[ Askeri ] - Kitap Listesi
devam ediyor 3dk önce güncellendi
/ALEDA/
@aybenimoldugunzama
Okuma
10.49k
Oy
605
Takip
56
Yorum
324
Bölüm
35
Bebekken, babası tarafından bilinmeyen sebepten ötürü terk edilen Aleda, ablası ve annesi ile tek kalmıştır. Acımasız dedesi yüzünden az çekmeyen bu küçük çaresiz aile, merhametli babaanneleri sayesinde hayata tutunmuşlardır ama o evde dedesinin acımasızlıkları son bulmamıştır maalesef.
Yirmi dört yaşında, yeni görevine başlayan Matematik öğretmeni Aleda, bir akşam dedesinin, arkadaşı ve ailesini davet etmesi üzerine kaderiyle yüzleşir.
Geçmişte yaşadıklarından dolayı hassaslaşan, güçsüz düşen Aleda, ablası ve annesi için ne kadar güçlü durmaya çalışsa da küçük kalbine binen yüklerden dolayı tekrar yaralanır.
Başına gelen kalmayan Aleda bakalım sonda mutlu olacak mıydı?
🫀
Aleda Kılıçhan & Savaş Karahanlı
devam ediyor 10dk önce güncellendi
Aynı Ev, İki Komutan (+1&)
@d.dropofink
Okuma
5.72k
Oy
310
Takip
47
Yorum
48
Bölüm
23
"Bu ev bir kışla değil Yüzbaşı! Ve o elindeki oyuncak namluyu pembe peluş pijamama doğrultmayı hemen bırakmazsan, sabaha o çok sevdiğin tüfeğini mutfak robotuyla takas ederim, tamam mı?!"
Otuz yaşındaki Mert Yüzbaşı için hayat, emir komuta zincirinden ve dağlardaki amansız operasyonlardan ibaretti. Ancak sivil hayatı tamamen unuttuğunu düşünen komutanı tarafından zorunlu "kafa iznine" gönderildiğinde, hayatının en zorlu görevine adım attığından habersizdi. Üstelik bu sefer düşman hattında teröristler değil; uyanık bir emlakçı tarafından dolandırıldığını öğrendiği sakin bir şehirdeki kiralık ev vardı. Mert, taktiksel geri çekilmeyi gururuna yediremeyip evi askeri üs ilan ettiğinde, karşısında hayatında gördüğü en dişli "tehdit unsuru" duruyordu.
Yirmi iki yaşındaki Ezgi, üniversiteyi yeni bitirmiş, ailesinin baskılarından kaçıp kendi ayakları üzerinde durmak için tüm birikimini bu eve yatırmıştı. Acayip baskın, lafını esirgemeyen ve haksızlığa asla boyun eğmeyen yapısıyla, evini korumak için koskoca bir komandoya meydan okumaya hazırdı. Ne memlekete geri dönecek parası vardı ne de bu "dağ ayısına" boyun eğmeye niyeti!
Aynı kontrata sahip iki inatçı karakter, ev arkadaşlığı hukukunu başlatıp salonun ortasına renkli bir elektrik bandıyla sınır çizgisi çektiğinde sivil hayatın en absürt savaşı resmen başladı.
Bir tarafta her sabah 05:00`te uyanıp botlarıyla ve kucağında tüfekle koltukta nöbet tutan kuralcı bir Yüzbaşı... Diğer tarafta o sınır çizgisinin üzerinden adama bakıp elindeki elmayı kıtır kıtır yiyerek onun askeri ciddiyetiyle dalga geçen fırlama bir kız.
Silahların patlamadığı, mafyanın olmadığı ama her gün yeni bir sabotajın, kelepçe krizlerinin ve bitmek bilmeyen diyalog savaşlarının yaşandığı bu evde tek bir soru vardı:
İlk kim pes edip bayrağı çekecekti?
Sivil hayatın kuralları, askeri disipline karşı! Bakalım bu evde son emri kim verecek?
devam ediyor 37dk önce güncellendi
Henüz Vakit Varken
@bozkurt.pencesi
Okuma
1.89k
Oy
314
Takip
50
Yorum
325
Bölüm
14
Biz, vatanın bağrından kopup gelen gençlerdik.
Altaylar Taburunun birer ferdi, göğsümüzde yemin, ellerimizde toprağın kokusu…
Ama her kahramanın yüreğinde bir boşluk, bir eksik hikâye vardır.
Benim hikâyem Gözde ile başladı.
Bir çarşı izninde, askeriyenin önünde…
Kısa bir bakış, bir çarpışma… ve o an, zaman durmuş gibiydi.
