devam ediyor 4s önce güncellendi
SON KURŞUN
@fatma_14
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
1
1. BÖLÜM
Şans Diye Birşey Yoktur!
“ Oğulcay !" diye bağırdı Tugay sondaki ‘y`harfini uzatarak gözümü açasım hiç yoktu , olucakları zaten tahmin ediyordum. “ Aaaa vallahi şakaydı, Timur Selçuk yardım etsenize lannn ." diye bağıran aptal da Oğulcay`dı .“Valla hakettin adama yapmadığın kalmadı ,kuklaya çevirdin. "diyen Timur `du . “ Bu sefer gebertirim lan seni " diye bağırıyordu Tugay “ uykumu siktiniz şurda rahat uyuyamayacak mıyım? " diyerek yataktan doğruldum ,karşımda savaş alanı gibi bir alan vardı .Her yer birbirine girmiş Tugay Oğulcay`ın boğazına yapışmış Timur `da benim yattığım ranzanın altında oturmuş gülerek Oğulcay`la Tugay`ı izliyordu ranzadan atladım . Timur bu anı inişimden korkmuş olacak ki kalbini tutarak bana bakıyordu hayırdır der gibi kafamı salladım .Timur “ ruhumu teslim ettim abicim." dedi. Oğulcay`ın “ lan geberiyorum, asıl ruhu giden benim. Ruhumu tavada biber ve tuzla kavurup yiyecek bu. " gelen boğuk sesle başımı arkaya çevirdim Oğulcay`ın yüzü morarıyordu Tugay `ın sırtı bana dönüktü ve yaklaştığımı görmemişti omzuna elimi koydum ve hafifçe sıkmamla irkildi . Bana döndü ve siyah kalemle burnunun altına bıyık ve çenesinede sakal çizilmişti .Gülmemek için kendini sıktım “yakışmış" dedim . Omzuna iki kere vurdum ve “hadi git yıka 12.27 de binbaşı bizi toplantıya çağırdı " dedim .Tugay kafasını iki yana olumsuz hava salıyarak“Çıkmıyor." dedi nerdeyse duyulmıyacak bir sesle .Oğulcay`a döndüm pis pis sırıtıyordu ona baktığımı bile farketmemişti “Kaç gün sonra geçicek bu ." dedim Oğulcay da kalbini tutarak yerinden sıçradı “b- be- beş " dedi çok korkmuş gibi ama o benden bile korkmıyacak bir aklı var, saatte baktım ve 12.13 `dü dolaba ilerledim içinden yeşil tişörtümü aldım “ hadi, 127 tur koşmak istiyorsunuz sanırım " dedim, üzerimdeki buluzu çıkartırken kapı açıldı .Tabiki kapıyı çalmadan içeri giren benim avanak kardeşim “hadi sizi bekliyorum iki saattir " dedi Eylül .Tişörtümü giymem bitince “kapıyı çal Eylül , hadi diğerleri üzerlerini deyiştiriyor olsa "dedim Oğulcay arkadan “merhaba eylülümmm benim " diyen sesi çok heycanlı çıkmıştı.Ben ona omzumun üzerinden bakmamla “ yani şey öyle azımdan kaçtı ." dedi ,bana yavru köpek bakışlarıyla “ çok çirkin oluyorsun yapma ve eyer o çeneni kapatmışsın ben kapatıcam" dedim. “Tamam ben bekliyorum kapının önünde o zaman "dedi Eylül ve kapıyı kapattı . Diğerleri daha yeni giyinmeye başlarken ben siyah botlarımı giyiyordum bile . Lojmandan çıkınça Eylül hemen yanıma geldi “abi bu tim çok iyi ya iyiki asker olmuşum" dedi “ abicim askerlik kolay değil bakma sen bizimkilere onlar her şeyi eğlenceye çevirir hele Oğulcay" dedim. Eylül bana yetişmek için koşar gibi yürüyordu “ bence Oğulcay çok komik ve yakışıklı " demesiyle durdum Eylül`de durunca ona baktım kafamı omzuma yatırdım kaşlarımı çattım “ komik ve yakışıklı " dedim sakin bir sesle “ abi çatma kaşlarını zaten çatık erkenden kırışacaksın bak. " dedi konuyu değiştirmek için “ konuyu değiştirme!" dedim ama beni duymamış gibi yürümeye devam etti. Toplantı başlamıştı. Tugah hala gelmemişti umarım ceza almazdı .binbaşının açtığı görselde arşımızda kocaman bir harita vardı . Haritanın bir noktasında kırmızı noktalar artmıştı Ahmet binbaşı