[ Aksiyon ] - Kitap Listesi
devam ediyor 4s önce güncellendi
Ufak tefek Dolandırıcılık
@aslimay.517
Okuma
326
Oy
61
Takip
15
Yorum
16
Bölüm
6
Dudaklarıma bakarak yutkundu "bir dolandırıcıya göre fazla güzel dudaklar değil mi?" Dediğinde alaycı bir gülüş aldı dudakların.
"Sende bir mafyaya göre fazla iradesiz? Söylesene seni bitirecek kişiye aşık olmak nasıl bir duygu?" İlk fırsatta onu yakacaktım ve o da bunun farkındaydı.
"Aşk mı? Aptal olduğunu biliyordum ama bukadarı fazla değilmi, her sana iltifat edenden duygu araıyacak kadar mı yalnızsın" dedikleri sadece beni güldürmüştü.
"Diyelim ki öyleyim, peki ya sen neden beni hâla yanında tutuyorsun kimse mi yanında durmadı bukar mı yanlızsın" dediğimde zinirle dudaklarıma yapıştı ostediğimi yavaş yavaşta olsa veriyordu.
devam ediyor 11s önce güncellendi
KARŞI KIYI
@siyahvesade
Okuma
4
Oy
2
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
"Benimde kurallarım var! Seninle aynı odada asla kalmam."
"Karımı değil başka oda da yanı başımdan ayırmam."
"Karın değilim!"
"Olmayacağı anlamına gelmiyor?"
"Olmayacağım."
"Evlilik cüzdanında soyadımı soy adın yaptım."
Bazı hayatlar sessiz başlar. Sessizlik, çoğu zaman en büyük gürültünün habercisidir.
Aslı için aile, aynı çatı altında yaşanan bir zorunluluktan ibarettir.
İsimler vardır ama bağlar eksiktir. Kelimeler vardır ama hiç söylenmemiştir.
Geçmişte yapılan seçimler, bugün kaçılan yüzlere dönüşürken;
Gizli işler, yarım kalmış hesaplar ve yanlış insanların doğru zamanlarda ortaya çıkışı,
Aslı’yı hiç istemediği bir yolun ortasına bırakır.
Sadakat ile suç,
Korumak ile susmak,
Kaçmak ile yüzleşmek
Arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha silinir.
Bir isim yeniden ortaya çıkar. Ve bir kaza, her şeyi geri dönülmez şekilde değiştirir.
Yıllar sonra karşısına çıktığında, Tanıdık olan tek şey ismidir. Bakışları değişmiş, duruşu sertleşmiştir; Aynı tarafta durup durmadıkları bile belirsizdir artık.
Onun gelişi, geçmişin gerçekten geçmişte kalmadığını değil, Bazı şeylerin hiç tamamlanmadığını hatırlatır.
Ve bazı bağlar, sevgiyle değil, zorunlulukla yeniden kurulur.
Bu bir masumiyet hikâyesi değildir.
Bu bir kahramanlık hikâyesi hiç değildir.
Bu, iyi olmak için geç kalmış insanların,
Yanlış tarafta ayakta kalmaya çalışma hikâyesidir.
bazı insanlar… En çok sevdiklerini,
En sessiz yerlerinden kaybeder.
Psikolojik Dram – Gerilim – Suç – Duygusal
devam ediyor 17s önce güncellendi
KÖR KURŞUN
@darian
Okuma
52
Oy
21
Takip
8
Yorum
87
Bölüm
4
Her hayat bir ipliğe bağlıydı.
Bazen av,
Bazen avcı.
Atılan bir kurşun sizi parçalayan kör kurşun olabilirdi.
♟️
"Bir oyun oynayalım, komiser." Bu bir istek değil doğrudan buyruğuydu. Ya oyna ya oyna diyordu.
"Ne oyunu?" Onunla oyun oynama düşüncesi mideme kramplar sokuyor, bedenimi her saniye güçten düşünüyordu.
Kısa bir düşünmeden sonra cevap verdi. "Soru cevap," Buna çoktan karar vermişti, sadece beni germek için düşünüyormuş gibi davrandığına eminim.
Güldüm. "Çok klişe değil mi sence de?"
