[ Askeri ] - Kitap Listesi
devam ediyor 4dk önce güncellendi VARESTE
@hissizyazar
Okuma
63k
Oy
5.56k
Takip
1.02k
Yorum
3.31k
Bölüm
14
" Bu hata ikimizi de yakar, Yüzbaşı." dedim. "Hatamızda yanmaya hazırım, Doktor Hanım." Bu hatada yanacaktık; birimiz kurtulacak, diğerimizse küle dönecekti. Askeri , Platonik karışık gel oku pişman olmayacaksın. Kitabımın hakları tamamen bana aittir. Kitabımın kopyalanması , çalınması durumunda yasal işlem başlatılır.
devam ediyor 53dk önce güncellendi Siyah Papatya
@duygunoktasi
Okuma
530
Oy
162
Takip
8
Yorum
95
Bölüm
18
Ben sevilmeyen bir çocuktum en azından annesi tarafından... Ben papatyaları kirletecek kadar karanlıktım... Onu sevene kadar... Bazı bölümler 🌃(akışı ifade eder)üste çıkması için boştur. Siyah Papatya ismi tamamen bana aittir bu isimde farklı bir kitap kitappadde bulunmamaktadır. 07/03/2026
devam ediyor 59dk önce güncellendi AVCI ve KURT
@hivs4u
Okuma
8.14k
Oy
589
Takip
290
Yorum
199
Bölüm
12
"Künh... öz demek. Bir insanın özüne indiğinde, onu dilediğin gibi yeniden yoğurursun. Ortaya çıkan artık bir asker değil silah olur." Bir avcı. Bir kurt. Bir ihanet. Ormanın karanlığında başlayan karşılaşma, gölgelerin ardına gizlenmiş büyük bir gerçeği yerinden oynatacak. Gerçek ortaya çıktıkça, birbirlerine en uzak olması gereken bu iki insanın yolları, farkında olmadan aynı karanlıkta birleşiyor. Bir avcı gerçeğe ne kadar yaklaşırsa, o kadar hedef olur. Bir kurt ne kadar köşeye sıkışırsa, o kadar tehlikeli hale gelir. Ve bazen... kader iki yabancıyı birbirlerinin hem en büyük tehlikesi hem de tek sığınağı yapar.
devam ediyor 2s önce güncellendi SESSİZ KURŞUN
@kanuniyaprak
Okuma
4
Oy
3
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
​Biri gölgelerin içinde sessizce savaşan bir "Tilki", diğeri o gölgeleri darmadağın etmeye yeminli bir "Demir". ​Yazgı Tezcan için ölüm, bir düşman elinde esir kalmaktan daha masumdu. Elektrik telleri vücudunu titretirken bile tek bir şeyi düşündü: İntikam. O kapı kırılacak, o hesap sorulacaktı. ​Peki ya kurtarmaya gelen kişi, adını dosyada gördüğünde sesi titreyen o adam olursa? ​"Sessiz Kurşun" başlıyor. Onur, sadakat ve kalbin en derininde saklanan o gizli yara üzerine bir asker hikayesi.
devam ediyor 3s önce güncellendi URUNGU
@hareketliruh
Okuma
152
Oy
25
Takip
38
Yorum
8
Bölüm
11
Bazen devlet, en sessiz anında bile tetiktedir. Sokaklar sıradan görünür; insanlar hayatın telaşında kaybolmuş gibidir. Ama perde arkasında nefesler kısılır, haritalar yeniden açılır ve ülkenin kaderi tek bir karara bağlı hâle gelir. Haftalardır yükselen uyarı sinyalleri, küçük saldırılar ve belirsiz patlamalar birikerek tek bir gerçeği işaret ediyordu: Bu kez karşılarında sıradan bir örgüt yoktu. Eylemlerinin satır aralarında çok daha büyük, çok daha hesaplı bir planın izi vardı. Devlet biliyordu. Onların hedefi bir şehri yakmak değil, bir geleceği kesmekti. Bu defa hata payı yoktu. Bu yüzden yıllardır gölgede çalışan iki tim devreye alındı: Turan ve Kurt. Çalışma biçimleri, karar yapıları, yaklaşım tarzları farklıydı. Biri strateji ve zeka ile ilerlerken, diğeri saldırı gücü ve sahadaki refleksiyle düşmanı çökertecek yapıdaydı. Birlikte hareket ettiklerinde ortaya çıkan tek gerçek vardı: Hiçbir güç, Türk milletinin dayanıklılığını küçümseyemez. Bu hikâye, o dayanıklılığın izini sürüyor. Gölgelerden yükselen bir düşmanı, karanlıkta büyüyen hesapları ve vatan için atılan her adımın arkasındaki bedeli anlatıyor. Her operasyon bir başlangıçtır. Her başlangıç yeni bir bedeli beraberinde getirir. Ve bu kez ödenecek bedel, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar ağırdı. İki tim. Tek hedef. Kurt Timi düşmanı sarıp çökertirken, Turan Timi satranç tahtasının hamlelerini yöneten akıldı. Şimdi tarihlerinin en büyük tehdidine karşı birleşmek zorundalar. Not: Bu eserde geçen askerî unsurlar, operasyonlar, örgütler, mekânlar ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kurum veya yapılarla ilişkilendirilemez.
