[ Genç Kız Edebiyatı ] - Kitap Listesi
devam ediyor 2dk önce güncellendi
Sil Baştan/Gerçek ailem
@_dalya_
Okuma
17.6k
Oy
1.62k
Takip
180
Yorum
321
Bölüm
26
Çaresizlik... Belki de bu hayatta en utandığım duygu çaresizlikti. En dipte olmak benim için garip değildi. Alışkındın en dipte olmaya ama dipte olmak bir o kadarda yabancı geliyordu.
Güçlü olmak bir zorunluluktu benim için. İstemediğim bir yerde asla durmam. Beni istemeyini bende istemem
devam ediyor 11s önce güncellendi
AZE
@kelebekleroldu1
Okuma
36.46k
Oy
2.2k
Takip
220
Yorum
295
Bölüm
51
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM.
***
"Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı.
"Behzat Kıvançlı`nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı.
"Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden.
Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..."
Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe.
"Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi?
Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi.
Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla.
Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim.
"Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona."
Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana.
***
BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
devam ediyor 12s önce güncellendi
JETON
@nur.66gul
Okuma
11.45k
Oy
1.8k
Takip
81
Yorum
369
Bölüm
42
Kervancıoğlu ailesi...
Gücün, paranın ve korkunun diğer adı.
Onlar kaybetmez.
Onlar yıkılmaz.
Ama bir gece...
her şeye sahip olan o aile, en değerli şeyini kaybetti.
Oğullarını.
Yıllar geçti.
Her şey kaldığı yerden devam etti.
Ama kimse bilmedi...
O çocuk hâlâ hayattaydı
Ve kendi ailesini tanımadan yaşıyordu
Aras Karahan...
Kendi kimliğini bilmeden yaşayan bir adamdı.
Ahu Çavdar ise...
o ailenin kapısından içeri bir hizmetçi olarak giren,
kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir kızdı.
Ama bazı kapılar sadece açılmaz...
kaderi değiştirirdi
Çünkü Ahu`nun attığı o adım,
sadece kendi hayatını değil...
Kervancıoğlu ailesinin geçmişini de geri getirecekti.
Ve bazı gerçekler ortaya çıktığında...
devam ediyor 15s önce güncellendi
DOKUNULMAZ LEYDİ
@bluelady
Okuma
151
Oy
12
Takip
5
Yorum
15
Bölüm
11
Parmak uçları tenimde gezinerek boynuma kadar indi.Parmakları bir süre orada oyalandıSonra aşağı doğru inip elbisenin açıkta bıraktığı kadarıyla tenimde gezinerek
"İşte böyle prenses"diye mırıldandı.
"Sadece bana bakın."dudaklarında oluşan gülümseme ürpermeme neden oldu.
devam ediyor 17s önce güncellendi
HASRET
@hayaligezegen
Okuma
110
Oy
55
Takip
12
Yorum
130
Bölüm
4
Kapıyı ısrarla çalmama rağmen açmadı. Çantamın içindeki anahtarı hatırladım. Telaşla anahtarı çıkarıp titreyen ellerimle kapıyı açtım. İçeriye girdiğimde o tanıdık kokuyla karşılaştım.
“Cihan…” diye seslendim, çıkarmaya çalıştığım zayıf sesimle. Evin içinde benim sesimden başka hiçbir ses yoktu. Telaşla odamıza gittim; yoktu. Aceleyle diğer odalara baktım. Sessizlik dışında beni karşılayan koca bir boşluktu.
Gitmişti. Cihan gitmişti.
Bu farkındalıkla kendimi daha fazla tutamadım, ağlamaya başladım. O esnada salona doğru ilerledim. Düşünceler birbiri ardına zihnime hücum ediyordu.
“Terk edildin. Korkularının kurbanı oldun…” diyen ses susmuyordu içimde.
O an artık daha fazla güçlü kalamadım; gözümün önüne bir perde indi. Elime ne geçtiyse fırlatmaya başladım. Özenle düzenlediğim evi dakikalar içinde mahvettim.
Sakinleşene kadar devam ettim. En sonunda gücüm tükendiğinde yavaşça yere oturup sırtımı koltuğa yasladım. Ayaklarımı göğsüme doğru çekip kollarımı bağladım.
Tükenmişliğin verdiği o sessizlikte, dağılan evime baktım. Olanları düşündüm.
