[ Genel Kurgu ] - Kitap Listesi
devam ediyor 25dk önce güncellendi TUNDRA
@sukutunsayesi
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bu kitap, adalet beklerken yalnız kalan tüm kadınlara.
devam ediyor 2s önce güncellendi AHRAZ
@adilearslan
Okuma
9.17k
Oy
913
Takip
56
Yorum
37
Bölüm
27
Sessizliğime ses olan, feryatlarıma merhem olan bir adam vardı. Benimse... Çığlıklarımı susturan sessizliğim ve o sessizliği kirleten yalanlarım vardı. O; hem dilsiz, hem sağır. Bu hikâye; Umutlarına tutunan bir kızın değil, umudun bile sırt çevirdiği bir kalbin hikâyesi... Sessizliğiyle haykıran, Gerçeklerden saklanıp Yalanlara sığınan bir kızın hikâyesi. Bu... Zeliş`in suskun çığlığı. Tamamen hayal ürünüdür, gerçek kişi ve kurumlarla alakası yoktur.
devam ediyor 9s önce güncellendi KAPIDAKİ SÜPRİZ
@fatmanursimsek
Okuma
7.18k
Oy
1.78k
Takip
39
Yorum
769
Bölüm
46
Bir ev, bir sır ve susturulan gerçekler… Murat, gündüzleri kendi dükkânında çalışan, geceleri ise kimsenin bilmediği bir hayatı yaşayan bir adamdır. Annesinin evlilik hayalleri, mahalle baskısı ve gizlenen ilişkiler, tek bir akşamda iç içe geçer. Söylenen bir yalan, kapanan bir kapı ve geride kalan kırık kalpler… Bazı gerçekler saklandıkça büyür. Bazı suskunluklar ise en yüksek çığlıktır. Bu hikâye; aşk, korku ve cesaretsizlik arasında sıkışmış hayatların, bir çay masasında dağılan dengelerin ve “şimdi değil” denilen anların romanı.
devam ediyor 13s önce güncellendi Gerçek Ailem (abilerim mi?)
@berf1nnn_12
Okuma
98
Oy
13
Takip
8
Yorum
2
Bölüm
4
17 yıl boyunca şiddet gören Ada Yılmaz (Karakurt) yılar sonra gerçek ailesine ve abilerine kavuşması.
devam ediyor 15s önce güncellendi Habis -Gecenin Sisleri-
@rinn01
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
6
"Ya senin elin Afak?" "Ne varmış benim elimde?" "Ne mi var?" güldü, "Kulaklarında mı çınlamıyor?" diye tekrar sordu. Ben gerçekten anlamıyordum. "Niye çınlayacak?" "Eline sinmiş kokuyu, kulağına kadar getirme zahmetine girmiş rüzgarın çağrısını duymuyor musun? Toprak aç Afak. Toprak seni çağırıyor Afak. Seni istiyor Afak. İncir ağaçları hızla büyüyüp hızla soluyor Afak, sulamadın mı onları? Unuttun mu incir ağaçlarının sevdiği şeyi?" İncir ağacı, masum çocuk yemeyi severdi. Ben Habis`in mezarını o yapmıştım. Beni mi çağırıyordu? Hangi toprak kabul edecek ki bizi? Onlar yalan fısıltılar Habis, inanma onlara. Bizi hiçbir toprak saklamak istemeyecek. -- Yeryüzüne inmiş şeytan, kapılarını benim için de aç. Beni de kabul et o sofrana, yediğim tatsız. İçtiğim su yosun tutmuş. Beklediğim yağmur fırtınalara dönüşmüş. Rüzgar mı çağırmış? Hangi rüzgar seni bana taşımış, ben aç kalmışım. Duyduğum ninni ağıt olmuş, yankılarını taşımış. Ey taş duvarlar yıkılın, yolumda dönen çarkın durma vakti gelmiş. İpliğin incesi kalmış kumaşlarla da ben sarmışım. Solumdan yükselen isyan sesi sürüklemiş, kapılarını aç. Aç kapılarını fırtınaların öfkesini getirdim sana. Çarkı durdurdum, çivilerini getirdim sana. Topladığım kumaşları, kestiğim ipleri getirdim. Aç kapılarını, soframdaki sessizliğin bülbülünü getirdim.
