[ mafya ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 57dk önce güncellendi
ŞEYTAN'IN İKİ YÜZÜ (KOİ NO YOKAN) +1
@judgementlane
Okuma
8.01k
Oy
531
Takip
62
Yorum
88
Bölüm
57
"Bunları sen benim için ağla diye değil, benim gözümde kendi değerini anla diye anlattım birtanem. Bir şey başarmadığını düşündüğün her an, bana bak. Senin en büyük eserin, benim."
Bu sözleri onun dudaklarından; her dinleyişimde kalbimin var olduğundan bile habersiz olduğum noktalarında birer kıvılcım alevlendiren sesinden duymak, kaç yıl geçerse geçsin hala gerçekmiş, sahiciymiş gibi hissettiriyor.
Sanki ellerine hiç ailemin kanı bulaşmamış ve bu kanı içinde gizlediği Şeytan`ın İki Yüzü`nün ardına saklamamış gibi.
Kitabın bütün hakları tamamiyle şahsıma aittir. Ve herhangi bir çalıntı durumunda yasal işlem başlatılacaktır.
devam ediyor 2s önce güncellendi
ESCORT'UN KIZI (Yarı Texting)
@benim12
Okuma
22.06k
Oy
751
Takip
121
Yorum
516
Bölüm
18
Üniversite amfisinde başını felsefe kitaplarına gömmüş olan Helia’nın sessizliği, ekrana düşen bir bildirimle bozulur. Kendi telefonu yerine yanlışlıkla annesinin telefonunu yanına aldığını o an fark eden Helia için asıl tehlike mesajın sahibidir Annesinin en sadık ve en tehlikeli müşterisi, APOLLO IRONSTARKOV...
devam ediyor 3s önce güncellendi
AZE
@kelebekleroldu1
Okuma
26.55k
Oy
1.75k
Takip
188
Yorum
281
Bölüm
47
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM.
***
"Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı.
"Behzat Kıvançlı`nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı.
"Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden.
Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..."
Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe.
"Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi?
Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi.
Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla.
Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim.
"Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona."
Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana.
***
BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
devam ediyor 4s önce güncellendi
Hezeyan (Shinkirō) +1
@judgementlane
Okuma
1.18k
Oy
93
Takip
20
Yorum
144
Bölüm
16
En büyük sırları, ölü adamlar saklar.
---
"Bu ev… İkimizin yuvası Yuna. Ama elbet bir gün ya senin ya da benim mezarım olacak."
"Ve ben sensiz hiçbir yere gitmiyorum."
Yaşadığım bunca zifiri karanlık ana rağmen, bir kere bile bakışlarımı sakınmama, kulaklarımı kapatmama ve çığlık atmama izin verilmedi. Katlandım, zihnimde yarattığım kendime ait dünyaya kapanarak, unutmaya çalıştım. Ama ne bir gece ne de bir gündüz oldu ki bu adam… Bana onun malı olduğumu, özgür bir iradem olmadığını veya olamayacağını anımsatmasın. Aciz bir köle, ucuz bir mal… Ben buydum. Onun gözünde de, ailemden kalan birkaç ufak anının içinde de. Hep buydum. Kendi Hezeyanında boğulan, cansız bir bebek.
Kendi zihnine bile güvenemeyen, her gün deliliğin sınırında yaşayan bir kukla.
Altın kafesin kapıları, büyük bir gürültü ile on yıl sonra ilk defa aralandı.
İçeri girmeye cesaretin var mı ?
Uyarı ! Bu kitap aşırı derecede şiddet, vahşet ve benzeri travmatik ögeler içermektedir. Yaşı küçük olan veya bu konularda hassasiyeti, travması olan okuyucuların okuması şiddetle önerilmez. Harici durumda sorumluluk kabul edilmemektedir.
Ayrıca bu kitap tamamiyle Yazar Judgement Lane kaleminden çıkmış olup, izinsiz herhangi bir alıntıya veya çalıntıya izin verilmemektedir. Aksi halde yasal işlem başlatılacaktır. Tüm hakları saklıdır.
devam ediyor 5s önce güncellendi
Lali || Yarı Texting ||
@udezsenlife
Okuma
15
Oy
10
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
5
Yüzüme bakmıyor, gözlerini kaçırıyordu. Belinden silahını çıkardı.
