaları ve başarıya zorlanan bir hayat, onun seçimlerini giderek daha zor hale getirir. Aşk, bu dünyada kolay değildir. Güvenmek, kalmak ve “kusurlarla” sevilmek ise en zor olanıdır. Love Me Anyway, sevmenin doğru zamanını değil, doğru kişiyi bulduğunda ne kadar imkânsız görünürse görünsün yine de kalmayı seçenlerin hikâyesidir.
devam ediyor 7s önce güncellendi PUSULA 🧭
@merih_00_25
Okuma
319
Oy
45
Takip
9
Yorum
17
Bölüm
6
Onların yolları bir tesadüf eseri kesişmedi; kader, bu iki farklı dünyanın insanını aynı gökyüzünün altında sınamak için çok önceden ağlarını örmüştü. Bu hikâyede sadece ilk görüşte filizlenen naif bir aşkı değil; savaşın soğuk nefesini, ayrılıkların kavurduğu yürekleri, gözyaşının tebessüme karıştığı anları, köyün bitmek bilmez entrikalarını ve hayatın onlara sunduğu o tuhaf, trajikomik sürprizleri okuyacaksınız. Şimdi, derin bir nefes alın ve sarp dağların eteklerinde, tozlu köy yollarında başlayan bu serüvene adım atın. Pusulanız kalbiniz olsun. 🧭
devam ediyor 8s önce güncellendi AŞK KAPIYI ÇALINCA
@pile16
Okuma
6.16k
Oy
2k
Takip
38
Yorum
9.16k
Bölüm
54
Meriç ve Müge’nin Floransa tatilinde tanışmalarıyla başlayan olaylar zincirine hepiniz davetlisiniz
devam ediyor 18s önce güncellendi KALBİMDEKİ HANÇER
@contextlove8
Okuma
20.5k
Oy
2.45k
Takip
258
Yorum
432
Bölüm
18
Sibel mesleğinde tecrübe kazanmak istediği için bakıcılık yapmak ister. Babasının önerisiyle geldiği ailenin oğlu bekâr bir babadır. Kızına bakıcı bulunduğundan habersiz olduğu için görüşmeye gelen kadını, ailesinin seçtiği anne adaylarından biri sanar. Yanlış anlaşılmalarla tanışan ikili, içine kapanık bir kız çocuğu sayesinde günden güne birbirlerine alışırlar. "Hap kullanıyor musunuz?" "Anlamadım?" "Buraya evlilik görüşmesine gelmediniz mi?" diye sordu Hazar gergince. "Siz yanlış anladınız." dedi aceleyle. "Buraya sizin için gelmedim." "Ne için geldiniz o zaman?" "Kızınız için." diye hızla cevap verdi Sibel. "Bakıcı olarak geldim."
devam ediyor 21s önce güncellendi ZELDEM
@bitterimrjn
Okuma
4.1k
Oy
421
Takip
65
Yorum
483
Bölüm
19
Töre ile başlayan bir aşk hikayesi. GECE KRALİÇESİ KİTABIMIN SERİSİDİR. “Bunu yapamazlar sana,” dedi ve beni kollarının arasına aldı. “Biliyordum… Abim hayatımı mahvetti,” dedim, gözyaşlarımla boynuna sıkıca sarılarak. Ben şimdi ne yapacaktım? Bütün yük bana ve Demir’e kalmıştı. İçeriden gelen sesle Açela yengemden ayrıldım. Daha iyi dinlemek için yeniden kulağımı kapıya dayadım ama tüm vücudum tir tir titriyordu. “Baba, ne dersin sen? O kız çok küçük. Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum,” diye bağırdı Demir. “Olmaz, Ahmet Ağa. Zelal’im daha küçük, okuyacak o. Onun hayalleri var. Hayallerini yıkan ben olmak istemiyorum. Kızım benim kıymetlim. Bu dediğin olmaz. Ben senin kızını gelir isterim. Açela kızımdan sonra o da benim kızım olur,” diyen babamdı. Bir kez daha babamla gurur duydum. Desteğini hiçbir zaman benden esirgemediği gibi yine dimdik arkamda durmuştu. Babam benim bu hayattaki tek servetimdi. Onun bir yokluğu aklıma gelince bile delirecek gibi hissediyordum. “Allah’ım, benim ömrümden alıp babama ver,” dedim fısıltıyla. “Hüseyin Ağa haklısın, bir şey diyemem. Lakin kan aksın istemem. Kızını yine okuturum, çalışmak isterse çalışmasına izin veririm. Ne derse kabulüm,” dedi Ahmet Ağa. O an kararımı ne yazık ki babam ve abilerim için vermiştim. Onların tırnağına zarar gelse ölürdüm. Bu bedel asla Jehat abim için değildi; babam, Siyam abim ve Robar abimin hayatı içindi. Bir saniye bile düşünmeden kapı kolunu indirip odaya daldım. Tüm bakışlar kapıdaki kişiye, yani bana döndü. Kan çanağına dönen gözlerimi gören babam