devam ediyor 6s önce güncellendi
Hesaplaşma
@yasin2006
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bölüm 1: Panik ve Gizemli Kayboluş
Sabahın ilk ışıklarında, karargah binasının koridorlarında koşuşturma başlar. Koruma Subayı, telefonda bir yandan Albay Erdem`i aramaya çalışırken, diğer yandan telaşla Tuğgeneral İnci`nin odasına dalar.
"Komutanım, Erdem Albay`ı gördünüz mü?" diye soluk soluğa sorar. Tuğgeneral İnci, masasının başından sakince, "Hayır, ne oldu ki?" diye cevap verir.
Subay, endişeli bir sesle durumu anlatır: "Komutanım, sabahtan beri Albay Erdem`i arıyorum. Telefonları kapalı. Evine baktım, yoktu. Eşini aradım, o da açmıyor."
Tuğgeneral İnci`nin kaşları çatılır. "Teğmen Çiğdem Ülgen`i aradın mı?" diye sorar. Subay, "Evet komutanım, o da açmıyor" diye yanıtlar. Bu durum, yalnızca Albay`ın değil, Teğmen`in de kayıp olduğunu ortaya koyar. Tuğgeneral İnci, subaya bir daha bakmasını emreder, ancak ikisi de içten içe bir şeylerin ters gittiğini anlamıştır.
Bölüm 2: Gergin Yüzleşme ve Acımasız Hesaplaşma
Bu sırada, terk edilmiş bir deponun karanlık köşesinde, Albay Erdem ve Celal karşı karşıyadır. Ortamdaki gerilim, Albay Erdem`in kesin bir ses tonuyla Celal`e seslenmesiyle doruğa ulaşır:
"Bu iş ikimizin arasında bitecek, Celal."
Celal, alaycı bir gülümsemeyle Albay`ı sınar: "Emin misin, Erdem?"
Albay Erdem`in cevabı sert ve nettir: "Eminim, Celal. Ya sen, ya da ben." Bu sözler, ikisi arasındaki mücadelenin kişisel ve ölümcül olduğunu gösterir.
Bölüm 3: Çaresizlikten Umuda Doğru
Aynı anda, deponun başka bir yerinde, Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem köşeye sıkışmıştır. Kurşun sesleri yankılanırken, Teğmen Çiğdem fısıldar: "Erdem, ne yapacağız? Mühimmatımız azalıyor."
Albay Erdem, soğukkanlılığını koruyarak yanıt verir: "Sakin ol meleğim, buradan çıkacağız."
Çiğdem`in sesi umutsuzlukla titrer: "Bunu nasıl yapacağız? Şarjörüm de azaldı. İki şarjörüm kaldı, ama herifler üç kişi!"
Albay Erdem, hızlıca bir plan yapar: "Sen ikisini indir, sonuncuyu bana bırak."
Tam bu sırada dışarıdan bir ses duyulur: "Erdem komutanım! Geldik! Dayanın!" Bu ses, Koruma Subayı`na aittir. Albay Erdem`in yüzünde bir gülümseme belirir ve hafifçe Teğmen`in omzuna dokunur: "İşte bu! Benim aslanlarım geldi!"
Bölüm 4: Sona Doğru Kovalamaca ve Zafer
Çatışma bittiğinde, Koruma Subayı ve ekibi, Albay ve Teğmen`in yanına koşar. Subay endişeyle sorar: "Erdem Albayım, iyi misiniz?" Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem, "İyiyiz, iyiyiz," diye yanıtlar.
Ancak Teğmen, zaferin tadını çıkarmadan durumu özetler: "Celal kaçıyor, peşinden gidin!"
Albay Erdem, hemen harekete geçer: "Hadi, koşun! Bu adamı hemen buraya getirin!"
Kovalamaca başlar. Celal, bir arkadaşına "Hadi heval, gidelim buradan!" diye seslenir. Albay Erdem ise öfkeyle haykırır: "Buraya gel lan şerefsiz! Karı gibi Kaçma lan! Erkek gibi dövüş benimle
Celal, yakalanamayacağına inanarak meydan okur: "Kolaysa yakala Albay!"
