devam ediyor 1s önce güncellendi
Gölge Ortak (+¹⁸)
@artemisssss
Okuma
23
Oy
3
Takip
4
Yorum
3
Bölüm
2
Gecenin üçünde, otelin en üst katındaki o zifiri karanlık, aynalı havuz odasına sızmıştım. Amacım Sarp`ın gizli lüks harcamalarının dijital dökümünü tuttuğu şifreli diski ceketinin cebinden çalmaktı. Havuzun neon yeşili dip ışıkları suyu hafifçe aydınlatırken, arkamdaki cam kapının kilitlenme sesiyle irkilerek döndüm. Sarp, darmadağın siyah saçları, sırılsıklam gövdesi ve beline doladığı o tek beyaz havluyla sudan yeni çıkmış bir heykel gibi tam karşımda dikiliyordu.
"Gizlice odaları dikizlemek, sarışın..." dedi, o boğuk ve pürüzlü sesi havuzun nemli havasında yankılanırken. Adımlarını sakince bana doğru attı, aramızdaki mesafeyi tamamen sıfırladı.Üzerindeki o sırılsıklam havlunun ucunu arsızca elimle kavradım. Parmaklarımın arasındaki ıslak kumaşa inat, gözlerimi onun o tehlikeli, çekik koyu kahve gözlerine diktim. İçimdeki o vahşi şehvete ve hırsa teslim olmamaya kararlıydım.
"Cebindeki o şifreli diski almadan buradan çıkmıyorum Karadağ," dedim, sesimdeki iddialı tınıyı doğrudan yüzüne çarparak. "Beni bu karanlıkta korkutabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Senin bu ucuz tuzaklarına düşmeyecek kadar yüksek bir iradem var benim."
Sarp arsızca güldü, çekik gözlerinde katıksız bir kışkırtıcılık ve açlık peydah oldu. Elini uzatıp ıslık çalar gibi pürüzlü parmak uçlarını yavaşça saten elbisemin açıkta bıraktığı çıplak sırtıma yerleştirdi. Parmaklarının ıslak sıcaklığı omurgamı bir kor gibi yakarken, o baştan çıkarıcı Rus aksanıyla doğrudan ruhumu eriten o ilk imasını yaptı:
"Я пришел не для того, чтобы прятать диск, Куколка. Я пришел посмотреть, как твоя хваленая иррациональная воля растает под моими руками. И поверь мне, в этой воде твои ледяные стены не продержатся и минуты."
(Ben buraya diski saklamaya gelmedim, Kukolka. Ben senin o çok övündüğün iradenin benim ellerimin altında nasıl eriyeceğini görmeye geldim. Ve inan bana, bu suyun içinde senin o buzdan duvarların bir dakika bile dayanamaz.)
"O duvarları yıkabilecek kadar güçlü bir ateşin yok senin Sarp," diye fısıldadım, parmağımdaki antika safir yüzüğü onun çıplak, kaslı göğsüne sertçe bastırıp tenini ezerek. Gözlerinin içine baka baka beni köşeye sıkıştırabileceğini sanıyordu. "Benim üzerimde hiçbir hakkın yok ve hiçbir zaman da olmayacak. Beni asla elde edemezsin Karadağ."
Sarp bu cevabımla tamamen utanmaz, kuralsız bir tavırla sırıttı. Göğsündeki elimi bileğinden nazikçe ama sıkıca kavradı, parmaklarımızı birbirine kenetleyip beni havuzun kenarındaki o sıcak mermer duvara sertçe yasladı. Devasa, ıslak gövdesiyle üzerime çöktüğünde dudaklarımız arasındaki mesafe neredeyse tamamen sıfıra inmişti. Sıcak nefesi doğrudan dudaklarıma sızarken, o en arsız, en utanmaz tonda Rusçasıyla son darbeyi vurdu:
"Ты боишься меня, Куколка? Хорошо, дрожи. Потому что прямо сейчас между твоими ногами, на этой горячей мраморной коже, единственное лекарство от этой боли — это я. Я сорву с тебя и эту гордую маску, и твои правила. Сегодня ночью я так истощу тебя у этой стены, мне будет так наплевать на твои запреты, что завтра, когда ты войдешь в холдинг, твои шаги будут дрожать из-за меня. А теперь приоткрой свои прекрасные губы и отдай мне ту женщину, которая жаждет внутри тебя. Потому что пока я не закончу, ты не сможешь остановиться."
(Benden korkuyorsun değil mi, Куколка? Güzel, tir tir titre. Çünkü şu an bacaklarının arasında, o sıcak mermere yaslanan teninde hissettiğin o sızının tek çaresi benim. O gururlu maskeni de kurallarını da tek bir hamlede söküp alacağım senden. Bu gece seni bu duvarda öyle bir tüketeceğim, canını öyle bir yakacağım ki; yarın o holdinge girdiğinde bile adımların benim yüzümden titreyecek. Şimdi o güzel dudaklarını arala ve içindeki o aç kadını bana teslim et. Çünkü ben durana kadar duramayacaksın.)