devam ediyor 15s önce güncellendi Küllerin dansı
@mirsann
Okuma
523
Oy
86
Takip
5
Yorum
22
Bölüm
25
Bazı kadınlar kaçar. Bazıları savaşır. Yıldız, tahtı devraldı. Mafya dünyasının en karanlık adamlarından biriyle evli olan Yıldız, ihanetin ortasında sadece bir evliliği değil, hayatını da kaybettiğini sandığı bir gecede gerçeği öğrendi: Kendisini seven bir adam değil, sahiplenmek isteyen bir cellat vardı karşısında. Boşanmak istedi. Ama mafyada boşanmak yoktur. Sadece ölüm ya da teslimiyet vardır. Alihan’ın takıntısı, Yıldız’ın inşa ettiği imparatorluğu yerle bir etmeye çalışırken; tüm yeraltı dünyasının başındaki isim, Alaz Soykan sahneye çıkar. Güçlü, acımasız ve tehlikeli… ama Yıldız’a baktığında gördüğü şey bir kurban değil, doğuştan bir kraliçedir. Bir teklif yapılır. Bir evlilik. Bir koruma. Ve geri dönüşü olmayan bir kader. Yıldız, çocuğunu kurtarmak için bir canavarın karanlığına girer. Ama bilmediği şey şudur: Bazen karanlık, ışığı yutmaz… ona taç takar. Bu kitap; aşk sanılan takıntıyı, koruma sanılan esareti ve gücün gerçek bedelini anlatan bir hikâye. İhanetin küllerinden doğan bir kadının, mafya dünyasında kendi adını kanla yazmasının öyküsü. Çünkü bazı kadınlar kurtarılmaz. Tahta çıkar.
devam ediyor 15s önce güncellendi Mafya’nın Elleri
@karabacakaysen
Okuma
3k
Oy
277
Takip
28
Yorum
62
Bölüm
17
Ben bir Mafyayım. Temizlikçiye aşık olan bir mafya. Kardeşine düşman kesilecek kadar aşk sarhoşu olan bir mafya…
devam ediyor 16s önce güncellendi KABAK ÇEKİRDEĞİ Beşik kertmesi ( Güncel )
@flexian
Okuma
7.91k
Oy
867
Takip
89
Yorum
537
Bölüm
31
Instagram: azimet340 Bu hikayemin bütün hakları saklıdır ve tarafıma aittir. En ufak kopyalama taklit v.s olursa hukuki işlemler başlatılacaktır. ******* Bildiginiz bütün beşik kertmesi hikâyelerini unutun. Babaları askerde söz verdi, Kadir ve Kader`in geleceği yazıldı. Peki onlar bunu kabul edecekler mi?
devam ediyor 16s önce güncellendi KABAK ÇEKİRDEĞİ Beşik kertmesi (GÜNCEL)
@azamet_29_2
Okuma
3.66k
Oy
345
Takip
46
Yorum
132
Bölüm
29
Instagram: azimet340 Bu hikayemin bütün hakları saklıdır ve tarafıma aittir. En ufak kopyalama taklit v.s olursa hukuki işlemler başlatılacaktır. ******* Bildiginiz bütün beşik kertmesi hikâyelerini unutun. Babaları askerde söz verdi, Kadir ve Kader`in geleceği yazıldı. Peki onlar bunu kabul edecekler mi?
