[ fanfiction ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 1h önce güncellendi
EMIN MISIN?
@minnieeeeeee
Okuma
8
Oy
3
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
3
Aynı bölümde okuyan Bang Chan ve Kim Seungmin, üniversitenin en iyi öğrencisi olmak için sürekli rekabet eden iki rakiptir. Aralarındaki yarış, bir proje için zorunlu olarak partner yapılmalarıyla daha da karmaşık bir hale gelir.
Birlikte çalışmak zorunda kaldıkça aralarındaki gerginlik, inat ve rekabet giderek kişisel bir savaşa dönüşür. Ancak zamanla bu çatışmanın altında bambaşka duygular ortaya çıkmaya başlar.
Kazanmaya odaklanmış iki insan, farkında olmadan birbirlerini kaybetmeyi göze alamayacak noktaya gelir.
devam ediyor 2h önce güncellendi
Lavinia Çiçeği
@ahuuszr
Okuma
59
Oy
17
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
7
Sirius Black`in bir kızı vardı.
Adı Lavinia`ydı. Adını bir ölüm çiçeğinden almıştı. Babası ise ona hep "hayat çiçeğim" derdi.
Hogwarts`ta üçüncü yıl başlarken, Ruh Emiciler okulun etrafını sarmıştı. Görünürdeki sebep, Amerika`daki bir hapishaneden kaçan eski bir Ölüm Yiyen`di: Tristan Valen. Ama bu isim, Lavinia için bir gazete manşetinden çok daha fazlasıydı. Çünkü Valen, yıllar önce ölen annesinin soyadıydı.
Babasının sakladığı sırlar bir bir ortaya dökülürken, Lavinia kendini hiç beklemediği bir mirasın ortasında bulacaktı. Slytherin`li olmanın yükü ve kanında hissettiği ama adını koyamadığı o tuhaf güç...
Herkes onun bir Black olduğunu biliyordu. Ama kimse Valen soyadının ardında neyin saklandığını bilmiyordu. Lavinia`nın kendisi bile.
Çünkü bazı çiçekler, karanlıkta bile açar.
devam ediyor 1a önce güncellendi
Tutsağın İncisi (Draco Malfoy)
@siriusunkiziyim
Okuma
698
Oy
95
Takip
17
Yorum
96
Bölüm
9
Ölüm Yiyenler`in ve Dumbledore`un Ordusu`nun denk düştüğü yerde dengeleri bozacak bir grup büyücü çıkageldi.
Voldemort`a karşı olan bir grup.
Ondan daha güçlü birinin yönettiği bir grup.
İtaat edilecek kişinin Voldemort olmadığını ya da umudun Dumbledore`da olmadığını göstermek için.
Asıl güçlü olanın kendileri olduğunu göstermek için.
"Ya düşersem?" diye sordum. O zaman ne olacaktı? Kaybedersek ne olacaktı? Ya benim yüzümden birilerine zarar gelirse, o zaman ne olacaktı?
Hafifçe eğildi bana doğru. Samimi olmayan ama bana doğru hissettiren bir gülümsemeyle baktı bana. "Ya uçarsan?"
devam ediyor 2a önce güncellendi
İki Parça Zehir- Draco Malfoy
@ankaraayazii
Okuma
212
Oy
28
Takip
4
Yorum
3
Bölüm
7
Hogwarts’ta Lyra Black’in adı fısıltıyla anılırdı. Sirius Black’in kızıydı ama çoğu kişi onu soyadından çok bakışlarıyla tanırdı; soğuk, kibirli ve her şeyi hesaplayan bakışlarla. Slytherin masasındaki varlığı bile insanları tedirgin etmeye yetiyordu. Babasının aksine tekrardan Slytherin masalarında yer alması oldukça merak edilen bir konuydu fakat kimse kendinde sorgulayacak cesareti bulamıyordu. Lyra’nın gerçekten güvendiği insan sayısı çok azdı ve bunların başında en yakın arkadaşı Pansy Parkinson gelirdi. Pansy ve Lyra birlikte Hogwarts’ın en tehlikeli ikililerinden biri olarak görülürdü; dedikodulara yön verir, Slytherin içinde sözü geçen kişiler olurlardı. Ama Lyra’nın hayatındaki en eski bağ Hogwarts’tan bile eskilere dayanıyordu. Çocukluğundan beri yanında olan biri vardı: Tom Marvolo Riddle. Yıllarca birlikte büyümüşlerdi ve aralarındaki bağ neredeyse kardeşlik gibiydi. Tom onu küçük kız kardeşi gibi görür, Lyra da dünyada kimseye göstermediği sadakati ona gösterirdi. Hogwarts’taki herkes Lyra Black’i kibirli ve manipülatif bir Slytherin olarak tanıyordu; ama çok az kişi onun hikâyesinin Tom Riddle’la birlikte büyüyen iki karanlık zihinle başladığını biliyordu. Peki karşılıklı odalarda kalan iki inatçı ölümyiyenin hikayesi nasıl şekillenecekti?
devam ediyor 2a önce güncellendi
Celladına Sevdalı #İsfad
@lavininkurgulari
Okuma
8.13k
Oy
412
Takip
107
Yorum
142
Bölüm
21
“En büyük aşklar nefretle başlar” derler.