ve abim, bu hâlimi görünce önce yutkundular. Siyam abim ayağa kalkarak birkaç adımda yanıma geldi. “Zelal kızım…” diyen babamın sesini duyduğumda ise çoktan güvenli limanım olan Siyam abimin kollarındaydım. “Güzelim, nasıl kıydın sen zeytin gözlerine?” dediğinde daha çok sokuldum göğsüne. Gözyaşlarım sinesini ıslattı. Bir süre kollarında soluklandım. Başıma bir öpücük kondurdu ve kollarından ayrıldım. Gözlerimin benzeri olan abime baktım. “İstemediğin hiçbir şey olmayacak,” dedi, güven verircesine. Biliyordum; ben istemiyorum dediğim hiçbir şeye beni zorlamazdı. Sadece başımı salladım. Sonra babamın yanına gittim. “Kusura bakma baba, destursuz girdim odaya,” dediğimde, “Gel buraya,” diyerek beni göğsüne çekti, sıkıca sarıldı. Babam saçlarımı okşayıp başıma bir öpücük kondururken kollarından ayrılmadan yönümü karşımda duran Ahmet Ağa ve Demir’e çevirdim. Demir’in bakışları, ağlamaktan kızarmış gözlerime değdi. Yüzümün her bir yerine dikkatlice baktıktan sonra yutkunduğunu gördüm. Uzun siyah saçlarıma, kavruk tenime baktıkça gözlerinde anlamlandıramadığım bir duygu beliriyordu. Bakışları yeniden gözlerimde bir süre oyalandı. Az önce konuştuklarını duyduğumu anladığı anda gözlerini kısıp “yapma” der gibi baktı. Kendimi toparladım ve bakışlarımı ondan çektim. Babama döndüm. Kararımı vermiştim ve bunu herkesin duymasını istiyordum. “Ben bu evliliği kabul ediyorum,” dediğimde bütün gözlerin şaşkınlıkla bana döndüğünü biliyordum. Ama benim bakışlarım sadece babamdaydı. Açela yengemin “Nee?” dediğini duydum. Abimin sesi ise daha sert ve keskindi. “Ne saçmalıyorsun, Zelal?” Siyam abime bakmadım. “Baba, Ahmet Ağa… Ben bu evliliği kabul ediyorum. Yalnız şartlarım var,” dediğimde son cümlem Ahmet Ağa ve Demir’eydi.
devam ediyor 22s önce güncellendi Gecenin Kalıntısı
@ennur
Okuma
80
Oy
25
Takip
6
Yorum
233
Bölüm
9
" Sahte sevgiler gerçeklere tutulan bir aynadır. " " Toz bulutu gibiydi insanın içi. Işıltılı ve bir yörünge içerisinde. Ama her toz bulutu görünmez değildir. Bazıları için siyah bir nesneyi beyaza çevirecek kadar göz çarpıcıdır. " Kaybolmak istiyor insan, her şeyi geride bırakmak istiyor. Tüm bu zorlukların arasında yaslanabileceği bir omuz, bağlanabileceği bir kişi arıyor. Gerçekten sevilmek istiyorum. Oyunlar olmadan, yalanlar olmadan, sahtelikten uzak bir yaşam istiyorum. Güvenmek zor geliyor bazen. Yıllardır uyutulup gerçeklerle yüzleştiğin an en çok kırılıyormuş insan. Geçmişi unutmak istersin hatta geleceğine odaklanmak en büyük amacın olur. Ama bazı insanlar vardır ki, sen ne kadar geleceğine baksan da onlardan gelen geçmişin izleri geleceğine kalıntılar bırakır. " Bu gece birileri anlatacak birileri ise susacak altın ayaz kızı. Bil ki eğer susarsan araya bıraktığın boşluklardan ışık illaki dışarı sızar. İçinden taşacak onca şey varken kusurlarını gizlemen imkânsız. " Altın ayaz demişti bana. Nedendi? ... " Kusur gibi gördüklerin diyorum. Kafanda açtığın bir başkaları için savaşların sonucunda ortaya çıkan o leken. Hikâyen nasıldır bilemiyorum. Ama şunu unutma ki; her iz bir dokunuş, her dokunuş ise bir yeniden doğuştur. " ... " Seni burada kalıcı tutan nedir? " bir süre dövmesine baktıktan sonra bana başını kaldırırken hiç beklemediğim bir cevapla elini cebine atıp bir kolye çıkarmıştı. Ardından sol elimi kaldırarak kolyeyi avucumun içine bırakmıştı. Ve o sözleri kurmuştu bana. " Belki bir gün yine karşılaşırsak kendi içimdeki tutsaklığımı sana kırmak isterim. O yüzden bu kolyeyi o güne kadar boynunda sakla. Kolyeyi hiç çıkarma ki o gün geldiğinde seni kolyeden tanıyabileyim. " " Şimdilik kendine iyi bak ve kimseye bağlı kalma. " demişti...