devam ediyor 16s önce güncellendi Ferkın’ın Krallığı
@furk4nnzx
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Babasını kaybeden Ferkın ikizi Gezıf ve annesiyle yaşamaktadır. Tahta Ferkın’ın geçtiğini gören Gezıf abisini tahttan indirmeye çalışır, oluşan kıskançlıkla birlikte Asy krallığından Sultan Asy ile işbirliği yapar fakat aynı sadakat Sultan Asy de var mıdır bilinmez…
devam ediyor 16s önce güncellendi Aşkın Şefkati
@avinmirza12
Okuma
87.84k
Oy
6.29k
Takip
1.04k
Yorum
463
Bölüm
56
"ya siz kafayı mı yediniz çocuk daha o çocuk iki gün önce papucu yırtıldı diye ağlayan kızı gelmiş bana koynuna al diyorsunuz o yetmezmiş gibi bide çocuk yap diyorsunuz çocukla çocukmu yapılır Allah aşkına" bütün konak sesiyle yankılanıyordu Xece hanım sürmeli gözlerini oğluna dikti"valla onu bunu bilmem evlenecen hep küçük olsunki sözün geçsin baktın bir kaç ay olmuyor alırsın yeni bir kadın koynuna halin kuvvetin yerinde çok şükür sana kadınmı yok" Aziz sakin olmaya çalıştıkça üstüne geliyordu hem oyuncakmı bu sıkılınca at köşeye anası durmadı devam etti sözlerine "hem sen olmasan amcanın oğlu istiyor babası kızını yamamak için zengin bir kapı arıyor" işte şimdi sinirleri tepesine çıktı amcasının oğlu kırk yaşındaydı iki karısı vardı yetmezmiş gibi küçük kızımı gözüne dikmişti zalimin tekiydi hem o acımazdı o garibana düşündü bir süre evlense hiç değilse kız rahat ederdi yanında alır elini sürmezdi okutur büyütürdü sonra boşanırlardı kıza güzel bir hayat sunardı hiç değilse zaten halindende belliydi ailesinden eziyet gördüğü öyle olmasa amcasının oğluna vermeye razı gelirlermiydi yüzünü sıvazlayıp " tamam " Xece hanım istediğini almıştı artık keyfine diyecek yoktu "kızlar bana kahvemi getirin"
devam ediyor 17s önce güncellendi RUH HASTASI : MAFYA
@haticeyldr
Okuma
2.33k
Oy
147
Takip
72
Yorum
35
Bölüm
10
Henüz iki haftalık çiçeği burnunda olan çift balayına gitmek üzere yola çıkarlar. Sadece Ay`ın aydınlattığı karanlık,yağmurlu havada ilerlerken yol kenarında arabası arızanlanmış,otostop çeken bir adamla karşılaşırlar. Arabalarına aldıkları adamın ruh hastası bir manyak olduğundan haberleri yoktur. Yolun sonunda kocasını kaybeden kadın, yıllarca takip edildiği adamın hayatının merkezinde bulur kendini.
devam ediyor 17s önce güncellendi KIRIK YILDIZ
@mrvnkorkmaz
Okuma
1.56k
Oy
143
Takip
20
Yorum
2.23k
Bölüm
24
Sanki insanların ayakları altında ezilen, her adımda biraz daha değersizleşen bir araziydim. Kara topraklarım susuzluktan, en çok da değersizlikten çatlamıştı; ne bir yeşerme ümidi ne de uğruna uğraşılacak bir verim kalmıştı. Herkes ezip geçmiş, kimsenin ayak basmayacağı bir çöle dönmüştüm adeta. Ta ki bir gün, avuçlarında masumiyetin safiyetine sahip izlerle küçük bir erkek çocuğu gelene dek. Hiç tereddüt etmedi, avuçlarında gizlediği beyaz nilüfer tohumunu kurumuş kara topraklarımda sakladı. Yıllardır çektiğim su hasreti, küçücük bir erkek çocuğunun küçücük elleriyle bana emanet ettiği o umutla son bulmuştu. O umut bana o gece yağmuru getirdi. O umut beni o gece bataklığa dönüştürdü
devam ediyor 17s önce güncellendi Şarap Kanı
@ayseberencesmecigm
Okuma
1
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
2
Aziz Bey`in delirmesiyle başlayan olaylar, Sıla`nın ölmüş kız kardeşinin ruhuyla yüzleşmesine kadar gider. Mert`in hikâyeye girmesiyle her şey daha karmaşık bir hâl alır. Dostluklar, sırlar, zaaflar ve geçmiş hesaplaşmaları arasında karakterler karanlığa sürüklenir. Cinayetler, ihanetler ve acı kararlarla dolu bu hikâye, akılda kalıcı ve hüzünlü bir sonla biter.
devam ediyor 19s önce güncellendi ⚡︎ 𝐄𝐋𝐅𝐈𝐃𝐀 +𝟏𝟖 ⚡︎
@ebralinhayati
Okuma
39
Oy
8
Takip
3
Yorum
5
Bölüm
3
"Kurbanına aşık olan bir cellat mı, yoksa celladını evcilleştiren bir kurban mı? Elfida Ulu; Karan adlı ajan tesisinde çalışan bir ajandır ve hayatının en büyük görevini alır. Bir bölge liderini öldürmeyi; İlker Eren Savaş`ı öldürmekle görevli olan Elfida, Kartal dosyasındaki olayı çözümlemeye çalışma macerasını anlatıyor.
