devam ediyor 12s önce güncellendi
KORUYANIN TANIĞI
@starlemoon
Okuma
4
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
1
Lura Henyer, dört yaşında kaybolduğunda ardında yalnızca kapanmayan bir oda, susturulmuş kayıtlar ve onu beklemekten vazgeçmeyen bir ev bıraktı.
Ama kaybolduğu yer ölüm değildi.
Başka bir dünyada adı silindi. Geçmişi parçalandı. Bir çocuk olması gerekirken karanlığın diliyle büyütüldü; emirleri, sessizliği, hayatta kalmayı ve öldürmeden önce tereddüt etmemeyi öğrendi. Yıllar sonra son görevi onu karanlık bir denize sürüklediğinde, Lura öldüğünü sandı. Fakat gözlerini açtığında kendini Sylvariella’nın yaşayan ormanında buldu.
Sylvariella onu hemen kabul etmedi. Çünkü orman yalnızca kayıpları saklamazdı; seçimleri sınardı.
Kael Akunar ise sarayın sessiz duvarları arasında büyümüş bir prensti. Annesinin ölümünden sonra Drisax’a gönderilmiş, yaşaması beklenmeyen bir sürgüne dönüştürülmüştü. Ama Kael ölmedi. Kuzeyin karanlığından geri döndüğünde yanında yalnızca yaraları değil, kapalı kapılar, eksik kayıtlar ve annesinin ardında bıraktığı tehlikeli mektupları da taşıyordu.
Lura ile Kael’in yolları Sylvariella’nın göl kıyısında kesiştiğinde, bu yalnızca iki yaralı ruhun karşılaşması değildi. Eski dünyanın taşları, Demir Ev’in sakladığı sırlar, Akun Sarayı’nın kapalı kayıtları ve iki dünyanın arasındaki unutulmuş eşikler uyanmaya başladı.
Lura, Henyer kanının Demir Ateşi’ni, eski ejderha soyunun kıvılcımını ve peri diyarının sessiz büyüsünü taşıyordu. Kael ise yalnızca sürgünden dönen bir prens değil; Elyndra’nın kanıyla saklanan hakikate tanıklık edecek kişiydi.
Biri koruyan olacaktı.
Diğeri tanık.
Ama herkes Lura’yı bir cevap, bir anahtar, bir kayıp miras ya da açılması gereken bir kapı gibi görmeye başladığında, Lura’nın en büyük savaşı iki dünya arasında kalmak değil; kendi kaderinin başkaları tarafından yazılmasına izin vermemek olacaktı.
Çünkü bazı bağlar kurulmaz, hatırlanır.
Bazı kapılar açılmaz, bekler.
Ve bazı kızlar kaybolmaz; yalnızca dünya, onları geri verecek kadar cesur olana dek saklar.