devam ediyor 3s önce güncellendi Berdel
@evdekiyazar
Okuma
68.81k
Oy
3.48k
Takip
575
Yorum
1.88k
Bölüm
33
Mardin ağası yüzbaşı dicle`nin berdel hikayesi
devam ediyor 3s önce güncellendi Bir Umut Kırıntısı
@ravza16_rivv
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Ölüm hiçbir zaman tek kişilik olmadı, sadece bir kişi girdi toprağın altına..
devam ediyor 3s önce güncellendi DÖNENCE
@safirsayfa
Okuma
25
Oy
8
Takip
4
Yorum
3
Bölüm
3
Deliriyo muydum? yoksa çoktan tertemiz delirmişmiydim acaba diye düşünüyordum. Karşımda gördüğüm yüzle olduğum yere mıhlanıp kalmıştım.
devam ediyor 4s önce güncellendi KALBİN KALBİME ÜSTEĞMEN |Düzenleniyor
@ayzamani
Okuma
26.2k
Oy
1.93k
Takip
286
Yorum
654
Bölüm
21
Bir insan vücudunda 2 tane kalp olur mu? Tıpta olmaz ama benim kalbimde bir üsteğmenin kalbi var ve işin kötüsü ben ne yapacağımı bilmiyorum. Ya o kalbi söküp eline vereceğim ya da içimde taşımaya devam edeceğim... *** Bu kitabın kurgusu tamamen şahsıma ait olup, içinde geçen olaylar, kurumlar ve kuruluşların gerçek hayatla hiçbir bağlantısı yoktur. Başlanma tarihi: 31/08/25
devam ediyor 4s önce güncellendi 'BİR SEVDA MASALI..🌙
@gulcicegi_
Okuma
26
Oy
1
Takip
2
Yorum
0
Bölüm
4
Aynı havayı soluyor, aynı caminin ezanıyla uyanıyor ama birbirlerinin varlığından sadece "bir dua mesafesi" kadar haberdar oluyorlardı. Kader, onları henüz bir cümlede birleştirmemişti; sadece aynı sayfanın farklı satırlarına yazmıştı.Kader, kalemini mürekkebe batırmıştı; şimdi sadece sayfanın çevrilmesini bekliyordu. ___☘️
devam ediyor 4s önce güncellendi SON KURŞUN
@fatma_14
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
1
    1. BÖLÜM Şans Diye Birşey Yoktur!  “ Oğulcay !" diye bağırdı Tugay  sondaki ‘y`harfini uzatarak gözümü açasım hiç yoktu , olucakları zaten tahmin ediyordum. “ Aaaa vallahi şakaydı, Timur Selçuk yardım etsenize lannn ." diye bağıran aptal da Oğulcay`dı  .“Valla hakettin adama yapmadığın kalmadı ,kuklaya çevirdin. "diyen Timur `du . “ Bu sefer gebertirim lan seni  " diye bağırıyordu Tugay  “ uykumu siktiniz şurda rahat uyuyamayacak mıyım? " diyerek  yataktan doğruldum ,karşımda  savaş alanı gibi bir alan vardı .Her  yer birbirine girmiş Tugay  Oğulcay`ın boğazına yapışmış  Timur `da   benim yattığım ranzanın altında oturmuş gülerek  Oğulcay`la Tugay`ı izliyordu  ranzadan atladım  . Timur bu anı inişimden korkmuş olacak ki  kalbini tutarak bana bakıyordu  hayırdır  der gibi kafamı salladım .Timur “ ruhumu teslim ettim abicim." dedi. Oğulcay`ın “ lan geberiyorum, asıl ruhu giden benim. Ruhumu tavada biber ve tuzla kavurup yiyecek bu. " gelen boğuk sesle başımı arkaya çevirdim  Oğulcay`ın yüzü morarıyordu Tugay `ın sırtı bana dönüktü ve yaklaştığımı görmemişti  omzuna elimi  koydum ve hafifçe sıkmamla irkildi . Bana döndü ve  siyah kalemle burnunun altına bıyık ve çenesinede sakal çizilmişti .Gülmemek için kendini sıktım  “yakışmış" dedim . Omzuna iki kere vurdum ve “hadi git yıka 12.27 de  binbaşı bizi  toplantıya çağırdı " dedim .Tugay kafasını iki yana olumsuz hava salıyarak“Çıkmıyor." dedi nerdeyse duyulmıyacak bir sesle .Oğulcay`a döndüm pis pis sırıtıyordu   ona baktığımı bile farketmemişti “Kaç gün sonra geçicek bu ." dedim Oğulcay  da kalbini tutarak  yerinden sıçradı  “b- be- beş " dedi çok  korkmuş gibi ama o benden bile korkmıyacak bir aklı var,  saatte baktım ve  12.13 `dü    dolaba ilerledim içinden yeşil tişörtümü aldım “ hadi,  127 tur koşmak istiyorsunuz sanırım " dedim,   üzerimdeki buluzu çıkartırken  kapı açıldı  .Tabiki kapıyı çalmadan içeri giren benim avanak kardeşim  “hadi sizi bekliyorum iki saattir  " dedi Eylül  .Tişörtümü  giymem bitince  “kapıyı çal Eylül , hadi diğerleri üzerlerini deyiştiriyor olsa "dedim  Oğulcay arkadan  “merhaba eylülümmm benim " diyen sesi çok heycanlı çıkmıştı.Ben ona omzumun üzerinden bakmamla “ yani şey öyle azımdan kaçtı ." dedi ,bana yavru köpek bakışlarıyla  “ çok çirkin oluyorsun yapma  ve eyer o çeneni kapatmışsın ben kapatıcam"  dedim. “Tamam ben bekliyorum kapının önünde o zaman  "dedi Eylül ve kapıyı kapattı .  