[ aşk ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 11sn önce güncellendi ERVAH bir Cinin aşkı
@elina210121
Okuma
328
Oy
159
Takip
4
Yorum
838
Bölüm
24
bir Çin`in aşkı ne kadar vahşice olabiliki yada bu aşk yüzünden kaç kişi ölücek Yada bir kadının hırsı uğruna yapabileceklerinin bir sınırı varmı
devam ediyor 33sn önce güncellendi Karanlık Cennet (Boksör-Hemşire)
@lost_on_you
Okuma
22
Oy
7
Takip
11
Yorum
11
Bölüm
2
Silahtan çıkan her kurşun öldürmez, sözlerin isabet etmesiden de kan akar. Uzun açıklama daha sonra.(⁠っ⁠.⁠❛⁠ ⁠ᴗ⁠ ⁠❛⁠.⁠)⁠っ
devam ediyor 8dk önce güncellendi MAFYANIN KÜÇÜK MİSAFİRİ(+𝟏8)
@lunariaa
Okuma
26.35k
Oy
1.28k
Takip
257
Yorum
579
Bölüm
19
​Düşmanının kanını taşımak mı daha zordu, yoksa o kana aşık olmak mı? ​Rüya, hayatı boyunca tek bir gerçeğe inandırıldı: O bir kurtarıcıydı. Ancak sığınağın kapıları açıldığında, karşısında sadece düşmanını değil, aynadaki yansımasını buldu. ​Ivan Volkov. Acımasız, sarsılmaz ve Rüya’nın hayatını mahvetmek için yetiştirilmiş bir canavar. Ya da o, sadece Rüya’nın tahtına giden yoldaki en tehlikeli basamaktı. ​İki düşman soyun birleştiği o lanetli sığınakta, nefret ile arzu arasındaki çizgi kanla siliniyor. Rüya, annesinin bıraktığı o karanlık mirası temizlemeye çalışırken, düşmanının gözlerinden süzülen o tek damla yaşta boğulmak üzere. Güç, kontrol ve kimlik arasında sıkışan bu hikâyede soru nettir: Gerçek tehlike mafya mı, yoksa ondan kaçamayan kalp mi? 𝐾𝑎𝑟𝑎𝑛𝑙ı𝑘 𝑐𝑜𝑘𝑡𝑢𝑔𝑢𝑛𝑑𝑒, 𝑠𝑎𝑑𝑒𝑐𝑒 𝑒𝑛 𝑎𝑐ı𝑚𝑎𝑠ı𝑧 𝑜𝑙𝑎𝑛𝑙𝑎𝑟 ℎ𝑎𝑦𝑎𝑡𝑡𝑎 𝑘𝑎𝑙ı𝑟.
devam ediyor 10dk önce güncellendi Lübbetülayn
@irisnocturneee
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Efsun,10.sınıfta kapanmış bunun öncesinde hatalar yapmış fakat sonrasında Rabbine daha da yakınlaşmış haramdan uzaklaşmış edepli nerde nasıl davranması gerektiğini bilen biri olmuştur edebiyat öğretmeni olan Efsun ile İmam olan Akgünün hikayesine hepiniz hoş geldiniz…
devam ediyor 31dk önce güncellendi VARESTE
@hissizyazar
Okuma
57.07k
Oy
5.1k
Takip
933
Yorum
3.03k
Bölüm
13
" Bu hata ikimizi de yakar, Yüzbaşı." dedim. "Hatamızda yanmaya hazırım, Doktor Hanım." Bu hatada yanacaktık; birimiz kurtulacak, diğerimizse küle dönecekti. Askeri , Platonik karışık gel oku pişman olmayacaksın. Kitabımın hakları tamamen bana aittir. Kitabımın kopyalanması , çalınması durumunda yasal işlem başlatılır.
