[ Askeri ] - Kitap Listesi
devam ediyor 25dk önce güncellendi Ateş ve küler
@salcali
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
K:Evet çeyrek komutan timin seni bekliyor A: çeyrek komutan ha Rakabetli gülüş
devam ediyor 56dk önce güncellendi Siperdeki Tebeşir
@zeynepggunes
Okuma
851
Oy
116
Takip
12
Yorum
79
Bölüm
16
Biri mermilerin gölgesinde vatanı savunan Yüzbaşı Han Karahanlı , diğeri karanlığı tebeşir tozuyla aydınlatan Öğretmen Bilgi Ayaz ... İzmir`den Diyarbakır`a atanan Bilgi, öğrencilerine umut olurken kalbinin en zor sınavıyla yüzleşir . Sadece görevine odaklı Han`ın dünyası ise bu inatçı öğretmenle altüst olur . Kurşun seslerinin tebeşir tozuna karıştığı , aşkın mayınlı bir arazi kadar tehlikeli olduğu bu coğrafyada ; sevda mı galip gelecek yoksa yeminler mi ?
devam ediyor 1s önce güncellendi Kuru Sıkı Evlilik
@iremzz
Okuma
472
Oy
82
Takip
16
Yorum
16
Bölüm
8
“Bir milyon lira. Nakit. Babanın kapısına gitmek zorunda kalmazsın.” Nizamiyenin ortasında gözlerimi hırsla süzüp, "Sence askere benzer bir halim mi var?" diyen o devasa, gıcık adam... Dün dükkanımın tavanını boyayan, bugün yeşil kamuflajının içinde karşıma dikilen koskoca Yüzbaşı Savaş Ateş Akkın’dı. Babamın "Tıpış tıpış ameliyathaneye döneceksin" baskısı bir yandaydı, cebimdeki sıfır bakiye ve hayallerimle kurduğum o bomboş atölye diğer yanda. Gururum Ankara’ya dönüp o beyaz önlüğe mahkûm olmamı engelliyordu ama İstanbul’un ortasında parasızlık boğazımı sıkıyordu. Ve Savaş, hayatımın en karanlık anında masaya o akılalmaz teklifi sürdü: 3 aylık sahte bir evlilik. "Benimle evleneceksin Doğa. Dışarıya karşı karım gibi davranacaksın, ben de atölyen için ihtiyacın olan tüm parayı ödeyeceğim." Önce masayı başına yıkmak, adama bağırıp çağırmak istedim. Ama iç sesimle verdiğim o amansız savaştan sonra arkamı dönüp, masadaki çantamı hırsla kavradım: "Sen beni parayla kandırabileceğini mi sanıyorsun gerçekten Yüzbaşı?" dedim çenemi dikleştirerek. "...Doğru düşünmüşsün. Masaya oturuyorum." İki ayrı oda, katı kurallar, peşimizde dolanan korumacı abiler, oğluna evlilik baskısı yapan bir anne ve babama karşı verdiğim büyük varoluş savaşı... Bir tıp terk tasarımcı ile sınır tanımaz bir yüzbaşının aynı çatı altındaki 3 aylık savaşı başlıyordu. Ama bilmiyorduk; kural ihlalleri, kağıt üstündeki imzalardan çok daha çabuk başlardı.
devam ediyor 1s önce güncellendi Adalet Terazisindeki Asker | Düzenleniyor
@gecenin_yazarii
Okuma
41.11k
Oy
3.01k
Takip
346
Yorum
847
Bölüm
43
Bir çift mavi göz, yeşil hareleri sarıp sarmaladı. Bir yanda dalgalı bir deniz, Bir yanda ıssız bir orman... Anlamadılar birbirlerine olan yakınlıklarını. Ama bir gün fark ettiler kalplerindeki sevdayı. Bazen bazı şeyler tesadüf olmazdı. Enes ve Gizem`in karşılaşması gibi...