O gülüş, o mahcup bakış, adeta kalbime kazındı.
Ve ben, unutamayacağımı biliyordum.
Hayatım bir kadının etrafında dönmeye başlamıştı; iki sevda arasında sıkışıp kalmıştım.
Bir yanımda mesleğim, görevim; öteki yanımda ise bir kez gördüğüm, adını bile bilmediğim kadına beslediğim o sessiz sevda.
Ve kader, yıllar sonra yüreğimde sakladığım bu aşkı tekrar karşıma çıkarmıştı.
__
Bu kitap;
Altaylar`dan Serisi`nin İlk kitabıdır.
YARIM KALAN SİGARA ise bu kitabın devam kitabı olacaktır.
devam ediyor 59dk önce güncellendi
BİN KALP BİR VATAN
@shineloria
Okuma
23
Oy
6
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
5
🌟BİN KALP BİR VATAN adlı ilk ve tek kurgudur.
Devam ediyorr.
Asker ve gerçek aile kurgusudur.
***
Beni büyüten neydi bilmiyorum...
Belki dağlarda yankılanan bir sela,
belki bir tabutun üzerine bırakılan tek kırmızı karanfildi.
Ama öğrendim:
Kökü olmayan biri de bu topraklara kök salabilir.
Adımı alanlardan intikam değil,
beni yok sayanlara cevabımdır vatan sevgim.
Çünkü vatan, bazen bir kurşunun önüne geçmek değildir.
Bazen, yaşamak için bir neden bulamayan birinin
bir millet uğruna nefes almaya devam etmesidir.
Ben Alçiçek... Alçiçek Sunguray.
Bir yurdum olmadı, ama bir vatanım var.
Ve gerekirse onun uğruna adımı da, hayatımı da feda ederim..
devam ediyor 1s önce güncellendi
KIRIK KALPLER DURAĞI
@iremzz
Okuma
502
Oy
83
Takip
9
Yorum
421
Bölüm
21
Her kalbin kırıldığı bir durak, her yaranın sığındığı bir liman vardır. İstanbul`un kalabalık ara sokaklarında, zamanın durduğu, tozlu plakların ve yaşanmışlıkların koktuğu , insanların eski mektuplarını, yarım kalmış hikâyelerini, unutamadıkları anıları bıraktığı o küçük yer…
Kırık Kalpler Durağı
Ben oraya kaçmak için gidiyordum.
O ise sessiz kalmak için.
Ben başkalarının hikâyelerine dokunuyordum.
O, kendi hikâyesini herkesten saklıyordu.
Bir gün yine dükkânın arka tarafındaki rafların arasında onu gördüm. Her zamanki gibi sessizdi.
Her zamanki gibi ulaşılmaz. Ve ben hayatımın en mantıksız cümlesini kurdum.
“Benimle sevgili olur musun?”
Yiğithan’ın başı yavaşça bana döndü. Yüzündeki ifade birkaç saniye tamamen boş kaldı.
“…Ne?”
“Sevgili olalım.”
Kaşları çatıldı. “Kayra, saçmalama.”
“Ciddiyim.”
“Ben değilim.” Sesi sertti. Kızmıştı. Hem de gerçekten. “Ne dediğinin farkında mısın sen?”
Farkındaydım. Peşimden ayrılmayan Furkan vardı.
Kaçacak yerim kalmamıştı. Bunu yapmak zorundaydım. Çünkü Furkan beni onunla sevgili sanıyordu.
Ve karşımda kardeşimin komutanı duruyordu.
Soğuk. Mesafeli. Güven veren.
“Yardım et bana,” dedim yavaşça. “Sadece bir süre.”
Yiğithan uzun uzun yüzüme baktı. Sanki evet derse her şey değişecekmiş gibi. Belki de değişecekti.
“Bu kötü bir fikir.”
“Biliyorum.”
“Sonu iyi bitmez.”
“Muhtemelen.”
Bir sessizlik oldu. Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi.
“…Tamam.”
Kalbim bir an durdu. Başımı kaldırdım.
“Sadece şu çocuk senden uzak dursun diye,” dedi sertçe. “Başka anlam çıkarma.”
Çıkarmadım. Çıkarmamaya çalıştım. Belki de çıkarmalıydım. Ama kimse bana aynı hatıra dükkânına tekrar tekrar gelen iki insanın, bir gün birbirinin anısına dönüşebileceğini söylememişti.
Ben Kayra.
