devam ediyor 56dk önce güncellendi
KARANLIK ÇARK
@mujdeaklanoglu
Okuma
10
Oy
7
Takip
6
Yorum
3
Bölüm
1
Jandarma İstihbarat kökenli Binbaşı Metehan Alp, Ege de babasından kalan mirası geri almak için Kıbrıs Harbinden sonra, köklerinin olduğu kadim topraklara dönmek için yola çıkar. Yıllar süren savaş ve kayıplardan sonra, şeref madalyasını kazanmış ancak gazi olarak dönmektedir. Üç ailenin tek erkek evladıdır. Mirası devraldığında, çiftliğin güvenini kazmak için yola çıkmıştır ancak, kuzenleri ile yaklaşan büyük hesaplaşmaya hazırlanırken, geçmişin gölgeleri de onlarla birlikte eve dönmektedir.
Uzun yıllar boyunca ailesinden ve yurdundan uzakta savaşan Binbaşı, ailesinin tehdit altında olduğunu öğrendiğinde, geri dönmeye karar verir. Ancak bu dönüş, bir kurtuluş değil; yarım kalmış günahların, bastırılmış arzuların ve babadan oğula geçen bir lanetin başlangıcıdır.
Oysa savaş bitmesine rağmen, o topraklarda gerçekleştirmesi gereken çok fazla stratejik görevi varken, aile kökleri dönmeye mecbur etmiştir. Babası, gençliğinde sevdiği kadını düşmanına kaptırmıştır. Bu kayıp, onun hayatını ikiye bölmüş; aşkı nefrete, özlemi takıntıya dönüştürmüştür. Yıllar sonra kader acımasız bir oyun oynar: Sevdiği kadının kızı Laçin, iki aile arasındaki barışı sağlamak için Tekin Bey evlenmek ister. Aile eli mahkum buna rıza gösterir.
Aslında bu evlilik, bir barış anlaşmasından çok, geçmişin intikamıdır. Ancak, babasının henüz on yedi yaşında bir kızla evlenmeyi düşündüğü duyan Metehan, düğün günü kızı kaçırır ve kendi nikahına alır. Babası bunu duyunca küplere biner, ancak tek evladı olan Metehan’a kıyamaz. Metehan, göreve gitmeden evvel kızı amcasına ve halalarına emanet eder.
Ve tek şartı vardır, geldiğinde, kızı bıraktığı gibi bulmazsa, tüm aile mirasını Türk ordusuna feda edecektir.
Henüz çok genç yaşta gelin olan Laçin, kalbiyle değil, zorunlulukla bu evliliğe adım atmıştır. Metehan, onun gözünde sadece zırhı parlayan bir kahraman, bir koruyucudur. Oysa Metehan için bu evlilik, babasının gölgesinde alınmış bir karardır; istemediği bir bağ, kaçtığı bir kaderdir. Laçin’in onurunu korumak adına evlenmiş, ardından onu geride bırakıp savaşa gitmiştir.
On yıl sonra Metehan evine döndüğünde, geride bıraktığı ürkek kız artık yoktur
Karşısında; büyümüş, güçlenmiş, güzelliği kadar sessiz direnişiyle de dikkat çeken bir kadın vardır. Laçin, hem kırık kalbiyle hem de gururuyla ayakta durmayı öğrenmiştir.
Ve Metehan, en tehlikeli gerçeği fark eder: Artık ondan kaçamamaktadır.
Ancak kader, bu aşka bile merhametli davranmaz.
Resmi nikah için kurulan törende, geçmişin karanlığı tekrar sahneye çıkar. Metehan babası, yıllar önce kaybettiği kadının izini bu kez kızında bulur. Çünkü Laçin annesine çok benziyordur. Takıntısı aklını ele geçirmiştir. Oğlunun düğün gecesinde kızı kaçırır.
Ama bu bir düşman baskını değildir. Bu, babanın oğlundan aldığı gelindir.
Metehan, yıllar sonra dahi kendi babasının ihanetine uğrar. Laçin ise, istemediği bir evlilikten kaçarken, çok daha korkunç bir yazgının içine çekilir. Adam, kızı nikâhına almak için; evliliklerinin gayri resmi olduğunu, kızın oğluna kadın olmadığını iddia eder. Çünkü bu evlilik bir birliktelik değil, bir sahiplenme ve intikam ilanıdır.
Şimdi Metehan önünde yalnızca bir seçenek vardır: Ya babasının miras bıraktığı karanlığı kabul edecek, ya da nikahına aldığı karısını ve kendi onurunu kurtarmak için, onunla dişe diş yüzleşecektir.
KARANLIK ÇARK aşkın, takıntının ve kan bağının birbirine karıştığı; babanın düşmana dönüşebildiği,
oğlun kendi soyuna karşı savaşmak zorunda kaldığı, karanlık bir destanıdır.
Kaçmak isteyen herkesin yeniden içine çekildiği bir mekanizma, yani bu bir kader çarkı.
Kim döndürürse döndürsün sonuca kader karar verecek… Bakalım bu çarkın döngüsündeyken, karanlıktan aydınlığa ilk kim çıkacak.
Bazen onur düşmandan geri alınır.
Bazıları ise… kendi kanından boğulur…