devam ediyor 16s önce güncellendi
SON RUBLE
@ilaydakiroglu
Okuma
9
Oy
1
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
5
Ona doğru hafifçe döndüm, başım koltuğun arkalığına düştü. Gözlerim bulanıktı ama ona bakmaya çalıştım. "Cerrah demek..." dedim, sesim bir fısıltı gibiydi ama tehditkârdı. "Size bir adım daha yaklaştım Uygar Bey. O masadaki makinenin, o dikişlerin arkasında kimin olduğunu biliyorum artık. Farkında mısınız? Çember daralıyor."
Uygar, derin bir iç çekti. Bana bir suçluya değil, hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyordu. "Alistair benim üniversiteden, Massachusetts Institute of Technology yıllarından arkadaşım Afra Hanım. En yakın dostlarımdan biridir. Kendisi bir kalp cerrahı, evet; ama bu onu sizin hayali suçlarınızın ortağı yapmaz. Zihniniz o kadar karanlık senaryolarla dolmuş ki, gerçek bir dost meclisini bile cinayet mahalli sanıyorsunuz."
İnanmadım. İnanmak istemedim. Ama sesindeki o samimiyet, alkolün etkisiyle birleşince savunmamı düşürdü. Yol boyunca konuşmadık. İstanbul`un ışıkları camdan akıp giderken, yenilgi ve alkol başımı iyice ağırlaştırdı.
Galata`daki evin önüne geldiğimizde araç durdu. Kapım açıldı ama ayağa kalktığımda dizlerim beni taşımadı. Sendelerken Uygar yine oradaydı. Koluma girdi, ağırlığımı ona vermeme izin verdi. Asansörde bile bana eşlik etti.
Kapının önünde durduğumuzda, anahtarı çıkarmaya çalışırken elimden aldı ve kilidi çevirdi. Kapıyı açıp beni içeri buyur ettiğinde, gözlerindeki o tuhaf bakışı yakaladım. Acıma mıydı, yoksa başka bir şey mi?
"İyi uykular Savcı Hanım," dedi, sesi gecenin sessizliğinde yankılandı. "Yarın sabah uyandığınızda, dünyayı bu kadar korkunç bir yer olarak görmemenizi dilerim."
Arkasını dönüp gitti. Ben ise kapının pervazına yaslanmış, onun gidişini izlerken içimdeki o heyecanın yerini derin bir boşluğun aldığını hissettim. Avıma yaklaştığımı sanmıştım ama o, beni evime kadar bırakan bir centilmen rolüyle gardımı paramparça