Diğerleri daha yeni giyinmeye başlarken ben siyah botlarımı giyiyordum bile  . Lojmandan çıkınça  Eylül hemen yanıma geldi  “abi bu tim çok iyi ya iyiki asker olmuşum" dedi “ abicim askerlik kolay değil bakma sen bizimkilere  onlar her şeyi eğlenceye çevirir hele Oğulcay" dedim. Eylül bana yetişmek için koşar gibi yürüyordu   “ bence Oğulcay çok komik  ve yakışıklı " demesiyle durdum  Eylül`de durunca   ona baktım  kafamı omzuma yatırdım kaşlarımı  çattım “ komik ve yakışıklı  " dedim  sakin bir sesle “ abi çatma kaşlarını zaten çatık erkenden kırışacaksın bak.   " dedi konuyu değiştirmek için “ konuyu değiştirme!"   dedim  ama beni duymamış gibi  yürümeye devam etti.  Toplantı başlamıştı. Tugah hala gelmemişti umarım ceza almazdı .binbaşının açtığı görselde arşımızda kocaman bir harita vardı . Haritanın bir noktasında  kırmızı noktalar artmıştı  Ahmet binbaşı  sonunda konuştu “ Bu gördüğünüz harita Teretüstlerin  kaldıkları yerler , gördüğünüz kırmızı noktaların artığı yer ise kaldıkları yer olarak düşünüyoruz .15 gün önce bir askerimizi o bölgeyi gözetleme için göndermiştik ama   son 24 saattir haber alamıyoruz  bize verdiği son bilgi birsürü sivil getiriyorlarmış maraya  teröristler baya bir kalabalık  . " dedi harita da ki kırmızı noktaların birleştiği yerlere bakarak  Tugay gelmemişti daha  yüzündeki boyayı çıkarmakla uğraşıyordu . Kapı çaldı binbaşı “gir" demesiyle içeri girdi bu Tugay `dı  . Binbaşı Tugay`ın yüzüne baktı çizil bıyık ve sakalı  çıkaramamıştı Oğulcay  gülmemek için kendini zor tutuyordu “ kim yaptı bu aptalca şakayı " dedi binbaşından beklenmeyecek bir sakinlikle  Oğulcay  elini teredütle havaya kaldırdı. “ tabi Oğulcay yapar başka aptal yok zaten " dedi binbaşı  Timur   gülmemek için büyük bir çaba gösteriyordu  bunu kızaran yüzünden anlamak elbette kolaydı  .  Tugay yerine oturdu Eylül de Timur gibi gülmemeye çalışıyordu   . Binbaşı başka bir görsel açtı bu fotoğrafta sarışın bir kadın vardı  mavi gözlü “ Bu Rüya  az önce bahsettiğim asker   bize bayağı bir bilgi verdi ama sanırım yakalandı  onu ve sivilleri kurtaracaksınız  bu askeriyede en eğitimli ve başarılı tim bu tim  bu yüzden sizi seçtik     bu gün akşam oraya baskın yapılacak. İlk siz  gideceksiniz destek ekip arkadan gelicek  destek ekip gelene kadar bir çılgınlık yapıp sivillerin ve askerin hayatını tehlikeye atmayın  " dedi kapıya ilerledi “ Selçuk gel buraya" dedi  . Yerimden kalkıp binbaşı ile dışarı çıktım  “ Selçuk  bu operasyonu sen yöneticeksin   sana güvenebilir miyim? " dedi   “ Herzaman komutanım " dedim   hafif yüksek bir tonda    . Yüzünü bana döndü  “ aferin asker baban gibi yiğit bir asker olucağından şüphem yok  " dedi. Babam son çıktığı görevde bir bomba  nedeniyle hafızasını ve aklı dengesini kaybetmişti  şuan kesin  hastane odasında mışıl mışıl uyuyordu  o çok başarılı bir askerdi herkez beni ona benzetir onun gibi başarılı bir asker olucağımdan bahsederlerdi. Binbaşı yürümeye devam edince peşinden gittim  “ bu görevi  hiç kayıp vermeden bitirmeye çalış asker. İyi geceler. " dedi ve uzaklaşmaya başladı bense “ Sağolun binbaşım " dedim hazır olda. Toplantı odasına geri döndüğümde ortalık birbirine girmişti   etrafta koşturan Oğulcay onu kovalayan Tugay gülme kırizine giren Timur ve Eylül.  