Ne yapıyordu bu? Beni mi öldürecekti?
Bakışlarını silahtan çekti ve ilk defa gözlerime değdirdi.
"Ne o?! Beni mi öldüreceksin bu sefer?!" diyerek burnumdan soludum ve ekledim, "Sen planları tuzla buz etmeyi seversin nasıl olsa."
Hareleri hâlâ gözlerimde dolanıyordu. Elini uzatıp "Al." dedi. Önce silaha sonra ona baktım. Kafam karışmıştı.
🧭
Geçmişin hayaletleri aralarında birer kurşun gibi dolaşırken, silah bu kez el değiştiriyordu. Gözlerindeki nefret mi daha keskindi, yoksa o tanıdık hayal kırıklığı mı? Planlar tuzla buz olmuş, güven çoktan toprağa gömülmüştü. Şimdi elindeki metale bakarken tek bir soru vardı: İntikam mı, yoksa sadakat mi? Sence hangisi kazanır?
devam ediyor 6s önce güncellendi
Mafyanın Gözdesi
@serenakeskn
Okuma
40
Oy
10
Takip
7
Yorum
3
Bölüm
2
Derin’in tek amacı ailesini ayakta tutmaktı. Fakat Uraz Mertoğlu’nun malikânesinde başlayan masum bir iş, onu sırların, tehlikenin ve kaçamadığı bir tutkunun tam ortasına sürükledi. Bazı aşklar kurtarmaz; yavaşça yok eder.
devam ediyor 6s önce güncellendi
Ölümün Ucundaki Şefkat
@serasera
Okuma
690
Oy
201
Takip
6
Yorum
72
Bölüm
31
O bir varisti. Bilinen ama saklı olunandı...
Bir elinde kalem diğer elinde de silah. Gündüz hayalini yaşarken karanlık çöktüğünde ölüm saçardı etrafa. Dipsiz bir uçurumdu görünende ama bu sadece görünendi...Taki kan bağının bir önemi kalmayana dek...
devam ediyor 6s önce güncellendi
BEYAZ KARANLIK (Çift hayat kurgusu)
@c0nstellati0n_1
Okuma
15
Oy
1
Takip
1
Yorum
16
Bölüm
9
(Düzenleniyor, sık sık bölüm atmaya çalışıyorum.)
"Adalet bazen hakla, bazen kanla yazılır."
Yolda yürürken, markette alışveriş yaparken, arabada, trafikte, tatilde... insanları her yerde görürüz, değil mi?
Peki bu insanları ne kadar tanırız?
Gündüz güneşinde adliyede adaleti sağlamakla yükümlü iki insan, gece ay yükseldiğinde karanlık işlere bulaşan iki kişi.
Avukat Liana Lazavera.
Hakim Hadeon Sokolov.
Tanrıça.
Ölüm meleği.
Beyazın içinde gizlenen karanlık, en parlak yüzlerin ardında saklanır. Ve o karanlık seni içine çekmek için bekler...
...
KİTABIN TÜM HAKLARI BANA AİTTİR. ÇALINMASI HALİNDE GEREKLİ YERLERE BAŞVURULACAKTIR!
devam ediyor 6s önce güncellendi
KAÇINILMAZ SON (BİR MUCİZE)
@melusyne
Okuma
6.8k
Oy
2.21k
Takip
97
Yorum
437
Bölüm
19
- Gitmene izin vermeyeceğim! Benim seninle arama ancak ölüm girer. Başka hiç kimseye, hiç bir şeye izin vermem.
Yüzümde alaylı bir tebessümle ona döndüm ama gözlerimden ciddiyet akıyordu.
- Bizim aramızda zaten ölüm var sadece bedenleri bize ait değil.
