[ intikam ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 16dk önce güncellendi
CARİYE
@rumeysa.kkc
Okuma
30
Oy
8
Takip
1
Yorum
6
Bölüm
6
Bir zamanlar özgür bir genç kız olan Alara, ailesinin yok edilmesinden sonra esir alınarak Kızıl Saray’a cariye olarak satılır. Sarayın sahibi, korku ve kanla hükmeden zalim kral Ateş’tir. Alara dışarıdan sessiz, itaatkâr ve kırılmış görünse de içinde tek bir ateş vardır: intikam.
Sarayda hayatta kalmak bile zorken Alara, entrikalar, ihanetler ve ölüm oyunlarının ortasında adım adım güç kazanmayı öğrenir. Ancak karşısında kralın gözdesi, güzelliği kadar zehriyle de ünlü sinsi cariye Asya vardır. Asya, Alara’nın saraydaki yükselişini ilk fark eden kişi olur ve onu yok etmek için her yolu dener.
Sarayın en güçlü savaşçısı, kralın sağ kolu ve krallığın koruyucusu Kağan ise herkese sadık görünür… fakat içinde yıllardır büyüttüğü gizli bir nefret vardır. O da bu çürümüş krallığın yıkılmasını istemektedir.
Alara, cariyelikten başlayıp sarayın en tehlikeli oyunlarını oynayarak önce kralın güvenini, sonra halkın desteğini, en sonunda da tahtı hedefler. Fakat tahta giden yol; aşk, ihanet, kan ve ölümle doludur. Çünkü bazen kraliçe olmak için önce bir kralın ölmesi gerekir.
devam ediyor 1s önce güncellendi
KIRIK TAÇ
@kitapasigibirisi
Okuma
9.06k
Oy
602
Takip
107
Yorum
1.43k
Bölüm
20
“Buyurun?” dedim soğuk bir sesle.
“Size de günaydın, küçük hanım.”
Kaşlarım hızla çatıldı.
Kimdi bu?
“Ne için gelmiştiniz, beyefendi?” dedim sertçe.
Dudağının kenarı yavaşça kıvrıldı.
“Karımı almaya geldim, hanımefendi.”
Tanımadığınız bir adamla evli olduğunuzu öğrenseniz ne yapardınız?
devam ediyor 3s önce güncellendi
MEYRA
@a_lotus_1
Okuma
154
Oy
18
Takip
4
Yorum
4
Bölüm
8
Adım Meyra okuma hevesi kursağında kalan genç bir kızım. Babam ve annem beni para için hiç tanımadıkları birine kuma verdi. Üniversiteye gideceğim yerde kuma gitmiştim.
[Yorum ve Voteleriniz Benim İçin Çok Değerli]
devam ediyor 9s önce güncellendi
İHTİZAR SERİSİ
@mingsar
Okuma
3
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
---
Ferah Dumanlı, Türkiye’nin en güçlü iş ailelerinden birinin tek kızıdır. Dışarıdan kusursuz, zengin ve kontrollü bir hayatı vardır ama ailesinin içinde herkesin sustuğu kirli sırlar saklıdır.
Bir gece, babasının geçmişte yaptığı büyük bir ihanetin bedeli kapıya dayanır:
Mafya dünyasının en tehlikeli isimlerinden Birkân Kara-Asman, intikam için geri dönmüştür.
Birkân’ın planı basittir:
Ferah’ın hayatını yavaş yavaş elinden almak… ama onu doğrudan yok etmek değil.
Onu kendi dünyasına çekmek.
Ferah’a tek bir seçenek bırakır:
Ya ailesinin çöküşünü izler ya da Birkân’la zorunlu bir evliliğe imza atar.
Ferah, hayatta kalmak için bu evliliği kabul eder. Ama bilmediği şey şudur:
Bu evlilik sadece bir intikam planı değildir.
Birkân’ın geçmişi de en az Ferah’ın ailesi kadar karanlıktır.
Aynı çatı altında geçen bu zorunlu evlilik;
güç savaşına
psikolojik oyuna
takıntılı bir aşka
ve kanla yazılmış bir geçmişe dönüşür.
Zamanla intikam yerini tehlikeli bir çekime bırakır.