Oğulcay masanın etrafında bir o yana bir bu yana koşuyordu en sonki durak noktası ben olmuştum . Oğulcay kafasını benim gögsüme çarptı  ve geri sendelenerek Tugay ın üzerine düştü  “ Lan ayı yavaş   " diye bağırdı Tugay Oğulcay ise  bana bakıyordu gözlerindeki parıltıdan koymuştum aşık gibi bakıyordu adam resmen . “ Ne bakıyorsun lan " dedim. Oğulcay aya kalktı ve bana sarıldı “kahramanım" dedi büyük bir sevinçle  . Timur “ooo abicim namus gidiyo " dedi gülerek  Tugay da hayretle  bakıyordu  “ hayatımı kurtardın bikerecik öpiyim" dedi   ayağının üzerinde yükseldi uzundu ama ben daha uzun olduğum için anca  ulaştığı yanağıma  tam öpecekken Oğulcay` ı  ittim “ Höst lan ! "dedim . Oğulcay yine Tugay`ın üzerine düştü   “ ya abicim ne istiyorsun  bikerecik ölseydim hayatımı kurtardın " dedi Oğulcay çok alınmış gibi. “Bak hala  öpiyim diyor alın şunu işimiz başımızdan aşkın  zaten  Geberticek kendini bana " dedim  masaya ilerlerken  az önce binbaşının baktığı dosyaya baktım    baya zorlu bir görev olucaktı .     Saat baya bir geç olmuştu ama sonunda marayı bulmuş ve gözetliyorduk destek ekip sabaha yakın gelecekti. Şu an sadece beş kişiydik ben, Eylül, Oğulcay, Tugay ve Timur  vardık. Eylül`e gelme tehlikeli desemde inat etmiş ve gelmişti bu kız beni çıldırtacaktı kesinlikle  . Yarım saattir marayı izliyorduk   giren çıkan beli olmuyordu çok kalabalıklardı  destek ekip gelmeden saldırırsak hayatta kalmamız imkansızdı  bunu düşünmek bana acı verdi    imkansız kelimesini babam asla kullanmazdı  , hafızasını kaybetmeden önce  bana ‘ imkansız diye birşey yoktur  oğlum  ` derdi  onu düşünmek içimde büyük bir acıyı ve ateşi harladıki  beni içten içten bitiriyordu bu his  . “ Abi,abiiii" Kardeşimin sesi ile ona döndüm anneme çok benziyordu  annemi yıllar önce teröristler tarafından kaçırılmıştı çeşitli işkencelere öldürmüşlerdi  .          “ Ooooo bu yine dalıp gitti hu hu  Selçuk  " dedi Oğulcay  ona döndüğümde  bakışlarım sertleşmişti  “ sanırım hala kızgın  aaa olmuyor  öpiyim dedim sadece sense beni itin ben orda kafamı masaya vursam  da kan kaybından gebersem ‘ kardeşim ` diye üzülürdün .  asıl benim sana sinirli olmam lazım da kıyamıyorum sana koca ayı " dedi   son cümlesine kadar yüzüne buş boş bakıyordum ama koca ayı lafını duyunca  şalterler attı . “ ben sana göstereceğim koca ayıyı"  dedim tehditkar bir sesle.  “ abicim vallahi şakaydı   hani bi tane çizgi film var ya  maşa ile koca ayı diye ordakinden bahsettim ben . " dedi. “ seni o çizgi film in içine sokmamı istemiyorsan kapa o kırık çeneni   yoksa ben bi kapatırım birdaha asla açılmaz " dedim ve maraya baktım hareketlilik vardı . Operasyonu farketmişlerdi     aramızda hain vardı  bu benim timimden  değildi  kesin toplantı odasına ses kayıt cihazı yerleştirilmişti. Şimdi saldırmazsak  teretüstler sivilleri ve askeri alıp gidecekti    “ salsırıyoruz , plan  sızdırılmış destek ekip gelesiye kadar çatışmamız lazım . " dedim bizimkilere onlar bunu nasıl anladığımı sorgularken  ben telsizimi çıkarmış binbaşına  bağlanıyordum. “  Binbaşım  plan sızdırılmış destek ekip gelesiye kadar  siviller ve asker kaçırırlar  . Saldırı için izin veriyor musunuz ? "  dedim  . Bir süre sesizlik oldu “ Ölürseniz    sizi Şehit diye andırmam  birer aptal olarak anarız " dedi bu  saldırın ama ölmeyin demekti. Hafif bir sırıtışla “baş üstüne  " dedim ve  telsizi yerine koydum . Hepsi hazır olda benim komutu beklerken  “ başlıyoruz. Timur sen  arka taraftan dolaş  ikinci bir çıkış olabilir "  dedim   tamam dercesine başını salladı ve  hızla dediğim yere koşmaya  başladı   .Tugay`a   döndüm “ Tugay sen sağ taraftaki