İlk kez bakışları değişti bileğimi tutan eli titredi ve gözlerini yumdu duymamış olmayı dileyerek, ardından korkar gibi son çare tekrar bana baktı, baktı ve gördü, gördü ve anladı. Artık bana nefes olamazdı. Boğulurdum yanında o da gördü bunu bakışlarını kaçırdı görmeye tahammül edemeyerek ve bir adım geri gitti.
Arkamı döndüm dik durmaya çalışarak döndüğüm gibi tekrar bana baktığını hissettim ve o an son kez sesini duydum.
- Burada bitmedi! bunu sende biliyorsun...
***
"Kim olmak zorunda kaldın, kim sebep oldu bunlara, kim yıktı seni? Adın ne? Hayır, o değil; gerçek adın. Olmak istediğin kim, olmak istiyorsun? Haykır, izin vermeyenlere inat; bağır, susturanlara inat. Yak, yandığın kadar; yık, yıktıkları kadar; acı ver, çektiğin kadar; öldür, öldüğünden daha fazla. Aksın kanları, damarlarındaki son damlaya kadar; göz yaşların kuruyana kadar ağladın, kan ağlattılar sana. Bırakma, bir damla kanları bile kalmasın bedenlerinde. Unutma, hatırla: kimsin sen, adın ne?”
⚖️✨
devam ediyor 6s önce güncellendi
BOLKA
@okyanuss_s
Okuma
1.74k
Oy
169
Takip
48
Yorum
22
Bölüm
7
"Bir daha karşıma çıkmadığından emin ol, Sofinka. Yoksa yemin ederim gördüğün son gözler benimkiler olur.”
Hayatımda gördüğüm en soğuk grilere sahipti. Sanki gözlerinin içinde buzla kaplı bir gece saklıydı. Her bakışı, her dokunuşu bana meydan okuyor; beni karanlığından uzak durmam için uyarıyordu. Ama sözlerinin tam tersine, her seferinde beni kendi dipsizliğine çekmekten asla vazgeçmiyordu.
Onun söyledikleri yıllarca zihnimde dolanıp durdu.Ve bir gün, karanlık sırlarını sakladığı o kuleye gittiğimde kendimi uçurumun kenarında bulmuştum.
O canavardan kurtarmaya çalıştığım o can, hiç tereddüt etmeden beni sırtımdan bıçaklamıştı.
Bir el beni karanlığa ittiğinde gördüğüm son şey onun gri gözleriydi. Belki de haklıydı; onun yoluna çıkarsam göreceğim en son şey onun soğuk grileri olacaktı. Öyle de olmuştu.
Ama bu kez beni öldüren değil, kurtaran taraf gibiydi. Bu kurtuluşun onun sonunu da beraberinde getireceğindense habersizdi.
Gözlerimi tekrar açtığımda ise hafızam susmuştu. Geçmişin tüm izleri, tüm çığlıkları, tüm kanı… hepsi kaybolmuştu.
Ve şimdi…
Zamanında düşmanım olan o adam, karşıma geçip nişanlım olduğunu söylüyordu.
Sanki beni ölümle tehdit eden kendisi değilmiş gibi.
Sanki onu vuran ben değilmişim gibi.
Sanki bu hikâyenin bir sonu yokmuş gibi.
devam ediyor 6s önce güncellendi
YANLIŞ ZAMAN YANLIŞ KİŞİ
@merih_1040
Okuma
4k
Oy
283
Takip
37
Yorum
60
Bölüm
13
Belimdeki kollarını biraz daha sıkınca kalbim göğsümü parçalayacak gibi atmaya başladı.
“Şaka yapıyorsun değil mi?”
diye fısıldadım.
Gölge hafifçe kıkırdadı.
“Hatun... gece yarısı senin odana camdan girip yatağına gelen biri sence şaka mı yapıyordur?”
Boğazım kurudu.
“Sen... manyak mısın?”
Başını omzuma yaklaştırdı. Nefesini boynumda hissedebiliyordum.
“Yok. Sadece meraklıyım.”
Kendimi kurtarmaya çalıştım ama kolları gerçekten çok güçlüydü.
“Beni bırak.”
“Birazdan.”