devam ediyor 1s önce güncellendi " KURŞUNDAN AĞIR"
@geceninbuyusu
Okuma
566
Oy
59
Takip
14
Yorum
20
Bölüm
14
"Neyin var evlat ?" Ela şaşkınlıkla başını kaldırdı. "Bir şey yok komutanım." Mehmet Albay`ın yüzü ciddileşti. "Yapma, Gözlerin başka bakıyor." Ela`nın boğazı düğümlendi. "Kalbim gibi bakıyordur komutanım."
devam ediyor 2s önce güncellendi Zor Sevda
@evdekiyazar
Okuma
6.79k
Oy
884
Takip
124
Yorum
29
Bölüm
22
42.09k okunan yayından kaldırılan zor sevda kitabım tekrar sizler karşısında sunulacaktır.
devam ediyor 3s önce güncellendi KALBİN KALBİME ÜSTEĞMEN
@ayzamani
Okuma
62.62k
Oy
4.06k
Takip
603
Yorum
1.74k
Bölüm
34
Bir insan vücudunda 2 tane kalp olur mu? Tıpta olmaz ama benim kalbimde bir üsteğmenin kalbi var ve işin kötüsü ben ne yapacağımı bilmiyorum. Ya o kalbi söküp eline vereceğim ya da içimde taşımaya devam edeceğim... *** Bu kitabın kurgusu tamamen şahsıma ait olup, içinde geçen olaylar, kurumlar ve kuruluşların gerçek hayatla hiçbir bağlantısı yoktur. Başlanma tarihi: 31/08/25
devam ediyor 4s önce güncellendi GÖLGE
@melisaikrayazar
Okuma
22
Oy
6
Takip
3
Yorum
22
Bölüm
5
Gölge, karanlık bir ruhun ortaya çıkmasıdır. Başsavcı ve üstteğmenin bu görevde birlikte çalışması geçmişteki kilitli kapıların açılmasını sağlayacak. Fakat bu kilitli kapıların ardındaki gerçekler birbirleri ile yüzleşmesini sağlar. Bir yandan Diyarbakır`ın eceli olan Rauf SERYA diyer yandanda Diyarbakır`ı o ecelden kurtarmak için uğraşan Deniz Akça ASİL ve Mert Ata KARA
devam ediyor 4s önce güncellendi Yasaksın
@salcali
Okuma
663
Oy
18
Takip
6
Yorum
4
Bölüm
16
Yılardır askerdeki abisini görmeyi bekleyen ilayda abisinin yanında gelen misafirla hayatı değişmeye başlar
devam ediyor 5s önce güncellendi Kaderin Sürprizi
@kaleminsesi1905_01
Okuma
27.68k
Oy
2.13k
Takip
393
Yorum
475
Bölüm
49
Hayat ne kadar acıdır. Ya da insanlar mı desem. 23 yılım bir yalan belki geçirdiğim çoçukluğum belki de bu hayat nereden bilirsin ki. Ben Kaan oğlum Barış Efe ile başbaşa kaldım. "Oğlum, umarım görmediğim baba sevgisini sana en güzel bir şekilde gösteririm ve sana çok iyi bir baba olabilirim Barışım benim." ★★★
devam ediyor 12s önce güncellendi Sessiz Deniz
@medine_bl
Okuma
2.29k
Oy
361
Takip
24
Yorum
362
Bölüm
21
" neden intihar etmek istedin?" Diye sordu. " Aslında bir çok nedenim var ama hepsi sana saçma gelecektir" dedim " Sen söyle bakalım" dedi yola bakarken. " Annem beni doğurunca çöpe atmış 10 yaşıma kadar yetimhanede büyüdüm. Sonra annem beni oradan aldı Ben pişman oldu diye düşündüm ama annem benim sürekli dövdü" yutkundum. " Daha sonra evlendi ama beni kocasına yeğeni olarak tanıttı" " Arkadaş ortamım çok kötü babam olmadığı için sürekli dalga geçilen oldum. Sevgilim desek az önce bir fotoğraf aldım en yakın arkadaşımın aldatmış" dedim zorla " Senin kadar güzel birini nasıl aldatabilirler" diye mırıldandı.
devam ediyor 13s önce güncellendi .
