devam ediyor 4g önce güncellendi
Mor Hicranlar
@kutuptayazmisalli
Okuma
6
Oy
2
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
EFSUN KARA & AREL HANCIOĞLU
Efsun mutfağın dar kapısında durmuştu, ayaklarının altındaki soğuk fayansı hissediyordu ama asıl üşüten şey yer değil, Arel’in yüzündeki o yabancı ifadeydi; gözleri ona bakıyordu ama sanki içinden geçip başka birine takılıyordu.
“Bana öyle bakma Arel… lütfen, ben buradayım, gerçek olan benim.”
Arel cevap vermedi, dudakları aralandı ama kelimeler çıkmadı, sanki zihninin içinde biri daha konuşuyor da Efsun’un sesi o kalabalığın içinde kayboluyordu.
Efsun (sesi titreyerek):
“Ben senin düşmanın değilim… ben kaçmadım, seni bırakmadım, bak hâlâ buradayım.”
Arel başını yavaşça iki yana salladı, yüzünde acı ile öfke arasında gidip gelen bir ifade vardı.
“Sen… sen bilmiyorsun Efsun. Sen benim kafamın içini bilmiyorsun. Bazen sen bile gerçek gelmiyorsun bana.”
Bu cümle Efsun’un göğsüne ağır bir taş gibi oturdu, nefesi yarıda kaldı, ellerini yumruk yaptı ama ağlamadı, çünkü o evde ağlamak bile lüks sayılırdı.
“Gerçek gelmiyorsam neden canım bu kadar yanıyor Arel? Hayal olsam bu kadar acıtır mı?”
Arel bir adım geri çekildi, sanki Efsun ona dokunsa parçalanacakmış gibi.
Arel (sertleşerek):
“Git o zaman! Eğer bu kadar zor geliyorsa, git!”
Efsun’un gözleri doldu ama yaşlar düşmedi, başını dik tuttu, çünkü hayatta kalmayı böyle öğrenmişti.
“Ben zaten hep gidemediklerim yüzünden böyleyim. Annemi bırakamadım, kardeşimi bırakamadım… şimdi de seni bırakamıyorum diye suçlu muyum?”
Sessizlik çöktü, öyle ağır bir sessizlikti ki saat tik takları bile kulak tırmalıyordu. Efsun bir adım attı, sesi neredeyse fısıltıya döndü.
“Ben seni iyileştireceğim demedim Arel… sadece yanında durmak istedim. Ama sen her seferinde beni biraz daha yok ediyorsun.”
Arel gözlerini kapattı, alnını duvara yasladı, nefesi düzensizdi.
“Ben herkesi yakıyorum Efsun. Sana da sıra geldi.”
İşte o an Efsun’un içindeki son direnç çatladı, sesi kırıldı.
“Ben zaten yanmıştım… sen sadece küllerimi fark etmedin.”
Efsun arkasını döndüğünde dizleri titriyordu ama düşmedi; çünkü düşerse bir daha kalkamayacağını biliyordu. Kapıyı kapatırken Arel’in arkasından tek bir kelime gelmedi ve Efsun ilk kez şunu düşündü: bazı acılar bağırarak değil, sessizce insanın içini oyarak öldürüyordu.
YOLLARI BELKİDE DOĞMADAN KESİŞMİŞTİ.BELKİ DE ÖYLE BİR YOL ASLA OLMAMIŞTI...
Kitap şahsıma aittir. Herhangi bir benzerlik ya da (ç)alınma durumunda gerekli işlemler yapılır...