Ve bu…
Kırık kalplerin arasında başlayan, sahte bir sevgililiğin gerçek olmaya cesaret ettiği hikâyeydi.
devam ediyor 2s önce güncellendi
Yusufçuk kolyesi
@sudeemrvt
Okuma
577
Oy
23
Takip
15
Yorum
3
Bölüm
16
Aylin küçük bir kasabada büyümüş,bal rengi gözleriyle herkesin dikkatini çeken bir kızdı çocukluk yıllarında kapı komşusu olan sarp ise onun en yakın arkadaşıydı. Bir gün Aylin`i hayatı babasının vefatıyla tamamen değişti. Annesiyle birlikte anneannesinin yanına taşındılar ve o mahalleden sessizce ayrıldılar.
Yıllar geçti.
Aylin öğretmen oldu ve ilk görev yeri olarak
Mardin`e atandı . Köylere yardım götürdüğü bir gün karşısına çıkan bir asker ona, garip bir şekilde tanıdık geliyordu. Ama bir türlü nereden hatırladığını çıkaramıyordu.
O asker ise onu ilk bakışta tanımıştı
Bal rengi gözlerinden....
Ve yıllar önce ona verdiği "yusufçuk kolyesinden"
devam ediyor 3s önce güncellendi
VARESTE
@hissizyazar
Okuma
98.41k
Oy
7.54k
Takip
1.39k
Yorum
4.29k
Bölüm
15
Bir olaydan kaynaklı yüzbaşı ile konuşmak için Karargaha gittim ancak beni içeriye askerler almayınca Sevgiliyiz yalanını ortaya attım.
En fazla ne olabilirdi ki?
Kitabımın hakları tamamen bana aittir. Kitabımın kopyalanması , çalınması durumunda yasal işlem başlatılır.
devam ediyor 3s önce güncellendi
Araf’daki Oyunbaz
@smyy_ksc16
Okuma
377
Oy
43
Takip
52
Yorum
33
Bölüm
9
"Bana işimi öğretmeye çalışma Yüzbaşı. Kadın olduğum için beni küçümsemeye kalkarsan, zararlı çıkan sen olursun."Herkes onun bir efsane olduğunu sanıyordu; klavye başında orduları kör eden, sistemleri birer kağıt gibi yırtıp atan görünmez bir gölge... Ama kimse Oyunbaz’ın, Hakkari’nin buz kesen ayazında, keskin gri gözleriyle ölümü bile titreten Kıdemli Üsteğmen Asena Yılmaz olarak sahaya ineceğini tahmin etmemişti.Asena, yeni atandığı timi bir cehennemin ortasından söküp aldığında, sadece düşmanlarının değil; kehribar gözlü, şüpheci Yüzbaşı Ulaş Ateş’in de tüm dünyasını altüst etti. Ulaş için o, çözülmesi gereken tehlikeli bir bilmeceydi; Asena içinse Ulaş, sabrının sınırlarını zorlayan bir engel.Dağdaki kanlı pusulardan, aile sofrasındaki gerilimli sessizliğe; mutfaktaki intikam dolu bir kahveden, karanlık sokaklardaki bıçak sırtı kovalamacalara uzanan bir hikâye...Asena’nın o fırtınalı gri bakışları ardında sakladığı sırlar açığa çıktığında, Araf Timi için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
devam ediyor 3s önce güncellendi
RUHUN BARUT İZİ
@hafnur34
Okuma
16.48k
Oy
1.92k
Takip
85
Yorum
226
Bölüm
102
"Bazı yaralar kurşunla değil, kelimelerle açılır; bazı şifalar ise sadece bir bakışta saklıdır."
Yüzbaşı Aras Karahanlı, cephelerin sert rüzgarıyla yoğrulmuş, ruhunu bir zırh gibi kuşandığı üniformasının ardına gizlemiş bir askerdir. Onun dünyasında sadece emirler, operasyonlar ve vatanı için göze aldığı karanlıklar vardır. Ancak son görevinden döndüğünde, karşısında aşması gereken en zorlu engeli bulur: Kendi zihni.
Üsteğmen Psikolog Menesa Öztürk, insanların ruhundaki en derin çatlakları iyileştirmeye adanmış, zekası ve sükunetiyle tanınan genç bir subaydır. Görevi, Aras’ın o aşılmaz duvarlarını yıkmak ve barut kokulu anılarının altına gizlediği sessiz çığlığı bulup çıkarmaktır.