@dropof
Okuma
18.8k
Oy
1.23k
Takip
118
Yorum
105
Bölüm
27
​"Bu ev bir kışla değil Yüzbaşı! Ve o elindeki oyuncak namluyu pembe peluş pijamama doğrultmayı hemen bırakmazsan, sabaha o çok sevdiğin tüfeğini mutfak robotuyla takas ederim, tamam mı?!" ​Otuz yaşındaki Mert Yüzbaşı için hayat, emir komuta zincirinden ve dağlardaki amansız operasyonlardan ibaretti. Ancak sivil hayatı tamamen unuttuğunu düşünen komutanı tarafından zorunlu "kafa iznine" gönderildiğinde, hayatının en zorlu görevine adım attığından habersizdi. Üstelik bu sefer düşman hattında teröristler değil; uyanık bir emlakçı tarafından dolandırıldığını öğrendiği sakin bir şehirdeki kiralık ev vardı. Mert, taktiksel geri çekilmeyi gururuna yediremeyip evi askeri üs ilan ettiğinde, karşısında hayatında gördüğü en dişli "tehdit unsuru" duruyordu. ​Yirmi iki yaşındaki Ezgi, üniversiteyi yeni bitirmiş, ailesinin baskılarından kaçıp kendi ayakları üzerinde durmak için tüm birikimini bu eve yatırmıştı. Acayip baskın, lafını esirgemeyen ve haksızlığa asla boyun eğmeyen yapısıyla, evini korumak için koskoca bir komandoya meydan okumaya hazırdı. Ne memlekete geri dönecek parası vardı ne de bu "dağ ayısına" boyun eğmeye niyeti! ​Aynı kontrata sahip iki inatçı karakter, ev arkadaşlığı hukukunu başlatıp salonun ortasına renkli bir elektrik bandıyla sınır çizgisi çektiğinde sivil hayatın en absürt savaşı resmen başladı. ​Bir tarafta her sabah 05:00`te uyanıp botlarıyla ve kucağında tüfekle koltukta nöbet tutan kuralcı bir Yüzbaşı... Diğer tarafta o sınır çizgisinin üzerinden adama bakıp elindeki elmayı kıtır kıtır yiyerek onun askeri ciddiyetiyle dalga geçen fırlama bir kız. ​Silahların patlamadığı, mafyanın olmadığı ama her gün yeni bir sabotajın, kelepçe krizlerinin ve bitmek bilmeyen diyalog savaşlarının yaşandığı bu evde tek bir soru vardı: İlk kim pes edip bayrağı çekecekti? ​Sivil hayatın kuralları, askeri disipline karşı! Bakalım bu evde son emri kim verecek?
devam ediyor 15s önce güncellendi Kül Ve Kurşun
@hat_oss
Okuma
87
Oy
15
Takip
12
Yorum
2
Bölüm
3
"bir askere göre fazla güzelsin, teğmen." Dişlerimi sıkarak düzelttim "üsteğmen." O iğrenç sırıtışı ile karşılık verdi. Keyif alıyordu benim sinirli halimi izlemekten. "ben lakaplara değil işlevlere bakarım, teğmencik." İşte buydu en büyük duvar. Onun alayları, benim sinirim. Belkide aramızdaki en büyük engel mesleklerimiz değil de birbirimizdik. ----------------------------------------------------------------- "seni dilediğimi biliyorlar yıldızlar.. O günden bugüne hiç kaymıyor bak kansızlar. Yüzün beton gibi görünse de cansızlar. Hikâyenin başrolleri ölü artık cansızlar..
