devam ediyor 6g önce güncellendi
Alevdim, Söndürdün Beni
@yazarzerdalicicegi
Okuma
37
Oy
0
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
4
Mardin’in Dargeçit ilçesi…
Toprak, sertti. İnsanlar da toprak gibi. Dağların gölgesinde, taş evlerin arasında büyüyen her çocuk törenin yasalarıyla yoğrulurdu. Kızlar için okul sadece bir kapıydı; açılırdı ama ardında genellikle karanlık bir oda beklerdi.
Kumru, on beş yaşına yeni basmıştı. Gözleri kocaman, kalemi hızlıydı. Okul defterleri şiirlerle, gizli hayallerle doluydu. Öğretmeni Cahit Bey, onun zekâsını görünce “Bu kız köyden çıkacak, doktor olacak” derdi. Ama köyde böyle hayaller uzun sürmezdi.
O gün kadınlar, annesinin kulağına eğilip fısıldadı:
— “Kumru regl olmuş. Artık kız değil, kadın oldu.”
Bu söz evin içine ateş gibi düştü. Çünkü Kumru’nun babası Hayri, borç içindeydi. Yıllar önce, Mardin’in on dört köyüne hükmeden Ciwan Asmar’dan borç almış, karşılığında tarlasını ipotek etmişti. Borcunu ödeyemeyince tek yol kızını vermekti.
Ciwan Ağa, otuz üç yaşındaydı. Gözü kara, merhametsizliğiyle nam salmıştı. Bir bakışıyla köy meydanını susturur, bir sözüyle kan davası başlatırdı. Herkes ondan korkardı. Fakat Kumru’yu ilk gördüğü gün, içindeki taş kalp çatladı. Okul çantasını sırtına asmış yürürken Kumru, Ağa’nın zihnine kazınmıştı. O an kararını verdi: Bu kız onun karısı olacaktı.
Aşiretin büyükleri toplandı. Odanın ortasında bir mangal közleniyor, duvarlarda silahlar asılıydı. Ciwan ağır adımlarla içeri girip Hayri’nin karşısına oturdu.
— “Borç borçtur, Hayri. Tarlanı alırım, ya da kızını.”
Hayri’nin gözleri yerdeydi.
— “Ağa… Tarlamı alma. Kızım Kumru’yu sana verdim.”
Kumru’nun annesi hıçkırıklarını yutarken, Kumru titreyen sesiyle karşı çıktı:
— “Baba! Ben okumak istiyorum. Ben Ciwan Ağa’nın karısı olmam!”
Ama o evde Kumru’nun sözü değil, törenin hükmü geçerdi.
Ciwan, genç kıza baktı. Sertti, acımasızdı ama içinde yanıp duran bir şey vardı: Aşk mıydı, sahip olma hırsı mıydı, kendi bile ayıramadı.
— “Sen benim olacaksın, Kumru. Benim gözümden bile sakınacağım.”
O gece karar kesinleşti: On beş yaşındaki Kumru, otuz üç yaşındaki Ciwan Ağa’nın nikâhına verilecekti.
Kumru’nun içindeki umut ateşi, bir anda küle dönüyordu. O, özgürlüğü hayal ederken, şimdi kendi cehennemine adım atıyordu.