İnsan, kendi yarasını kutsallaştırmak için ne çok cümle icat etmiş oysa. Nefretin aşka dönüştüğüne inanmak, zehirli bir gerçeği bal ile yutma çabasından başka nedir? Düşmandan yâr olur mu hiç insana?
"Efulim saçlarını hiç kesme, olur mu?"
-
"Saçlarını kesmişsin..."
devam ediyor 2a önce güncellendi
𝐒𝐓𝐀𝐑𝐒 𝐈𝐍 𝐘𝐎𝐔𝐑 𝐄𝐘𝐄𝐒
@buglw_stay26
Okuma
52
Oy
23
Takip
7
Yorum
120
Bölüm
3
-"Gözlerin seung..."
-"Ne var gözlerimde?"
-"Parlıyorlar, birer yıldız gibi. Ve fark ne biliyormusun?
-"Ne? "
-"Onlar gökyüzünü aydınlatıyorlar, sense benim dünyamı... "
Seungmin duyduğu şeyle resmen afallamıştı. Birşey söyleyecekmiş gibi dudakları aralanırken sustu, karşısında ona huzurla, aşkla bakan adamın gözlerine baktı. Solgun Ay ışığı ikisininde yüzlerine vurarken, iki genç sadece bakışıyordu...
tamamlandı 3a önce tamamlandı
Asla Bırakmam
@gecekusud
Okuma
551
Oy
115
Takip
18
Yorum
237
Bölüm
11
Bangchan, beni tam arka bahçeye açılan sürgülü kapıya getirmişti ki odamın kapısının ardından şiddetli sesler gelmeye başladı.
Kapıyı zorluyorlardı. Önündeki eşyalar ise hiçbir işe yaramıyordu. Kapı öne geldikçe ağır eşyalar bile oynuyordu resmen.
Bu sefer dehşet içerisinde kendi kendime fısıldayarak:
"Hayır," dedim.
Hyunjin için deli gibi korkuyordum. Onun için delicesine endişeleniyordum. O benim bu dünyada hiç sahip olmadığım tek kardeşimdi. O benim ailemin en güzel parçalarından biriydi.
Biz durunca Hyunjin de sesleri duyduğu yöne döndü. Sonra yeniden bize doğru dönüp endişe içerisinde bağırdı.
"Gidin artık! Arka bahçeye de her an girebilirler! Onları bizim çıktığımız, gizli geçidimizden çıkar Bangchan! Acele edin! Durmayın! Yalvarırım durmayın."
Yalvarırım durmayın, derken dudakları titremişti. O da bizim için çok korkuyordu. Gözleri dolmuş ve anında kızarmıştı.
Bangchan, Hyunjin`i başıyla onaylayıp beni kuvvetli bir şekilde kolumdan çekiştirmeye devam etti.
Bir ses duydum. Çok... ama çok yakından yükselen bir silah sesi.
Bangchan da duymuş olmalı ki beni çekiştirmeyi bıraktı. Hemen arkasına dönüp baktı. Ama ben... bakmaya cesaret edemedim.
Tahmin ettiğim şeyin gerçekleşmiş olmasından delicesine korktum. Kalbimde... çok derin bir sızı hissetmeye başladım. Nefes alamadığımı hissettim. Boğuluyor gibiydim. Boğazındaki yumru daha çok sertleşmişti ve daha çok canımı yakıyordu.
Gözlerimden boncuk boncuk gözyaşlarım süzülmeye devam ederken ağır ağır arkama döndüm.
Hyunjin... dizlerinin üzerine çökmüştü.
O... Ona bir şey olmuştu!
Kapı...
Kapıda delik vardı!
Kurşun deliği!
Hayır!
Hayır olamaz hayır!
Hyunjin`in de gözlerinden boncuk boncuk gözyaşları bir bir süzülmeye başladı. Ağzı aralıktı. Zor... çok zor nefes alıyor gibiydi.
Aralık olan ağzından yavaşça kırmızı bir sıvı süzülmeye başladı. Ka-ka-kan mıydı bu?!
