devam ediyor 9dk önce güncellendi
KIRIK MÜHÜRÜN GÖLGESİ
@tcgokyula02
Okuma
15
Oy
4
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
5
"Hastanenin o ağır, ilaç kokan koridorlarında tek duyulan şey, makinelerin ritmik ve sinir bozucu sesiydi. Sefer Ağa yatağa adeta çivilenmişti; gözleri bir şeyleri anlatmaya çalışsa da bedeni ona ihanet ediyordu. Kapı büyük bir gürültüyle açıldığında içeri giren Aslan, Çağrı, Alaz ve Yiğit’in yüzündeki buz gibi ifadeyi gördüm. Ahsen ise tam kapının önünde, elinde tableti ve ağzına kadar dolu valiziyle duruyordu. O meşhur, herkesi kandıran `kız kardeş` maskesi artık tamamen düşmüştü. Yüzünde, bu zamana kadar sakladığı o soğuk ifadeyle abilerine baktı."
"Yiğit hırsla yanındaki sandalyeyi devirip Ahsen’in üzerine yürüdü, `O mektubu okuduk Ahsen! Kim olduğunu, neyi çaldığını, hayatımızı nasıl bir enkaza çevirdiğini biliyoruz artık!` diye bağırdı. Ahsen hiç oralı olmadı, sadece zafer kazanmış bir komutan edasıyla gülümsedi. `Öğrenmişsiniz demek... Geç kaldınız. Ben artık bu yalan dolu hayatın, bu sizin `mükemmel` ailenizin bir parçası değilim,` dedi. Bakışlarını yatakta kıpırdayamayan babasına çevirdiğinde sesi daha da soğuklaştı: `Beni evladın gibi büyüttüğünü sandın, değil mi? Oysa ben senin o çok sevdiğin şirketini, onurunu ve tüm geleceğini adım adım yaktım. Gerçek ailemi bulmaya gidiyorum, beni bir daha asla bulamayacaksınız.`"
"Ahsen masanın üzerine bir kağıt bıraktı, `Sizinle paylaştığım her ekmek zehir zıkkım olsun. Paralarınızla, mülkünüzle batın! İnşallah hepiniz ölürsünüz,` yazan notu sanki bir hançer gibi masaya çiviledi. Aslan ona hamle yapacakken Ahsen gölge gibi odadan süzülüp çıktı. Topuk sesleri koridorda yankılanıp kaybolurken, odada boğucu bir sessizlik kaldı. Not masada öylece duruyordu, abiler öfkeden çıldırmış haldeydi, babaları ise sadece sessizce akan gözyaşlarıyla o nota bakabiliyordu. Artık o odada bir aile değil, birbirine yabancılaşmış dört adam ve çaresizce ölümü bekleyen bir baba vardı."