devam ediyor 23s önce güncellendi Mavi Vatan’nın Gölgeleri
@iremzz
Okuma
7.2k
Oy
446
Takip
69
Yorum
74
Bölüm
33
Zeynep Kartal İzmir`de babasının baskısından kaçıp öğretmenlik yapmak için atandığı bu şehirde hayatı gayet sakindi. Ta ki o komutanla Yavuz Akalp`le tanışıp hayatı altüst olana kadar... Kendini bir anda silahların, çatışmaların ortasında bulur. Onu korumayı kendine görev edinen kişi ise sert mizacı, keskin dili ve sarsılmaz disipliniyle tanınan bir SAT komandosu: Üsteğmen Yavuz Akalp. Başta sadece bir görev gibi görünen bu yakınlık, zamanla ikisi için de daha karmaşık bir hâl alır. Tehlike her adımda peşlerindeyken, güven ve mesafe arasında kurdukları o ince denge giderek kırılmaya başlar. Bir yanda ülkeyi hedef alan büyük bir plan, diğer yanda inkâr edilen duygular... Kuralların, sınırların ve gururun ortasında sorulması gereken tek bir soru kalır: Bazen kalbi korumak mı daha zordur, yoksa birini gerçekten sevmek mi?
devam ediyor 23s önce güncellendi Karanlıkta Çekilen
@eyciste
Okuma
10.96k
Oy
899
Takip
138
Yorum
699
Bölüm
40
Defile salonu, büyüleyici bir ışıltı içinde kaybolmuştu. Podyumun başında, yüksek sesle çalan müzikle birlikte modellerin adımları yankılanıyordu. Ama bir anda ışıklar Tamar`a odaklandı. O an, bir nefeslik sessizlik oldu ve hemen ardından flaşlar patlamaya başladı. Tamar, podyuma ilk adımını attığında, salon bir anda çılgınca heyecanlandı. Kameralar ardı ardına çekim yaparken, herkesin gözleri onun üzerindeydi. Altın rengindeki elbisesi, ışıklarla adeta parlıyordu. Her adımında zarafetiyle bütün salonu büyüleyen Tamar, topuklarının şık sesiyle her adımda gücünü ve özgüvenini sergiliyordu. Flaşlar, salonu aydınlatan bir ışık seline dönüşürken, Tamar’ın içi biraz karıştı. Bu kalabalık, bu gözler, hep ona bakıyordu ama o, gözlerini sadece podyumun sonuna odaklamıştı. Kapanışa yaklaşırken, bir an bir şey hissetti. Bir bakış, bir duruş… Gözleri podyumun sonundaki adamla kesişti. Vasil, ışıkların arasında, tüm kalabalığın içinden Tamar’a odaklanmıştı. Gözleri ona kilitlenmişti, bir şeyler vardı, bir çekim… Tamar’ın her hareketi, her zarif adımı, onun içindeki gizli merakı uyandırıyordu. Ama Tamar, sadece podyumu tamamlamaya odaklanmıştı. Defilenin sonunda, Tamar podyumu terk ederken, hala arkasında kalan bakışları hissediyordu. Her adımda, o bakışların ona olan etkisi, Tamar’ı huzursuz etti. O an, yalnızca bir model değildi; o, geçmişin ve geleceğin kesişim noktasıydı.