Ama bazı sırlar açığa çıktığında, aşk bile kurtuluş değildir.
Çünkü bu hikâyede kimse masum değildir…
ve herkesin bir bedeli vardır.
---
devam ediyor 11s önce güncellendi
İHTİZAR: SERİSİ
@mingsardan
Okuma
1
Oy
1
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
1
Ellerim titriyor. Ama silah titremiyor. Namlu, tam göğsünün ortasında. Sadece birkaç saniye uzaktayım onu bitirmeye.
Peki neden yapmıyorum?
Birkan sırtını duvara yaslamış. Kaçmıyor bile. Sanki ölmek onun için bir kurtuluş gibi. Sanki bu geceyi yıllardır bekliyormuş gibi bakıyor.
Ve ben… nefret etmek isterken, ona bakmaktan kendimi alamıyorum.
"Söyle. Neden?"
Sesim çatallı. Ağlayacak gibi hissediyorum ama ağlamayacağım. Onun karşısında ağlamayacağım. Asla.
"Neden beni kurtardın? Neden evlendin benimle? Neden geceleri odamın kapısında nöbet tutuyorsun?"
Silahı biraz daha sıkıyorum. Parmaklarım bembeyaz oldu.
"Düşman mıyım, esir miyim, neyim ben sana?"
Sustu.
O sustukça içimdeki fırtına büyüyor.
Sonra duvardan ayrıldı. Bir adım attı. Sonra bir adım daha. Namlu göğsüne değdiğinde nefesim kesildi.
"Geri dur."
"Hayır."
"Vururum."
"Vur."
Gözlerim doldu. İstemiyorum. Ama ellerim kilitlendi. Tetikte bekleyen parmağım… kımıldamıyor.
Birkan durdu. Artık aramızda birkaç santim var. Alnını namluya dayadı. Ve bana baktı. Karanlıkta bile gözlerini görebiliyorum. İçinde kaybolduğum o lanet olası gözleri.
"Düşman olarak girdin hayatıma."
Sesi alçak. Yumuşak. Ama içinde yılların ağırlığı var.
"Silahı bana doğrultan yegâne kadınsın."
Parmağını uzattı. Namluyu okşar gibi gezdirdi. İtmedi. Çekmedi. Sadece dokundu.
Ve ben o dokunuşla yanıyorum.
"Ve hâlâ…"
Sesi düğümlendi. O adam. O acımasız, soğuk, taş kalpli adam… sustu. Ve ben o an anladım ki, içindeki her şey çığlık atıyor.
"Vazgeçemiyorum."
Dudağımı ısırdım. O kadar sert ısırdım ki kan tadı geldi.
Ona vuramam.
Biliyorum.
O gece çamura battığımda beni yerden kaldıran elleri.
Sabaha kadar başımda bekleyen gölgeyi.
Hiç sormadığı halde her şeyi yapan adamı…
Ellerim düştü.
Silahı yere atmadım. Ama doğrultamıyorum artık.
"Öldüremiyorum seni."
Sesim kırıldı. İçimde bir şey kırıldı. O kadar uzun süre sıktığım bir duvar vardı ya… işte o çatladı.
"Lanet olsun."
Gözümden bir damla düştü. İnanmıyorum. Ağlıyorum. Onun karşısında ağlıyorum.
"Lanet olsun sana, Birkan."
Silahı elimden aldı. Parmaklarıma dokundu. Bir öpücük kadar hafif.
Sonra eğildi. Alnını alnıma dayadı. O kadar yakındı ki nefesini hissediyorum.
"İyi edersin."
Hıçkırdım. Küfretmek istiyorum. Bağırmak istiyorum. İtmek istiyorum.
Ama ellerim onun boynunda.
Kollarım sarmış onu.
Ve ben… bırakamıyorum.
"Öldüremezsin beni, Ferah."
Sesi fısıltı.
"Çünkü ben senin içinde yaşıyorum."
O gece tetiği çekmedim.
Çekemezdim.
Çünkü onu öldürmek, kendimi öldürmekti.
Ve ben… daha ölmek istemiyorum.
Onun yanında yaşamak istiyorum.
Lanet olsun.