yamaçtan  bana destek vericeksin . " Oda onayladı ve belirttiğim yere doğru koştu.Oğulcaya döndüm “ Oğulcay ve  Eylül siz sol  taraftaki yamaçtan bana destek olucaksınız " dedim Eylül ve Oğulcay dediğim yere gidecekken Oğulcay`ın omzunu tutum ve durdurdum “ kardeşim sana emanet " dedim  normalde ne kadar şakacı olsada  aslında çok ciddi  olduğu zamanlar vardı  kardeşime aşık olduğunu biliyordum . Tamam dercesine başını salladı ve sol yamaca doğru Eylül ` le koşmaya başladı bende silahı  elime mühürledikten sonra    maranın yakınına  ilerledim Tugay , Eylül ve Oğulcay`ı gördüm benim ateş etmemi bekliyorlardı. Mağranın önündeki kayaya geçtim ve dışardaki ilk tererüstte sıktım .                                  💣💣💣     Mağranın önündeki ilk terörist yere yığıldığı an ortalık cehenneme döndü. Silah sesleri dağlarda yankılandı. Tugay sağ yamacın üzerinden seri atışlarla destek veriyor, Eylül ve Oğulcay sol taraftan kontrollü ilerliyordu. Timur’dan henüz ses yoktu ama arka çıkışı kontrol ettiğini biliyordum. “Sol temiz!” diye bağırdı Oğulcay. “Temiz deme lan daha!” diye homurdandı Tugay, bir kayanın arkasına siper alırken. Maranın içinden üç kişi daha çıktı. İkisini indirdim, üçüncüsü geri kaçtı. İçeri giriyorlardı. Bu iyi değildi. Siviller içerideyse canlı kalkan yapabilirlerdi. Telsizi kulağıma götürdüm. “Timur, durum?” “Arka tarafta iki nöbetçi vardı, indirdim. Küçük bir çıkış var Selçuk, ama içeriden hareket var. Kaçış hazırlığındalar.” Demek ki gerçekten plan sızmıştı. Biz gelmeden toparlanmaya başlamışlardı. “Kimse içeri dalmıyor!” dedim sertçe. “Kontrollü ilerliyoruz.” Eylül’ün sesi titrek ama kararlı geldi: “Abi içeriden kadın sesi geliyor.” Kalbim bir an durur gibi oldu. Rüya. Derin bir nefes aldım. Babamın sesi kulaklarımda yankılandı: “İmkansız diye bir şey yoktur oğlum.” El işaretiyle Tugay’a yaklaşmasını söyledim. Oğulcay ve Eylül de kayaların arasından sürünerek yanımıza geldi. “Plan değişti,” dedim alçak sesle. “Ben önden giriyorum. Tugay sağ koridoru tutacak. Oğulcay sol tarafa kayacak. Eylül arkamda kalacak. Timur arka çıkışı kapatsın. Sivilleri görmeden el tetikte ama ateş yok.” Oğulcay ciddi bir ifadeyle başını salladı. “Tamam komutanım,” dedi bu kez şakasız. Mağaranın ağzına yaklaştık. İçerisi karanlıktı, sadece derinden gelen loş bir ışık vardı. Duvarlara yaslanarak ilerledim. Kalbim göğsümü kıracak gibiydi ama ellerim sabitti. Bir dönemeçten sonra gördük. Beş sivil diz çökmüş, elleri bağlı. Başlarında iki silahlı adam. Biraz ileride, elleri arkadan bağlı, başı kanlı ama dimdik duran bir kadın… Rüya. Göz göze geldik. Beni tanımadı belki ama asker olduğumu anlamıştı. Bakışlarında korkudan çok öfke vardı. Tam o anda içeriden biri bağırdı: “Arka çıkış kapalı! Baskın var!” İşler saniyeler içinde karıştı. “Şimdi!” diye fısıldadım. Tugay sağdakini indirdi. Ben soldakine ateş ettim. Oğulcay hızla ileri atılıp sivillerin önüne geçti. Eylül bağları çözmeye başladı. Ama derinlerden ağır adım sesleri geliyordu. “Selçuk!” diye bağırdı Timur telsizden. “Kalabalık geliyor, en az sekiz kişi!” Sekiz kişi. Destek ekip henüz gelmemişti. Geri çekilemezdik. “Eylül sivilleri çıkışa götür!” dedim. “Oğulcay sen eşlik et!” “Ya sen?” dedi Eylül. “Ben geliyorum.” Yalan söyledim. Tugay yanıma geçti. “Yine kahramanlık yapma lan,” dedi dişlerinin arasından. Hafifçe sırıttım. “Çıkmayan boyayı düşün sen.” Bir patlama sesi mağarayı sarstı. Taşlar üzerimize döküldü. İçeriden ağır silah sesi gelmeye başladı. Bu artık küçük bir baskın değildi. Bu savaşın ta kendisiydi. Silahımı kavradım. “Timur,” dedim sakin bir sesle, “arka çıkışı bırakma. Kimse kaçmayacak.” Derin bir nefes aldım. “Hazır