devam ediyor 14s önce güncellendi
NİLÜFER
@melodicikk
Okuma
37
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
3
Alev topu gibiydim. Baran o heybetli duruşuyla, kaşları hafif çatık bir şekilde beni izlerken, ben o son nefeslik mesafeyi de yıkarak tam önüne dikildim. Göğsüm neredeyse onun göğsüne değecek kadar yakındım. Başımı dimdik havaya kaldırıp, sağ elimi kaldırdım ve işaret parmağımı doğrudan onun o keskin, tavizsiz yüzüne doğru öfkeyle salladım.
"Bana bak ağa..." dedim, sesim titremesin diye çenemi sıkarak, kelimelerimi adeta yüzüne çarptım. "Ben kendimi korumasını bilirim. Sen projeyi koru yeter! Evet, sizin gibi ağaların arkasındaki kirli düzene benim tek başıma gücümün yetmediği doğru... Ama kendimi o adamlardan da, sizden de gayet iyi korurum. Kimsenin gölgesine de, uyarısına da ihtiyacım yok!"
Baran, yüzüne doğru cüretkârca sallanan o parmağa ve benim bu pervasız çıkışıma rağmen zerre kadar geri çekilmedi. Aksine, çenesini biraz daha kasarak, gözlerindeki o fırtınalı, karanlık ama tuhaf bir şekilde ateşli ifadeyle meydan okumamı doğrudan göğüsledi.
**************************************
Köklerinden kaçan bir kadın, dönmek zorunda kaldığı o sert topraklar ve kendi elleriyle kazdığı bir başka bataklık...
Zeynep, yıllar önce Şanlıurfa`nın nefes aldırmayan düzeninden, bağnazlığından ve o karanlık geçmişinden sıyrılıp İstanbul`un sert rüzgarlarında kendi hayatını kurmuştu. Şimdi sırada hayatının en büyük meydan okuması vardı; yıllar önce arkasına bile bakmadan kaçtığı o topraklara, bu kez baş mühendis olarak geri dönüyordu.
Urfa`nın toprağı da sertti, insanı da... Kuraklığa yenik düşmüş o coğrafyayı diriltmek çok zordu, sadece çorak topraklarla değil, kendi geçmişinin hayaletleriyle de savaşmasını gerektiriyordu. Zeynep, kendi elleriyle düştüğü bu yeni bataklıktan sıyrılmak için bir kez daha canıyla dişiyle mücadele etmek zorundaydı. Ancak bu sefer yalnız savaşmayacaktı.