devam ediyor 19s önce güncellendi YALNIZCA BİR KADIN
@gizemlikimlik28
Okuma
2.53k
Oy
443
Takip
32
Yorum
324
Bölüm
26
Sıraç pişmanlığın ve yaptığı hataların ağırlığı altında kalmıştı, Feride ise geçte olsa masumluğun ve anlaşılmanın hazzıyla rahatça bir nefes aldı. Kader ağlarını ikisi içinde örmüştü. Biri ateş diğeri suydu günü geldiğinde mutlak sonları ateş suya karışacaktı.
devam ediyor 20s önce güncellendi Kayıp Bağlar
@mavi_1010_
Okuma
1
Oy
1
Takip
0
Yorum
2
Bölüm
2
Anka, sekiz yaşında annesini gözlerinin önünde kaybetti. Tetiği çeken kişi ise bir yabancı değil, çocuk kalbine aşkı öğreten Doğu’ydu. O günden sonra hayat ikiye bölündü: Annesinden önce ve annesinden sonra. Yıllar geçti. Ülke değişti. İsimler büyüdü. Acı ise hiç küçülmedi. Şimdi Anka, insanların hayatını kurtaran bir doktor. Ama kendi içindeki yaraya dokunmaya hâlâ cesareti yok. Çünkü bazı yaralar iyileşmez — sadece kabuk bağlar. Fakat geçmiş gömülü kalmaz. Bir telefon, bir ses, tek bir an… ve Anka kendini tekrar o günün kan kokusunda bulur. Aşk mı daha güçlüdür, nefret mi? Affetmek mi daha zor, hatırlamak mı? Peki ya kalbin, katilini hâlâ tanıyorsa? Bu hikâyede masumiyet erken ölür. Aşk kirlenir. Ve bazı gerçekler, insanı yaşatmak için değil — parçalamak için vardır.
devam ediyor 20s önce güncellendi TUTULMA.
@nzlkrcn
Okuma
905
Oy
126
Takip
14
Yorum
34
Bölüm
23
Bir tutulma aynı anda kaç hayatı etkileyebilir?. 💕 Gerçek miydi herşey yoksa yalan mı? Bir araç mıydım onun için yoksa gerçekten sevmişmiydi beni? 🖤 Vatan mı Aşk mı? Hangisini seçersem seçeyim kahrolan ben olacaktım..
devam ediyor 21s önce güncellendi Zorba mı Mk ???
@stitchburdaaa
Okuma
6
Oy
1
Takip
3
Yorum
2
Bölüm
1
İlk kitapım değil daha òncede oldu fake hesapımı kullanmaya karar verdim inş beğenirsiniz
devam ediyor 21s önce güncellendi LEYLA
@simiyyiii
Okuma
1.96k
Oy
366
Takip
58
Yorum
139
Bölüm
10
"Bir buçuk yıldır bir kıza aşığım"dedi gözlerimin tam bebeğine bakıyordu ve bakışlarını milim kıpırdatmadan gözlerime sabitlemişti. "Söyledi arkadaşların `mecnun` olmuşsun"dedim net çıkan sesim ona geçmişti belli ki. Başını ağırca salladı. "Leylam`ın haberi yok ama"dedi vücudumda ki tüm kan çekildi o an "Her an onu görmek istediğimden haberi yok , okulda kovalamaca oynadığımızdan haberi yok, kaç yağmurda ıslandığımdan haberi yok, kaç gece yurdunun kapısının önünde beklediğimden haberi yok" Bir şey diyemedim. Yeşilleri gözlerime kilitlendi. Yapbozun kayıp parçaları gibi kenetlendi bakışlarımız. Esen rüzgar artık beni tamamen sarmıştı. Üşüyordum. Ve bu fiziksel bir üşüme değildi. "Hepsinden haberi yokta , şuan gözlerinin içine baktığımdan da mı haberi yok"
devam ediyor 21s önce güncellendi Acı mıknatısı
@haticebook
Okuma
628
Oy
133
Takip
12
Yorum
47
Bölüm
10
Gerçek ailem erkek versiyon... Aybars demirbaş on beş yıl boyunca şiddet gördüğü ailenin aslında gerçek ailesi olmadığını öğrendiğinde neler olacaktı? Peki gerçek aileside onu sevmezse o zaman ne olacaktı? "Ben bu hayatta en yakınıma bile güvenemiyordum.Kime güvenecektim ki? Annemden tonlarca hakaret işitmiştim,babamdan şiddet görmüştüm,kardeşimde beni sırtımdan vurmuştu. Bu hayat bana acı dışında hiçbir şey vermemişti. Hayatım aynı ACI MIKNATISI gibiydi..."