devam ediyor 16s önce güncellendi Anka kuşu
@asenagunes
Okuma
33.54k
Oy
1.97k
Takip
156
Yorum
432
Bölüm
51
Yanıyorum... Yok olmak için değil Yeniden doğmak için Anka kuşu misali Vatanım için ……… bir görev dönüşü kimsenin beklemediği fakat herkesin hayranlık duyduğu ankayım ben . yanıyorum yok olmak için değil anka kuşu gibi yeniden doğmak için Bu beden de olduğum sürece umut her daim var olucak Kaybedecek bir şeyim yoksa neden korkayım ki Ölünce üzülücek kimsen yoksa ölümden neden korkayım ki Sadece Vatanım için yaşayan kişiydim ben Ben... Kıdemli üsteğmen asena`yım şehitlik bir ödüldür benim için o zaman ........ Şehadet şerbetini içme vakti
devam ediyor 16s önce güncellendi KAVAK AĞACI
@lunaryaa_
Okuma
1.23k
Oy
930
Takip
14
Yorum
159
Bölüm
13
"Hatırlamasam da bir zamanlar kalbimde atan aşkın getirdiği belaya bulaştım, damarlarımda dolaşan zehrini kana kana içtim. Yeniden gelip tüm algılarımı bozan sensin, demişti bana. Tüm düzenimi baştan yazdığını bilmeden, doğru bildiğim tüm yanlışların sebebi olduğunu görmeden..."
devam ediyor 17s önce güncellendi Okyanus'un Kül'ü
@lily_lily
Okuma
286.59k
Oy
24.23k
Takip
2.08k
Yorum
7.84k
Bölüm
71
Ben Okyanus, büyük bir Yangın’dan çıkmayı başarmış ama Kül’e dönmüş bir İstihbarat Ajanı.   Karanlık ve fırtınalı bir Okyanus, Kıdemli Üsteğmen Okyanus Kaya...   Okyanus, içine çektiği herşeyi hırçın dalgaları ile boğardı. Mahvolurdu ama kendini kaybetmezdi. Ben Okyanus’tum, öyleyse neden kendi kendimi boğuyordum?   Okyanus’un, yıllar boyunca kendini korumak için zorlukla inşa ettiği duvarları onu yeni bulan gerçek ailesi yıkmayı başarabilecek miydi?   Okyanus’ta boğulacak mıdır?   Yangın’da Kül’e mi dönüşecektir?   Yoksa komutanının orman gözlerinde kaybolacak mıdır?   Nefret ettiği gökyüzünü tekrar sevmeye başladığında her şeyin üstesinden gelmeyi öğrenebilecek miydi?   Peki ya, Kızıl ailesi? Aile sırları, Okyanus’un bilinmeyen geçmişi...   Alabora Timi ve Kızıl Timi neden birlikte görev almaya başladı? Çözülmesi gereken askeri bir sır vardı ama herşey de küçük bir kızda saklıydı... Okyanus mu? Kül mü? Yoksa her ihtimalde de Okyanus’un Kül`ü müydü? “Kıdemli Üsteğmen Okyanus Kaya, Şanlıurfa. Emret, komutanım!”   “Yüzbaşı Deniz Akif Alabora, Şanlıurfa. Emret, komutanım!”
tamamlandı 17s önce tamamlandı ASKER Mİ ?
@rumeeysaa
Okuma
79k
Oy
4.77k
Takip
326
Yorum
221
Bölüm
103
doktor olan hüma yıldırım ailesinden uzak kalmamak için izmire döner ve babasının albay olduğu karargahın sağlık ocağında doktor olarak çalışmaya başlar en fazla ne olabilir ki ...
devam ediyor 17s önce güncellendi Siper ile Nabız
@pelinder666
Okuma
286
Oy
6
Takip
5
Yorum
0
Bölüm
17
İnsanlar doktorluğu sadece beyaz bir önlükten ibaret sanıyor. Keşke öyle olsa... Biri saniyelerle yarışıp acil serviste can kurtaran bir doktor, diğeri ise vatan toprağı için siperde atan sert bir yürek. Kurşun seslerinin ve nabız atışlarının gölgesinde kesişen tehlikeli bir kader."
