devam ediyor 9s önce güncellendi
Papatyalar Yalan Söyledi
@lacivertmavisi
Okuma
3
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
1
Urfa’nın sarp kayalıklarında rüzgâr, sanki bir infazın sessizliğini örtmek ister gibi uğulduyordu. Asena, elindeki son dımdızlak kalmış papatya sapını uçurumdan aşağı fırlatırken parmaklarının titremesine engel olamadı. Günlerdir konak etrafında, civar köylerde baktığı her faldan sonra burası onun son kalesiydi. Ama buradaki yaban papatyaları bile ona ihanet etmişti.
Büyük bir hayal kırıklığı ve şok içinde arkasını döndü. Baran Kümnakşan, kayanın üzerinde kollarını göğsünde bağlamış, dudaklarındaki o ölümcül, zafer dolu alayla ona bakıyordu.
"Mümkün değil, bu imkansız..." diye fısıldadı Asena. Sesi ilk kez bir ajan gibi değil, sıradan bir kadının çaresizliği gibi kırgındı.
Baran, kolundaki pahalı saate alaycı bir bakış fırlattı. "Hava kararıyor sarışın. Yeter mi bu kadar? Anlaşmayı kazandığımı kabul et artık. Benim seni sevme ihtimalim bile yok."
Asena öfkeyle ona doğru bir adım attı, buz mavisi gözleri alev alevdi. "Bunu nasıl başardın bilmiyorum ama bu mümkün değil! Bu senin oyunun... Hile yaptın Kümnakşan!"
"Yoo," dedi Baran, sigarasından dumanı vadinin karanlığına üfleyerek. "Sadece seni sevme ihtimalim bile olsun istemedim."
Asena oturduğu taşın üzerinde, gururu unufak olmuş bir şekilde kalakalırken gözlerindeki o devasa çaresizlik Urfa dağlarını bile susturmuştu. Baran yavaşça ona doğru yürüdü. Eğildi, Asena’nın platin sarısı saçlarının arasından çıplak kalan kolunu sertçe kavradı ve onu tek bir hamleyle ayağa dikti. Parmakları tenini ezecek kadar sıkıydı. Gözlerinin en derinine nefretle ve o dondurucu kibirle bakarak sesini alçalttı:
"Ben ne kendime ne de sana, benim seni sevebilme ihtimalimi bile bırakmadım Asena! Biz o ölümcül anlaşmayı yaptığımız gün, adamlarım bu dağlardaki tüm papatyaların tek sayılı yapraklarını elleriyle yoldu. Sen o sıcak gülüşlerinle, o esprilerinle beni kolayca devirip diz çöktüreceğini sanıyordun. Ama bak şimdi kendine... Gözlerindeki o devasa hayal kırıklığıyla benim topraklarımda kendi dizlerinin üzerine çöktün."
Asena nefesini tutmuş, kolundaki acıyı bile unutmuşken acıyla yutkundu. "Bunun için miydi?" diye fısıldadı. "Sırf bir falı manipüle etmek için koskoca bir şehrin doğasını mı katlettin? Bu kadar mı korktun beni sevmekten?"
Baran’ın gözlerinde okuyucunun kanını donduracak, o güne kadar yazılmış tüm mafya ve güç repliklerini gömecek cinsten, siber bir acımasızlık belirdi. Kadının kolunu biraz daha sıkarak dudaklarının kenarını kıvırdı ve o şok edici cümleyi vadinin boşluğuna bıraktı:
"Ben papatya katletmedim sarışın. Ben bu gece Urfa`daki tüm papatyalara birer yazılım attım. Her birinin köküne hile, yapraklarına kendi irademi kodladım. Sen beni zekanla alt etmek isteyen gizli bir ajansın, ben bunu ilk günden beri biliyorum. Ama unuttuğun bir şey var Asena... Devlet sana bu dağlardaki suçluları ve kaçakçıları indirmeyi öğretmiş olabilir; ama bir Kümnakşan`ın bölgesine sızarsan, ben senin sadece kaderini değil, tanrının senin için yazdığı matematiği bile baştan yazarım. Şimdi söyle... Telsizindeki amirlerine elindeki sıfır ihtimali nasıl rapor edeceksin?"
Asena’nın buz mavisi gözleri şokla açılırken, Baran onun kolunu fırlatır gibi bıraktı ve arkasını dönüp cipe doğru yürüdü. Arkasında bıraktığı şey, kimliği çoktan deşifre edilmiş ama gururu yüzünden infazı zihninde yapılmış darmadağın bir ajandı...