Cihan gitmişti. Ben de cesaretsizliğimin ve korkularımın esiri olarak bir başıma kalmıştım, öylece…
devam ediyor 18s önce güncellendi
İlacın Olayım | Texting
@justieuranus
Okuma
86
Oy
15
Takip
4
Yorum
2
Bölüm
7
05**: Bak geçen gün düşünüyordum ve çok mantıklı bir şey buldum
05**: Hani belki sen saçma bulursun ama bence mantıklı işte
05**: Dedim ki eczacılık okusam ne olur senin ilacın olamadıktan sonra
05**: O yüzden sana mükemmel bir teklifim var
05**: Gel ilacın olayım, ne dersin?
🧫
21.06.26`
devam ediyor 19s önce güncellendi
Gece*gerçek ailem
@aysmsl
Okuma
4.56k
Oy
582
Takip
95
Yorum
226
Bölüm
14
14 yaşına kadar sokaklarda tek başına hayatta kalma mücadelesi veren Gece, tam 17 yıl sonra gerçek ailesini bulursa ne olur? Gece, çocukluğunu, gençliğini ve sokakların acımasızlığını geride bırakıp onu hiç aramayan ya da bulamayan bu insanları affedebilecek mi?
Mafyatik kurgudur. Karakterimiz güçlü bir kız.Klassiklerin dışında bir hikaye.
devam ediyor 1g önce güncellendi
Kana bulanan Sevda
@mirsann
Okuma
1.02k
Oy
434
Takip
13
Yorum
92
Bölüm
35
Şehir geceleri artık daha sessizdi.
Çünkü insanlar karanlığın içinde kimin dolaştığını biliyordu.
Bir tarafta…
adı bile korkuyla fısıldanan adam vardı.
Karga.
Onun gerçek adını kimse bilmiyordu. İnsanlar yalnızca bıraktığı cesetleri, susturduğu sokakları ve çöktürdüğü imparatorlukları biliyordu. Kumarhaneler, limanlar, gece kulüpleri… hepsi onun gölgesinin altına girmişti.
Masaya oturduğunda sigara dumanı bile yön değiştirirdi.
“Bu şehirde iki şey kaçınılmazdır…” demişti bir gece.
Viski bardağını yavaşça çevirirken gözleri ölüm kadar soğuktu.
“Ölüm…”
Kısa bir sessizlik olmuştu.
“…ve ben.”
İnsanlar ondan korkuyordu çünkü Karga bağırmazdı.
Sakinliği daha tehlikeliydi.
Ama sonra…
Şahin öldü.
Ve şehir ilk kez başka bir ismi konuşmaya başladı.
Kim olduğunu kimse bilmiyordu.
Nereden geldiğini…
kaç kişiyi gömdüğünü…
neden omzunda bir karga taşıdığını…
Hiç kimse bilmiyordu.
Sadece siyah araçlardan oluşan bir konvoyla İstanbul’a geldiğini gördüler. Bakır saçlarının yağmur altında ateş gibi parladığını… ve Karga’nın gözlerinin içine korkmadan baktığını.
Köprünün üstünde ilk kez karşı karşıya geldiklerinde herkes savaş çıkmasını beklemişti.
Ama silahlar değil…
kelimeler ateşlenmişti.
“Seninle böyle tanışmak çok komik oldu.”
Kızın sesinde alay vardı.
Karga ise sadece ona bakmıştı.
Uzun süre.
Sanki karşısındaki kişinin insan mı yoksa yaklaşan bir felaket mi olduğuna karar vermeye çalışıyordu.
“Buraya ne için geldin?” diye sormuştu sonunda.
Kız dudaklarındaki koyu kırmızı ruju yavaşça düzeltmişti.
“Babamı senin öldürmediğini düşünüyorum.”
İşte o an…
şehir değişmişti.
Çünkü ilk kez biri Karga’ya korkmadan yaklaşmıştı. İlk kez biri onun kurduğu karanlığın içine gözlerini kırpmadan yürümüştü.
Ve daha kötüsü…
Karga onu öldürmemişti.
Bu yüzden insanlar fısıldamaya başladı.
“Kim bu kadın?”
“Karga neden hâlâ onu yaşatıyor?”
“Gerçekten Şahin’in kızı mı?”
Ama cevap yoktu.
Çünkü o kadın bilinmezdi.
Ve bilinmeyen şeyler… yeraltı dünyasında her zaman korku yaratırdı.