"Hyunjiiiin!"
Dayanamadı.
Öne doğru düşecekken ellerini yere koydu.
Yerden destek alırken başını kaldırıp bize baktı.
O kanlı, dolu dolu gözleriyle gözlerimin içine derin derin baktı. Son kez yüksek sesle bağırdı.
"Gidin buradaaaaaann! Gidiiiin! Daha fazla oyalanmayın! Gidiiiin! Lanet olsun, gidin!"
Son kelimelerini söylerken hıçkırdı.
Hyunjin... Ağlamaya başladı. Sesli sesli ağlıyor, arada acısından olmalı inliyordu.
Yine de hâlâ kapıyı zorlayanlara karşılık verebilmek için yerde ellerinden ve dizlerinden destek alarak süründü.
Yatağımın arkasına geçti.
Yüzünü acıyla buruştururken sesli sesli ağlamaya devam edip tabancasını sıkıca kavradı. Namlusunun ucunu kapıya yöneltti.
Bangchan da ağlıyordu. Hyunjin`in bu hâli onun da yüreğini parçalıyordu ama ondan aldığı emri yerine getirmek zorundaydı. Bu sebeple beni çok daha kuvvetli bir şekilde çekti. Bahçeye çıktık.
Belki bir işe yarar diye yalvarmayı sürdürdüm.
"Yapma! Yapma lütfen yapma Bangchan! Ben giderim. Onu yalnız bırakma lütfen! Ona bir şey olursa dayanamam. Bangchan! Bangchan yalvarıyorum sana lütfen! Lütfen onu yalnız bırakma!"
Beni hiç tınlamadı bile. O sessiz sessiz gözyaşı döküp ilerlerken ben de içli içli, yüksek sesle ağlamamı sürdürüyor ve devamlı arkama, Hyunjin`e bakıyordum.
"Hyunjiiiin! Hwang Hyunjiiiin!"
Bağırışımı duydu.
Sadece gözleri değil, yüzü de kıpkırmızı olmuştu.
Onun da ağlayışını hâlâ işitebiliyordum.
Bana baktı. Buruk bir tebessüm etti.
"Seni çok seviyorum Mina! Hem de çooook!" diye bağırdı.
Ona karşılık bir cevap dahi veremedim. Gözlerim belki anlatmıştır ne hissettiğimi. Belki gözlerim konuşmuştur.
Son anda Bangchan beni hiç bilmediğim bir yere çekti.
Bahçemizi çevreleyen çalılardan biri meğersem kapıymış. O kapıyı açarak çıktık. Yeniden kapandı. Görünürde tamamen yeşil yapraklı çalıların bir parçasıymış gibi duruyordu.
Bangchan, bir an olsun kolumu bırakmadı.
Aklım da, kalbim de şu an sadece ailem dediğim insanlardaydı.
İçimdeki yangını bu sesli ağlayışlarım ve görünüşteki yıkık hâlim dahi anlatamazdı.
TB4680MN
tamamlandı 3a önce tamamlandı
Adaletin Yanında // Stray Kids
@gecekusud
Okuma
3.72k
Oy
785
Takip
32
Yorum
876
Bölüm
75
"Hadi,git! Git ve yüzleş artık. Kız her şeyi anladı!"
Bangchan`ın sesini duymuştu duymasına ama daha bir adım bile atamadan yine durdu.
Çünkü Ha Ra son sürat kendilerine doğru geliyordu.
"Omo! Geliyor! Ben kaçıyorum,bak başının çaresine!"diyen Bangchan âdeta koşarcasına adım atarak uzaklaşmaya başladı.
"Dur-"deyip devamını getiremeyen Lee Know, Bangchan`ın da kaçmasıyla olduğu yerde `mıh` gibi çakılıp kalmıştı.
Saçlarını arkasına savuran rüzgârın verdiği ayrı bir çekicilik ile birlikte Ha Ra, Lee Know`un önüne gelerek 1 adımlık mesafesinde durdu.
Lee Know gözlerini onun gözlerine dikmiş hiçbir tepki vermiyor, sadece izliyordu.
Genç kız konuşmak için ağzını açtı ama açtığı gibi hızla geri kapattı.
Sonra gözlerini sıkıca yumdu ve sinirlerine hâkim olmak istercesine birkaç saniye boyunca kapalı tutup geri açtı.
Daha sonra arkasına, çardak tarafında Soobin`i döven ve hâlâ bu tarafa bakan yabancıya bakıp önündeki adama geri döndü. Bakışları yine onun gözlerini bulduğunda:
"Kimsin sen?"diye hiç beklenmedik bir sakinlikle sordu.