devam ediyor 35dk önce güncellendi Yanlış Emir -Yarı texting-
@sultanberrasu
Okuma
118.43k
Oy
7.29k
Takip
566
Yorum
2.83k
Bölüm
42
Arkadaşının `Emir` ismiyle açtığı fake hesaba istek attığını sanan Mahperi, yanlış kişiyle konuştuğunu anlar ancak çok geçtir.
devam ediyor 44dk önce güncellendi Karanlığın içinde ki aydınlık
@atk2003
Okuma
2.18k
Oy
1.12k
Takip
12
Yorum
24
Bölüm
33
Korkuyordum, titriyordum gerçekler sert bir şekilde yüzüme vuruyordu. Ve ben bir kez daha ölmüştüm...
devam ediyor 47dk önce güncellendi Sarhoşluğun Bedeli
@yazarmen
Okuma
4.52k
Oy
378
Takip
17
Yorum
66
Bölüm
47
"Balo gecesi" ve "Buse" kelimeleri yan yana gelince İnci’nin boğazı düğümlendi, güçlükle yutkundu. Çünkü o gece Cem Karatay ile öpüşen kişi Buse değildi; onun yerine geçen İnci’nin ta kendisiydi. "Sen o gece görüntülerde oldukça keyifli görünüyordun," dedi İnci, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Şimdiyse mutlu olmadığını, bunun zoraki olduğunu söylüyorsun." "İnci, mesele de bu zaten. Ben o geceki kızın Buse olduğunu düşünmüyorum," dedi Cem, gözlerini İnci’nin gözlerine dikerek. "Çünkü o geceki kız; etkilendiğim, hoşlandığım, mütevazı ve gerçekten tatlı biriydi. Ama Buse öyle değil. Buse sadece kendini önemseyen, kendi çıkarları için en yakınına bile acımayan biri. O geceki kızın o olmadığından eminim. Sadece bu evliliğe engel olabilmek için bir kanıta ihtiyacım var." Cem bu sözlerin ardından sustu. Bu sıradan bir sessizlik değildi; çaresizliğin ve pişmanlığın ağırlığıydı.
devam ediyor 49dk önce güncellendi On Yedi - Otuz Yedi (+)
@blueebs
Okuma
35.49k
Oy
4.83k
Takip
463
Yorum
7.86k
Bölüm
48
"Gördüğün her şeyin gerçekliğinden nasıl emin olabilirsin?" Meyra, arkadaşlarıyla birlikte katıldığı bir yılbaşı partisinde kendini bir kavganın ortasında bulur ve bu kavganın sonucunda Meyra ikinci kattan düşer. Gözlerini araladığında olay günü de dahil son bir senesini hatırlamıyordur, üstelik onu bekleyen tek sürpriz bu olmayacaktır. Uyandığında zihninde beliren kişilerle başı derttedir. *** Kapak Tasarımı: Büşra Yörük Tüm hakları saklıdır.
devam ediyor 53dk önce güncellendi Kalbimin Sesi
@sincapyaziyor
Okuma
13
Oy
2
Takip
2
Yorum
2
Bölüm
4
-Bu şarkıyı hatırlıyor musun? -Yoo, hatırlamıyorum.. -Hatırlatırız o zaman. Birbirini tamamlayan ve birbiri için yaratılmış iki ruh. Ruhunda büyük bir boşluk hisseden Alara, ve o boşluğu tamamlayan çocukluk arkadaşı Atlas.
devam ediyor 1s önce güncellendi Mafyanın Takıntılı Aşkı
@tusemnova
Okuma
2.01k
Oy
133
Takip
35
Yorum
32
Bölüm
14
Herşey numarayı yanlış yazıp o kişiyi aramamla başladı meğersem gizli hayranımmış...
