devam ediyor 15s önce güncellendi
FATUM
@berinora
Okuma
14
Oy
14
Takip
2
Yorum
10
Bölüm
4
Gece, şehrin üzerini ağır bir battaniye gibi kapatmıştı. Sokak lambalarının solgun ışığı karanlığın direncini kıramıyor, yalnızca birkaç adım ötedeki gölgeleri daha tehditkâr hâle getiriyordu. Noyan, apartmanın sessiz koridorunda adımlarının yankısını dinlerken, içindeki sıkışma hissinin yeniden yükseldiğini fark etti. Günlerdir göğsüne oturan o ağırlık hiç geçmemişti.
Her şey, altı ay önce o esrarengiz anonim hesabın ilk paylaşımını gördüğü gece başlamıştı. Kaza süsü verilmiş bir cinayeti anlatan o rapor… Ne isim vardı ne fotoğraf sadece adli dosyadan alınmış kırık, karanlık satırlar. Fakat o satırlardan biri, Noyan’ın yıllardır gömülü bırakmaya çalıştığı gerçeği yeniden uyandırmıştı
“On bir yıl önce kayıtlara trafik kazası olarak geçen olayda cinayet ihtimali araştırılmadan dosya kapatılmıştır.”
On bir yıl önce.
Ailesinin öldüğü yıl.
O günden sonra, geceleri uykusuz, odasının duvarları daralmış gibi geliyordu. Paylaşımları takip ederken kendini izleyici olmaktan çıkıp araştıran tarafta bulmuştu. Gizlice, tek başına, kimseye fark ettirmeden.
Arkadaşının kaybolmasının ardından o gece, Noyan karanlık bir mezarlığın yolunu tuttu. Sessizliği sadece ay ışığının taşıdığı uzun gölgeler bozuyordu. Adımlarını ağır ağır atarken, toprağın arasında bir şey parladı. Eğilip eline aldığında eski bir cep saatiydi,eski ama ibreleri durduğu hâlde ara ara kendiliğinden titriyordu.
Noyan, saati eline alır almaz küçük bir ürperti hissetti. Sanki zaman bir anlığına kırılmış, geçmişin karanlık bir kapısı aralanmıştı. Saat, Noyan için gizemli bir davet gibi görünüyordu.
Bilgisayar masasındaki dosyalar hâlâ açıktı. Her klasörde ölümün farklı bir ihtimali, her satırda başka bir soru işareti vardı. Ellerinin titremesi sadece yorgunluktan değildi zamanın kenarından sarkıp geri dönmeye çalışan anıların soğuk nefesiydi sebebi.
Bu gece bir şeyin değişeceğini hissediyordu.
Göğsündeki ağırlık yaklaşan gerçeğin habercisi gibiydi.
Elini kapı koluna koyduğu anda koridorun sessizliği yarıldı. Uzakta bir çocuğun ağlaması, metal bir çarpma sesi ve rüzgârın uğultusu birbirine karıştı. Aynı anda masa üzerindeki saat, kendi kendine ince bir “tık” sesi çıkardı. İbreler hareketsizdi ama sanki zamanı duymuş gibi titreşmişti.
Noyan derin bir nefes aldı.
Bu gecenin sıradan olmayacağını biliyordu.
Ve kapıyı açtığında karşısındaki yüz, onu geçmişin kapısına doğru itecekti.
Zaman, artık sadece akmıyor…
Ona doğru dönüyordu.