devam ediyor 1g önce güncellendi İKİ DÜNYA
@kitapseverburaya
Okuma
327
Oy
26
Takip
8
Yorum
10
Bölüm
13
İki dünya vardı benim için. Biri, içinde bana dair tek bir gram sevgi barındırmayan ama yine de uğruna her şeyimi feda edebileceğim o karanlık geçmişimdi. Adına ne dendiğini bilmiyordum, bilmek de istemiyordum. Hayatım hep sevgisiz, hep buz gibi geçmişti. Kimsesizliğe o kadar alışmıştım ki, yalnız kalmaya mecbur bırakılarak yalnızlığı tırnaklarımla öğrenmiştim. Ama şimdi... Şimdi biri çıkıp gelmişti ve sanki hayatımı, inancımı, tüm doğrularımı tek bir hamlede tepe taklak etmeye ant içmişti. Benim kaderimde mutlak bir yalnızlık vardı; ve o adam, benim kader çizgimde asla yoktu. Ama hayat beni öyle bir yerden vurdu ki... Sanırım artık kaderim bile tamamen onun ellerindeydi. — Cengiz KAYALI
devam ediyor 2g önce güncellendi AZE
@kelebekleroldu1
Okuma
30.13k
Oy
1.94k
Takip
199
Yorum
288
Bölüm
48
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı`nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
devam ediyor 2g önce güncellendi ÇAKIR RENGİNDEKİ MEKTUP
@umudun_rengi00
Okuma
876
Oy
99
Takip
34
Yorum
23
Bölüm
18
❝Ait olmadığın bir yerle savaşın bittiğinde, sonucu ne olursa olsun her zaman gitmen gerekir.❞ ~ "Gerçek özgürlük senin için hiçbir zaman bu taştan konak olmadı," dedi fısıltıyla. "Çünkü bu duvarların içinde sevgi dışında her şey var." Kulağıma değen saçlarımı geriye çekti. Nefesi bu kez boynuma çöktü. Sıcaklığı tenimde iz bırakır gibiydi. "Ve sen buraya özgür olmak için gelmedin. Esir olacağını bile bile geldin. Yine de özgürlük diye yanıp tutuşuyorsun." dedi, bu uğurda kendimi bile yakacağımdan habersiz. Sözleri kadar yakınlığı da kaçacak yer bırakmıyordu. Gözlerim kendiliğinden kapandı. Vücudumdan geçen ürperti korkudan çok tanıdık bir teslimiyet gibiydi. "Bir gün," diye mırıldandı, sesi umut kadar yumuşaktı, "sana özgürlüğün gerçekten ne olduğunu göstereceğim, komşu kızı." Sırtım tamamen göğsüne yaslanmıştı artık. Nefes almak bile zor geldi. "O gün geldiğinde, sana ‘özgürsün’ diyerek zincir takan herkes arkamızda kalacak. İntikamın için kinin en büyük silahın,” Bir an durdu. Nefesi kulağımın dibinde ağırlaştı. "Ben ise," dedi alçak bir sesle. Gözlerimi daha sıkı kapattım, açmaya korktum "o karanlıkta yürürken elini bırakamayacak kadar sana adanmış, sadece sana ait olan yoldaşınım." ~~ Onu tanıdım... Ya da en azından tanıdığımı sandım. Karanlığın içinde büyüyen bazı insanlar vardır; kim olduklarını anlatmaya gerek kalmaz, gözlerindeki boşluk her şeyi söyler. O da öyleydi. Bir bakışında terk edilişin izleri, bir gülüşünde işkencenin soğukluğu saklıydı. Hangi yüzüyle karşılaşacağını kimse bilemezdi. Bazen sessiz, ürkek, gözleri dolmuş küçük bir kız gibi konuşurdu. Sonra birden değişirdi; ses tonu sertleşir, bakışları buz keserdi. O an yanındaki insanın içini donduracak kadar soğuk olurdu. Sonra bir kahkaha atar, sanki az önceki hâli hiç olmamış gibi davranırdı. Kim olduğunu sormayın. Çünkü bir cevabı yok. Ya da belki çok fazla cevabı var... ~
devam ediyor 2g önce güncellendi BİR SERÇE'DEN GERİYE - MAFYA KURGUSU
@moprhesuse
Okuma
507
Oy
46
Takip
29
Yorum
16
Bölüm
8
