devam ediyor 2g önce güncellendi
Güzelin çirkine ağıdı
@hancermaraz
Okuma
32
Oy
1
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
3
Adana Çukurova’nın kavurucu sıcağında, bereketli toprakların gölgesinde yaşayan büyük Çakırbeyoğlu Aşireti’nin ağası Hazar, 31 yaşındadır. Çocukluğundan beri güçlü, acımasız ve sert bir lider olarak tanınmıştır. İnsanların gözü onda, sözü herkesin üstündedir. Fakat hayatın ona en büyük darbesi, sevdiği kadını kaybettiği gün vurur.
Hazar’ın hayatının aşkı, narin ve masum Meryem, yıllarca onun en büyük dayanağı olmuş, ama evliliklerinin ilk bebeğini karnında taşırken kansere yakalanmıştır. Doktorlar çaresizdir. Meryem hem bebeğini doğuramaz hem de gün geçtikçe erir.
Son nefesini vermeden önce Hazar’ın ellerini tutar, gözlerinden yaşlar süzülür:
“Hazar… Benim ömrüm buraya kadarmış. Ama sana bir sözüm var. Eğer beni sevdiysen… çocukluk arkadaşım Dila’yla evlen. Ona sahip çık. Benim veremediğim bebeği ondan al. Çünkü o, hayata tutunacak tek dalı olmayan bir kız…”
O an Hazar’ın içi paramparça olur. Sevdiği kadının dudaklarından çıkan bu vasiyet, onun için bir zincir, bir yemin haline gelir.
---
Dila ise 24 yaşında, yoksulluğun gölgesinde büyümüş, yalnız bir genç kadındır. Kimsesi yoktur. Yalnızca, hayatı boyunca ona kız kardeş olmuş Bahar vardır. Dila için Bahar nefes, umut, tek aile… Bahar’ın varlığı olmasa, bu dünyada tek başına savrulacak bir yaprak gibidir.
Fakat kader, Dila’nın kapısını da acımasızca çalar. Bahar doğumda hayatını kaybeder. Son nefesinde Hazar’a döner:
“Dila artık senin hakkın. Onu ben senden aldım, şimdi sen ona hayat ver. Benim veremediğim bebeği ondan al…”
Hazar, sevdiği iki kadının vasiyetiyle baş başa kalır. Bu söz, onun kaderini mühürler. Fakat o, sevdiğini kaybetmenin öfkesiyle yanar. Dila’ya bakarken içinde acı ve nefretin gölgesi dolaşır. Onunla evlenir, ama kalbini kapatır.
---
Evlilikleri, bir aşk değil, acı dolu bir savaş olur.
Hazar, Dila’yı kırmak, canını yakmak için yanında başka kadınları öper, onu görmezden gelir. Dila ise bütün bu acıya rağmen susar; çünkü içindeki tek inancı, bir gün Hazar’ın kalbini kazanabilmektir.
Ama Çukurova’nın töreleri, aşiretin baskısı, Hazar’ın öfkesi ve Dila’nın sessizliği arasında yavaş yavaş filizlenen yasak bir duygu vardır: Aşk.
Bir gün Dila’nın gözyaşlarına karışan sabrı, Hazar’ın içindeki taşlaşmış kalbi çatlatmaya başlar. İşte o gün, Çakırbeyoğlu ağasının gururu ile bir kadının sessiz direnişi arasında kıyamet kopacaktır.