mısın Tugay?” “Doğduğumdan beri.” Ayak sesleri yaklaştı. Ve karanlığın içinden gölgeler belirmeye başladıAyak sesleri yaklaştıkça mağaranın içi uğultuyla doldu. Timur’un sesi telsizden sert ve net geldi: “Selçuk! Sayı sandığımızdan fazla. En az elli kişi var. Ağır silahları var!” Elli mi? Bu bir baskın değil, bildiğin yuva olmuştu burası. “Pozisyon al!” dedim Tugay’a. İlk dalga köşeden döndü. Kurşunlar kayalara çarparken kıvılcımlar saçıldı. Tugay sağdan bastırıyor, ben önden gelenleri indiriyordum. Ama arkası kesilmiyordu. Sanki mağaranın içi insan kaynıyordu. Tam o sırada Timur arka geçitten içeri daldı. Üzerine taş tozu sinmişti, nefes nefeseydi ama gözleri netti. “Arka çıkışta da yirmiden fazla var. Çevirmişler bizi!” Eylül sivilleri dışarı çıkarmaya çalışıyordu. Oğulcay onlara siper olmuştu. Bir patlama daha oldu. Tavan sarsıldı. Taşlar kopmaya başladı. “Çöküyor burası!” diye bağırdı Tugay. Rüya dizlerinin üzerinde sendeledi. Başı dönüyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı ama düşecekti. Timur hiç düşünmeden koştu. Silahını omzuna astı, Rüya’yı kucağına aldı. “Çıkışa gidiyorum!” dedi. Rüya bayılacak gibiydi ama gözleri yarı açıktı. Timur’un omzuna tutundu. “Koş!” dedim. Oğulcay ve Eylül sivillerle birlikte çıkışa yöneldi. Timur onların arkasından, Rüya kucağında, mermilerin arasından geçti. Tam o sırada dev bir kaya parçası tavanın ortasından kopup düştü. GÜM! Yer sarsıldı. Tugay refleksle geri sıçradı. Ben öndeydim. Aramıza taşlar düştü. “SELÇUK!” diye bağırdı Tugay. Toz bulutu yükseldi. Önümü zar zor görüyordum. Aramızda dev kaya blokları vardı artık. Geçiş kapanmıştı. “Geri çekil!” dedim ona. “Saçmalama lan! Gel buraya!” Arkamdan bağırışlar geliyordu. Teröristler yeniden toparlanmıştı. En az kırk kişi önümdeydi şimdi. Çıkış Tugay’ın olduğu taraftaydı. Ben ise onların arasında kalmıştım. Bir an göz göze geldik. Tugay çıkış tarafında, ben içeride. Yüzünde ilk defa gerçek korku gördüm. “Çık!” dedim sertçe. “Siviller dışarı çıktı mı kontrol et!” “Sen ne olacaksın?!” diye bağırdı. Arkamdan kurşunlar kayaya çarptı. Şarjörümü değiştirdim. “Komutan benim,” dedim. “Emir veriyorum. Çık!” Tugay dişlerini sıktı.  Geri çekildi. Tam o sırada  tekrar kayalar düştü ve artık çıkış tamamen kapanmıştı. Ben ise karanlığın içinde yalnız kalmıştım. Elli kişiden fazlaydılar. Mağara daralıyordu. Toz, barut kokusu, bağırışlar… Birini indirdim. Sonra birini daha. Ama bitmiyorlardı. Babamın sesi yine kulaklarımdaydı: “İmkansız diye bir şey yoktur oğlum.” Kan omzumdan süzülüyordu. Ne zaman isabet aldığımı bile fark etmemiştim.                                      💣💣💣     Yorumlarınızı ve fikirlerinizi okumaktan zevk duyarım . Kitabın ismini ve içeriğini umarım seversiniz .
devam ediyor 4s önce güncellendi Küllerden Kalan
@zerooss
Okuma
109
Oy
14
Takip
4
Yorum
2
Bölüm
9
Küllerden Kalan, susturulmuş bir çocukluktan hayata tutunmaya çalışan bir kadının hikâyesi. Berra için tıp okumak bir meslek değil, hayatta kalma biçimidir. Mecburi görevle yolu Doğu’nun sert coğrafyasına düştüğünde, dağların sessizliği geçmişiyle yüzleşmesini kaçınılmaz kılar. Bir askerle kesişen hayatlar, ona iyileşmenin sadece bedenle değil, güvenle mümkün olduğunu hatırlatır. Bu kitap, yanıp küle dönen bir hayattan geriye ne kaldığını sorar. Ve bazen hayatta kalmak, yeniden doğmak değil; yandıktan sonra ayakta kalabilmektir.
devam ediyor 5s önce güncellendi AHESTE | ASKERÎ & KARADENİZ KURGUSU
@omur.k1llc_4
Okuma
2.64k
Oy
309
Takip
45
Yorum
192
Bölüm
11
ALBAY ALPUĞAN : "Ben, seni hayatta tutmak için savaşan bir adamdım." EFSER IŞIK : "Ben ise senin hayatına girebilmek için savaşan bir kadındım."