devam ediyor 18s önce güncellendi Hesaplaşma
@yasin2006
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bölüm 1: Panik ve Gizemli Kayboluş Sabahın ilk ışıklarında, karargah binasının koridorlarında koşuşturma başlar. Koruma Subayı, telefonda bir yandan Albay Erdem`i aramaya çalışırken, diğer yandan telaşla Tuğgeneral İnci`nin odasına dalar. "Komutanım, Erdem Albay`ı gördünüz mü?" diye soluk soluğa sorar. Tuğgeneral İnci, masasının başından sakince, "Hayır, ne oldu ki?" diye cevap verir. Subay, endişeli bir sesle durumu anlatır: "Komutanım, sabahtan beri Albay Erdem`i arıyorum. Telefonları kapalı. Evine baktım, yoktu. Eşini aradım, o da açmıyor." Tuğgeneral İnci`nin kaşları çatılır. "Teğmen Çiğdem Ülgen`i aradın mı?" diye sorar. Subay, "Evet komutanım, o da açmıyor" diye yanıtlar. Bu durum, yalnızca Albay`ın değil, Teğmen`in de kayıp olduğunu ortaya koyar. Tuğgeneral İnci, subaya bir daha bakmasını emreder, ancak ikisi de içten içe bir şeylerin ters gittiğini anlamıştır. Bölüm 2: Gergin Yüzleşme ve Acımasız Hesaplaşma Bu sırada, terk edilmiş bir deponun karanlık köşesinde, Albay Erdem ve Celal karşı karşıyadır. Ortamdaki gerilim, Albay Erdem`in kesin bir ses tonuyla Celal`e seslenmesiyle doruğa ulaşır: "Bu iş ikimizin arasında bitecek, Celal." Celal, alaycı bir gülümsemeyle Albay`ı sınar: "Emin misin, Erdem?" Albay Erdem`in cevabı sert ve nettir: "Eminim, Celal. Ya sen, ya da ben." Bu sözler, ikisi arasındaki mücadelenin kişisel ve ölümcül olduğunu gösterir. Bölüm 3: Çaresizlikten Umuda Doğru Aynı anda, deponun başka bir yerinde, Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem köşeye sıkışmıştır. Kurşun sesleri yankılanırken, Teğmen Çiğdem fısıldar: "Erdem, ne yapacağız? Mühimmatımız azalıyor." Albay Erdem, soğukkanlılığını koruyarak yanıt verir: "Sakin ol meleğim, buradan çıkacağız." Çiğdem`in sesi umutsuzlukla titrer: "Bunu nasıl yapacağız? Şarjörüm de azaldı. İki şarjörüm kaldı, ama herifler üç kişi!" Albay Erdem, hızlıca bir plan yapar: "Sen ikisini indir, sonuncuyu bana bırak." Tam bu sırada dışarıdan bir ses duyulur: "Erdem komutanım! Geldik! Dayanın!" Bu ses, Koruma Subayı`na aittir. Albay Erdem`in yüzünde bir gülümseme belirir ve hafifçe Teğmen`in omzuna dokunur: "İşte bu! Benim aslanlarım geldi!" Bölüm 4: Sona Doğru Kovalamaca ve Zafer Çatışma bittiğinde, Koruma Subayı ve ekibi, Albay ve Teğmen`in yanına koşar. Subay endişeyle sorar: "Erdem Albayım, iyi misiniz?" Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem, "İyiyiz, iyiyiz," diye yanıtlar. Ancak Teğmen, zaferin tadını çıkarmadan durumu özetler: "Celal kaçıyor, peşinden gidin!" Albay Erdem, hemen harekete geçer: "Hadi, koşun! Bu adamı hemen buraya getirin!" Kovalamaca başlar. Celal, bir arkadaşına "Hadi heval, gidelim buradan!" diye seslenir. Albay Erdem ise öfkeyle haykırır: "Buraya gel lan şerefsiz! Karı gibi Kaçma lan! Erkek gibi dövüş benimle Celal, yakalanamayacağına inanarak meydan okur: "Kolaysa yakala Albay!" Albay Erdem, telsizden emri verir: "İkinci ekip, önünü kesin!" Bu hamleyle kaçış yolu kalmayan Celal`in sesi duyulur: "Lan hayır!" Albay Erdem son sözünü söyler: "Teslim ol, Celal! Kaçacak yerin kalmadı!" Celal`in mağlup sesi duyulur: "Tamam, teslim oluyorum... Sen kazandın. Bölüm 5: Kaçırılma SAHNE: Terk edilmiş bir deponun içi, loş ve kirli bir ortam. da başlar (Teğmen Çiğdem, ağzı kapalı, elleri bağlı bir şekilde sandalyede oturmaktadır. Ömer Faruk, alaycı bir gülümsemeyle karşısında durur.) TEĞMEN ÇİĞDEM: (Mücadele ederek) Ne yapıyorsunuz, bırakın beni! ÖMER FARUK: (Sakin bir şekilde) Sakin ol teğmen, sana zarar vermeyeceğiz. Bizim derdimiz senle değil, albayla. (Çiğdem`in gözleri şaşkınlıkla açılır.) TEĞMEN ÇİĞDEM: Benim kocamla ne derdiniz olabilir? (Ömer Faruk, şaşkınlıkla arkadaşına bakar, sonra tekrar Çiğdem`e döner. Yüzündeki alaycı ifade daha da belirginleşir.) ÖMER FARUK: Vay, demek Albay Erdem senin kocan. Bak bu bilgi işimize çok yarayacak. Demek ikimizin de kurbanı aynı, ha? TEĞMEN ÇİĞDEM: (Sert ve tehditkâr bir sesle) Bakın bana zarar verirseniz, Erdem sizi yaşatmaz. Kendi ölüm fermanınızı imzalamış olursunuz. ÖMER FARUK: (Gülerek) Bize bir şey olmaz. Celal abimi bırakırsanız, seni de bırakırız. (Çiğdem`in yüzünde şok ve tiksinti dolu bir ifade belirir. Aklında bir şimşek çakar.) TEĞMEN ÇİĞDEM: He, demek meşhur o şerefsiz Celal`in kardeşi Ömer Faruk sensin. (Ömer Faruk`un yüzündeki gülümseme anında silinir. Gözleri tehlikeyle parlar.) ÖMER FARUK: Adımı nereden biliyorsun? Neyse... (Yüzüne tekrar alaycı bir ifade yerleştirir.) Şimdi albay Erdem`i ara ve kaçırıldığını söyle. Bölüm 6: Tehlikeli Müzakere SAHNE: Karargah, Albay Erdem`in ofisi. (Erdem, masasındaki evrakları incelerken telefonu çalar. Arayan Çiğdem`dir. Yüzünde bir gülümseme belirir.) ERDEM ALBAY: Alo, hayatım, duyuyor musun beni? TEĞMEN ÇİĞDEM: (Titreyen bir sesle) Erdem, hemen bana yardım etmelisin! (Erdem`in yüzündeki gülümseme anında kaybolur. Endişeyle ayağa kalkar.) ERDEM ALBAY: Hayatım, ne oldu? Neredesin? (Telefon el değiştirir. Ömer Faruk`un sesi duyulur.) ÖMER FARUK: (Kaba bir sesle) Ver şu telefonu! Bana bak albay, eşin elimde. Abim Celal`i getirmezsen, eşin ölecek! (Erdem`in gözleri öfkeyle kararır. Masaya yumruğunu vurur.) ERDEM ALBAY: Ulan Ömer Faruk, bittin oğlum sen! Abini getireceğim, ama eşimi bana sağ salim teslim edeceksin. ÖMER FARUK: (Ciddiyetle) Kabul. Bölüm 7: Son Dakika Kararı SAHNE: Karargah, Tuğgeneral İnci`nin ofisi. (Erdem, nefes nefese Tuğgeneral İnci`nin odasına dalar.) ERDEM ALBAY: Komutanım! TUĞGENERAL İNCİ: (Sakin bir sesle) Erdem, ne oldu? Bi sakin ol, yavaş. ERDEM ALBAY: Zaman yok komutanım! Eşimi rehin almışlar! (Tuğgeneral İnci`nin kaşları çatılır. Yüzü ciddileşir.) TUĞGENERAL İNCİ: Nasıl yani? Çiğdem Teğmen`i mi? ERDEM ALBAY: Evet komutanım! Celal`i götürmezsem eşimi öldürecekler! (İnci, derin bir nefes alır. Zor bir karar vermesi gerektiğini anlar.) TUĞGENERAL İNCİ: (Masasındaki telsizi eline alır.) Herkes dinlesin! Tüm birimler alarma geçsin! Önceliğimiz rehin kurtarma! Erdem Albay`ın emirlerini uygulayın! ERDEM ALBAY: (Hızlıca) komutanım. Teşekkürler. Telsizdeki Askerler: emredersiniz komutanım (Erdem ofisten hızla çıkar. Yüzünde kararlılık ve öfke dolu bir ifade vardır. Bu savaş kişisel bir hal almıştır ve Erdem, eşi için her şeyi yapmaya hazırdır.) Bölüm 8: Anlaşma ve Gergin Değişim SAHNE: Terk edilmiş bir deponun dışında, gece karanlığında. Gergin bir bekleyiş hakimdir. Askerler, pozisyonlarını almış, teçhizatları kuşanmış bir halde beklemektedir. (Albay Erdem, telsizini kulağına götürür, gözleri deponun girişindedir.) ALBAY ERDEM: (Kısık sesle) Hazır mısınız beyler? ASKERLER: (Telsizden, aynı anda) Hazırız komutanım! ALBAY ERDEM: (Nişancıya seslenerek) Nişancı, yerini aldın mı? KESKİN NİŞANCI: (Telsizden) Evet komutanım, yerimi aldım. Görüş alanı net. ALBAY ERDEM: Tamamdır, benden haber bekle. NİŞANCI: Anlaşıldı. (Albay Erdem, Celal`in tutulduğu araca doğru ilerler. Askerler, arkasında tetikte bekler.) ALBAY ERDEM: (Sesini yükselterek) Oğlum, Celal`i getirin! (İki asker, elleri bağlı olan Celal`i Albay Erdem`in yanına getirir.) CELAL: (Alaycı bir gülümsemeyle) Ne oldu? Sana gününü göstereceğimi söylemiştim. Şu anda eşin, kardeşimin elinde! ALBAY ERDEM: (Öfkeyle Celal`in yüzüne doğru eğilir) Konuşma lan, konuşma! Yürü hadi! (Ömer Faruk, Teğmen Çiğdem`i depodan dışarıya, yanlarına doğru iter. Teğmen`in yüzü bitkin ve korkuludur.) ÖMER FARUK: Abi, hoş geldin! CELAL: (Rahatlamış bir şekilde) Hoş bulduk kardeşim. ALBAY ERDEM: (Gözleri Çiğdem`de) Kavuşmanızı sonraya bırakın! Ömer Faruk, eşim nerede? ÖMER FARUK: (Yanıltıcı bir sakinlikle) Sakin ol albay, eşin burada. Al bakalım. (Ömer Faruk, Teğmen Çiğdem`i bir adım öne iter. Çiğdem korkuyla titrerken, Albay Erdem hızla ona doğru koşar.) ALBAY ERDEM: (Çiğdem`e sarılarak) Hayatım, iyi misin? TEĞMEN ÇİĞDEM: (Albay`a sarılırken fısıldar) İyiyim hayatım, lütfen buradan gidelim. (Erdem, Çiğdem`in yüzüne dokunur, rahatlamıştır.) ALBAY ERDEM: Tamam hayatım, gidelim hadi. (Askerlere döner) Tim, toparlanın, dönüyoruz! (Askerler, Celal ve Ömer Faruk`u gözaltına alırken, Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem yavaşça olay yerinden uzaklaşırlar. Bu, bir çatışmanın sonu ve yeni bir başlangıcın habercisidir.)