---
"Ellerim titriyor. Ama silah titremiyor. Peki neden çekemiyorum tetiği?"
"O sustukça içimdeki fırtına büyüyor."
"O acımasız, soğuk, taş kalpli adam… sustu. Ve ben o an anladım ki, içindeki her şey çığlık atıyor."
"Dudağımı ısırdım. O kadar sert ısırdım ki kan tadı geldi."
"Öldüremiyorum seni. Lanet olsun sana, Birkan."
"Ama ellerim onun boynunda. Kollarım sarmış onu. Ve ben… bırakamıyorum."
"Onu öldürmek, kendimi öldürmekti. Ve ben… daha ölmek istemiyorum. Onun yanında yaşamak istiyorum. Lanet olsun."
---
tamamlandı 5s önce tamamlandı
KAN BORCU I (BERDEL) [DEVAM EDİYOR]
@yazar.metinbey
Okuma
11
Oy
1
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Almanya`da doğup büyüyen Aslı, ailesiyle birlikte memleketi Diyarbakır`a tatile gelir. Hayatı boyunca özgürlüğüne düşkün olan Aslı`nın tek amacı, ailesiyle güzel zaman geçirmektir. Ancak kaderin onun için hazırladığı yol tamamen farklıdır.
Murat Hasımoğlu, bölgenin en köklü ve saygın ailelerinden birinin tek oğludur. Ailesinin değerlerine sıkı sıkıya bağlı, güçlü ve kararlı bir gençtir.
Geçmişte yaşanan bazı kırgınlıklar, iki aileyi yıllar sonra yeniden karşı karşıya getirir. Aile büyüklerinin aldığı ortak karar sonucunda, geçmişe sünger çekmek ve iki aile arasında kalıcı bir barış sağlamak için tek bir adım atılmasına karar verilir: Aslı ve Murat`ın evlenmesi.
Birbirini hiç tanımayan, iki farklı dünyanın insanı olan Aslı ve Murat, ailelerinin huzuru için bu zorunlu kararı kabul eder. Başta sadece bir mecburiyet olan bu evlilik, zamanla Almanya`dan gelen asi bir kız ile geleneklerine bağlı bir adamın birbirlerini anlama serüvenine dönüşür.
Farklılıkların gölgesinde, inatçı iki kalbin hikayesi...
devam ediyor 13s önce güncellendi
Ölü Kralın Laneti
@ladyrebel
Okuma
9.8k
Oy
953
Takip
69
Yorum
353
Bölüm
54
4 Genç okudukları bir kurgu ile dalga geçer ve kendi aralarında teoriler üretirler. Bu ilginç kurguyu bir tablo olarak çizen Öykü bir anda tablonun içerisine düşer ve aslında kurgudaki Kral`ın lanetinin bir parçası haline gelir.
Geri dönmek için elinden geleni yapmak ister ama Öykü`nün ufak bir rahatsızlığı vardır. Şoka girdiğinde konuşamaz ve bu ufak sebep yüzünden çok büyük olaylara sebebiyet verir. Bir evliliğe, bir topluma ve yabancı bir sevdaya.
İçerisinde bolca romantizmin geçtiği bu hikayemizde size bir Öykü anlatacağım...
"Bir LadyRebel Klasiğidir."
devam ediyor 18s önce güncellendi
Lali || Yarı Texting ||
@udezsenlife
Okuma
67
Oy
28
Takip
3
Yorum
2
Bölüm
11
Yüzüme bakmıyor, gözlerini kaçırıyordu. Belinden silahını çıkardı.
Ne yapıyordu bu? Beni mi öldürecekti?
Bakışlarını silahtan çekti ve ilk defa gözlerime değdirdi.
"Ne o?! Beni mi öldüreceksin bu sefer?!" diyerek burnumdan soludum ve ekledim, "Sen planları tuzla buz etmeyi seversin nasıl olsa."
Hareleri hâlâ gözlerimde dolanıyordu. Elini uzatıp "Al." dedi. Önce silaha sonra ona baktım. Kafam karışmıştı.