Albay Erdem, telsizden emri verir: "İkinci ekip, önünü kesin!"
Bu hamleyle kaçış yolu kalmayan Celal`in sesi duyulur: "Lan hayır!" Albay Erdem son sözünü söyler: "Teslim ol, Celal! Kaçacak yerin kalmadı!"
Celal`in mağlup sesi duyulur: "Tamam, teslim oluyorum... Sen kazandın.
Bölüm 5: Kaçırılma
SAHNE: Terk edilmiş bir deponun içi, loş ve kirli bir ortam. da başlar
(Teğmen Çiğdem, ağzı kapalı, elleri bağlı bir şekilde sandalyede oturmaktadır. Ömer Faruk, alaycı bir gülümsemeyle karşısında durur.)
TEĞMEN ÇİĞDEM: (Mücadele ederek) Ne yapıyorsunuz, bırakın beni!
ÖMER FARUK: (Sakin bir şekilde) Sakin ol teğmen, sana zarar vermeyeceğiz. Bizim derdimiz senle değil, albayla.
(Çiğdem`in gözleri şaşkınlıkla açılır.)
TEĞMEN ÇİĞDEM: Benim kocamla ne derdiniz olabilir?
(Ömer Faruk, şaşkınlıkla arkadaşına bakar, sonra tekrar Çiğdem`e döner. Yüzündeki alaycı ifade daha da belirginleşir.)
ÖMER FARUK: Vay, demek Albay Erdem senin kocan. Bak bu bilgi işimize çok yarayacak. Demek ikimizin de kurbanı aynı, ha?
TEĞMEN ÇİĞDEM: (Sert ve tehditkâr bir sesle) Bakın bana zarar verirseniz, Erdem sizi yaşatmaz. Kendi ölüm fermanınızı imzalamış olursunuz.
ÖMER FARUK: (Gülerek) Bize bir şey olmaz. Celal abimi bırakırsanız, seni de bırakırız.
(Çiğdem`in yüzünde şok ve tiksinti dolu bir ifade belirir. Aklında bir şimşek çakar.)
TEĞMEN ÇİĞDEM: He, demek meşhur o şerefsiz Celal`in kardeşi Ömer Faruk sensin.
(Ömer Faruk`un yüzündeki gülümseme anında silinir. Gözleri tehlikeyle parlar.)
ÖMER FARUK: Adımı nereden biliyorsun? Neyse... (Yüzüne tekrar alaycı bir ifade yerleştirir.) Şimdi albay Erdem`i ara ve kaçırıldığını söyle.
Bölüm 6: Tehlikeli Müzakere
SAHNE: Karargah, Albay Erdem`in ofisi.
(Erdem, masasındaki evrakları incelerken telefonu çalar. Arayan Çiğdem`dir. Yüzünde bir gülümseme belirir.)
ERDEM ALBAY: Alo, hayatım, duyuyor musun beni?
TEĞMEN ÇİĞDEM: (Titreyen bir sesle) Erdem, hemen bana yardım etmelisin!
(Erdem`in yüzündeki gülümseme anında kaybolur. Endişeyle ayağa kalkar.)
ERDEM ALBAY: Hayatım, ne oldu? Neredesin?
(Telefon el değiştirir. Ömer Faruk`un sesi duyulur.)
ÖMER FARUK: (Kaba bir sesle) Ver şu telefonu! Bana bak albay, eşin elimde. Abim Celal`i getirmezsen, eşin ölecek!
(Erdem`in gözleri öfkeyle kararır. Masaya yumruğunu vurur.)
ERDEM ALBAY: Ulan Ömer Faruk, bittin oğlum sen! Abini getireceğim, ama eşimi bana sağ salim teslim edeceksin.
ÖMER FARUK: (Ciddiyetle) Kabul.
Bölüm 7: Son Dakika Kararı
SAHNE: Karargah, Tuğgeneral İnci`nin ofisi.
(Erdem, nefes nefese Tuğgeneral İnci`nin odasına dalar.)
ERDEM ALBAY: Komutanım!
TUĞGENERAL İNCİ: (Sakin bir sesle) Erdem, ne oldu? Bi sakin ol, yavaş.