devam ediyor 1s önce güncellendi Hüma
@halye_tan
Okuma
530
Oy
78
Takip
7
Yorum
76
Bölüm
19
Kitabıma bir şans verin bence… "Tarih, sadece savaşanların değil; bir Bey`in yüreğine mühür vuranların da kaderini yazar." Kendi zamanından kopup gelen Neva , kendini 13. yüzyılın vahşi bozkırlarında, Karaman`ın en heybetli kılıcı Mehmet Bey`in otağında bulduğunda; elinde ne bir pusula vardı ne de sığınacak bir kimse. Bir yanda modern dünyadan kalan korkuları, diğer yanda kocaman cüssesi ve uzun boyuyla gökyüzünü bile gölgeliyordu, bakışlarıyla dağları titreten, merhameti gazabından zor saklı bir Bey...
tamamlandı 1s önce tamamlandı KARANLIK AŞK (bilim-kurgu, aşk romanı)
@shirvani91
Okuma
315
Oy
103
Takip
7
Yorum
807
Bölüm
23
"Karanlık Aşk" romanı ana karakter Aras`ın mafya lideri olan babasının ölüm haberini almasıyla başlar. Şehrin karanlık, yağmurlu ve neon ışıklı atmosferinde babasının sığınağına giden Aras, burada geçmişin travmalarıyla yüzleşir. Babasının çalışma odasında parlayan eski bir tılsım bulan Aras, bu tılsım sayesinde babasından gelen gizli bir hologram mesajını tetikler; mesajda babası ona "gerçek düşmanını bilmesini" öğütler. Bu keşif, Aras`ı dedesinden kalma, içinde mistik kitapların ve bilim kurgu cihazlarının bulunduğu gizli bir laboratuvara götürür. Burada duyduğu gizemli bir fısıltı, ona intikam zamanının geldiğini haber verir. Babasının eski adamlarıyla yüzleşmek üzere barınağa giden Aras, büyük bir şok yaşayarak eski aşkı Elif`i düşman planlarının tam ortasında bulur...
devam ediyor 1s önce güncellendi Kesişim
@deniz34
Okuma
42
Oy
6
Takip
2
Yorum
2
Bölüm
4
Arkamızdan sesler gelirken göz ucuyla bakmaya çalıştım. Daha bir şey görememişken "önüne odaklan, düşeceğiz şimdi." Dedi adam. Tekrar fiti fiti koşmama odaklanırken olabildiğince hızlı koşmaya çalışıyordum. Daha fazla bacaklarım bu acıya dayanmazken "beni bırak, sen devam et." Dedim. "Olmaz, zaten geldik." Dedi. Kaşlarım çatılırken "nereye geldik?" Diye sordum. "Evlendirme dairesine! Umarım bekarsındır." Dedi. Şaka yapıyordu değil mi? Şaka. Kameralar neredeydi? Haha, güldük eğlendik, nereye el sallıyorduk? "Alt tarafı seni dövülmekten kurtardım diye beni nikahına alacak halin yok ya!" Dedim. ------- "Hangi baharı yaşıyorsun bilmem Demir ama dediğim gibi burada bitirelim." Dedim. "Sonbahar Şura, Sonbahar." Diyip derin bir nefes verdi. Arkamı dönüp yoluma devam edecekken kolumdan tutup beni kendine çekti. Vücudum vücuduna yaslanırken nefeslerimiz birbirine karıştı. İrademi korumaya çalışırken "ne yaptığını sanıyorsun?" Dedim. "Eğer bana bir şans daha vermezsen seni burada öperim." Dedi. Gözleri gözlerimin içinde dolaşıyordu. "Deneme bile. Seni mahvederim Demir." Yüzünde gülümseme oluşurken "beni mahvetmeni sabırsızlıkla bekliyor olacağım." Dedi. ------- "Bundan sonra öpebileceğin tek kadın annen olur inşallah." Dedim. "Kızımızı unutmamak gerek tabii." Dedi. "Sen delisin bence." "Delirten sensin." "Hah, daha yarım saat öncesine kadar ev arkadaşı arayan adam bir anda bana aşk pozları kesiyor." Dedim. ------- "Bu minik barlara akmak istiyor." Dedim üzgünce. "Otur evinde yemeğini, temizliğini, bakımını yap yoksa abine söylerim." "Bir idol bunları nasıl söyler, hih!" Dedim. "Bu şekilde söyler, belanın ta kendisi." Dedi eğlenerek. "Tatlı bela ama değil mi?" Dedim yeterince sevimli olamaya çalışarak. "Hem de nasıl, şerbet misin bal mı?" Dedi kahkaha atarken. "Ya abi! Zaten ihanete uğramış bir kızım." "Hadi güzelim hadi, sen ona da bela olursun zaten."