Kitabımın tüm telif hakları bana ait kopyalanması yada izinsiz paylaşılması durumunda dava açacağım
devam ediyor 6s önce güncellendi
KIRIK KANATLAR BXBXİ
@uzgunyazar
Okuma
8
Oy
2
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
Damon`un özel jetinin ormanlık alana düşmesiyle Aren`in dünyası tamamen karanlığa gömülür. Resmi açıklamalar Damon`un öldüğünü söylese de Aren buna inanmaz. Kalbinde derin bir boşluk ve yakıcı bir umutla, Damon`un hâlâ hayatta olabileceğini düşünerek arama çalışmalarına katılır.
Aren, yarım midesi, dökülen saçları ve giderek zayıflayan bedeniyle ayakta kalmaya çalışırken, aynı zamanda Arel`in Adin`e ve Akay`a karşı hissettiği ilk aşkı, aile içindeki derin çatışmaları ve yeni düşmanları da yönetmek zorunda kalır.
Damon`un gizli geçmişi, karanlık bağlantıları ve "ölümünün" ardındaki sırlar yavaş yavaş ortaya çıkar. Aren, "ölü" bir adamı ararken hem kendi hayatını hem de sevdiklerini riske atar.
Bu sezon; yas, umut, intikam, ilk aşk, aile bağları ve yeniden doğuş temaları üzerine kurulu. Aren`in en büyük savaşı artık sadece kanserle değil, Damon`suz bir hayata karşı vereceği savaştır.
Anahtar Cümle:
Bazen en derin yaralar, insanı uçurmaya yetecek kadar güçlü kanatlar bırakır.
devam ediyor 7s önce güncellendi
Kana bulanan Sevda
@mirsann
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
5
Şehir geceleri artık daha sessizdi.
Çünkü insanlar karanlığın içinde kimin dolaştığını biliyordu.
Bir tarafta…
adı bile korkuyla fısıldanan adam vardı.
Karga.
Onun gerçek adını kimse bilmiyordu. İnsanlar yalnızca bıraktığı cesetleri, susturduğu sokakları ve çöktürdüğü imparatorlukları biliyordu. Kumarhaneler, limanlar, gece kulüpleri… hepsi onun gölgesinin altına girmişti.
Masaya oturduğunda sigara dumanı bile yön değiştirirdi.
“Bu şehirde iki şey kaçınılmazdır…” demişti bir gece.
Viski bardağını yavaşça çevirirken gözleri ölüm kadar soğuktu.
“Ölüm…”
Kısa bir sessizlik olmuştu.
“…ve ben.”
İnsanlar ondan korkuyordu çünkü Karga bağırmazdı.
Sakinliği daha tehlikeliydi.
Ama sonra…
Şahin öldü.
Ve şehir ilk kez başka bir ismi konuşmaya başladı.
Kim olduğunu kimse bilmiyordu.
Nereden geldiğini…
kaç kişiyi gömdüğünü…
neden omzunda bir karga taşıdığını…
Hiç kimse bilmiyordu.
Sadece siyah araçlardan oluşan bir konvoyla İstanbul’a geldiğini gördüler. Bakır saçlarının yağmur altında ateş gibi parladığını… ve Karga’nın gözlerinin içine korkmadan baktığını.
Köprünün üstünde ilk kez karşı karşıya geldiklerinde herkes savaş çıkmasını beklemişti.
Ama silahlar değil…
kelimeler ateşlenmişti.
“Seninle böyle tanışmak çok komik oldu.”
Kızın sesinde alay vardı.
Karga ise sadece ona bakmıştı.
Uzun süre.
Sanki karşısındaki kişinin insan mı yoksa yaklaşan bir felaket mi olduğuna karar vermeye çalışıyordu.
“Buraya ne için geldin?” diye sormuştu sonunda.
Kız dudaklarındaki koyu kırmızı ruju yavaşça düzeltmişti.
“Babamı senin öldürmediğini düşünüyorum.”
İşte o an…
şehir değişmişti.
Çünkü ilk kez biri Karga’ya korkmadan yaklaşmıştı. İlk kez biri onun kurduğu karanlığın içine gözlerini kırpmadan yürümüştü.