sonunda konuştu “ Bu gördüğünüz harita Teretüstlerin kaldıkları yerler , gördüğünüz kırmızı noktaların artığı yer ise kaldıkları yer olarak düşünüyoruz .15 gün önce bir askerimizi o bölgeyi gözetleme için göndermiştik ama son 24 saattir haber alamıyoruz bize verdiği son bilgi birsürü sivil getiriyorlarmış maraya teröristler baya bir kalabalık . " dedi harita da ki kırmızı noktaların birleştiği yerlere bakarak Tugay gelmemişti daha yüzündeki boyayı çıkarmakla uğraşıyordu . Kapı çaldı binbaşı “gir" demesiyle içeri girdi bu Tugay `dı . Binbaşı Tugay`ın yüzüne baktı çizil bıyık ve sakalı çıkaramamıştı Oğulcay gülmemek için kendini zor tutuyordu “ kim yaptı bu aptalca şakayı " dedi binbaşından beklenmeyecek bir sakinlikle Oğulcay elini teredütle havaya kaldırdı. “ tabi Oğulcay yapar başka aptal yok zaten " dedi binbaşı Timur gülmemek için büyük bir çaba gösteriyordu bunu kızaran yüzünden anlamak elbette kolaydı . Tugay yerine oturdu Eylül de Timur gibi gülmemeye çalışıyordu . Binbaşı başka bir görsel açtı bu fotoğrafta sarışın bir kadın vardı mavi gözlü “ Bu Rüya az önce bahsettiğim asker bize bayağı bir bilgi verdi ama sanırım yakalandı onu ve sivilleri kurtaracaksınız bu askeriyede en eğitimli ve başarılı tim bu tim bu yüzden sizi seçtik bu gün akşam oraya baskın yapılacak. İlk siz gideceksiniz destek ekip arkadan gelicek destek ekip gelene kadar bir çılgınlık yapıp sivillerin ve askerin hayatını tehlikeye atmayın " dedi kapıya ilerledi “ Selçuk gel buraya" dedi . Yerimden kalkıp binbaşı ile dışarı çıktım “ Selçuk bu operasyonu sen yöneticeksin sana güvenebilir miyim? " dedi “ Herzaman komutanım " dedim hafif yüksek bir tonda . Yüzünü bana döndü “ aferin asker baban gibi yiğit bir asker olucağından şüphem yok " dedi. Babam son çıktığı görevde bir bomba nedeniyle hafızasını ve aklı dengesini kaybetmişti şuan kesin hastane odasında mışıl mışıl uyuyordu o çok başarılı bir askerdi herkez beni ona benzetir onun gibi başarılı bir asker olucağımdan bahsederlerdi. Binbaşı yürümeye devam edince peşinden gittim “ bu görevi hiç kayıp vermeden bitirmeye çalış asker. İyi geceler. " dedi ve uzaklaşmaya başladı bense “ Sağolun binbaşım " dedim hazır olda. Toplantı odasına geri döndüğümde ortalık birbirine girmişti etrafta koşturan Oğulcay onu kovalayan Tugay gülme kırizine giren Timur ve Eylül. Oğulcay masanın etrafında bir o yana bir bu yana koşuyordu en sonki durak noktası ben olmuştum . Oğulcay kafasını benim gögsüme çarptı ve geri sendelenerek Tugay ın üzerine düştü “ Lan ayı yavaş " diye bağırdı Tugay Oğulcay ise bana bakıyordu gözlerindeki parıltıdan koymuştum aşık gibi bakıyordu adam resmen . “ Ne bakıyorsun lan " dedim. Oğulcay aya kalktı ve bana sarıldı “kahramanım" dedi büyük bir sevinçle . Timur “ooo abicim namus gidiyo " dedi gülerek Tugay da hayretle bakıyordu “ hayatımı kurtardın bikerecik öpiyim" dedi ayağının üzerinde yükseldi uzundu ama ben daha uzun olduğum için anca ulaştığı yanağıma tam öpecekken Oğulcay` ı ittim “ Höst lan ! "dedim . Oğulcay yine Tugay`ın üzerine düştü “ ya abicim ne istiyorsun bikerecik ölseydim hayatımı kurtardın " dedi Oğulcay çok alınmış gibi. “Bak hala öpiyim diyor alın şunu işimiz başımızdan aşkın zaten Geberticek kendini bana " dedim masaya ilerlerken az önce binbaşının baktığı dosyaya baktım baya zorlu bir görev olucaktı .