Yalnızlığın kimsesizlğin hiçliğin kıyısında adım adım ilerleyen Feride Meva Ahlas, mutlak gerçeğin bütün ürkünç ve doğruluğuyla Ejder denilen bir ` Mafya bozuntusu `karşılaşır. Hayatının asıl o zaman değiştiğini kimse bilmese de annesi her şeyi en başından bilmekte ve yakından tanık olmaktadır. ༺═────❦─────═༻" "Ne var kardeşim bu adamda? Ne sus sus deyip duruyorsunuz? Neden korkacakmışım?" `...` "Adım ejder , bu kadarı da yetmiyorsa diğerlerine `insan kasabı ` diye sorarsan onlar beni titrek parmaklarıyla göstereceklerdir minik serçe" 🪽 Bu kurgunun tüm hakları saklıdır. Metnin tamamı veya herhangi bir bölümü yazarın açık izni olmaksızın hiçbir şekilde çoğaltılamaz yayımlanamaz veya farklı platformlarda kullanılamaz. Aksi bir durumun tespiti halinde gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Bu kurguda yer alan olaylar karakterler ve davranışlar tamamen hayal ürünüdür. Anlatılan unsurların gerçek hayatla herhangi bir bağ kurulmadan yalnızca kurgu çerçevesinde değerlendirilmesi önemle rica olunur. Metinde yer alan hiçbir durum veya davranış gerçek yaşamda kabul edilebilir ya da örnek alınabilir nitelikte değildir.
devam ediyor 2g önce güncellendi PERİ KAFESİ
@zerdagkc
Okuma
19
Oy
13
Takip
0
Yorum
2
Bölüm
5
Yaşamın, sadece Büyülü Orman sınırları içinde devam edeceğini düşünen Zestia, günün birinde kalkanı aşarak insanların dünyasına dahil olur. Periler olarak tek hedefleri; Zarperyon`nun yarattığı türleri bir araya getirerek kalbi yeniden birleştirmek ve insanların kurduğu Beyaz Cübbe örgütünü yok etmektir ama hiçbir şey bekledikleri gibi kolay olmayacaktır. Aşkı sadece kalbinde ve zihninde değil, kanatlarının çırpınışında bile hisseden bir peri masalının sonu neye benzer?
devam ediyor 2g önce güncellendi URUNGU
@hareketliruh
Okuma
952
Oy
113
Takip
41
Yorum
31
Bölüm
32
Bazen devlet, en sessiz anında bile tetiktedir. Sokaklar sıradan görünür. Ama perde arkasında nefesler kısılır, haritalar yeniden açılır ve ülkenin kaderi tek bir karara bağlı hâle gelir. Bu kez karşılarında sıradan bir örgüt yoktu. Eylemlerinin satır aralarında çok daha büyük, çok daha hesaplı bir planın izi vardı. Hedefleri bir şehri yakmak değil, bir geleceği kesmekti. Bu yüzden iki tim devreye alındı: Turan ve Kurt. Biri hamleleri önceden görürdü. Diğeri taşı kaldırmadan önce zaten harekete geçmişti. Birlikte hareket ettiklerinde ortaya çıkan şey ne zaferdi ne yenilgi — sadece hayatta kalmanın o ağır, sessiz gerçeğiydi. Bu hikâye o gerçeğin izini sürüyor. Ve bazı şeyler, ödendiğinde bile geri alınamaz. Not: Bu eserde geçen askerî unsurlar, operasyonlar, örgütler, mekânlar ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kurum veya yapılarla ilişkilendirilemez.
devam ediyor 2g önce güncellendi DEMİRLİMAN (Her Pazar Yeni Bölümleriyle)
@abbymoonrise
Okuma
3.25k
Oy
360
Takip
46
Yorum
87
Bölüm
30
Yeni gelen Alman teknik direktörden sonra yaşadığı sakatlık üzerine Yavuz için artık altyapısından çıktığı Trabzonspor defteri acı bir şekilde kapanmıştır. Yeni başlangıçlar için geldiği Demirliman Spor Kulübü’nde “Alabora” taraftar topluluğunun hedefi haline gelir. Gece Mavisi ve Çelik Grisi formanın ağırlığı tüm bedenini sarmışken Demirliman Kadın Futbol Takımının kaptanı Asiye de dertleri arasına eklenir. Liman Kızı, kulübün rekor para vererek kadrosuna kattığı Yavuz’u boğmamak için kendini zor tutarken, ikinci şansını iyi değerlendirmek isteyen Yavuz tüm bu zorluklara göğüs gerebilecek midir? Kuzeyin Oğlu ile Limanın Kızı... Bu gri şehrin gördüğü en tutkulu fırtına. UYARI: Kitap ilerleyen bölümlerde cinsel içerik barındıracaktır. Eser miktarda da olsa argo ve küfür kullanımı vardır.(gerçekten eser miktarda) Rahatsız olacak olan okuyucuların bunları bilerek kitaba başlamalarını tavsiye ederim. İzinsiz olarak kopyalayan, çalan, intihal yapanlar hakkında yasal yollara başvuracağımı peşinen bildiririm. Keyifli okumalar dilerim...