Ve daha kötüsü…
Karga onu öldürmemişti.
Bu yüzden insanlar fısıldamaya başladı.
“Kim bu kadın?”
“Karga neden hâlâ onu yaşatıyor?”
“Gerçekten Şahin’in kızı mı?”
Ama cevap yoktu.
Çünkü o kadın bilinmezdi.
Ve bilinmeyen şeyler… yeraltı dünyasında her zaman korku yaratırdı.
Bir gece Karga’nın sağ kolu sessizce odasına girip şöyle dedi:
“Efendim… o kadın tehlikeli.”
Karga pencerenin önünde durmuş, şehrin ışıklarını izliyordu.
Sigarasının közünü karanlıkta görmek mümkündü.
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden hâlâ nefes alıyor?”
Karga birkaç saniye sustu.
Sonra boğuk sesi odanın içine yayıldı:
“Çünkü bazı insanlar öldürülmeden önce anlaşılmalıdır.”
Ama anlamadığı bir şey vardı.
Kadın da onu izliyordu.
Otelde, loş ışıklı odasında omzundaki karganın tüylerini okşarken cama yansıyan kendi gözlerine bakmıştı.
Ve fısıldamıştı:
“Karanlığın sahibi olduğunu sanıyor…”
Kuş hafifçe ses çıkarmıştı.
Kadın dudaklarının kenarını kaldırmıştı.
“…oysa karanlık bazen insanın içinde doğar.”
Şehir artık iki farklı fırtınanın arasında kalmıştı.
Bir tarafta herkesin korktuğu adam vardı.
Diğer tarafta kimsenin tanımadığı kadın.
Ve en korkuncu…
İkisi de birbirini öldürmek yerine anlamaya çalışıyordu.
Çünkü bazen yeraltı dünyasında savaş… kurşunla değil, merakla başlardı.
devam ediyor 7s önce güncellendi
Son dava
@mysnislo
Okuma
8
Oy
3
Takip
3
Yorum
7
Bölüm
19
En tehlikeli savaş,kalbe karşı verilendir.
Avukat Eflin Arsoy`un peşinde 3 yıldır bir suikastçı vardır ve bu suikastçı onu öldüremez... nedeni ni bile bilmeden onu öldürmek istemez. bir gün Eflin bir dava alır ve bu onun
𝙎𝙤𝙣 𝙙𝙖𝙫𝙖`sı olur...
devam ediyor 7s önce güncellendi
Küçüğüm
@buglemazra
Okuma
4.94k
Oy
352
Takip
52
Yorum
62
Bölüm
24
"Bu arada siz beni kaçırmadınız ben hazırlandım ve kendi isteğimle geldim. Ayrıca bu patronunuz ne zaman gelecek yine kimi öldürmüşüm merak ettim. Ay ben çok fazla sisteme girdim hatırlamıyorum da sizin adınız nedir" ses yok. Bir anda içeri bir adam girdi. "Demek Ahu Kaya sensin?" evet. "Çok tanıdık bir isim" bana yaklaştı "Ben de Bora Çelik yani Girdap" bu sefer büyüğümü bulduğumu hissediyorum ama umarım sen değilsindir.
devam ediyor 8s önce güncellendi
KARANLIK SÖZLEŞME
@derin.kocakaptan
Okuma
5
Oy
2
Takip
0
Yorum
3
Bölüm
2
Normal bir hayat yaşayan Mavi’nin hayatı, babasının mafyaya büyük bir borcu olduğunu öğrenmesiyle tamamen değişir. Borcun karşılığı olarak, soğuk ve gizemli mafya lideri Karan’la zorla evlendirilmek istenir. Mavi kaçmaya çalışırken kendini tehlikeli sırların, tehditlerin ve karanlık bir dünyanın içinde bulur. Ama zaman geçtikçe Karan’ın göründüğü kadar basit biri olmadığını fark etmeye başlar…
devam ediyor 8s önce güncellendi
GÖLGESİZ İZ
@dinamitewrite
Okuma
2.24k
Oy
215
Takip
57
Yorum
752
Bölüm
20
Umay Gazioğlu, kendisine saldıran kişiyi öldürdükten sonra hapse girmemek için MİT tarafından yapılan teklifi kabul eder. Görevi, Hakkâri Üniversitesi`nde sıradan bir akademisyen kimliğine bürünmüş, KOR Örgütü`nün zihni sayılan Korhan Vural`ın en yakınına sızmaktır.