devam ediyor 1s önce güncellendi KAYBOLAN YILLAR
@didido
Okuma
6.18k
Oy
1.16k
Takip
52
Yorum
1.76k
Bölüm
25
"Söylesene Cihangir . Küçük Cihangir ve İnci hatrına bana yardım eder misin? " Gözlerimden yaşlar durmaksızın akmaya devam ediyordu. "Söylesene Cihangir .Bir şey söyle yalvarırım bir şey söyle." "Başka yardım edebilecek kimse yok mu ?" Benim kimsem yoktu ki yardım edebilecek . Bir annem vardı bir Cihangir .Şimdi Cihangir de yoktu . Bir annem kalmıştı benimle . "Yok " dedim titrek sesimle . "Bana yardım edebilecek kimsem yok ki benim ."
devam ediyor 1s önce güncellendi ÖKSÜZ VE YETİM
@maviliklere
Okuma
7.47k
Oy
560
Takip
54
Yorum
130
Bölüm
41
Bazı insanlar doğarken yalnız kalır. Bazılarıysa yaşarken eksilir... Neva, annesinin yarım kalmış hayalini tamamlamaya çalışan bir cerrah. Barlas, babasının izinden yürüyen bir asker. İkisi de güçlü, ikisi de yalnız. Hayat, yollarını hiç beklemedikleri bir yerde kesiştirir. Aşkın ve ölümün, bekleyişin ve vazgeçişin arasında, bir çizgi kadar ince, bir vatan kadar büyük bir hikâye başlar. Bu, iki ruhun buluşma hikâyesi. Ama belki de en çok... yarım kalanların tamamlanma hikâyesi.
devam ediyor 1s önce güncellendi AMADEYİ EMRİNE BERDEL
@aytengul
Okuma
13.93k
Oy
1.04k
Takip
202
Yorum
101
Bölüm
21
"Bir kere ya, bir kere! Bir kere de ben dediğimi yapın lan! Bir kere! Dişimi kıracağım, sizin gibi lavuklar ancak bana rast gelir zaten. Şerefsizler." Asabım bozulmuştu. Neymiş efendim, şirket hisselerinin birçoğu evli ve çocukları olan abilerime verilecekmiş! Bok yerler... Ben sağ olduğum müddetçe, kimse benim olanı alamaz. O kadar! Sandalyeye daha da yayıldım, başımı ellerimin arasına alıp soluklandım. Daha şirketin yolunu bilmeyenler, bana ahbaplık kesilmekten başka bir şey bilmiyorlardı. Oysa ki ben canımı dişime takıp gece gündüz çalışmıştım. Onlar ortalıkta fink atarken, ben ter döküyordum. Onlar gece kulüplerinden çıkmazken, ben kendi çabamla yolumu çiziyordum. Onlar her gece bir kadının koynunda uyurken, ben iyi bir geleceğim olsun diye didiniyordum. Ben koskoca Kenan Azadoğlu’yum. Buraların hiçbirine yapmamıştım, yapmayacaktım da. Babam ağa olmasına rağmen, ben kendi şirketimi kurmuştum. Babamın şirketi iflas etmişken, benim şirketim her geçen gün biraz daha ihtişam kazanıyordu. İlaçlarımı içmeliydim. Doktor, ilaçlarımı ihmal edersem durumumun kötüye gideceğini açıkça söylemişti. Sakin olmalıydım. Daha 26 yaşındayken felç kalmak isteyeceğim son şeydi. Maazallah başıma bir şey gelse, beni ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaparlardı. Hele o Kezban cadısı... Kimseye fırsat vermeden, ilk o beni cehenneme yollar. Şeref yoksunu bir insandan farksızdı. Kimseye bir hayrı