devam ediyor 22s önce güncellendi TOPRAK ÇİÇEĞE DURDUĞUNDA
@ceylan_kralice
Okuma
762
Oy
115
Takip
30
Yorum
53
Bölüm
8
Gerçek ailem kurgusudur. Çiçek ve Toprak. Birbirine kökten bağlı iki kardeş. Başaranların sahte dünyasında abilerine ve birbirine tutunan o iki çocuk, gerçek ailelerinin yüreğinde on yedi yıllık dinmeyen bir sızıydı. Şimdiyse kum saati doldu; sahte hayatlar son buluyor, gerçek kimlikler açığa çıkıyor. Toprak, Çiçek’in narin yaprakları incinmesin diye ördüğü dikenli duvarlarını bu yeni aile için yıkabilecek mi? O beş devasa muhafız, Çiçek`in yaralı kalbine sığınak olup gölgelerinin altında onu çiçek açtırabilecekler mi? İkizler yabancılıktan aile olmaya giden o zorlu yolu yürüyüp huzura ulaşabilecekler mi? Bu sadece bir kavuşma değil; "biz" olmanın sancılı yolu. Sekiz kalp, tek bir sığınak: Aile. Çünkü toprak bir kez çiçeğe durduğunda, artık hiçbir güç onları ayıramaz. "Çatısı altında bulunduğu eve kendini ait hissedemeyen, ait olduğu yuvayı aramaktan vazgeçmeyenlere..." — Ceylan Kraliçe Instagram adresi: toprak_cicege_durdugunda
devam ediyor 22s önce güncellendi WATTPAD KİTAP ÖNERİLERİ (BASILI)
@ceylan_kralice
Okuma
3.13k
Oy
114
Takip
16
Yorum
32
Bölüm
29
Beğendiğim Wattpad kitaplarını öneriyorum, tanıtıyorum.
devam ediyor 22s önce güncellendi AMADEYİ EMRİNE BERDEL
@aytengul
Okuma
13.06k
Oy
979
Takip
196
Yorum
99
Bölüm
20
"Bir kere ya, bir kere! Bir kere de ben dediğimi yapın lan! Bir kere! Dişimi kıracağım, sizin gibi lavuklar ancak bana rast gelir zaten. Şerefsizler." Asabım bozulmuştu. Neymiş efendim, şirket hisselerinin birçoğu evli ve çocukları olan abilerime verilecekmiş! Bok yerler... Ben sağ olduğum müddetçe, kimse benim olanı alamaz. O kadar! Sandalyeye daha da yayıldım, başımı ellerimin arasına alıp soluklandım. Daha şirketin yolunu bilmeyenler, bana ahbaplık kesilmekten başka bir şey bilmiyorlardı. Oysa ki ben canımı dişime takıp gece gündüz çalışmıştım. Onlar ortalıkta fink atarken, ben ter döküyordum. Onlar gece kulüplerinden çıkmazken, ben kendi çabamla yolumu çiziyordum. Onlar her gece bir kadının koynunda uyurken, ben iyi bir geleceğim olsun diye didiniyordum. Ben koskoca Kenan Azadoğlu’yum. Buraların hiçbirine yapmamıştım, yapmayacaktım da. Babam ağa olmasına rağmen, ben kendi şirketimi kurmuştum. Babamın şirketi iflas etmişken, benim şirketim her geçen gün biraz daha ihtişam kazanıyordu. İlaçlarımı içmeliydim. Doktor, ilaçlarımı ihmal edersem durumumun kötüye gideceğini açıkça söylemişti. Sakin olmalıydım. Daha 26 yaşındayken felç kalmak isteyeceğim son şeydi. Maazallah başıma bir şey gelse, beni ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaparlardı. Hele o Kezban cadısı... Kimseye fırsat vermeden, ilk o beni cehenneme yollar. Şeref yoksunu bir insandan farksızdı. Kimseye bir hayrı dokunmayan, aile dağıtan bir kadındı. Kadın demek bile kadınlara hakaretken, bu kadın, ortada namuslu rolü kesip göz boyamaktan başka bir bok bilmiyordu. Yedi aylık hamile annemi merdivenlerden itmiş, annemin ölümüne sebep olmuştu. Üstelik kardeşim de o olay yüzünden erken doğmuştu. Kezban