devam ediyor 17s önce güncellendi
Karanlıktaki Güneş
@zehrayaziyor
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
"Sana bakarken bir şeyi merak ediyorum," dedi sesi düşünceli bir tona bürünerek. "Zihnimde üç farklı İzgi var ve hangisinin gerçek olduğuna karar veremiyorum."
Merakla ona döndüm. "Üç farklı İzgi mi?"
"Evet," dedi, gözlerini gözlerime kenetleyerek. "Hangisi sensin İzgi? Her gün dükkanında unların içinde kaybolan, o sade günlük elbiselerinin içindeki naif kız mı? Yoksa o gece kulüpte, o bordo elbisenin içinde etrafındaki herkesin nefesini kesen, o ateş parçası kadın mı?"
Duraksadı, dudaklarının kenarında yine o muzip ama yakıcı gülümseme belirdi. Bakışları üzerimdeki Tweety pijamalarına, dağılmış topuzuma ve kızarmış yanaklarıma kaydı.
"Yoksa şu anda, gece yarısı karşımda Tweety`li pijamalarıyla temizlik yaparken yakaladığım, bana çocuksu bir heyecanla boynuma atlayan şu anki İzgi mi gerçek olan?"
Sorduğu soru kalbimin ritmini altüst etti. Elindeki kahve fincanını sehpaya bıraktı ve bana doğru biraz daha eğildi. Aramızdaki mesafe iyice azaldığında, o sert barut kokusuyla kahvenin aroması birbirine karıştı.
"Hangisi sensin?" diye fısıldadı tekrar. "Hangi İzgi`ye bakarken kalbim bu kadar hızlı atmalı, karar veremiyorum."
Gözlerinin içine bakarken yanaklarımın ısındığını hissediyordum ama bu sefer bakışlarımı kaçırmadım. Babamın bana öğrettiği o dik duruş, kalbimin çarpıntısına rağmen rehberim oldu.
Hafifçe gülümsedim, parmaklarımla kahve fincanının kenarında hayali daireler çizdim. "Hepsi benim," dedim, sesim her zamankinden daha kararlı ama bir o kadar da yumuşak çıkarak.
Sonra bakışlarımı tam onun o katran karası gözlerine diktim. "Dükkandaki o naif kız da benim, o gece bordo elbisenin arkasına saklanıp cesaretini toplamaya çalışan kadın da... Hatta şu an karşında bu komik pijamalarla duran, heyecandan ne yapacağını şaşıran kız da benim."
Bir adım daha yaklaştım, aramızdaki o son mesafeyi de neredeyse yok ettim. "Ama aralarında bir fark var Demir... Hepsi benim, ama sadece biri tamamen senin."
Demir, duyduğu cümleyle birlikte derin bir nefes aldı. Gözlerindeki o yorgunluk bir anda silindi, yerini tarifi imkansız bir parıltıya bıraktı.
Elini yavaşça kaldırıp, bu kez hiç tereddüt etmeden yüzüme yaklaştırdı. Baş parmağı elmacık kemiğimin üzerinde, sanki dünyanın en nadide çiçeğine dokunuyormuş gibi usulca gezindi.
"Hangi biri?" diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
"Hangisini görmek istersen o," dedim. "Senin yanındayken hangisi olduğumun bir önemi yok, çünkü ben senin yanındayken sadece `evinde` hisseden o kızım."
Demir, bu cevabımla birlikte elini ensemden saçlarımın arasına geçirdi ve beni kendine doğru çekti. Alnını tekrar alnıma yasladığında, ikimizin de nefesi birbirine karışıyordu. Az önceki o yorgun halinden eser kalmamış, bakışları o puslu, derin ve yakıcı haline dönmüştü.
"O zaman," dedi, sesi dudaklarımın üzerinde titrerken. "Benim olan hangisiyse, ona bir soru borcum var."
Gözlerimi kapatmamak için kendimi zor tutuyordum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, Demir’in bunu avuçlarının içinde hissettiğine emindim.
"Kaldığımız yer tam olarak burası mıydı?" diye fısıldadı, nefesi dudaklarıma değerken içimi titretti. "Yoksa... ben gitmeden hemen önce daha mı ileri gitmiştik?"
Hafifçe gülümsedi, ama bu kez gülümsemesi tamamen teslim olmuş bir adamın huzurunu taşıyordu. "Çünkü eğer burada kaldıysak, devam etmek için daha fazla beklemeye niyetim yok pastacı kız.”