dokunmayan, aile dağıtan bir kadındı. Kadın demek bile kadınlara hakaretken, bu kadın, ortada namuslu rolü kesip göz boyamaktan başka bir bok bilmiyordu. Yedi aylık hamile annemi merdivenlerden itmiş, annemin ölümüne sebep olmuştu. Üstelik kardeşim de o olay yüzünden erken doğmuştu. Kezban yüzünden, güzeller güzeli can parçam Canan’ım tekerlekli sandalyeye mahkûm kalmıştı. Telefonum titrediğinde aramaya baktım. Can parçam arıyordu. Derin bir nefes alıp hızla kendime geldim. Onu üzmek, isteyeceğim son şeydi. Telefonu açtığımda Canan bıcır bıcır konuşmaya başlamıştı bile. Canan: Ağabeyim, nasılsın, iyi misin? Ben: Güzelim, can parçam, sen iyi misin? Canan: Abi, benim canım çiğköfte istedi. Geldikten sonra bana ellerinle çiğköfte yapıp yedirir misin? Ben: Can parçam, lafı mı olur? Ağabeyin değil miyim? Yaparım tabii. Sen iste, konağı ateşe bile veririm. Kıkırdadı Canan: Ağabeyim, sen iyi ki varsın yaa... Yine lafları uzatarak konuşuyordu. Biliyordu ki, en sevdiğim şeydi. Ben: Ağabeyin kurban olur kuzuma. Merak etmeyesin. Erken geleceğim. Sen şimdi git, bir iki bir şeyler ye. Aç kalma sakın. Canan: Ağabeyim, beni hiççç merak etmeyesin. Benim karnım yıla basa dolu. Sen gelene kadar da yerim. Ben: Yiyeceksin tabii. Ağabeyin boşuna çalışmıyor yaa. Canan: Canım ağabeyim, sen hiç merak etme. Ben senin kazandığın paraları çatır çutur yiyorum. Bugün de mağazaya gitmeyi düşünüyorum. Ben: Can parçam, hava sıcak. Sağlığın etkilenmesin. Canan: Ağabeyim, ben iyiyim. Hem tek çıkmayacağım. Korumalar da yanımda olacak. Ben: Elbette ki olacaklar. Boşuna para vermiyorum. Şöyle bir karı kız peşine düşmesinler de, yanında adam gibi dursunlar. Canan: Ağabeyim, sen hiç merak etme. Senin korkundan, bir milim bile benden uzak durmuyorlar. Ben: Can parçam, ben kartına para atacağım. Gönlünce harca, gez dolaş. Sağlığına dikkat et. Bu arada başka diyeceğin yoksa kapatmam lazım. Canan: Ağabeylerin bir tanesi, canım ağabeyim... Sen merak etme. Ben: Hadi sağlıcakla. Canan: Bye bye. Telefonu kapatır kapatmaz Cihan’ı aradım. Cihan ve Cahit… Aradığımda her zamanki gibi uzun süre çalmasını bekledim. Beşinci çalışta açılan telefonla bir an duraksadım. Normalde pezevenk onuncu çalıştan önce açmazdı, şaşırdım. Ben: Alo. Cihan: Buyur ağam, hayrola? Ben: Canan elbise falan alacak. Yanında durun. Cihan: Ağam etme eyleme... Canan Hanım mağazaya gitti mi çıkmıyor, bir de akşam olmadan dönmüyor, bilirsin. Ben: Cihan, oraya gelirsem topuklarından asar, yarım saatte bir kafanı suya sokarım. Dediğimi yap. Cihan: Ağam, emrin ola. Ben: Ha şöyle, adam ol. Ha bu arada, Cihan, kaşın gözün oynamasın. Cihan: Ağam, benim kaşım gözüm ne zamana oynamış? Tessüf ederim. Ben: Cihan, Cahit’i sana  düz getirip yan sokmadan dediğimi yap de. Cihan: Emrin olur ağam. Telefonu kapatıp işime odaklandım. Bu ayki kazançlar epey yükselmişti. Ancak boşa harcayacak zamanım hiç yoktu. Elimdeki dosyaları alıp teker teker okumaya ve imzalamaya başladım. Hiçbir evrakı gözüm kapalı imzalamazdım. Zamanında yaşadığım tatsız olaylar, bu konuda titiz davranmamın en büyük sebebiydi. Küçüklüğümden beri tek isteğim, biricik kız kardeşimin her isteğini yerine getirmekti. Annemin yokluğunda ona en iyi şekilde bakıp, iyi bir hayat yaşamasına olanak sağlamak için elimden geleni yapıyordum. Elimdeki dosyalara gömülüp projeyi incelemeye başladım. Dosyada, gelecek vadeden bir projeye gözüm takıldığında dudaklarımda hafif bir gülümseme oluştu. Tamamen doğa dostu ve düşük maliyetle hayata geçirilecek bu proje, epey para edecek gibiydi. Hemen önümdeki telefonu aldım ve asistanımı aradım. Sen: Alo, Sezin. Bana müdürü çağır. Sezin: Tamam efendim. Telefonu kapattım, gözümü tekrar dosyaya çevirdim. Kısa süre sonra Cemil Bey kapıyı tıklattı. "Gel," dedim. İçeri çekingen adımlarla girdiğinde, karşı koltuğu işaret ettim. "Fire Oranlarını Azaltma Projesi" başlıklı dosyayı önüne bıraktım. Gözümle “bak” der gibi işaret ettim. Dosyaya göz attığında ona döndüm. "Güzel iş," dedim. Bunu beklemiyor olacak ki, şaşırdı. "Efendim, beğenmenize sevindim," dediğinde, hafifçe güldüm. Yüzüne baktım. "Bir de sen açıkla bakalım projeyi," dedim. Bana bakıp hızla konuşmaya başladı: Cemil: “Bu çalışmanın amacı, üretim hattında meydana gelen firelerin sebeplerini analiz ederek, üretim süreçlerinin iyileştirilmesi ve fire oranlarının düşürülmesine yönelik sistematik öneriler sunmaktır. Bu proje sayesinde: Maliyetler azaltılacak, Kaynak israfı önlenecek, Üretim verimliliği artırılacak ve Kalite standardı iyileştirilecektir.” Yüzüne baktım. "Aferin," dedim. "Efendim, beğenmenize çok sevindim. İnanın, güveninizi sarsmayacağım," dedi. "Bak," dedim, sesimi biraz alçaltıp sertleştirerek, "Bu proje iyi sonuç vermezse, bu belgeleri sana yediririm." Yutkundu. "Tamam efendim," deyip odadan çıktı. Saatler sonra gelen telefon aramasıyla hızla ayağa kalktım. Arayan Canan’dı ve sesi korkmuş gibiydi. Canan: Ağabey, hemen eve gel! Ben: Ne oldu canım? Bir şey mi oldu? Canan: Abi... Yaren Abla, Dağdelenlerin oğluyla kaçmış! O an yerimde donakaldım. "Osalak kızın böyle bir şey yapacağı belliydi," dedim dişlerimi sıkarak. Canan: Ağabey... Berdel kararı aldılar! Bu söz, kafamın içinde dönüp duruyordu. Bir an sustum. Canan’ın sesi beni kendime getirdi. Canan: Ağabey? Ben: Kime berdel istiyorlar?! Canan: Sana, ağabey... Boğazımdan öfkeyle gelen bir homurtu koptu. Ben: Nasıl olur bu?! Canan: Vallahi ağabey, Dağdelenlerden Burhan Ağa, kızını kolundan tutup evin önüne attı bile. Berdelin olmama gibi bir ihtimal kalmadı, herkes sus pus! Ben: Olmaz. Sertçe ve kararlı bir şekilde söyledim. Canan: Vallahi abim, gelmelisin. Hemen gel! Ortalık çok karıştı, çok! Hemen yerimden kalkıp hızlı adımlarla yürümeye başladım. Odadan çıkıp asansörün önüne geldiğimde, düğmeye bastım. Asansör hızla geldi. Biner binmez dakikalar içinde aşağı indim. "Hemen arabamı getirin!" dedim. Dakikalar sonra araba gelirken hızla kapısını açıp bindim. Emniyet kemerini bile takmadan aracı sürmeye başladım. Ellerim titriyordu. Birinin benim adıma karar vermesi, en nefret ettiğim şeydi. Böyle bir kararın da ancak Kezban cadısının başının altından çıkacağı belliydi. Trafik ışığının kırmızıda yanmasına aldırmadan geçtim. Çıkacak ceza, gram umurumda değildi. Konağın önüne geldiğimde, arabayı hızla kenara çektim ve indim. Koşar adımlarla konağa girdim. Yerde ağlayan bir kız, görüş alanıma girdi. Üstü başı toz toprak içindeydi. Üstelik giysilerinde kan lekeleri vardı...
devam ediyor 2s önce güncellendi GÖLGESİZ İZ
@dinamitewrite
Okuma
765
Oy
78
Takip
27
Yorum
665
Bölüm
15
"Bir kurşunla başlayan kader, iki ruhun kalbinde aynı yangını çıkarabilir mi?" Umay Gazioğlu, asker bir babanın gölgesinde büyüyen, güçlü olmak zorunda bırakılmış bir genç kadındır. Günün birinde attığı bir adım, onu devletin karanlık koridorlarına sürükler. Artık kimse bilmiyordur kim olduğunu; bazen bir askerin kızı, bazen bir terör hücresinin içindeki sessiz bir gölge, bazen de devletin görünmez silahı. Hakkari`nin dağlarında, güvenin bir nefes kadar kırılgan, sevginin ise yasak olduğu bir dünyada... Umay iki tarafa da ait değildir ama iki taraf da onun kanını istiyordur. Talan ise ona en uzak durması gereken kişidir; sessiz, soğukkanlı, ölümle sakin konuşan bir keskin nişancı. Ama kalp bazen en yanlış kişiye tutunur. Kimsenin kimseyi tam olarak tanımadığı, her adımın ölümle sınandığı bu savaşta... Biri gerçeği saklıyor. Biri geçmişten kaçıyor. Ve biri, sevdiklerini bile feda edebilecek kadar acımasız. Hayatını korumak için yalan söyleyen bir kız. Gerçeğin peşindeki bir asker. Ve birbirine dokununca patlayan bir fırtına...
devam ediyor 2s önce güncellendi Kolye : Geçmiş
@belinsell
Okuma
208
Oy
44
Takip
13
Yorum
60
Bölüm
11
Arkeolog olan annesinin eve getirdiği kolyeye dokunup 1641 yılınan ışınlanan Eleni Yılmaz ve Kral Victor’un büyüleyici aşkı.. Hazırsanız başlıyoruz
devam ediyor 2s önce güncellendi Ummadığın anda
@kip_01
Okuma
58
Oy
8
Takip
2
Yorum
6
Bölüm
7
Okulundan kavga sebebiyle atılan Mira yeni okulunda bir çocukla tanışır ve kısa sürede o çocuk herseyi olur
Loading...