Saat baya bir geç olmuştu ama sonunda marayı bulmuş ve gözetliyorduk destek ekip sabaha yakın gelecekti. Şu an sadece beş kişiydik ben, Eylül, Oğulcay, Tugay ve Timur vardık. Eylül`e gelme tehlikeli desemde inat etmiş ve gelmişti bu kız beni çıldırtacaktı kesinlikle . Yarım saattir marayı izliyorduk giren çıkan beli olmuyordu çok kalabalıklardı destek ekip gelmeden saldırırsak hayatta kalmamız imkansızdı bunu düşünmek bana acı verdi imkansız kelimesini babam asla kullanmazdı , hafızasını kaybetmeden önce bana ‘ imkansız diye birşey yoktur oğlum ` derdi onu düşünmek içimde büyük bir acıyı ve ateşi harladıki beni içten içten bitiriyordu bu his . “ Abi,abiiii" Kardeşimin sesi ile ona döndüm anneme çok benziyordu annemi yıllar önce teröristler tarafından kaçırılmıştı çeşitli işkencelere öldürmüşlerdi . “ Ooooo bu yine dalıp gitti hu hu Selçuk " dedi Oğulcay ona döndüğümde bakışlarım sertleşmişti “ sanırım hala kızgın aaa olmuyor öpiyim dedim sadece sense beni itin ben orda kafamı masaya vursam da kan kaybından gebersem ‘ kardeşim ` diye üzülürdün . asıl benim sana sinirli olmam lazım da kıyamıyorum sana koca ayı " dedi son cümlesine kadar yüzüne buş boş bakıyordum ama koca ayı lafını duyunca şalterler attı . “ ben sana göstereceğim koca ayıyı" dedim tehditkar bir sesle. “ abicim vallahi şakaydı hani bi tane çizgi film var ya maşa ile koca ayı diye ordakinden bahsettim ben . " dedi. “ seni o çizgi film in içine sokmamı istemiyorsan kapa o kırık çeneni yoksa ben bi kapatırım birdaha asla açılmaz " dedim ve maraya baktım hareketlilik vardı . Operasyonu farketmişlerdi aramızda hain vardı bu benim timimden değildi kesin toplantı odasına ses kayıt cihazı yerleştirilmişti. Şimdi saldırmazsak teretüstler sivilleri ve askeri alıp gidecekti “ salsırıyoruz , plan sızdırılmış destek ekip gelesiye kadar çatışmamız lazım . " dedim bizimkilere onlar bunu nasıl anladığımı sorgularken ben telsizimi çıkarmış binbaşına bağlanıyordum. “ Binbaşım plan sızdırılmış destek ekip gelesiye kadar siviller ve asker kaçırırlar . Saldırı için izin veriyor musunuz ? " dedim . Bir süre sesizlik oldu “ Ölürseniz sizi Şehit diye andırmam birer aptal olarak anarız " dedi bu saldırın ama ölmeyin demekti. Hafif bir sırıtışla “baş üstüne " dedim ve telsizi yerine koydum . Hepsi hazır olda benim komutu beklerken “ başlıyoruz. Timur sen arka taraftan dolaş ikinci bir çıkış olabilir " dedim tamam dercesine başını salladı ve hızla dediğim yere koşmaya başladı .Tugay`a döndüm “ Tugay sen sağ taraftaki yamaçtan bana destek vericeksin . " Oda onayladı ve belirttiğim yere doğru koştu.Oğulcaya döndüm “ Oğulcay ve Eylül siz sol taraftaki yamaçtan bana destek olucaksınız " dedim Eylül ve Oğulcay dediğim yere gidecekken Oğulcay`ın omzunu tutum ve durdurdum “ kardeşim sana emanet " dedim normalde ne kadar şakacı olsada aslında çok ciddi olduğu zamanlar vardı kardeşime aşık olduğunu biliyordum . Tamam dercesine başını salladı ve sol yamaca doğru Eylül ` le koşmaya başladı bende silahı elime mühürledikten sonra maranın yakınına ilerledim Tugay , Eylül ve Oğulcay`ı gördüm benim ateş etmemi bekliyorlardı. Mağranın önündeki kayaya geçtim ve dışardaki ilk tererüstte sıktım .