tamamlandı 2g önce tamamlandı KAN BORCU I (BERDEL) [DEVAM EDİYOR]
@yazar.metinbey
Okuma
86
Oy
15
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
6
Almanya`da doğup büyüyen Aslı, ailesiyle birlikte memleketi Diyarbakır`a tatile gelir. Hayatı boyunca özgürlüğüne düşkün olan Aslı`nın tek amacı, ailesiyle güzel zaman geçirmektir. Ancak kaderin onun için hazırladığı yol tamamen farklıdır. Murat Hasımoğlu, bölgenin en köklü ve saygın ailelerinden birinin tek oğludur. Ailesinin değerlerine sıkı sıkıya bağlı, güçlü ve kararlı bir gençtir. Geçmişte yaşanan bazı kırgınlıklar, iki aileyi yıllar sonra yeniden karşı karşıya getirir. Aile büyüklerinin aldığı ortak karar sonucunda, geçmişe sünger çekmek ve iki aile arasında kalıcı bir barış sağlamak için tek bir adım atılmasına karar verilir: Aslı ve Murat`ın evlenmesi. Birbirini hiç tanımayan, iki farklı dünyanın insanı olan Aslı ve Murat, ailelerinin huzuru için bu zorunlu kararı kabul eder. Başta sadece bir mecburiyet olan bu evlilik, zamanla Almanya`dan gelen asi bir kız ile geleneklerine bağlı bir adamın birbirlerini anlama serüvenine dönüşür. Farklılıkların gölgesinde, inatçı iki kalbin hikayesi...
devam ediyor 3g önce güncellendi LUNABELLA: İlk Resital
@t_beyzz
Okuma
9
Oy
5
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
5
Lunabella... Ay gibi güzel... Ama onun için daha çok `ulaşılmaz` demek. Kendine bu ismi verdiğinde doğduğu dünyanın karanlığını düşünmüştü. Kendi yolunu kendi aydınlatmalıydı. Yanmayı bile göze alırdı. Kendi için gerçekten bir şey istemişti ve yanmayı dahi göze aldı. Her aydınlığa sebep olan bir karanlık vardı. İşte başta, en çok da bu yüzden Lunabella`ydı. Lunabella daha güçlüydü, daha soğuk görünürdü ve ulaşılmayacak kadar uzaktaydı. Tüm bakışlar onun üzerindeydi. Sahne ışıklarının altında kusursuz bir soprano, ulaşılmaz bir ses, dokunulmaz bir hayaldi. O bir ay gibi parlarken sahnede herkes ne kadar büyüleyici olduğunu konuşurdu. Kimse daha ilerisine gidemezdi. İşte en sonunda da bu yüzden Lunabella`ydı. Çünkü o ulaşılamazdı. Ancak o ışıkların ardında gölgelerin arasına saklanan gerçekler, karanlık bir dünyanın ve silinmeyen bir geçmişin emarelerini taşıyordu. Tüm bunlara sebep olan o karanlık, bir başkasının doldurduğu varlığıyla artık daha az yalnız hissettiriyordu. Daha az korkunç, daha katlanılabilir. Daha cesur, daha özgür. Gerçek sen, sen olduğunda bir insanın yanında; kim bu güveni hissetmezdi ki? Kim buna tutunmazdı? Bir ilk yaşanıyordu. Valerio ona yaklaşırken, Isabella ilk kez kendini güvende hissetti. Isabella ona güvenirken, Valerio ilk kez tereddüt etti. Ne var ki bazı ilkler, sonu getirir; Sonuçta... ay bile ışığını ödünç alırdı, değil mi? -
devam ediyor 3g önce güncellendi AŞKA TUTSAK +1&
@asi_zambak7
Okuma
10.18k
Oy
953
Takip
73
Yorum
1.09k
Bölüm
34
Eğlence hayatına düşkün bir kadın Ahu Özdemir, milyarder yakışıklı Bora Ateş Karahanla yolları kesişirse.. Ahu tam bir eğlence düşkünü, yeme içme, moda giyim ve eğlenmek.. Ona sadece bunları deyin ha birde çikolata bağımlısı.. Bora iş hayatına önem veren hayatında aşkı tatmayan zengin bir milyarder.. Peki birgün gittiği gece kulübünde Ahu Özdemiri görürse... Asla tanışmaması gereken bu ikilinin hayatında neler olur dersiniz?