🧭
Geçmişin hayaletleri aralarında birer kurşun gibi dolaşırken, silah bu kez el değiştiriyordu. Gözlerindeki nefret mi daha keskindi, yoksa o tanıdık hayal kırıklığı mı? Planlar tuzla buz olmuş, güven çoktan toprağa gömülmüştü. Şimdi elindeki metale bakarken tek bir soru vardı: İntikam mı, yoksa sadakat mi? Sence hangisi kazanır?
devam ediyor 18s önce güncellendi
Midnight Memories
@excaltan
Okuma
88
Oy
41
Takip
3
Yorum
3
Bölüm
35
Karanlığın ve ışığın arasında ince bir çizgi vardır. Genç birinin kendi gücünü, sınırlarını ve kimliğini keşfettiği bu yolculukta, geçmişin gölgeleri ve geleceğin umutları iç içe geçer. Zamanın ritmiyle şekillenen anılar, unutulmaz dostluklar ve kalbin fısıldadığı sırlar, her sayfada yeni bir gizemi ortaya çıkarır. Her seçim, her adım bir yolun kapısını aralar ve bu yolculuk, sizi sadece bir hikâyenin içine değil, kendi içsel keşfinize de davet eder.
Midnight Memories – Gece yarısında saklanan anılar, gün ışığında çözülmeyi bekliyor.
devam ediyor 21s önce güncellendi
Mutsuz bir son &gerçek ailem
@baskabirevrende47
Okuma
3.41k
Oy
331
Takip
36
Yorum
30
Bölüm
29
Gerçek ailem kurgusu
GELECEK BÖLÜMDEN ALINTI
Hızlanan yağmurların altında ateşle ikimiz karşı karşıyadık üzerimdeki bügün davet için giydiğim elbise sırılsıklam olmuş makyajım akmış bir şekilde ateşin karşısındaydım
Bu yüzleşme elbet olacak dı ama bügün elinde farklı bir kadının yüzügünü takmisken geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyordu
Başını yenilmişligin verdiği galbietle eğdi gözunden akan yaşlarla bana bakıyordu
“Mahşere mi kaldık şimdi “ diye sordu titreyen sesiyle
Kafamı salladım dilimi damağıma vurarak “tch” dedim
“Şen bizi öyle bir bitirdin ki mahşere bile kalmadık “ dedim dolu gözlerle yüzgünü göstererek
“Seninle ne bu dünyada ne de öbür dünyada karşılaşmak istiyorum “dedim gururumun son kalan kırıntılarıyla
“ sen beni bitirdin allah da seni bitirsin evin olsun damın olmasın çocuğun olsun ama bir kez bile sana sarılmasın” diyerek arkamı dönüp gittim
Son gördüğüm yağmurun altında diz çökmüş halde bana bakıp ağlayan ateşidi
Ben gittim o kaldı
Ben öldüm o yaşadı
devam ediyor 22s önce güncellendi
Kehribar Çiçeği
@sevvnuraydn
Okuma
255
Oy
60
Takip
10
Yorum
17
Bölüm
14
“Tek bir göreviniz var. Ne olursa olsun savcının kızını alıp bana getireceksiniz.”
Marin Mila Soykan babasının ısrarı sonucu katıldığı oteldeki bir düğünde Storonniki lideri Alihan Sancaktar tarafından kaçırılacağını öğrenir. Önünde iki seçenek vardır: Ya kaçacak ya da savaşacak.
Marin savaşmayı seçer. Alihan Sancaktar’ın peşine taktığı diğer üç yandaşın elinden kaçıp hiç kimsenin beklemediği bir şeyi yapar: Kendisini kaçırmak isteyen adamı bizzat alıkoyar.
Eskinin dişli avukatı ile Rus mafyasının lideri arasında başlayan restleşmenin sonucu ağır olur. Esaret ile örülen bir kader, karanlık sırlar, kanlı bir savaş ve çok daha fazlası…
tamamlandı 23s önce tamamlandı
GERÇEK AİLEM / SILA [DEVAM EDİYOR]
@yazar.metinbey
Okuma
9
Oy
1
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
"Bana on sekiz yıl boyunca bir yalanı yaşattılar."