Mekanik ses de güldü. "Klişeleri sevmez misin, komiser?" Alaycıl sesi sinir sistemimi bozmuştu, onu bulduktan sonra uzun bir tatile çıkacaktım.
"Sonu katili yakalayan bir polisin klişesiyse neden olmasın," Kendime güvenimi yok edercesine bir sesle konuştu. "Belki de katilin avuçlarına ya da en iyi ihtimalle kucağına düşen bir polis klişesi, neden olmasın," İlkinde kucağına ikincisinde avucuna düşmüştüm.
♟️
YAYINLANMA TARİHİ: 23.01.2026
devam ediyor 22s önce güncellendi
GÖLGE DANSI
@kizilyakamoz2
Okuma
7
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bir bir dünya ortaklaşa nasıl yok edilirdi? Tüm insani duygular nasıl tek bir günde köreltilip merhametin yerine güç alırdı?
Evet o gündü insanlar bugün çok net hatırlayacaktı. Ilk başta diğer günlerden hiçbir farkı yoktu tabii artık her gün zordu çünkü kendi güçlerine güç katmak isteyen devletler dehşet saçmaya devam ediyordu.
Fakat bu dehşetin dozu bugün daha iyiydi önceki günlerden bir fark yoktu. İnsanlar o günde zulme sessiz kalmıştı o günde yüzlerce çocuk ölmüştü.
Zaten artık bunlar normal sayılmıyor muydu ki?
NATO ülkelerle beraber son yüzyılda olası savaşlar hakkında bir konferans düzenlemişti. Onlarca ülkenin dışişleri bakanları, savunma bakanları ve birçok askeri oradaydı.
Bazıları kötüydü evet bazıları hak yiyerek oraya oturmuştu evet ama bazıları ise adaletleri ve hak ettikleriyle oradaydı.
Bu yüzden yaşanan şey asla kabul edilmeyecekti yaşanan şeyi kimse aklayamayacaktı.
Saat 11.25 olmuştu toplantı yirmi beş dakikadır başlamış devam etmekteydi. Ülkeler sıra sıra fikirlerini paylaşıyor bakanlar kendi aralarında küçük fısıltılarla konuşuyorlardı.
Dünya bu zamana gelene kadar birçok şey atlatmıştı. Amerika birleşik devletleri Orta Asya`da zulümlerine devam etmişti. Ve orta asya`daki varlıkları bizzat onun karşısındaki en büyük gücü yani Rusya`yı tetiklemeye devam etmişti.
Devlet yıllarca sessiz kalmıştı fakat rusya amerika karşısındaki en büyük güç olduğunun farkındaydı ve bu gücü er ya da geç kullanacaktı.
Kim bilir bu gücü kullanmak bugüne nasipmiş diye...
Toplantı biraz daha devam ettikten sonra mola kararı verilmişti şimdi bakanlar molaya çıkacak bir süre dinlenecek ve geri geleceklerdi her şey protokole uygun bir şekilde ilerliyordu.
Fakat o gün hiç kimsem molaya çıkamadı. Güdümlü bir füze hiç kimsenin beklemediği bir anda NATO binasının toplantı yapılan yerini çarptı ve dakikalar içerisinde kulakları sağır edecek bir patlama sesi duyuldu.
Kim nasıl yapardı bunu, NATO`ya kim saldırmaya cürret ederd; o güç amerika karşısında dünyayı dengeleyecek güç...Rusya.
Ve füzenin üzerinde yazan bir yazı: "Sovyetlerden öpücükler."
Bu kadardı artık gerçekler kapıdaydı: 3 dünya savaşı...
Yaşanan katliamları anlatmayacağım kullanılan silahları yapılan işkenceleri iğrenç söylentileri hiçbirini anlatmayacağım. Çünkü bunları anlatmak sadece fikir verir.
Fakat dünya bir süre sonra öyle bir evde yol açmıştı ki insanları gömecek toprak kalmamıştı evler yıkılıyor arda kalan toprak mezar yeri olarak kullanılıyordu toplu mezarlar artık herkesin gündelik yaşamı gibi olmuştu.
Ta ki o zamana kadar 2032. Yaşanan savaşlar büyük bir siyasi boşluk getirmişti bazı devletlerin başkanları bile yoktu bazı devletler ise teokrasiyle yönetiliyordu.