devam ediyor 5s önce güncellendi Beyaz Önlük ve Çelik Yürek
@dancemortal_
Okuma
6
Oy
0
Takip
2
Yorum
0
Bölüm
2
Karya Yıldırım`ın üçüz kardeşlerinden Kardelen Yıldırım`ı küçük yaşta kaybedince kendini kariyerine adar ve bunun üzerine Ankara`da Tıp Fakültesi kazanır ve Ankara`ya taşınır. ve Fakülteden mezun olduktan sonra 26 yaşında Diyarbakır`a döner ailesinin yanına dönünce babasının timine yeni katılan üsteğmen Alparslan Tuğran ile tanışır Ve ikisininde hayatında anlayamadığı ve kendi içlerinde cevaplayamadığı olaylar ve hisler yaşanmaya başlar
devam ediyor 5s önce güncellendi Fırtınanın peşinde
@merve6642
Okuma
11
Oy
4
Takip
5
Yorum
2
Bölüm
2
Üsteğmen Asel Fırtına, sert mizacı, keskin dili ve kurduğu timiyle karargâhın en dikkat çeken subaylarından biridir. Onun dünyasında tek bir kural vardır: Kimseye boyun eğmemek. Ama bir gün karargâha yeni bir binbaşı gelir. Binbaşı Aslan Akkaya. Ve ilk işi, Asel’in kurduğu timin başına geçmek olur. İnatçı, özgüvenli ve sinir bozucu derecede sakin olan Aslan, Asel’in hayatını altüst eder. Üstelik aralarındaki çekişme sadece emir-komuta meselesi değildir… Çünkü Asel’in gece yanlışlıkla mesaj attığı gizemli kişi… Ormanlar Kralı… Meğer tam karşısında duran adamdır. Hakaretlerle başlayan mesajlaşmalar, meydan okumalarla devam eden görevler ve herkesin önünde yapılan mani düelloları… Ama asıl sürpriz henüz ortaya çıkmamıştır. Bazen kader, en büyük savaşları kalpte başlatır. Ve bazen en büyük düşman… en büyük aşkın olur.
devam ediyor 5s önce güncellendi Komutanın Gölgesinde
@ayysqx
Okuma
675
Oy
76
Takip
14
Yorum
8
Bölüm
26
Babası komutan olan bilge ve ona aşık babasının askeri ege arasındaki gizli başlayan aşk
devam ediyor 5s önce güncellendi Gece ve Batın: Görev Arasında
@azranur_
Okuma
435
Oy
105
Takip
10
Yorum
28
Bölüm
19
Gece karanlıktı, Kurşun hızlıydı… kader onları aynı yolda buluşturdu.” birkac bolum sonra full gece anlatiyor ve iki kitap olmasini planliyorum
devam ediyor 5s önce güncellendi EFSUNKÂR
@didido
Okuma
398
Oy
143
Takip
41
Yorum
315
Bölüm
4
Biri hemşire diğeri ise yüzbaşıydı . Ama onların hikayesi bir hemşire ve yüzbaşıdan daha fazlaydı . Her şeyden önce biri teyze diğeri ise amcaydı . Biri canından çok sevdiği ablasını diğeri ise abisini kaybetmişti . Ve geriye onlara dünyalar güzeli bir emanet kalmıştı . `Eylül ` Biri yetimhanede büyümüş diğeri de kimsesizdi . Ama artık onlara emanet edilen cocuk vardı . Bir çocuk nasıl büyütülür bilmezlerdi . Ama mecburlardı . Ve en iyi şekilde emanetlerine sahip çıkacaklardı ...
devam ediyor 5s önce güncellendi Kitap önerisi
@bulbulegulen_gul
Okuma
831
Oy
159
Takip
5
Yorum
29
Bölüm
22
Kitap önerisi yapıyorumm çünku neden olmasın
devam ediyor 5s önce güncellendi Alev
@hayaletyazarimiz
Okuma
2.42k
Oy
222
Takip
102
Yorum
393
Bölüm
19
Savaşın ortasında
devam ediyor 6s önce güncellendi Benim Masalım
@duserulkesi
Okuma
21.04k
Oy
1.05k
Takip
63
Yorum
92
Bölüm
102
İnsan bazen susarak büyür. Sevgi yerine korkuyla, şefkat yerine sabırla. Bazı çocuklar hayata erken alışır. Yük taşır, iz bırakır, ama ses çıkarmaz. Yıllar geçer, her şey içte birikir. Sonra bir gün, hiç beklenmeyen bir anda, biri çıkar. Karanlığı yarar, yalnız olmadığını hatırlatır. O andan sonra hayat aynı kalmaz. Bu satırlar, ayağa kalkmayı seçen birinin izidir. Geçmişi değiştiremese de, geleceğini kendi elleriyle kuran birinin.