ERDEM ALBAY: Zaman yok komutanım! Eşimi rehin almışlar!
(Tuğgeneral İnci`nin kaşları çatılır. Yüzü ciddileşir.)
TUĞGENERAL İNCİ: Nasıl yani? Çiğdem Teğmen`i mi?
ERDEM ALBAY: Evet komutanım! Celal`i götürmezsem eşimi öldürecekler!
(İnci, derin bir nefes alır. Zor bir karar vermesi gerektiğini anlar.)
TUĞGENERAL İNCİ: (Masasındaki telsizi eline alır.) Herkes dinlesin! Tüm birimler alarma geçsin! Önceliğimiz rehin kurtarma! Erdem Albay`ın emirlerini uygulayın!
ERDEM ALBAY: (Hızlıca) komutanım.
Teşekkürler.
Telsizdeki Askerler: emredersiniz komutanım
(Erdem ofisten hızla çıkar. Yüzünde kararlılık ve öfke dolu bir ifade vardır. Bu savaş kişisel bir hal almıştır ve Erdem, eşi için her şeyi yapmaya hazırdır.)
Bölüm 8: Anlaşma ve Gergin Değişim
SAHNE: Terk edilmiş bir deponun dışında, gece karanlığında. Gergin bir bekleyiş hakimdir. Askerler, pozisyonlarını almış, teçhizatları kuşanmış bir halde beklemektedir.
(Albay Erdem, telsizini kulağına götürür, gözleri deponun girişindedir.)
ALBAY ERDEM: (Kısık sesle) Hazır mısınız beyler?
ASKERLER: (Telsizden, aynı anda) Hazırız komutanım!
ALBAY ERDEM: (Nişancıya seslenerek) Nişancı, yerini aldın mı?
KESKİN NİŞANCI: (Telsizden) Evet komutanım, yerimi aldım. Görüş alanı net.
ALBAY ERDEM: Tamamdır, benden haber bekle.
NİŞANCI: Anlaşıldı.
(Albay Erdem, Celal`in tutulduğu araca doğru ilerler. Askerler, arkasında tetikte bekler.)
ALBAY ERDEM: (Sesini yükselterek) Oğlum, Celal`i getirin!
(İki asker, elleri bağlı olan Celal`i Albay Erdem`in yanına getirir.)
CELAL: (Alaycı bir gülümsemeyle) Ne oldu? Sana gününü göstereceğimi söylemiştim. Şu anda eşin, kardeşimin elinde!
ALBAY ERDEM: (Öfkeyle Celal`in yüzüne doğru eğilir) Konuşma lan, konuşma! Yürü hadi!
(Ömer Faruk, Teğmen Çiğdem`i depodan dışarıya, yanlarına doğru iter. Teğmen`in yüzü bitkin ve korkuludur.)
ÖMER FARUK: Abi, hoş geldin!
CELAL: (Rahatlamış bir şekilde) Hoş bulduk kardeşim.
ALBAY ERDEM: (Gözleri Çiğdem`de) Kavuşmanızı sonraya bırakın! Ömer Faruk, eşim nerede?
ÖMER FARUK: (Yanıltıcı bir sakinlikle) Sakin ol albay, eşin burada. Al bakalım.
(Ömer Faruk, Teğmen Çiğdem`i bir adım öne iter. Çiğdem korkuyla titrerken, Albay Erdem hızla ona doğru koşar.)
ALBAY ERDEM: (Çiğdem`e sarılarak) Hayatım, iyi misin?
TEĞMEN ÇİĞDEM: (Albay`a sarılırken fısıldar) İyiyim hayatım, lütfen buradan gidelim.
(Erdem, Çiğdem`in yüzüne dokunur, rahatlamıştır.)
ALBAY ERDEM: Tamam hayatım, gidelim hadi. (Askerlere döner) Tim, toparlanın, dönüyoruz!
(Askerler, Celal ve Ömer Faruk`u gözaltına alırken, Albay Erdem ve Teğmen Çiğdem yavaşça olay yerinden uzaklaşırlar. Bu, bir çatışmanın sonu ve yeni bir başlangıcın habercisidir.)