[ düşler ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 22s önce güncellendi Düşler
@nilay_akkaya
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Eğer düşlersen içinde doğar hayatın sırrı derdi annem. Ben Hayal. Hayal Çiçek. Bu benim düşlerimi bulmamın hikayesi. Bu bir aşk romanıdır.
devam ediyor 8a önce güncellendi DÜŞLERİN ARŞİVİ
@maviimre
Okuma
52
Oy
46
Takip
2
Yorum
6
Bölüm
2
"Hiçbir rüya masum değildir." İnsanlar her gece uyur… Ve her gece rüyaları çalınır. Hiç fark etmeden, hiç hissetmeden, en mahrem duyguları, korkuları, arzuları, pişmanlıkları… Hepsi, tozlu raflarla çevrili kadim bir yeraltı arşivinde toplanır. O arşivin adı: Toprakarşivi. Ve onun en soğukkanlı bekçisi: Aeris Noct. O duygusuzdu. Çünkü görevi bunu gerektiriyordu. Onun işi, başkalarının rüyalarını kaydetmekti. Kendi rüyasını asla görmemek şartıyla. Görürse... görürse her şey çökecekti. Ama o gece geldi. Sistem dışı bir rüya kitabı, hiçbir sahibin kaydında olmayan, kuralları ihlal eden bir düş. Sayfaları yanık, kapağında bir tek kelime: BEN. Aeris okudu. Ve o rüyanın içinde bir adamla karşılaştı. Adı Varen. Sesini daha önce hiç duymamıştı, ama kalbi onu tanıyordu. Dokunuşu, içini paramparça eden bir karanlıktı. Ve Aeris, ilk defa bir rüyayı geri kapatamadı. Ama Varen bir düş değildi. O, arşivden kaçmayı başarmış bir yankıydı. Bir zamanlar birine ait olmuş, sonra silinmiş. Yok olmamış. Gömülmüş. Ve şimdi Aeris’in içinde yeniden doğuyordu. Arşiv çöküyor. Rüyalar sızıyor. İnsanlar kendi düşleriyle uyanıyor ve delirmeye başlıyor. Çünkü bir düş bir tek düş arşivde tutulamayacak kadar güçlüydü. Ve o düş, aşkı hatırlıyordu. Ama Aeris’in aşkı, Varen’i dünyaya geri getirirse, arşivin duvarları değil, insanlığın dengesi çökecek. Gerçeklik ve rüya arasında bir savaş başlıyor. Aeris, ya aşkını hatırlayacak… Ya da her şeyi sonsuza dek unutacak. “Bazı rüyalar geri dönmek için yaratılır.” “Ve bazı aşklar, yeryüzüne dönmeden tamamlanmaz.”
devam ediyor 1y önce güncellendi Kırık Taç
@milena
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Ailesinin ölümünden sonra, bir çocuğun omuzlarına yüklenen taç, artık yalnızca bir hatıra haline gelmişti. Acının ve kaybın arasında, karanlık bir büyüyle zamanı bükmeyi öğrenen Elara, krallığının son umut ışığıydı. Ancak büyü, beklediğinden çok daha ağır bir bedel gerektiriyordu. Bir anda, geçmişiyle birlikte ruhu da kaybolmuştu. Elara, üç yaşında bir çocuğa dönüşerek hafızasız, geçmişi silinmiş bir hayatla uyanmıştı. Ama yeni adı Seren, ona sadece kaybolmuş bir kimliği değil, yeniden başlaması gereken bir hayatı da getirmişti. Seren’in dünyasında hiçbir şey aynı değildi. Kimse onu tanımazdı. Her şey yeni, her şey yabancıydı. Ancak zamanın kıyısında, geçmişin parçaları geri dönmeye başladığında, Seren, kırık bir taçla dolup taşan gücünü keşfetmeye başladı. Zamanı değiştirmek mümkün müydü? Gerçekten kimse geri dönüşü olmayan bir yolda, geçmişinden kaçabilir miydi? Seren, bu tehlikeli yolculuğa çıktığında, kırık bir taçla değil, kırık bir ruhla karşılaşacaktı.
Loading...