devam ediyor 3s önce güncellendi
Zamanın Kırık Aynası
@doroberamo
Okuma
3
Oy
3
Takip
1
Yorum
24
Bölüm
4
Zeynep ve Kerim’in yolları, Galata’nın modern yüzü ile yer altındaki tozlu sırlarının kesiştiği o puslu Kasım sabahında birleşti. Ancak bu, romantik bir filmdeki gibi bir çarpışma değil, bir fikir çatışmasıyla başladı.
Zeynep Erdemir, Galata Kulesi’nin restorasyon projesinde çalışan, lher bir taşa bir ruh atfeden, sessiz ve vakur bir restoratördü. Ailesi kuşaklar boyu İstanbul’un eski semtlerinde yaşamış, o ise geçmişin tozunu silmeyi hayat amacı edinmişti.
Kerim Işık ise kuantum fiziği üzerine yaptığı aykırı çalışmalarla tanınan, her şeyi matematiksel bir veri olarak gören, hırslı ve biraz da kibirli bir bilim insanıydı. Varlıklı bir ailenin tek oğlu olarak büyümüş, her zaman mantığı duyguların önünde tutmuştu.
Tanışmaları, kulenin temellerinde yürütülen gizli bir kazı alanında gerçekleşti. Zeynep, elindeki ince fırçayla o gizemli bronz saati bir sunağın üzerinde bulduğunda, Kerim elindeki manyetik ölçüm cihazıyla içeri daldı.
Kerim:Ona dokunma! O nesne buradaki tüm enerji dengesini bozuyor, üzerindeki statik yükü ölçmem lazım.
Zeynep: Siz bilim insanları her şeyi bozmak zorunda mısınız? Bu bir nesne değil, bir tarih. Ve şu an benim gözetimimde.
Zeynep, saati korumacı bir tavırla göğsüne bastırdığında, Kerim onun gözlerindeki o derin tutkuyu ilk kez fark etti. Kerim için o saat bir "anomali"ydi; Zeynep içinse "kayıp bir hatıra".
Başta birbirlerinden hiç haz etmediler. Zeynep, Kerim’i duygusuz bir teknokrat; Kerim ise Zeynep’i verilerle değil hayallerle hareket eden bir romantik olarak görüyordu. Ancak saatin yaydığı enerji sadece Kerim’in cihazlarını değil, Zeynep’in sezgilerini de tetiklediğinde birlikte çalışmak zorunda kaldılar.
Restorasyon laboratuvarında geçirdikleri uykusuz geceler, antik metinler ile kuantum formüllerinin birbirine karıştığı tartışmalar, onları istemeden de olsa birbirine bağladı. Ta ki o son sabah, saatin mekanizması kendi kendine dönmeye başlayıp ikisini birden 1892’nin sisli Galata sokaklarına fırlatana kadar...
Artık sadece bir fizikçi ve bir restoratör değil, yabancısı oldukları bir yüzyılda birbirlerinin tek gerçeğiydiler.