devam ediyor 3g önce güncellendi Bataklık Gülleri
@balveca
Okuma
897
Oy
63
Takip
25
Yorum
9
Bölüm
28
İncelikle rivayet edilmiş kutsal kitaptan bir adam cümleler okurdu. Kadın adamı dinler ve iman ederdi. Adamın sözcüklerinin kıyısına köşesine kıvrılır, uyuklardı. "Biraz daha dinlemek istiyorum." Kadın, mahmur sesiyle mırıldandı. Adamın gözlerinden inci taneleri gibi dökülen merhamet, kadının yanaklarındaki çukurda birikmeye başladı; ona kıyamıyordu. "Uykun geliyor, Eslem." Kadın, küçük bir kız çocuğu gibi dudaklarını büktü. Adam, o dudaklara buse kondurdu. Kaderleri, pembe bir alın yazısı gibi gözüküyordu. Fakat kaderlerini yazan kalem tükenmişti. Yarım kalan kaderlerini adam ısrarla yazma çalıştı. "Bu evren ve hayat sen varsın diye var. Eğer yoksan yok." Kadın bir aynayla anlaştı; ruhunu sattı. Adam, açık artırmaya çıkmış bu ruhun peşine düştü. İşte bu noktada kaleme mürekkep doldurdu. Yazdı... Yazdı... Ve kadını sevdi.
devam ediyor 3g önce güncellendi Malkoçoğlu
@useeer55
Okuma
62.64k
Oy
4.51k
Takip
345
Yorum
1.41k
Bölüm
68
Kendi halinde yaşayan tıp fakültesi öğrencisi Kayra bir gün fazla miktarda paraya ihtiyacı olduğu için ek iş aramaya başlar.Arkadaşı sayesinde bulduğu tekerlekli sandalyeye bağlı bir adamın bakımını üstlenme işini başta kabul etmez fakat sonra kararı değişir. Bakacağı adam yani Doğan önceki nişanlısı yüzünden kadınlara güveni olmayan ketum bir iş adamıdır. Kader yine de ağlarını örer ve onları bir araya getirir. Peki onlar bir arada kalmayı başarabilecekler midir? "Benimle hiç konuşmayacak mısınız?" Yüzünde herhangi bir duygu belirtisi yoktu."Pekâlâ bende kendi kendime konuşurum.Yapmadığım şey değil sonuçta" yine tepki vermedi.Hep yaptığı gibi sadece yüzüme baktı.
devam ediyor 3g önce güncellendi YANIK YAKARIŞ - Kırık Yıldız (+)
@mrvnkorkmaz
Okuma
4.19k
Oy
286
Takip
21
Yorum
1.59k
Bölüm
38
Sanki insanların ayakları altında ezilen, her adımda biraz daha değersizleşen bir araziydim. Kara topraklarım susuzluktan, en çok da değersizlikten çatlamıştı; ne bir yeşerme ümidi ne de uğruna uğraşılacak bir verim kalmıştı. Herkes ezip geçmiş, kimsenin ayak basmayacağı bir çöle dönmüştüm adeta. Ta ki bir gün, avuçlarında masumiyetin safiyetine sahip izlerle küçük bir erkek çocuğu gelene dek. Hiç tereddüt etmedi, avuçlarında gizlediği beyaz nilüfer tohumunu kurumuş kara topraklarımda sakladı. Yıllardır çektiğim su hasreti, küçücük bir erkek çocuğunun küçücük elleriyle bana emanet ettiği o umutla son bulmuştu. O umut bana o gece yağmuru getirdi. O umut beni o gece bataklığa dönüştürdü
Loading...