devam ediyor 19s önce güncellendi Araf’daki Oyunbaz
@smyy_ksc16
Okuma
19.06k
Oy
1.56k
Takip
197
Yorum
482
Bölüm
47
"Bana işimi öğretmeye çalışma Yüzbaşı. Kadın olduğum için beni küçümsemeye kalkarsan, zararlı çıkan sen olursun."Herkes onun bir efsane olduğunu sanıyordu; klavye başında orduları kör eden, sistemleri birer kağıt gibi yırtıp atan görünmez bir gölge... Ama kimse Oyunbaz’ın, Hakkari’nin buz kesen ayazında, keskin gri gözleriyle ölümü bile titreten Kıdemli Üsteğmen Asena Yılmaz olarak sahaya ineceğini tahmin etmemişti.Asena, yeni atandığı timi bir cehennemin ortasından söküp aldığında, sadece düşmanlarının değil; kehribar gözlü, şüpheci Yüzbaşı Ulaş Ateş’in de tüm dünyasını altüst etti. Ulaş için o, çözülmesi gereken tehlikeli bir bilmeceydi; Asena içinse Ulaş, sabrının sınırlarını zorlayan bir engel.Dağdaki kanlı pusulardan, aile sofrasındaki gerilimli sessizliğe; mutfaktaki intikam dolu bir kahveden, karanlık sokaklardaki bıçak sırtı kovalamacalara uzanan bir hikâye...Asena’nın o fırtınalı gri bakışları ardında sakladığı sırlar açığa çıktığında, Araf Timi için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
devam ediyor 19s önce güncellendi BEKLENMEDİK AŞK
@crazyyagmur
Okuma
3.83k
Oy
823
Takip
33
Yorum
43
Bölüm
35
Lidya ailesi ile yeni bir yere taşınarak yeni bir hayata başlarlar fakat yeni okulunda karşılaştığı Ayaz ile pek araları iyi değildir bu süreden sonra Aradan yıllar geçer ve tekrar karşılaşırlar fakat birbirlerine karşı tavırları daha değişik bir hal almaya baslar
devam ediyor 19s önce güncellendi KOD ADI:AŞK
@esogeliinn
Okuma
90
Oy
19
Takip
5
Yorum
20
Bölüm
5
16 yıl önce yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Gece Soydemir ve Kerem Kurt`un yıllar sonra doktor ve yüzbaşı olarak karşılaşması... "Yüzbaşı Bey." & "Doktor Hanım" 🤍&🖤
devam ediyor 20s önce güncellendi Koral'ın Vonası
@nispetemimar
Okuma
9
Oy
3
Takip
0
Yorum
3
Bölüm
3
"Gündüzün ışığı kimliğimi korur, gecenin karanlığı ise vatanı. Benim dünyamda bir hata, binlerce insanın hayatına mal olurdu. Bu yüzden kimseye güvenmedim, kimseyi içeri almadım. Bir asker, benim gizemimi çözmeye ant içene kadar... O, emirlere ve disipline sadıktı; ben ise gölgelere ve kodlara. İki farklı hayat, tek bir tehlikeli görev ve kaçamadığımız o çekim. ‘Benden ne saklıyorsun?’ diye sordu. Gülümsedim. ‘Bilmek istemeyeceğin kadar çok şey.’"
devam ediyor 21s önce güncellendi GÜNGÜZELİ
@didido
Okuma
337
Oy
112
Takip
30
Yorum
99
Bölüm
4
Bir intikamdı , imtihan oldu. ... Avukat Sezen Arkın. yanlış. Annesinin katilinin ,hak ettiği cezayı almasını sağlayamayan Avukat Sezen Arkın. Yüzbaşı Yaman Karan. yanlış. Gizli belge sızdırdığına dair iftiraya uğrayan ve görevden uzaklaştırılan Yaman Karan. Bir asker ve bir avukat bilinmeyen bir yola adım attılar. Amaçları ortaktı .O da katili bulmaktı ama ikisinin de hesaba katmadığı bir şey vardı o da kader...
devam ediyor 1g önce güncellendi SAMYELİ
@leydgul
Okuma
75.96k
Oy
6.84k
Takip
627
Yorum
1.03k
Bölüm
44
"Ateşle oynuyorsun Yüzbaşı." Dedim geriye bir adım atıp bedenime değmek üzere olan ellerden sıyrılırken. Aştığı o sınırın farkına varması, artık durması için bakmıştım gözlerine. "Hayır Üsteğmen ateşle oynayan sensin. Çünkü ateşin ta kendisi benim ve sen, benim ateşimi söndürebilecek tek kişisin Kış." Geriye attığım adımın hiç değeri yokmuş gibi üzerime daha büyük bir adımla gelmişti. Az önceki kurtulduğum elleri zahmetsizce, zaten olmaları gereken yer orasıymış gibi sıkıca kavramıştı belimi. -
Loading...