Halbuki ortaya bir adam çıktı Henry Mawifo. O dünya savaşı`nı başlatan nedenlerin cumhuriyet olduğunu halkın kendi yöneticisini seçmesin bir saçmalık olduğunu söyleyen bir adiydi.
Haksızdı fakat insanlar savaştan çıkmıştı ve birçoğu yalan da olsa bir koruyucuya ihtiyaç duyuyorlardı. Ve insanlar ona inandı monarşilerin gelmesi gerektiğini inandılar. Bazıları savaşmak istedi fakat dünya bir savaşı daha kaldıracak düzeyde değildi. Yeni bir savaş bu sefer canlılığı bitirirdi.
Yıllar geçti payitahtlar kuruldu ilk başta gerçekten adaletliydiler belki fakat sonra gerçek yüzleri ortaya çıktı güç ve itidar için yapamayacakları hiçbir şey yoktu. Hem başka devletlere zarar verirlerdi hem de kendi haklarına zarar verirlerdi çünkü candan daha önemli bir şey vardı artık güç.
Imparator Semih ve karısı Funda. Onlar artık yönetici değildi onlar artık patron olmuşlardı yedi tane çocukları vardı. Hepsi potansiyel olarak bir taht varisiydi. Aslında çocuk sayıları sekizdi. Fakat en küçük çocukların yeşim hasta olduğu için onun adını ağızlarını almazlardı utançtan sayarlardı.
Onlar herkesin korktuğu bir aileydi her istediklerini yaparlardı adalet onlar için şekillenirdi.
Bilmedikleri şeyse Akay Koray onlar için gelmişti, çünkü her firavunun bir Musası vardı....
devam ediyor 22s önce güncellendi
Gece
@rose_._
Okuma
944
Oy
319
Takip
21
Yorum
658
Bölüm
24
"Seni niye getirdiler buraya"
"Niye sordun"
"Aynı odada kalıyoruz sonuçta bilmek istedim"
"Annem babam öldü
""Benim de
"Benimkiler gözlerimin önünde öldürüldü. Kanları buraya bulaştı" dedim adeta son kelimeleri tükürür bir şekilde. Sonra artık yıkamaktan yara olmuş elimi gösterdim.
Bana acıyan bir bakış attı. Sonra konuşmaya devam etti
"Hiç akraban yok mu"
"Var,bir dayım var, Gelip beni buradan alacak."
"Benim de 2 dayım var ama 6 senedir gelmediler"sonra hızla konuyu değiştirdi.
"Ben buradan ayrılmayı düşünmüyorum artık. 18 yaşımdan sonra da burada çalışacağım. Ya sen sen ne yapacaksın"
"Tek istediğim şey o 2 şerefsize bana yaşattıkladının beterini yaşatmak"
"Bence ailen bunu istemezdi,yani iki şerefsiz yüzünden hayatını karartmanı istemezdi"
""O iki şerefsizden intikamımı alırken hayatımı karartmayacağım aksine çok daha güzel bir hayatım olacak."dedim ağazımın içinden
devam ediyor 23s önce güncellendi
SON KURŞUNLAR
@tursucuk
Okuma
4
Oy
2
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
3
Emir... Eylül olan kızın peşinden koşarken bir zombi felaketi başlar. Klişe bir şey olmadan tüm ekip yaşamı amaçlayarak özgürlüğün peşine düşer. Acaba kime ne olacak. Kim sağ çıkacak? Kim özgürlüğüne bile dokunamadan ortadan kaldırılacak...
devam ediyor 1g önce güncellendi
RAKKAS
@runarhez
Okuma
3
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
"Keşke hiç öldüğün yerden gelmeseydin."
Bıçak saplantısı, kaynar su gibi dökülen cümleyle yine donakalmıştı. Buz kesmişti yüreği. Sevinci kursağında mı kalacaktı hep böyle. Tam iyi şeyler düşünecekken bu saçma cümleler de neyin nesiydi? Sustu. Konuşmak için bir çabaya da girmedi. Vazgeçmişti yormayacaktı kendini.
