devam ediyor 7s önce güncellendi
Görkemli Diyarlar Zevana'nın Arayışı: Kaderin Çağrısı
@gork93
Okuma
4
Oy
4
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
4
İki gün önce Valerion, yeryüzünün kilometrelerce altında, sarsılmaz bir kadim sessizliğin içindeydi. Burası, sadece sıradan ölümlülerin gözlerinden değil; dünyadaki en güçlü büyücülerden, kadim ölümsüzlerden ve karanlık iblislerden bile büyüyle tamamen gizlenmiş olan Frugan Tapınağı`ydı. Yeryüzünde varlığını sürdürebilmeyi başarmış, soyuna ait kalan son gizli Kristal-Doğan sığınağı burasıydı. Dış dünyadaki hiçbir varlık, ne kadar muazzam bir kudrete sahip olursa olsun bu tapınağın yerini sezemez, surlarına dokunamaz, hatta varlığına dair en ufak bir zihinsel iz bile bulamazdı. Sadece ve sadece Kristal-Doğanların geçebildiği bu mabet, aynı zamanda soyun tüm üyeleri için ortak bir merkezdi; dünyanın her neresinde olurlarsa olsunlar, bu kadim tapınağı her an zihinlerinin bir köşesinde hissediyorlardı. Mekanı büken gizli geçitlerin ardındaki bu kutsal mabette, zaman bile dışarıya nispeten daha yavaş akıyordu. Tapınağın devasa kristal sütunları, asırlardır olduğu gibi Valerion`nun damarlarındaki parıltıyla aynı kutsal tempoda, huzurlu bir mor ışıkla nefes alıyordu.
Tapınağın içi, sadece taş ve kristalden ibaret cansız bir mabet değil; adeta kendi ritmiyle yaşayan, nefes alan bir organizmaydı. Havada, gözle görülebilir yoğunlukta mor bir kadim enerji nehirler halinde akıyor; metalik zeminlerden yükselip devasa sarkıtların arasından süzülerek adeta mistik akıntılar oluşturuyordu. Bir taştan çıkıp bir diğer kristal kütleye doğru havada zikzaklar çizerek dalgalanan bu ham enerji akışları, dokunduğu her yüzeyde parıldayan kırılmalar yaratıyordu. Duvarları süsleyen kristallerin üzerlerine, sıradan büyücülerin alfabelerine hiç benzemeyen, evrenin temel taşlarını simgeleyen benzersiz ve kadim rünler işlenmişti. Bu simgeler, havada akan mor enerji nehirleri kendilerine her temas ettiğinde sanki uykudan uyanırcasına canlanıyor, tapınağın derinliklerine doğru boğuk ama huzur veren bir uğultu fısıldıyordu. Valerion, bu enerjinin etrafında bir pelerin gibi sarıldığını, etinin altındaki damarlarla havada adeta dans eden o mor akıntıların aynı kutsal frekansta titreştiğini hissedebiliyordu. Burası, her hücresiyle saf büyünün kendisiydi.