💣💣💣
Mağranın önündeki ilk terörist yere yığıldığı an ortalık cehenneme döndü.
Silah sesleri dağlarda yankılandı. Tugay sağ yamacın üzerinden seri atışlarla destek veriyor, Eylül ve Oğulcay sol taraftan kontrollü ilerliyordu. Timur’dan henüz ses yoktu ama arka çıkışı kontrol ettiğini biliyordum.
“Sol temiz!” diye bağırdı Oğulcay.
“Temiz deme lan daha!” diye homurdandı Tugay, bir kayanın arkasına siper alırken.
Maranın içinden üç kişi daha çıktı. İkisini indirdim, üçüncüsü geri kaçtı. İçeri giriyorlardı. Bu iyi değildi. Siviller içerideyse canlı kalkan yapabilirlerdi.
Telsizi kulağıma götürdüm.
“Timur, durum?”
“Arka tarafta iki nöbetçi vardı, indirdim. Küçük bir çıkış var Selçuk, ama içeriden hareket var. Kaçış hazırlığındalar.”
Demek ki gerçekten plan sızmıştı. Biz gelmeden toparlanmaya başlamışlardı.
“Kimse içeri dalmıyor!” dedim sertçe. “Kontrollü ilerliyoruz.”
Eylül’ün sesi titrek ama kararlı geldi:
“Abi içeriden kadın sesi geliyor.”
Kalbim bir an durur gibi oldu. Rüya.
Derin bir nefes aldım. Babamın sesi kulaklarımda yankılandı: “İmkansız diye bir şey yoktur oğlum.”
El işaretiyle Tugay’a yaklaşmasını söyledim. Oğulcay ve Eylül de kayaların arasından sürünerek yanımıza geldi.
“Plan değişti,” dedim alçak sesle. “Ben önden giriyorum. Tugay sağ koridoru tutacak. Oğulcay sol tarafa kayacak. Eylül arkamda kalacak. Timur arka çıkışı kapatsın. Sivilleri görmeden el tetikte ama ateş yok.”
Oğulcay ciddi bir ifadeyle başını salladı.
“Tamam komutanım,” dedi bu kez şakasız.
Mağaranın ağzına yaklaştık. İçerisi karanlıktı, sadece derinden gelen loş bir ışık vardı. Duvarlara yaslanarak ilerledim. Kalbim göğsümü kıracak gibiydi ama ellerim sabitti.
Bir dönemeçten sonra gördük.
Beş sivil diz çökmüş, elleri bağlı. Başlarında iki silahlı adam. Biraz ileride, elleri arkadan bağlı, başı kanlı ama dimdik duran bir kadın…
Rüya.
Göz göze geldik. Beni tanımadı belki ama asker olduğumu anlamıştı. Bakışlarında korkudan çok öfke vardı.
Tam o anda içeriden biri bağırdı:
“Arka çıkış kapalı! Baskın var!”
İşler saniyeler içinde karıştı.
“Şimdi!” diye fısıldadım.
Tugay sağdakini indirdi. Ben soldakine ateş ettim. Oğulcay hızla ileri atılıp sivillerin önüne geçti. Eylül bağları çözmeye başladı.
Ama derinlerden ağır adım sesleri geliyordu.
“Selçuk!” diye bağırdı Timur telsizden. “Kalabalık geliyor, en az sekiz kişi!”
Sekiz kişi.
Destek ekip henüz gelmemişti.
Geri çekilemezdik.
“Eylül sivilleri çıkışa götür!” dedim. “Oğulcay sen eşlik et!”
“Ya sen?” dedi Eylül.
“Ben geliyorum.”
Yalan söyledim.
Tugay yanıma geçti.
“Yine kahramanlık yapma lan,” dedi dişlerinin arasından.
Hafifçe sırıttım.
“Çıkmayan boyayı düşün sen.”