Dudaklarını birbirine bastırarak yuttu tüm o cümleleri. Şimdi olmasa bile ileride kendini kabul ettirecekti. Babasıydı çünkü. Kabul etse de etmese de babasıydı onun.
Minik kulaklar hiçbir şey işitemeyeceğini anladığında arkasını dönüp ilerledi. İçinde garip bir his vardı. Korkup korkmamak arası, sevip sevmemek arası, güvenip güvenmemek arası...
Yeni yeni duygularla tanışıyor olmanın karışıklığı vardı bedeninde. Aklında tonlarca soru, farkında olmadığı yüzlerce gerçeklik. Dayanamadı ve fısıldadı dudakları.
"Sana alışmak korkutuyor beni. Babam olduğunu bilmek... korkutuyor beni."
devam ediyor 1g önce güncellendi
ŞAH ve MAT
@zeze_n_u
Okuma
4.21k
Oy
979
Takip
119
Yorum
4.33k
Bölüm
21
Her bedenin benliğinin altında başka bir hikaye yatar. Her hikayenin bir acısı, Her acının bir zaafı vardır.
Peki ya zaaflar öldürür mü?
Zaaflarını gizleyen, kapalı perdelerin ardına saklayan, hâlâ çocuk olan yetişkinlerin hikayesi.
Bir ajan merkezi tarafından çocukluğundan beri ajan olarak yetiştirilen Filiz, bir gün görevi için bir cinayet işler.
Her şey yolundadır. Görevinin tamamlandığını sanıyordur. Ta ki iki yıl sonra öldürdüğü adamın çok daha karanlık işleri olduğunu öğrenene dek.
İnsanların üzerinde deney yaptıklarını ve bu şekilde bir çeşit ilaç ürettiklerini öğrenen Filiz, ekibiyle birlikte bu çeteyi çökertmek için harekete geçer.
Ama bu görevde aşkı bulacağından ve geçmişiyle yüzleşeceğinden habersizdir.
"Ya şah sandığımız aslında sadece bir piyonsa?"
ŞAH ve MAT
Birbirinin kimsesi olmuş, kimsesiz çocukların hikayesi...
devam ediyor 1g önce güncellendi
YANLIŞ ÇEVİRİ
@okurtutsagi
Okuma
2.63k
Oy
365
Takip
39
Yorum
814
Bölüm
24
Siz: Culo, como estas
Yaman: Pardon
Siz: Ne pardonu
Yaman: Neden bana göt diyorsunuz hanım efendi?
...
Okullarına 3 ay önce gelen ispanyol ve yakışıklı çocuğa yani Yamana yazmak isteyen Açelya, Yamana çeviriden ispanyolca "Merhaba" yazıyor. Fakat Yaman Türkçe biliyor ve Açelya yanlışlıkla Yamana Merhaba kelimesi yerine Göt küfrünü yazıyor...
Açelya ve Yaman aşık olduktan sonra bazı bedellerin ödenmesi gerekir.
Bir anda ortaya "Maske" adlı cemiyetin örgütleri ortaya çıkar...
devam ediyor 1g önce güncellendi
Varîsin Yankısı
@okurtutsagi
Okuma
3
Oy
2
Takip
1
Yorum
3
Bölüm
1
“Bu kadar iddialı bir elbiseyle bu kadar mesafeli bakmak adil değil.” dedi
“Adaletle ilgili konularda oldukça iyiyimdir,” dedim. “Mesleki deformasyon.”
Gülümsedi. Bu sefer gerçekten.
“Avukat.”
“Takım elbisenden örgüt kokusu geliyor,” dedim sakince.
Bir an sustu. Gözleri daraldı. Eğlenmişti.
“Tehlikeli çıkarımlar yapıyorsun.”
“Yanılıyor muyum?”
Yaklaştı. Aramızdaki mesafe bir adım kaldı. Parfümü ağır değildi ama netti. Sesi alçaldı.
“Yanılmıyorsun, Adenya.”
İsmimi biliyordu.
Kalbim bir saniyeliğine atlamayı unuttu.
“Tanışıyor muyuz?” dedim soğukkanlı kalmaya çalışarak.
“Henüz değil.”
Elini uzatmadı. Dokunmadı. Ama bakışları tenime değmiş gibiydi.