Sahte kimliğini desteklemek için çalıştığı kitapçıda tanıştığı Talan, bir keskin nişancıdır. Aralarındaki çekim her geçen gün artarken ikisinin de bilmediği bir gerçek vardır: Talan, Umay`ı yıllar önce terk eden ve ona ölüm emrini veren babasının, Albay Kanat Gazioğlu`nun yetiştirdiği en yetenekli askerdir.
Hayatını korumak için yalan söyleyen bir kız.
Gerçeğin peşindeki bir asker.
Ve birbirine dokununca patlayan bir fırtına...
"Kalbin içine gir, özü yak."
...
"Gitmek mi istiyorsun?" diye sordu üzüntüyle, "Seni geri götürmemi mi istiyorsun?"
Başımı iki yana salladım. Gitmek istemiyordum. Burada, soğuğun içinde dururken bunu gayet iyi anlamıştım.
Talan`dan kaçmak istemiyordum.
Kar taneleri ikimizin de saçlarına düşüyordu. Belki de hayatımda ilk kez soğuktan tir tir titriyordum.
"Beni geri götürmek mi istiyorsun?" diye sordum ve burnumu çektim.
Çakmağını çıkarıp çaktı. Sürekli çakmak çakmasına rağmen onu hiç sigara içerken görmemiştim.
"İstemiyorum. Ama sen istiyorsan götürürüm. Benim götürmemi istemiyorsan Baran`ı ararım. Sena`yla gelip seni alırlar."
"Gitmek istediğimi sanmıyorum." diye itiraf ettim. "Kalmak ve sana güvenmek istiyorum."
Bütün vücudum titredi ama bunun sebebinin sadece soğuk olduğunu sanmıyordum. Talan üşüdüğümü görünce derin bir iç çekti. "Gel buraya," dedi. Ona doğru bir adım attım.
Ellerimi tuttu. Ellerim buz kesmişti, neredeyse hissetmiyordum. Kendi avuçlarının içine aldı. Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı. Elimi bırakmadan, kendi eliyle birlikte ceketinin cebine soktu.
devam ediyor 8s önce güncellendi
MAT
@missyazarr
Okuma
12.38k
Oy
641
Takip
60
Yorum
54
Bölüm
49
"Üç haftalık kayboluşun ardından Defne Aydın`ın nasıl, ne şekilde Türkiye`ye döndüğü ise hâlâ belirsizliğini koruyor. Genç şarkıcının kaçırıldığı mı, yoksa kendi isteğiyle mi ortadan kaybolduğu soruları sosyal medyada gündem oldu. Ünlü ismin, Devran Arıkan ile ne tür bir ilişki yaşadığı ise henüz netlik kazanmış değil..."
.
.
.
Defne Aydın, hayallerini sahne ışıklarıyla büyüten genç bir şarkıcıydı. Hayatında yalnızca iki arkadaşı ve onu seven dinleyicileri vardı. Bir gecede alkışlardan kelepçelere, özgürlükten karanlığa sürüklendi.
Defne Aydın, yabancı bir ülkede alıkonuldu, öldürülmek istendi.
Devran Arıkan. Güçlü, tehlikeli, kaçışı olmayan bir adam. Defne`yi kurtardı ama aynı zamanda onu kendine bağladı. O bir kurtarıcı mıydı, yoksa hayatına giren en büyük felaket mi?
Bu, minnetle başlayan bir yakınlık. Korkuyla büyüyen bir tutku. Ve gitmek istedikçe daha çok çekildiği bir aşktı.
Devran onun kalkanıydı. Ama aynı zamanda kafesiydi.
Ve aralarında, her nefeste hissedilen bir gölge vardı: Akdeniz belası.
Bu hikâyede aşk, güven kadar tehlikeli.