Bir patlama sesi mağarayı sarstı. Taşlar üzerimize döküldü. İçeriden ağır silah sesi gelmeye başladı.
Bu artık küçük bir baskın değildi.
Bu savaşın ta kendisiydi.
Silahımı kavradım.
“Timur,” dedim sakin bir sesle, “arka çıkışı bırakma. Kimse kaçmayacak.”
Derin bir nefes aldım.
“Hazır mısın Tugay?”
“Doğduğumdan beri.”
Ayak sesleri yaklaştı.
Ve karanlığın içinden gölgeler belirmeye başladıAyak sesleri yaklaştıkça mağaranın içi uğultuyla doldu.
Timur’un sesi telsizden sert ve net geldi:
“Selçuk! Sayı sandığımızdan fazla. En az elli kişi var. Ağır silahları var!”
Elli mi?
Bu bir baskın değil, bildiğin yuva olmuştu burası.
“Pozisyon al!” dedim Tugay’a.
İlk dalga köşeden döndü. Kurşunlar kayalara çarparken kıvılcımlar saçıldı. Tugay sağdan bastırıyor, ben önden gelenleri indiriyordum. Ama arkası kesilmiyordu. Sanki mağaranın içi insan kaynıyordu.
Tam o sırada Timur arka geçitten içeri daldı. Üzerine taş tozu sinmişti, nefes nefeseydi ama gözleri netti.
“Arka çıkışta da yirmiden fazla var. Çevirmişler bizi!”
Eylül sivilleri dışarı çıkarmaya çalışıyordu. Oğulcay onlara siper olmuştu.
Bir patlama daha oldu.
Tavan sarsıldı.
Taşlar kopmaya başladı.
“Çöküyor burası!” diye bağırdı Tugay.
Rüya dizlerinin üzerinde sendeledi. Başı dönüyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı ama düşecekti.
Timur hiç düşünmeden koştu. Silahını omzuna astı, Rüya’yı kucağına aldı.
“Çıkışa gidiyorum!” dedi.
Rüya bayılacak gibiydi ama gözleri yarı açıktı. Timur’un omzuna tutundu.
“Koş!” dedim.
Oğulcay ve Eylül sivillerle birlikte çıkışa yöneldi. Timur onların arkasından, Rüya kucağında, mermilerin arasından geçti.
Tam o sırada dev bir kaya parçası tavanın ortasından kopup düştü.
GÜM!
Yer sarsıldı.
Tugay refleksle geri sıçradı. Ben öndeydim.
Aramıza taşlar düştü.
“SELÇUK!” diye bağırdı Tugay.
Toz bulutu yükseldi. Önümü zar zor görüyordum. Aramızda dev kaya blokları vardı artık. Geçiş kapanmıştı.
“Geri çekil!” dedim ona.
“Saçmalama lan! Gel buraya!”
Arkamdan bağırışlar geliyordu. Teröristler yeniden toparlanmıştı. En az kırk kişi önümdeydi şimdi.
Çıkış Tugay’ın olduğu taraftaydı.
Ben ise onların arasında kalmıştım.
Bir an göz göze geldik.
Tugay çıkış tarafında, ben içeride.
Yüzünde ilk defa gerçek korku gördüm.
“Çık!” dedim sertçe. “Siviller dışarı çıktı mı kontrol et!”
“Sen ne olacaksın?!” diye bağırdı.
Arkamdan kurşunlar kayaya çarptı.
Şarjörümü değiştirdim.
“Komutan benim,” dedim. “Emir veriyorum. Çık!”
Tugay dişlerini sıktı. Geri çekildi. Tam o sırada tekrar kayalar düştü ve artık çıkış tamamen kapanmıştı.
Ben ise karanlığın içinde yalnız kalmıştım.
Elli kişiden fazlaydılar.
Mağara daralıyordu. Toz, barut kokusu, bağırışlar…
Birini indirdim. Sonra birini daha.
Ama bitmiyorlardı.
Babamın sesi yine kulaklarımdaydı:
“İmkansız diye bir şey yoktur oğlum.”
Kan omzumdan süzülüyordu. Ne zaman isabet aldığımı bile fark etmemiştim.
💣💣💣
Yorumlarınızı ve fikirlerinizi okumaktan zevk duyarım . Kitabın ismini ve içeriğini umarım seversiniz .