devam ediyor 22s önce güncellendi
Kalbimdeki Komşu
@mdita88
Okuma
15
Oy
6
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
6
Ben Luna Bozdoğan,
İstanbul’un günümüze inat, Türk sinemalarında görmeye alışkın olduğunuz, o samimi sıcak mahalle ruhunu hala korumayı başarabilmiş, mahallelerinden birinde, ailemle yaşıyorum.
Biz iki kardeşiz. Abim Karan, Ankara’da yaşıyor ve doktorluğunun ilk senesi. Ondan uzak kalmaya hala alışamadım ve onu çok özlüyorum. Çocukluğum bu mahallede geçti ve o günlerden kalma iki dostum var. Efsun ve Fatih. Onları çok seviyorum ve aramızdaki bağı size hiçbir kelimeyle anlatamam.
Efsun ve ben 24 yaşındayız. Efsun, kızıl kıvırcık saçlı, ela gözlü ve pozitif enerji yüklü canım arkadaşım. Ben hemşirelik o ise kamu yönetimi okudu. İkimiz de KPSS sınavına girdik ve atanmayı bekliyoruz. Bu sırada da mahallemizde yeni açılmış olan Kitap Deryası adlı kitapçıda çalışıyoruz. Efsun, kitapçının sahibi Atilla beye kör kütük aşık. Yine de Atilla beyden adım gelmediği için beklemede kalmak zorunda.
Fatih ise benim karanlığımın ışığı, iyi günlerimin mutluluğu, kötü günlerimin güvenli limanı. Bizden 3 yaş büyük. Babasının mimarlık ofisinde iç mimar olarak çalışıyor. İki senedir bana karşı hisleri değişti. Eskiden kardeş, dost hisleri beslerken, şimdi bana aşkla bakıyor. Onun hislerine karşılık vermeyi çok denesem de çocukluktan beri onu kardeş gibi görmüş olmam buna engel oluyor. Ona hiç o gözle bakamadım. Onun bu hisleri ise benim vicdanıma bir ok gibi saplanıyor. Karşılık veremiyor olmak ise daha da canımı acıtıyor.
Bir de benim kopamadığım tutkularım var. Birinci sırada kitaplar geliyor. Her tür romanı çok sevsem de polisiye ve gizem kategorisinin yeri bende apayrıdır. Kitabı okurken, kurgunun içine dalmak, kelimelerle hayali bir yolculuğa çıkmak, olağanüstü bir mucize. İkinci sırada ise, şarkı sözü yazmak ve evdeki emektar gitarımla bu şarkıya ses olmak benim tutkularımdan. Sesim çok güzel olmasına rağmen, bestelediğim şarkıları dostlarım dışında kimsenin yanında söyleyemiyorum. Çünkü ben kalabalık önünde konuşamayan, sesi titreyen, tüm gözler üzerindeyken panik olan biriyim. Evet maalesef ki yıllarca uğraşmama rağmen bunu yenmeyi başaramadım. Neyse ki Fatih var da o benim şarkılarıma ses oluyor.
Mahallemizin daha hareketli olan kesiminde yer alan Gökyüzü kafede, pazar günleri canlı müzik Fatih’in sesinden kulaklarımızın pasını siliyor. Umarım bir gün bende kendi şarkılarımı herkesin karşısında söyleyebilirim.
İşte benim hikayem, sıcak, samimi ve sıradan. Herkesin hikayesi gibiydi.
Ta ki üst katıma yeni biri taşınana kadar. Ukala, öküz, hödük ve Allah’ın cezası biri. Onunla diyaloglarımız hep benim sinir harbimle sonuçlandı. Düşman başına dediğim, evlerden ırak olması gereken cinsten biri. Kumral, uzun boylu, yeşil gözlü (tonuna hala karar veremedim) bir adam. (Maalesef ki yakışıklı) Birde dudağının kenarıyla sırıtıp, eline cebine atıp poz kesmesi yok mu. Iyy nasıl gıcık oluyorum. Asla tipim değil.
Bilmezdim. Bilemezdim.
Aşka küsen bana, tekrar aşkı öğretecek birinin olabileceğini. Hele ki bunun üst kat komşum olduğunu söyleseler güler geçerdim. Rüyamda görsem “totom açıkta kalmış” derdim. Ama öyle olmuyormuş. Büyük konuşmamak lazımmış. Yaşayarak öğrendim. Onun gelişiyle tüm hayatım değişti. Tıpkı kalbimin atışının değişmesi gibi. İşte benim hikayem. Başlayalım mı?