Yedi nüfuslu, rutubet kokan, her köşesine sefaletin sindiği o evin istenmeyen kızıydım ben. Üzerime giydirilen başkalarının eskileri, sofrada bana düşen o en küçük pay ve ne yaparsam yapayım o gözlerdeki `yabancı` bakış... Hepsi benim gerçeğimdi. Ben Sıla`ydım; İstanbul`un arka sokaklarında unutulmuş, o yoksul ailenin sığıntı kızı.
Ta ki o rüyalar başlayana kadar.
Zihnimin duvarlarını yıkan, gözlerimi kan ve intikam hırsıyla açmama sebep olan o fısıltılar bana kim olduğumu haykırıyordu. Ben o döküntü evin kızı değildim. Ben benden çalınan bir hayatın, arkamdan çevrilen karanlık oyunların ve kanla yıkanmış bir tahtın tek varisiydim.
Beni bir çöplükte büyümeye mahkum eden gerçek ailem... Yıllarca bana `kızımız` diyerek o iğrenç yalanı sürdüren sahte ailem...
İçimde uyanan bu karanlık gücü artık durduramam. Gölgelerin ardındaki o geçidi bulacağım. Oraya, ait olduğum yere gideceğim. Ve benden çalınan her bir saniye için, hepsinden hesap soracağım.
Merhamet yok. Sadece intikam var.
devam ediyor 24s önce güncellendi
YANIK YAKARIŞ - Kırık Yıldız (+)
@mrvnkorkmaz
Okuma
4.11k
Oy
283
Takip
20
Yorum
2.03k
Bölüm
38
Sanki insanların ayakları altında ezilen, her adımda biraz daha değersizleşen bir araziydim. Kara topraklarım susuzluktan, en çok da değersizlikten çatlamıştı; ne bir yeşerme ümidi ne de uğruna uğraşılacak bir verim kalmıştı. Herkes ezip geçmiş, kimsenin ayak basmayacağı bir çöle dönmüştüm adeta. Ta ki bir gün, avuçlarında masumiyetin safiyetine sahip izlerle küçük bir erkek çocuğu gelene dek. Hiç tereddüt etmedi, avuçlarında gizlediği beyaz nilüfer tohumunu kurumuş kara topraklarımda sakladı.
Yıllardır çektiğim su hasreti, küçücük bir erkek çocuğunun küçücük elleriyle bana emanet ettiği o umutla son bulmuştu.
O umut bana o gece yağmuru getirdi.
O umut beni o gece bataklığa dönüştürdü
devam ediyor 1g önce güncellendi
Aşk ve intikam
@zeynepssl
Okuma
22
Oy
13
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
3
Okul koridorunda yürürken onu gördüm.
Yıllardır unutmaya çalıştığım yüz tam karşımdaydı.
Aras Demir.
Bana baktığında sanki hiçbir şey olmamış gibi gülümsedi.
O an tek bir şey düşündüm:
“Bu sefer acıyı yaşayan ben olmayacağım.”
devam ediyor 1g önce güncellendi
BERZAN AĞA
@mssemka
Okuma
3.39k
Oy
339
Takip
55
Yorum
69
Bölüm
14
İNTİKAMDAN DOĞAN BİR AŞK MASALI
...
Genç kadının gözlerinde derin bir yenilgi vardı. Yorgunluk ve bitkinlik bedenini esir almış, bakışları küçük ellerinin ortasında kızıla boyanmış lekeye takılmıştı. Yarın, hiç tanımadığı, hiç sevmediği bir adamın karısı olacaktı. Abisi için… Ne yaşadıysa, neye mecbur bırakıldıysa, hepsi abisi içindi. O ve onun bebeği için…
Korkuyordu. O adamın gözlerinin kahverengisi öylesine delice bakıyordu ki, sanki canının yanacağını bağırır gibiydi her göz süzüşü. Kardeşinin intikamını alacaktı elbet o kadın vesilesiyle. O ve onun ailesi düşmandı adama. Ve adam düşman sevmezdi...
Berzan BORAN. Canını yakacaktı… Ciğerini nasıl söktüyseler öyle solduracaktı o ailenin en kıymetli çiçeğini. Kabus olacaktı bir kere. Kardeşini ondan koparmanın bedelini ödetmek için yakacak, yanacak, kül olacaktı.