devam ediyor 6s önce güncellendi LEKE~Ateşin İçinde
@arryy4w
Okuma
3
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
2
"Buz ve Barut" ismini verdiğimiz bu hikaye; geçmişin karanlık lekeleriyle mühürlenmiş bir kadının, askeri disiplinin çelikten kalbi olan bir adamın sert duvarlarına çarpışını anlatıyor. Aralarındaki çekim bir aşk masalı değil, her nefeste barut kokan ve güvenin ihanetle sınandığı amansız bir irade savaşı olarak şekilleniyor. Alaz’ın sarsılmaz otoritesi Efsun’un gizemli zekasıyla her çatıştığında, sadece düşman hatları değil, kendi ruhlarındaki enkazlar da bir bir havaya uçuyor. Sonunda ise bu karlı dağlarda sadece hayatta kalanlar değil, birbirinin yarasına rağmen "biz" kalmayı seçenler gerçek zaferi kazanacak.
devam ediyor 6s önce güncellendi Sınıra Gel
@morzamiku
Okuma
92.22k
Oy
4k
Takip
4.14k
Yorum
1.42k
Bölüm
70
Taş gibi adam Taş gibi adamdı az konuşandı Çok enteresandı yandı, yandı... sonunda kafayı sıyırmıştım gülerek şiiri söylemeye devam ettiğimde karşımdaki adamın sabrını sınıyordum resmen - güzelim sakinleşmeye çalışıyorum ama sen sürekli sınırlarımda dolaşıyorsun - işaret parmağımla kendimi göstererek ben mi dedim - evet sen güzelim sinirlenmiştim bir tek senin sınırların mı var korkusavar benim de sınırlarım , kırmızı çizgilerim var sen onları ihlal edebiliyorsun ben artık sınırlarında olmak istemiyorum senin kalbinde olma... cümlenin devamını getirmeye cesaretim yoktu her neyse saçmaladım işte. yüzümde saklayamdığım kırgınlıkla baktım gözlerine keşke ikimizinde ortak sınırları olsa kesişim kümesi gibi.. korkut yüzüme uzun uzun bakıp iç geçirdi yanıma yaklaştı kulağıma fısıldadığı cümleler yüzünden vücudum sanki yaşam fonkiyonlarını yitirmişti - sınırlarımı yavaş yavaş yok ettiğinin farkında bile değilsin beni kendi sınırlarının içine aldın kardelen çiçeğim. belki de sana sınırsızım . not - -
devam ediyor 6s önce güncellendi VARDAKOSTA | ASKERÎ
@nedenkineeee
Okuma
212
Oy
39
Takip
26
Yorum
88
Bölüm
3
Güldüğünü duydum. ‶Yıllar önce öptüğün yerlerin üzerine,ʺ dedi, alaycı bir ses tonuyla. ‶Şimdi yaralar mı açıyorsun, Üsteğmen?ʺ Dediğini beklemediğimden, bir an için gözlerimin yandığını hissettim. Doğruydu. Öperdim; tam gamzesinin üstünden öperdim. ‶Evet, aynen öyle yapıyorum.ʺ İçimde başlayan sızıntı, hiçbir şekilde dışıma sızmıyordu. ‶Bazı şeyler yarayabilir ama yaralayadabilir, Komutanım.ʺ 20.02.2026 22.02.2026 21.30` 20.38`
devam ediyor 6s önce güncellendi DAĞDAKİ ALACA
@haticeokumus
Okuma
1.77k
Oy
294
Takip
59
Yorum
336
Bölüm
16
Jeolog Feyza, Hakkâri`nin sarp dağlarında nadir bulunan zeolit taşlarını araştırırken, bir mağaranın içinde hiç ummadığı bir gerçekle karşılaşır: yıllar önce bir gece vakti aniden hayatından çıkan çocukluk arkadaşı Murat, şimdi karşısındadır. Ama artık sadece Murat değildir; o artık bir asker, bir tim lideridir. Kod adı Alaca olan bu adam, şimdi Feyza`nın hayatını kurtarmakla görevlidir — hem düşmandan, hem de geçmişten. Zamanında ona verdiği yeşil, mavi ve kahverengi dünyayı simgeleyen makrome bileklik, Feyza için geçmişin sessiz bir hatırasıdır. Şimdi o hatıra, patlayan çatışmaların, kanın ve suskun bakışların ortasında yeniden canlanır. Peki ya yıllar sonra karşılaştığın tek kişi, seni ölümden kurtaran asker olsaydı? Peki ya çocukluk aşkının gözlerinde tanıdığın renkler artık bambaşka bir karanlığı yansıtıyorsa? Ve geçmişle hesaplaşman, silah seslerinin içinde, mağara karanlığında başlıyorsa? Dağdaki Alaca, görevle vicdan arasında sıkışan yüreklerin, suskun dağlarda yankılanan geçmişin ve bir bilekliğe sığan sevdanın romanı. Her kararda ölüm, her adımda geçmiş ve her bakışta hesaplaşma var. Çünkü bazen bir taşın peşinden gidersin… ama bulduğun, çok daha derindir. “Her dağın bir sırrı, her askerin bir yemini, her bilekliğin bir hikâyesi vardır.”
Loading...