yüzünden, güzeller güzeli can parçam Canan’ım tekerlekli sandalyeye mahkûm kalmıştı. Telefonum titrediğinde aramaya baktım. Can parçam arıyordu. Derin bir nefes alıp hızla kendime geldim. Onu üzmek, isteyeceğim son şeydi. Telefonu açtığımda Canan bıcır bıcır konuşmaya başlamıştı bile. Canan: Ağabeyim, nasılsın, iyi misin? Ben: Güzelim, can parçam, sen iyi misin? Canan: Abi, benim canım çiğköfte istedi. Geldikten sonra bana ellerinle çiğköfte yapıp yedirir misin? Ben: Can parçam, lafı mı olur? Ağabeyin değil miyim? Yaparım tabii. Sen iste, konağı ateşe bile veririm. Kıkırdadı Canan: Ağabeyim, sen iyi ki varsın yaa... Yine lafları uzatarak konuşuyordu. Biliyordu ki, en sevdiğim şeydi. Ben: Ağabeyin kurban olur kuzuma. Merak etmeyesin. Erken geleceğim. Sen şimdi git, bir iki bir şeyler ye. Aç kalma sakın. Canan: Ağabeyim, beni hiççç merak etmeyesin. Benim karnım yıla basa dolu. Sen gelene kadar da yerim. Ben: Yiyeceksin tabii. Ağabeyin boşuna çalışmıyor yaa. Canan: Canım ağabeyim, sen hiç merak etme. Ben senin kazandığın paraları çatır çutur yiyorum. Bugün de mağazaya gitmeyi düşünüyorum. Ben: Can parçam, hava sıcak. Sağlığın etkilenmesin. Canan: Ağabeyim, ben iyiyim. Hem tek çıkmayacağım. Korumalar da yanımda olacak. Ben: Elbette ki olacaklar. Boşuna para vermiyorum. Şöyle bir karı kız peşine düşmesinler de, yanında adam gibi dursunlar. Canan: Ağabeyim, sen hiç merak etme. Senin korkundan, bir milim bile benden uzak durmuyorlar. Ben: Can parçam, ben kartına para atacağım. Gönlünce harca, gez dolaş. Sağlığına dikkat et. Bu arada başka diyeceğin yoksa kapatmam lazım. Canan: Ağabeylerin bir tanesi, canım ağabeyim... Sen merak etme. Ben: Hadi sağlıcakla. Canan: Bye bye. Telefonu kapatır kapatmaz Cihan’ı aradım. Cihan ve Cahit… Aradığımda her zamanki gibi uzun süre çalmasını bekledim. Beşinci çalışta açılan telefonla bir an duraksadım. Normalde pezevenk onuncu çalıştan önce açmazdı, şaşırdım. Ben: Alo. Cihan: Buyur ağam, hayrola? Ben: Canan elbise falan alacak. Yanında durun. Cihan: Ağam etme eyleme... Canan Hanım mağazaya gitti mi çıkmıyor, bir de akşam olmadan dönmüyor, bilirsin. Ben: Cihan, oraya gelirsem topuklarından asar, yarım saatte bir kafanı suya sokarım. Dediğimi yap. Cihan: Ağam, emrin ola. Ben: Ha şöyle, adam ol. Ha bu arada, Cihan, kaşın gözün oynamasın. Cihan: Ağam, benim kaşım gözüm ne zamana oynamış? Tessüf ederim. Ben: Cihan, Cahit’i sana  düz getirip yan sokmadan dediğimi yap de. Cihan: Emrin olur ağam. Telefonu kapatıp işime odaklandım. Bu ayki kazançlar epey yükselmişti. Ancak boşa harcayacak zamanım hiç yoktu. Elimdeki dosyaları alıp teker teker okumaya ve imzalamaya başladım. Hiçbir evrakı gözüm kapalı imzalamazdım. Zamanında yaşadığım tatsız olaylar, bu konuda titiz davranmamın en büyük sebebiydi. Küçüklüğümden beri tek isteğim, biricik kız kardeşimin her isteğini yerine getirmekti. Annemin yokluğunda ona en iyi şekilde bakıp, iyi bir hayat yaşamasına olanak sağlamak için elimden geleni yapıyordum. Elimdeki dosyalara gömülüp projeyi incelemeye başladım. Dosyada, gelecek vadeden bir projeye