devam ediyor 24s önce güncellendi
HATT-I HAREKÂT
@oktembarkinzrrlu
Okuma
10
Oy
9
Takip
3
Yorum
14
Bölüm
1
HATT-I HAREKÂT: KESİT
Kuzey Irak’ın keskin ayazı, sığınağın taş duvarlarını yalayıp geçerken içerideki sessizlik, bir bombanın piminin çekilmesinden hemen önceki o tekinsiz ana benziyordu. Yüzbaşı Baras, önündeki haritaya bakmıyordu; bakışları, titreyen mum ışığının duvarda oluşturduğu düzensiz gölgelere saplanmıştı.
"Komutanım," dedi Üstçavuş Çakır, sesindeki o her zamanki neşeyi bu kez bir kenara bırakarak. "Tim hazır. Sızma için emir bekliyoruz. Ama... İyi misiniz? Yine o uzaklara bakıyorsunuz."
Baras, başını yavaşça kaldırdı. Gözleri, Çakır’ın üzerinde bir namlu gibi gezindi. Bu adamın ruhu, on sekiz yıl önce Erzurum’un Palandöken eteklerinde bir kar fırtınasına kurban verilmişti. O günden beri Baras, yaşayan bir ölüden ziyade, nefes alan bir mekanizmaydı.
"Benim iyiliğim ya da kötülüğüm senin merminin hızını değiştirmez Çakır," dedi Baras. Sesi, vadiye çöken sisten daha pürüzsüz ama daha dondurucuydu. "Sen kendi hattına odaklan. Biz buraya iyileşmeye değil, yok etmeye geldik."
Baras, elini gayriihtiyari göğüs cebine attı. Parmak uçları, üniformasının sert kumaşının altındaki o yumuşak, eski bez parçasına değdi. O küçük kumaş artığı, Baras’ın mermerleşmiş göğüs kafesinin içindeki tek canlı hücreydi. Efsun’un o karlı gecede uzattığı, yamalı bebeğin kopan kalbi...
Dışarıda rüzgâr uğuldarken, Baras’ın kulaklarında on sekiz yıl öncesinin çığlığı yankılandı: "Gitme Baras! Söz vermiştin!"
Baras, telsizin mandalına bastı. Geçmişi de, geleceği de o an için sildi. Şimdi sadece barut kokusu ve emirler vardı.
"Pençe Timi, hareket. Hedef imha edilene kadar durmak yok. Taviz yok, merhamet yok. Ben gidene kadar da kimse ölmeyecek. Bu bir emirdir."
Karanlığın içine ilk adımı atan Baras oldu. Arkasında bıraktığı sadece sığınağın cılız ışığı değil, kendi çocukluğunun külleriydi.