Lee Know da buna bayağı bir şaşırmıştı açıkçası. Hırçın güzelinin burada İsrafil`in görevini devr alıp sûra üflemesini ve kıyameti koparmasını bekliyordu ama yine de bu sakinliğe karşın cevap veremedi.
Sonra birden dengesiz bir şekilde tebessüm etmeye başladı.
Bu âlemi gücü ile 9.0 büyüklüğünde sallamaya gücü yeten Lee Minho bir kızın karşısında çivilenip kalmış, konuşmayı bırak neredeyse kekeleyecekti.
Genç adamın dudağı yukarı doğru kıvrılmış onu aslında daha da çekici göstermekteydi.
"Gülme be adam! Cevap ver bana! Kimsin sen?! Arkadaşımdan ne istedin? O adamı neden üzerimize saldın?!" diye bağırdı bir anda çardaktaki Felix`i göstererek.
Lee Know hâlâ gülüyordu.
Sinirleri daha da gerilen Ha Ra, bir kere daha gözlerini sıkıca yumdu ve içinden saymaya başladı. Ona kadar büyük bir sabırla saymayı başardığında gözlerini yeniden açtı ve hâlâ sırıtan adamın yüzüne baktı.
"Sana- kimsin- dedim?"
Her bir kelimeyi tek tek, üzerine bastıran bastıra söylerken aynı zamanda işaret parmağı ile Lee Know`un göğsüne vuruyordu.
Bu hareket ile Lee Know`un biçimli kaşları çatılsa da sevdiği kızın bu hâllerini izlemek ona gerçekten büyük bir zevk veriyordu.
Ama bu sefer susmadı. Hırçın güzelini daha fazla hırçınlaştırmamalıydı. Tamamen gerçekleri söyleyecekti. E canım az da mafyalık gururu ile hareket etsindi değil mi?
"Sana yıllar öncesinden kafayı takmış, attığın her adımı takip eden manyak biriyim."
🗡
"Hangi devirde yaşıyorsun sen dangalak! Ben sana ait falan değilim! Ben-kimseye-ait-değilim! Olmaya da meraklı değilim!" diye bağırdıktan sonra yine devam etmek için ağzını açtı.
"Defol buradan,defol! Yoksa avazım çıktığı kadar bağırır ve tüm siteyi ayağa kaldırırım!"
İşte Lee Know`un ondan beklediği hareket tam olarak buydu!
Kendisinin bile söylerken tiksindiği laflara karşılık hırçın güzelinin asla suskun kalmayacağını çok iyi biliyordu.
"Ahhh,"diyerek derin bir nefes verdi Lee Know. Yüzüne büyük bir gülümseme yerleştirdi.
"Biraz klişe mafya havasına gireyim dedim ama ben de beğenmedim bunu. İnsan bir mal değildir. Dolayısıyla, elbette kimse kimseye ait değildir. Benim seni sevdiğim doğru ama sen istemediğin müddetçe ne sana yaklaşır ne de zarar veririm. Takıntılı bir pislik değilim. Karşılıklı olsa daha güzel olurdu ancak senden karşılık beklemiyorum. Beklesem bile bu asla zoraki olmaz. Başkasını seversen eğer ve onun da seni sevdiğini anlarsam bir daha karşına çıkmam. Merak etme."
Lee Know, teslim oluyormuşcasına iki elini havaya kaldırdı ve sırıtarak geri geri adım atmaya başladı.
"Bu yüzden teslim oluyorum, Ha Ra hanım."
İsmini bile biliyordu bu yakışıklı serseri. Neyse ki gidiyordu.
Ha Ra, sırtının değdiği ağaca yaslanırken o dengesiz adamın bir daha gelmemesini umdu. Ardından sırıta sırıta aracına binişini izledi.
GA4681KL
tamamlandı 3a önce tamamlandı
Kore'ye Düşüş
@gecekusud
Okuma
4.88k
Oy
513
Takip
44
Yorum
346
Bölüm
62
🎤 Güney Kore`ye uçakla düşen bir Türk kızı.
🎶 Uçağı bulan,onu kurtaran bir K-pop grubu: Enhypen.
🎵 Uçağın düşüşündeki gizem ve bir türlü çözülemeyen sırlarla dolu hayatlar.
🎧 Türk kızının geçmişinde olan Stray Kids.
🎸Her şey kızımızın uçaktan düşmesiyle beraber hafızasını kaybetmiş olmasıyla başlıyor ve gizem asla peşimizi bırakmıyor.
Kurgumuza hepiniz hoş geldiniz.🫶🏻