gözüm takıldığında dudaklarımda hafif bir gülümseme oluştu. Tamamen doğa dostu ve düşük maliyetle hayata geçirilecek bu proje, epey para edecek gibiydi. Hemen önümdeki telefonu aldım ve asistanımı aradım. Sen: Alo, Sezin. Bana müdürü çağır. Sezin: Tamam efendim. Telefonu kapattım, gözümü tekrar dosyaya çevirdim. Kısa süre sonra Cemil Bey kapıyı tıklattı. "Gel," dedim. İçeri çekingen adımlarla girdiğinde, karşı koltuğu işaret ettim. "Fire Oranlarını Azaltma Projesi" başlıklı dosyayı önüne bıraktım. Gözümle “bak” der gibi işaret ettim. Dosyaya göz attığında ona döndüm. "Güzel iş," dedim. Bunu beklemiyor olacak ki, şaşırdı. "Efendim, beğenmenize sevindim," dediğinde, hafifçe güldüm. Yüzüne baktım. "Bir de sen açıkla bakalım projeyi," dedim. Bana bakıp hızla konuşmaya başladı: Cemil: “Bu çalışmanın amacı, üretim hattında meydana gelen firelerin sebeplerini analiz ederek, üretim süreçlerinin iyileştirilmesi ve fire oranlarının düşürülmesine yönelik sistematik öneriler sunmaktır. Bu proje sayesinde: Maliyetler azaltılacak, Kaynak israfı önlenecek, Üretim verimliliği artırılacak ve Kalite standardı iyileştirilecektir.” Yüzüne baktım. "Aferin," dedim. "Efendim, beğenmenize çok sevindim. İnanın, güveninizi sarsmayacağım," dedi. "Bak," dedim, sesimi biraz alçaltıp sertleştirerek, "Bu proje iyi sonuç vermezse, bu belgeleri sana yediririm." Yutkundu. "Tamam efendim," deyip odadan çıktı. Saatler sonra gelen telefon aramasıyla hızla ayağa kalktım. Arayan Canan’dı ve sesi korkmuş gibiydi. Canan: Ağabey, hemen eve gel! Ben: Ne oldu canım? Bir şey mi oldu? Canan: Abi... Yaren Abla, Dağdelenlerin oğluyla kaçmış! O an yerimde donakaldım. "Osalak kızın böyle bir şey yapacağı belliydi," dedim dişlerimi sıkarak. Canan: Ağabey... Berdel kararı aldılar! Bu söz, kafamın içinde dönüp duruyordu. Bir an sustum. Canan’ın sesi beni kendime getirdi. Canan: Ağabey? Ben: Kime berdel istiyorlar?! Canan: Sana, ağabey... Boğazımdan öfkeyle gelen bir homurtu koptu. Ben: Nasıl olur bu?! Canan: Vallahi ağabey, Dağdelenlerden Burhan Ağa, kızını kolundan tutup evin önüne attı bile. Berdelin olmama gibi bir ihtimal kalmadı, herkes sus pus! Ben: Olmaz. Sertçe ve kararlı bir şekilde söyledim. Canan: Vallahi abim, gelmelisin. Hemen gel! Ortalık çok karıştı, çok! Hemen yerimden kalkıp hızlı adımlarla yürümeye başladım. Odadan çıkıp asansörün önüne geldiğimde, düğmeye bastım. Asansör hızla geldi. Biner binmez dakikalar içinde aşağı indim. "Hemen arabamı getirin!" dedim. Dakikalar sonra araba gelirken hızla kapısını açıp bindim. Emniyet kemerini bile takmadan aracı sürmeye başladım. Ellerim titriyordu. Birinin benim adıma karar vermesi, en nefret ettiğim şeydi. Böyle bir kararın da ancak Kezban cadısının başının altından çıkacağı belliydi. Trafik ışığının kırmızıda yanmasına aldırmadan geçtim. Çıkacak ceza, gram umurumda değildi. Konağın önüne geldiğimde, arabayı hızla kenara çektim ve indim. Koşar adımlarla konağa girdim. Yerde ağlayan bir kız, görüş alanıma girdi. Üstü başı toz toprak içindeydi. Üstelik giysilerinde kan lekeleri vardı...
Loading...