Bir gece Karga’nın sağ kolu sessizce odasına girip şöyle dedi:
“Efendim… o kadın tehlikeli.”
Karga pencerenin önünde durmuş, şehrin ışıklarını izliyordu.
Sigarasının közünü karanlıkta görmek mümkündü.
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden hâlâ nefes alıyor?”
Karga birkaç saniye sustu.
Sonra boğuk sesi odanın içine yayıldı:
“Çünkü bazı insanlar öldürülmeden önce anlaşılmalıdır.”
Ama anlamadığı bir şey vardı.
Kadın da onu izliyordu.
Otelde, loş ışıklı odasında omzundaki karganın tüylerini okşarken cama yansıyan kendi gözlerine bakmıştı.
Ve fısıldamıştı:
“Karanlığın sahibi olduğunu sanıyor…”
Kuş hafifçe ses çıkarmıştı.
Kadın dudaklarının kenarını kaldırmıştı.
“…oysa karanlık bazen insanın içinde doğar.”
Şehir artık iki farklı fırtınanın arasında kalmıştı.
Bir tarafta herkesin korktuğu adam vardı.
Diğer tarafta kimsenin tanımadığı kadın.
Ve en korkuncu…
İkisi de birbirini öldürmek yerine anlamaya çalışıyordu.
Çünkü bazen yeraltı dünyasında savaş… kurşunla değil, merakla başlardı.
devam ediyor 1g önce güncellendi
Aramızda 1 Var | { yarı texting }
@lovecraft
Okuma
30.81k
Oy
3.42k
Takip
161
Yorum
2.3k
Bölüm
59
Bilindik lise aşklarını unutun, bu çok farklı bir evren 🎀
⋆ ִֶָ ๋𓂃⋆
Siz: Demet sana bişey demem gerek
Çiçek Demetim: soyle yavrum
Siz: ben senin kardeşinden fena halde hoşlanıyorum
Çiçek Demetim: ananı skm
Siz: oha Demet sen küfür eder miydin ya
Siz: LAN
Siz: Demet asla küfür etmez ananı avradini
Siz: kimsin lan sen
Çiçek Demetim: Demet in kardeşi ;)
⋆ ִֶָ ๋𓂃⋆
Kendinden bir yaş küçük erkeğe ya da kendinden bir yaş büyük kıza aşık olan herkese ithaf edilmiştir 💔
devam ediyor 1g önce güncellendi
Çalıntı Çocuk
@siren_
Okuma
765
Oy
57
Takip
112
Yorum
19
Bölüm
6
Normallerin dışında bir aile kurgusu...
İskoçya`dan Türkiye`ye uzanan bir hikaye.
.
Ardından Gordania`yı kolundan çekip tezgahkara gösterdi.
"Bak gözel abem. Bu kız taa İskoçyalardan gevur memleketlerden geldi. Dedi bana Buğra benim canım çilek çekeyyo bana çilek alacan mı? Dedim almam mı? Sana dedim kurban olsun çilek yatadana kurban olduğum."
Sonra Alp`in kolundan çekiştirdi. İkisinin ortasında Buğra vardı.
"Aha bak bu da nişanlısı kızı bir üzmüş bir üzmüş. Gönlünü almek için geliverdik buraya. Bir kapandı ayağıma bir kapandı sorma. En gözel çileğe alakta barışsın benlen hurma tanem diyiverdi de buraya gettim onları. Senden başka gözel çilek saten bulamadım burda."
Alp ve Gordania şok ile tezgahkar ise memnun bir ifadeyle bakıyordu.
"Bulaman tabi. Rahmetli anamın ata tohumlariylen eki verdim ben bunları. Güvercin boku serpiştirdim gübre diye. Tabi güzel olacak."
"Ya ya. Nası gözel abem."
Buğra tezgahkarın yaklaşmasını istedi ve kulağına eğildi. Fısıldayarak konuştu ama Alp ve Gordania onu duydu.
"Bi de biliyonmu gözel abim bu oğlan çok fakir bak şu ayağında ki çarığa taşlı maşlı erkek adam giyer mi bunu. Napsın süt oğlan mecburiyet.... çöpten buluverdi de giyiverdi... Nasıl sevindi bir göreydin. Gel sen şunu yap 15 kayme. Tüm gönüller mutlu olsun."
Tezgahkarda onun kulağına fısıldadı. Acıyıvermişti çocuğa, içi kıyılmıştı resmen.
"Çok mu fakir?"