Kitabımın tüm hakları saklıdır. Eserimin iznim olmaksızın paylaşılması veya yayımlanması halinde yasal haklarım kullanılacaktır.
devam ediyor 3s önce güncellendi
Kırık kurşun
@yazarsiaa
Okuma
118
Oy
80
Takip
3
Yorum
15
Bölüm
27
Telefonuma baktım; saat neredeyse ikiye geliyordu. Babamdan hâlâ ne bir arama ne de bir mesaj vardı. Tam o an, sessizliği yırtarcasına telefon çalmaya başladı. Ekranda "Babam" yazıyordu. Hiç düşünmeden açtım.
"Alo? Baba, neredesin? Seni çok merak ettim... Baba?"
Ama karşıdan gelen ses babama ait değildi. Soğukkanlı, ama belli belirsiz aceleci bir adam sesiydi:
"Alo, merhabalar. Mara Hanım`la mı görüşüyorum?"
Bir an nefesim titredi. Bu kadın da kimdi?
"Evet, benim. Siz kimsiniz?"
Kadın derin bir nefes alıp sakin bir tonla konuştu:
"Öncelikle sakin olun... Ben babanızın doktoruyum."
Sözleri beynimde bir anda çarpıştı.
"Ne? Ne doktoru? Babama ne oldu? Neredesiniz?"
"Mara Hanım, lütfen biraz sakin olmaya çalış-"
"Ne sakinliği? Ne oldu babama, söyleyin!"
Kadın sesi biraz daha netleşti:
"Ben Doktor Serkan. Babanız bir trafik kazası geçirdi. Şu anda hastanedeyiz. Durumu... iyi. Endişelenmeyin, size haber vermem gerekiyordu."
O an dünya ayaklarımın altından çekildi. "Durumu iyi" demişti ama ya iyi değilse? Ya bir şey olursa? Babam... benim her şeyimdi. Onu kaybetme ihtimalini düşünmek bile içimi paramparça ediyordu.
Telefondan tekrar ses geldi:
"Mara Hanım, orada mısınız?"
Sesim titredi, boğazım düğümlendi:
"E-evet... buradayım. Geliyorum. Hemen geliyorum."
Telefonu kapattım. Ellerim titriyordu, nefesim düzensizdi. Bir anlığına dünyam kararmış gibi hissettim... ama tek bildiğim, babama ulaşmam gerektiğiydi.
devam ediyor 4s önce güncellendi
𝓐𝓱𝓮𝓼𝓽𝓮 (abimin komutanı)
@aptal_tilki
Okuma
2.12k
Oy
216
Takip
35
Yorum
253
Bölüm
16
Abimin komutanı demek ha?
-
Öylesine birine yazdığım bu mesajın abimin komutanına gideceğini nereden bilebilirdim?
Aheste: Of çok kötü bir gündü. Annemle temizlik yaptık sadece. Sıkıcııı!
Zifir: Öyle mi? Ne temizliğiymiş bu.
Aheste: Asker olan abim ve iki arkadaşı gelecek. (Arkadaş dediğime bakma komutanı)
Aheste: Umarım hızlıca geçer şu `misafirlik` işleri
Zifir: Sevinmemiş duruyorsun.
Aheste: Yanii bilmiyorum ki? Askerler çok yapılı oluyormuş sence gelenlerde öyle olur mu??
Zifir: Hahaha bilemiyorum kendin görmelisin bence.
devam ediyor 4s önce güncellendi
Yarım Kalan Sigara [Düzenleniyor]
@bozkurt.pencesi
Okuma
47.08k
Oy
3.55k
Takip
534
Yorum
1.49k
Bölüm
44
"Aynı anda kaç cephede savaşabilir bir adam?"
Dağda terörle, köyde aşiretle, evde babasının bıraktığı enkazla...
Jandarma Uzman Çavuş Emir Kaan Yılmaz, İklim’in adalet savaşında onun en büyük kalkanı oldu. Sözleşmeli başlayan bu evlilikte, sadece bir koca değil; İklim’in hayalleri için onunla ders çalışan bir öğretmen, kardeşleri için bir ömür feda eden bir ağabeydi.
Ama bir şeyler ters gidiyor... Emir Kaan’ın vakur duruşunun ardında, timinden bile sakladığı o sarsıcı sır ne? Adar’ın karanlık gölgesi üzerlerine çökerken, Emir Kaan bu savaşı tek parça bitirebilecek mi?
Bazı borçlar kanla, bazı yeminler canla ödenir.
____
Yarım Kalan Sigara isimli ilk kitaptır. Adının, içeriğinin kopyalanması durumunda adli işlem başlatılacaktır..