Ama bir şey vardı… Kalbi… Kalbi o çiçeği soldurmak istiyor muydu? Bunu billmiyordu işte Kadının gözlerinde ürkek ceylanlar saklıydı; hem korkusuz, hem de kaçmak ister gibiydi. Bakışları pusluydu; bir yanı bangır bangır adama nefretini haykırırken diğer yanı sanki hak veriyordu. Biliyordu ki sanki canı yanıyor.
O kadın değeri bir mücevher gibiydi… Ama adam farkında bile değildi elindeki servetin. Bir yanı delice kadından kaçmak isterken, diğer yanı da adını koyamadığı bir hisle yanıp kavruluyordu. Neydi bu yoğun duygunun adı?
Kıskançlık… Bariz kıskançlıktı...
“Hazır ol Civan Bey,” dedi genç adam. “Yarın gelip alacağım cevabını. Seçim senin; ya kardeşim, ya kardeşin.” Sözleri ağırdı. Ortama çaresizlik sinmişti. Kadının ürkek parıltılarla şekillenen harelerinden gözlerini alamıyordu.
Onlar, büyük bir intikamın kurbanıydı. Kadın, yanaklarından süzülen damlalarla teslim olmuştu adama. Peki ya adam?
Oysa o çoktan kendinin saymıştı kadını…
Geliyor… Büyük bir intikamın gölgesinde yeşerecek mucizevi bir destan.
Ya intikam bitecek, aşk kazanacaktı… Ya da intikam kazanacak, aşk hiç var olmayacaktı. Onlar, ancak birbirlerinin gölgelerinde nefes alabilecekti.
BERZAN ❤ GÜL BORAN
tamamlandı 1g önce tamamlandı
KANLI KAPTAN NEFRETİN TERİ [DEVAM EDİYOR]
@yazar.metinbey
Okuma
3
Oy
1
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
"Bazı nefretler öldürmez, sadece sizi daha çok kanatır."
Saint Jude Akademisi’nin görkemli taş duvarları arasında iki şey asla gizli kalmaz: Kan ve Ter.
Axel Sterling; parkelerin soğuk celladı, basketbol sahasının ulaşılamaz kaptanı. Bir maçta Nova Rossi’nin tek bir hamlesiyle sadece geleceğini değil, babasının dünyasındaki yerini de kaybetme eşiğine geldi.
Nova Rossi; okulun ritmini belirleyen ponpon kız lideri. Onun her gülüşü bir maske, her dansı ise ailesinin karanlık suçlarını örtmek için bir illüzyon. Axel’in, Nova’nın ruhunu döktüğü o gizli şarkıları tüm okula sızdırmasıyla başlayan savaş, planlanan yıkımın aksine Nova’yı Saint Jude’un yeni ikonu haline getirdi.
Artık bu kavga sadece babalarının yönettiği kirli mafya dünyasının bir mirası değil; iki genç ruhun birbirini yok etmek için ant içtiği kişisel bir cehennem.
Okul koridorlarında sessiz sevkiyatların planlandığı, her adımın bir infaza çıktığı bu oyunda tek bir kural var: Asla aşık olma. Çünkü bu dünyada aşk, bir kurtuluş değil, sadece daha şık bir idam fermanıdır.
devam ediyor 2g önce güncellendi
Fırtınada Sevda
@cigliginkuytusu_
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Gece, şehrin üstüne ağır bir sis gibi çökmüştü. Sokak lambalarının solgun ışıkları, yağmurdan parlayan asfaltın üzerinde titrek yansımalar bırakıyordu. Uzaklardan gelen siren sesleri bile o anın dehşetini bastıramıyordu. Çünkü Gökhan’ın kulaklarında yankılanan tek şey, Meyra’nın yere düşerken çıkardığı o boğuk nefesti.
Her şey birkaç saniye içinde olmuştu.
Önce sert bir bağırış…
Sonra patlayan silah sesi…
Ve ardından Gökhan’ın dünyasının paramparça oluşu.
“Meyra!”