“Bu davet sıkıcı,” dedi. “Sen hariç.”
“Flört etmeye mi çalışıyorsun?”
“Hayır.”
Bir saniye durdu.
“Seni ölçüyorum.”
Gülmemek için kendimi zor tuttum. “Ben cetvelle ölçülmem.”
“Biliyorum,” dedi yavaşça. “Ama kırılma noktanı merak ediyorum.”
O an içimde tuhaf bir şey oldu. Meydan okunmayı sevmezdim. Ama onun bunu yapış şekli… rahatsız edici derecede sakindi.
“Ben kırılmam,” dedim.
Başını hafifçe eğdi.
“Herkes kırılır, Cennetim.”
Neden o kelime?
Yutkundum.
“Bana öyle hitap edecek kadar yakın değiliz.”
“Henüz değiliz.”
Adenya Yalçın, terk edilmiş bir çocukluk ve güçlü bir aile bağının gölgesinde büyüdü.
Ama bir not, hayatını ve kalbini tamamen değiştirecekti:
"Bizim devrimiz yaklaştı, Aden’im…"
Adalet ve sırlar, yasak aşklar ve intikamla birleşince, Adenya ve Eryas’ın yolları kesişti.
Bu hikâye, sevginin en masum halinden en acımasız intikamlara uzanan bir yolculuk…
Ve bazen cennet, sadece bir bakışta saklıdır.
devam ediyor 1g önce güncellendi
ÇAKIR RENGİNDEKİ MEKTUP
@umudun_rengi00
Okuma
132
Oy
40
Takip
8
Yorum
11
Bölüm
10
❝Ait olmadığın bir yerle savaşın bittiğinde, sonucu ne olursa olsun her zaman gitmen gerekir.❞
~
"Gerçek özgürlük senin için hiçbir zaman bu taştan konak olmadı," dedi fısıltıyla. "Çünkü bu duvarların içinde sevgi dışında her şey var." Kulağıma değen saçlarımı geriye çekti. Nefesi bu kez boynuma çöktü. Sıcaklığı tenimde iz bırakır gibiydi.
"Ve sen buraya özgür olmak için gelmedin. Esir olacağını bile bile geldin. Yine de özgürlük diye yanıp tutuşuyorsun." dedi, bu uğurda kendimi bile yakacağımdan habersiz.
Sözleri kadar yakınlığı da kaçacak yer bırakmıyordu. Gözlerim kendiliğinden kapandı. Vücudumdan geçen ürperti korkudan çok tanıdık bir teslimiyet gibiydi. "Bir gün," diye mırıldandı, sesi umut kadar yumuşaktı, "sana özgürlüğün gerçekten ne olduğunu göstereceğim, komşu kızı."
Sırtım tamamen göğsüne yaslanmıştı artık. Nefes almak bile zor geldi. "O gün geldiğinde, sana ‘özgürsün’ diyerek zincir takan herkes arkamızda kalacak. İntikamın için kinin en büyük silahın,”
Bir an durdu. Nefesi kulağımın dibinde ağırlaştı. "Ben ise," dedi alçak bir sesle. Gözlerimi daha sıkı kapattım, açmaya korktum "o karanlıkta yürürken elini bırakamayacak kadar sana adanmış, sadece sana ait olan yoldaşınım."
~~
Onu tanıdım... Ya da en azından tanıdığımı sandım. Karanlığın içinde büyüyen bazı insanlar vardır; kim olduklarını anlatmaya gerek kalmaz, gözlerindeki boşluk her şeyi söyler. O da öyleydi. Bir bakışında terk edilişin izleri, bir gülüşünde işkencenin soğukluğu saklıydı.
Hangi yüzüyle karşılaşacağını kimse bilemezdi. Bazen sessiz, ürkek, gözleri dolmuş küçük bir kız gibi konuşurdu. Sonra birden değişirdi; ses tonu sertleşir, bakışları buz keserdi. O an yanındaki insanın içini donduracak kadar soğuk olurdu. Sonra bir kahkaha atar, sanki az önceki hâli hiç olmamış gibi davranırdı.
Kim olduğunu sormayın. Çünkü bir cevabı yok. Ya da belki çok fazla cevabı var...
~