Yayın tarihi 24.04.2025
devam ediyor 5s önce güncellendi
ASKERİN SEVDASI
@papatyaski212247
Okuma
492
Oy
87
Takip
6
Yorum
303
Bölüm
10
**Aşkın en zor hali , bir askerin yüreğine düşmesidir.**
Şahin için görev kutsaldı, ta ki o görevin içinde Aslı`nın gözlerini görene kadar. Aslı için ise hayat bir mücadeleden ibaretti, ta ki o mücadelenin merkezine Şahin oturana kadar. Kendi evreninde, kendi kurallarıyla yazılan; vatan sevgisiyle harmanlanmış zorlu bir aşk kurgusu.
devam ediyor 5s önce güncellendi
BERCESTE (+17) [ Düzenlemeye Alındı]
@bozkurt.pencesi
Okuma
25.94k
Oy
1.3k
Takip
310
Yorum
547
Bölüm
18
Karanlığın tam ortasında, bir çığlık yankılandı…
Evin duvarları, çaresiz kadının feryatlarını içine hapsederken, onun için kaçış neredeyse imkânsızdı. Öfkeden gözü dönmüş bir adam, karşısındakini paramparça etmeye hazırdı. Ama o sadece kendisini değil, karnındaki masum hayatı da korumak zorundaydı.
Tam her şeyin bittiği an sanılırken, kapı büyük bir gürültüyle kırıldı. İçeri giren adam, savaşın tam ortasından çıkıp gelmişti. O, sadece bir asker değildi. O, hayat kurtarmaya yeminli bir adamdı. Fakat karşısında durduğu tehlike, cephede karşılaştığı düşmanlardan bile acımasızdı.
Zaman daralıyor, hayatlar tükeniyordu.
Bu gece yalnızca bir kurtuluş hikâyesi değil, hayatta kalmak için verilen bir savaş yazılacaktı.
Peki Kanla sulanan bir gül nasıl iyileşirdi ?
devam ediyor 16s önce güncellendi
Bir Ateşe Tutulmak (Askeri)
@b.kaya
Okuma
3
Oy
2
Takip
2
Yorum
0
Bölüm
1
Bir övünç madalyası kolay alınmıyor kolay da verilmiyordu dünyada.
Ancak alanda, feda etmenin eşiğine gelmeden dönmüyordu geri.
-“Saygılarla ülkemiz adına canını hiçe sayan ve ülkemiz için kötü düşünceler barındıran bir şahsı yakaladığı için kendisine ödül verilmesi adına, İstihbarat ajanı Hazal Pera Koral’ı sahneye davet ediyorum.”
Salonda kopan büyük alkışların dışında kalan biri vardı orada.
Övünç madalyası alacak olan Hazal Pera.
O bugün hayatının anlamını yitirmişti. O bugün kendi elleriyle ona yüzük takan ellere kelepçe takmıştı.
Yüreğinde bir hançer yoktu ya da sırtında aksine hançeri tutan Hazal Pera’nın ta kendisiydi.
Alkışlar dinerken kendine geldi Hazal. Giydiği siyah elbisesiyle hüznü kuşanmıştı bugün üzerine.
Biliyordu sevdiği adam, masumdu. Ancak elinden hiçbir şey gelmiyordu. Verilen emir, boynunu büken bir demirdi.
Cumhur başkanı yerini alırken elinde ödülle altın tepsiyi tutan kişi yan yanaydı.
Kesik kesikti o anlar zihninde ama saniyesi saniyesini hatırlıyordu acı anları.
-“Sen benim evladıma nasıl bunu yaparsın!” hiddetle göğsüne vuran bir annenin yumruğuyla irkilmişti bedeni.
-“Benim oğlum böyle bir şey yapmaz!” haykırışları kalbine saplanan birer oktu.
-“Diyemedin mi?! O yapmaz diyemedim mi?” zorlukla uzaklaştırdılar sevdiği adamın annesini ondan.
-“Bir madalya için mi yaptın bunu oğluma!” boynunda asılı duran bir madalya değildi o gün bir kilo ıslak pamuktu.
Yıkıldı Hazal.
Sevdiği adam, adını kalbine kazıdığı adam Miran. Öyle bir bakmıştı ki gözlerine, sen bunu nasıl yaptın der gibi değil.
Sen beni bilirsin der gibi.
-“Ben senin mahkumunum sevgilim.”
Miran, artık gerçekten Hazal’ın kalbi içerisinde mahkumdu.
Flaşlar patladı.
Ve bir aşk hikayesi burada son buldu.
Çünkü artık ihanetin ve nefretin hikayesi başlıyordu.