Gökhan’ın sesi geceyi yaran bir çığlık gibi yükseldi. Dizlerinin bağı çözülmüş halde koşarak ona ulaştığında, Meyra çoktan yere yığılmıştı. İnce parmakları titriyordu. Karnının yan tarafına saplanan kurşunun etrafında koyu kırmızı bir leke büyüyordu. Yağmur damlalarıyla karışan kan, kaldırımın arasından ince ince akıyordu.
Gökhan ellerini bastırmaya çalıştı ama ne yaparsa yapsın o sıcaklık avuçlarının arasından kayıp gidiyordu.
“Hayır… hayır… bana bak, tamam mı? Sakın gözlerini kapatma!”
Sesi çatlıyor, nefesi düzensizleşiyordu. Güçlü görünmeye çalışan adamdan geriye sadece korkmuş bir âşık kalmıştı. Ellerinin titremesini durduramıyordu. Meyra’nın yüzünü avuçlarının arasına aldı. Kadının dudakları solmuştu ama yine de ona bakmaya çalışıyordu.
“Gökhan…” diye fısıldadı Meyra, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Sus! Konuşma… konuşma ne olur…” dedi Gökhan panikle. “Ambulans geliyor, duyuyor musun? Sana hiçbir şey olmayacak. Seni bırakmam… asla bırakmam!”
Ama kendi söylediklerine kendisi bile inanamıyordu. Çünkü gözlerinin önünde sevdiği kadın yavaş yavaş soluyordu. Ve bu, onun hayatındaki en büyük kabustu.
Gökhan çaresizce etrafına baktı.
“Yardım edin!” diye bağırdı bütün gücüyle. “Birisi yardım etsin!”
Sesindeki kırılma, sokaktaki herkesi susturacak kadar derindi. O an ne gururu kalmıştı ne öfkesi… Sadece kaybetme korkusu vardı. Sevdiği kadını ellerinin arasından çekip alan ölüm korkusu.
Meyra’nın başını dizlerine yasladı. Yağmur saçlarını yüzüne yapıştırmıştı. Gökhan titreyen parmaklarla o saçları geri itti. Gözlerinden yaşlar yağmurla birlikte yüzüne akıyordu.
“Sen bana söz verdin…” dedi boğuk bir sesle. “Birlikte yaşayacağız dedin… Daha gideceğimiz yerler vardı bizim… Bana bunu yapamazsın Meyra…”
Meyra güçlükle gülümsedi. Ama o gülümseme bile Gökhan’ın içini daha çok parçaladı.
Çünkü o an ilk defa gerçekten korkuyordu.
Onu kaybetmekten.
Onsuz kalmaktan.
Ve hayatında ilk kez, hiçbir gücünün sevdiği kadını kurtarmaya yetmeyebileceğini anlamaktan.
Gökhan alnını Meyra’nın alnına yasladı. Gözlerini sımsıkı kapatıp titreyen bir nefes verdi.
“Ne olur…” diye fısıldadı kırılmış bir adam gibi. “Beni sensiz bırakma…”
Küçük Bey ile Çakır gözlünün hikayesi...
Kavuşacaklar mıydı peki?.
devam ediyor 2g önce güncellendi
SANSAR
@zerya.kaplan
Okuma
2.34k
Oy
233
Takip
37
Yorum
29
Bölüm
21
"Düşmanını baştan çıkarmaya mı çalışıyorsun?"
***
"Beni eğlendirmek için hazır ol. Çünkü ödülüm sensin."
***
"Sansarın inine girmemeliydin bal"
***
Tiyatroda başrol olarak sergilediği gösteride başını ağır şekilde yere vurmasıyla gösteri bittikten sonra eve gitme kararı verir. Yoldayken ağır bir yağmur bastırır ve başının o an acı bir şekilde ağrımasıyla yoldan geçen arabayı görmez ve kaza geçirir. Uyandığı hastanede ona bakan doktorun aslında ona takıntılı olan bir mafya lideri olduğundan habersizdir. Bir gece ansızın o adam tarafından Rusyaya kaçırılır.
devam ediyor 2g önce güncellendi
Kana bulanan Sevda
@mirsann
Okuma
40
Oy
17
Takip
2
Yorum
17
Bölüm
19
Şehir geceleri artık daha sessizdi.
Çünkü insanlar karanlığın içinde kimin dolaştığını biliyordu.
Bir tarafta…
adı bile korkuyla fısıldanan adam vardı.
Karga.
Onun gerçek adını kimse bilmiyordu. İnsanlar yalnızca bıraktığı cesetleri, susturduğu sokakları ve çöktürdüğü imparatorlukları biliyordu. Kumarhaneler, limanlar, gece kulüpleri… hepsi onun gölgesinin altına girmişti.
Masaya oturduğunda sigara dumanı bile yön değiştirirdi.
“Bu şehirde iki şey kaçınılmazdır…” demişti bir gece.
Viski bardağını yavaşça çevirirken gözleri ölüm kadar soğuktu.
“Ölüm…”
Kısa bir sessizlik olmuştu.
“…ve ben.”
İnsanlar ondan korkuyordu çünkü Karga bağırmazdı.
Sakinliği daha tehlikeliydi.
Ama sonra…
Şahin öldü.
Ve şehir ilk kez başka bir ismi konuşmaya başladı.
Kim olduğunu kimse bilmiyordu.
Nereden geldiğini…
kaç kişiyi gömdüğünü…
neden omzunda bir karga taşıdığını…
Hiç kimse bilmiyordu.
Sadece siyah araçlardan oluşan bir konvoyla İstanbul’a geldiğini gördüler. Bakır saçlarının yağmur altında ateş gibi parladığını… ve Karga’nın gözlerinin içine korkmadan baktığını.
Köprünün üstünde ilk kez karşı karşıya geldiklerinde herkes savaş çıkmasını beklemişti.
Ama silahlar değil…
kelimeler ateşlenmişti.
“Seninle böyle tanışmak çok komik oldu.”
Kızın sesinde alay vardı.
Karga ise sadece ona bakmıştı.
Uzun süre.
Sanki karşısındaki kişinin insan mı yoksa yaklaşan bir felaket mi olduğuna karar vermeye çalışıyordu.
“Buraya ne için geldin?” diye sormuştu sonunda.
Kız dudaklarındaki koyu kırmızı ruju yavaşça düzeltmişti.
“Babamı senin öldürmediğini düşünüyorum.”
İşte o an…
şehir değişmişti.
Çünkü ilk kez biri Karga’ya korkmadan yaklaşmıştı. İlk kez biri onun kurduğu karanlığın içine gözlerini kırpmadan yürümüştü.
Ve daha kötüsü…
Karga onu öldürmemişti.
Bu yüzden insanlar fısıldamaya başladı.
“Kim bu kadın?”
“Karga neden hâlâ onu yaşatıyor?”
“Gerçekten Şahin’in kızı mı?”
Ama cevap yoktu.
Çünkü o kadın bilinmezdi.
Ve bilinmeyen şeyler… yeraltı dünyasında her zaman korku yaratırdı.
Bir gece Karga’nın sağ kolu sessizce odasına girip şöyle dedi:
“Efendim… o kadın tehlikeli.”
Karga pencerenin önünde durmuş, şehrin ışıklarını izliyordu.
Sigarasının közünü karanlıkta görmek mümkündü.
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden hâlâ nefes alıyor?”
Karga birkaç saniye sustu.
Sonra boğuk sesi odanın içine yayıldı:
“Çünkü bazı insanlar öldürülmeden önce anlaşılmalıdır.”
Ama anlamadığı bir şey vardı.
Kadın da onu izliyordu.
Otelde, loş ışıklı odasında omzundaki karganın tüylerini okşarken cama yansıyan kendi gözlerine bakmıştı.
Ve fısıldamıştı:
“Karanlığın sahibi olduğunu sanıyor…”
Kuş hafifçe ses çıkarmıştı.
Kadın dudaklarının kenarını kaldırmıştı.
“…oysa karanlık bazen insanın içinde doğar.”
Şehir artık iki farklı fırtınanın arasında kalmıştı.
Bir tarafta herkesin korktuğu adam vardı.
Diğer tarafta kimsenin tanımadığı kadın.
Ve en korkuncu…
İkisi de birbirini öldürmek yerine anlamaya çalışıyordu.
Çünkü bazen yeraltı dünyasında savaş… kurşunla değil, merakla başlardı.