[ Tarih ] - Kitap Listesi
tamamlandı 1g önce tamamlandı Türk Kızı
@ozgeoloji
Okuma
24
Oy
2
Takip
1
Yorum
9
Bölüm
3
Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü...
devam ediyor 2g önce güncellendi Bir Taht Kandan Doğar
@wattyyagmuru
Okuma
2
Oy
1
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
2
Orta çağda yaşayan Coralie Avelmont, Velmoria varisi. Babası büyük bir hastalığın eşiğindeyken son vasiyeti olarak ezeli rakipleri blackmere krallığını ele geçirmesini ister. Coralie bunun üzerine yola çıkar. Velmoria ve blackmere`ün geçmişe dayanan düşmanlıkları son bulcak mıdır? Lakin Coralie`ın bilmediği bişey vardır, Blackmere`ün varisininde en az onun kadar hırslı olduğu. "Bir süre sonra elimde çok kan olacak" "Neden?" "Tahta çıkmak başarıdır. Başarıya ulaşmak içinse elini kana bulaman gerekir. Kısacası bir taht Kandan doğar" "Senin için başarı demek taht mı demek yani? Yanlış mı anladım Yoksa benim tanıdığım küllü ay gerçekten acımasız biri mi?" "Hayır doğru anladınız" Krallıklar düşer, sırlar ortaya çıkar ve bir varis herşeyi değiştirebilir...
devam ediyor 2g önce güncellendi Zamanın Ötesinde
@d_rose
Okuma
311
Oy
46
Takip
12
Yorum
6
Bölüm
13
“Zaman, bazen bir kelimenin içinde kırılır.” Ben Çimen. Bir gün, hayatın ince perdesi yırtıldı ve ben kendimi sessiz bir çağın ortasında buldum. Ne bir iz, ne bir ses… sadece kalbimin attığı yerden yankılanan eski bir dua. Belki unuttuğum bir geçmişin, belki de yazılmamış bir geleceğin içindeyim. Ve şimdi biliyorum, her ruh, kendi hikâyesine dönmenin yolunu bir gün bulur.
devam ediyor 4g önce güncellendi Nightmare
@jrblack
Okuma
310
Oy
217
Takip
4
Yorum
15
Bölüm
13
Bir savaş ne kadar kanlı olabilirdi ya da ne kadar acımasız ? Sorusunun cevabını sizlere kendi yazmakta olduğum hikayeden anlatayım. Bu hikayede geçen kişiler gerçek kişileri yansıtmıyor ama verilen bilgiler detaylı araştırmalar sonucunda sizlere sunulmuştur.
devam ediyor 6g önce güncellendi Zaman Eşiği
@rmeysa
Okuma
861
Oy
95
Takip
20
Yorum
22
Bölüm
11
"Zaman, yalnızca saatlerde mi saklıdır?" Zeynep, İstanbul Üniversitesi’nde tarih okuyan sıradan bir öğrenciydi. Ta ki Süleymaniye Kütüphanesi’nin tozlu raflarında, el yazması bir kitapta gizlenen mühür onu başka bir yüzyıla çekene kadar. Gözlerini açtığında artık ne kütüphanedeydi… ne de kendi zamanında. Karmaşık entrikaların içinde, geçmişin gölgeleri arasında kim olduğunu ve neden orada olduğunu sorgularken, kader ona hiç ait olmadığını sandığı bir rol biçmişti: Bir suikastçının kimliği. Ama Zeynep’in bildiği tek bir şey vardı: Tarih yazılmış olabilir ama henüz bitmedi. * Kitapta geçen kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür.*
devam ediyor 6g önce güncellendi Şehsuvar Ve Arslan
@lav_an_ta
Okuma
9
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
Akşam güneşi avluyu altın rengine boyarken, taşlar üzerinde hafif bir rüzgâr esiyordu. Şehsuvar, iki katlı konaklarının geniş avlusunda yürüyordu. Elinde eski bir kitap vardı, ama gözleri uzaklara dalmıştı. Gözlerindeki derinlik, artık sadece meraklı bir genç kızın değil, çevresinde sözünün dinlendiği, aklı ve zekâsıyla saygı kazanan bir kadının bakışıydı. Arslan, kırsaldaki evinden dönmüştü. Atını bağladıktan sonra avluya girdi. Mavi gözleri, Şehsuvar’ın bal rengi gözleriyle buluştu. Aralarında bir sessizlik vardı; bu sessizlik, yılların birikimi değil, yılların ortak anlayışı ve güveniyle oluşmuş bağın sessizliğiydi. “Akşam rüzgârı serin,” dedi Arslan, ağır ve ölçülü sesiyle. Şehsuvar gülümsedi; gülüşünde artık sadece gençlik heyecanı yoktu, hem zekâsını hem duygusunu yansıtan bir denge vardı. “Serin… ama güzel. Kitaplarımı okuyacak zaman bırakıyor bana,” diye yanıtladı. Arslan bir adım yaklaştı, gözleri Şehsuvar’ın gözlerinde gezindi. “Biliyor musun,” dedi, “senin bu bakışın beni hem düşündürüyor hem de cesaretlendiriyor.” Şehsuvar hafifçe başını eğdi. “Sen de öyle, Arslan… Herkesin yapamadığını yapıyorsun. Gizli projelerin, stratejilerin… benim asla cesaret edemeyeceğim şeyler.” Arslan dudaklarını kıpırdattı, hafifçe bıyığını düzeltti. “Belki de… biz birbirimizi bu yüzden tamamlıyoruz.” O an, avluda gölgeler uzarken, iki kişi sadece birbirine bakmıyordu; geleceklerini, çevrelerini ve hayatlarını birlikte inşa edeceklerini hissediyorlardı. Uzaklarda çocukların sesi geliyordu. Aniden bir gümbürtü koptu; dışarıdan bağırışmalar ve çığlıklar duyuldu. İkisi de şaşkınlıkla birbirine baktı. “Arslan… neler oluyor?” Şehsuvar nefes nefese sordu. Arslan’ın gözlerinde öfke belirdi. “Bodruma inip saklan, Şehsuvar! Hemen! Ben gelene kadar oradan ayrılma. Sana öğrettiklerimi unutma sakın!” Şehsuvar, kocasının dediğini yaptı; kalbi hızla çarpıyordu. Bodruma indi, kapıyı sessizce kapattı ve nefesini kontrol etmeye çalıştı. Avluda Arslan’nın sesi ve dışarıdaki kargaşa birbirine karışıyordu; ama o biliyordu ki, şimdi sadece beklemek ve güvenmek gerekiyordu.
devam ediyor 1h önce güncellendi ZAMANSIZ DAVET
@hocaminkiziyim
Okuma
3.41k
Oy
1.73k
Takip
44
Yorum
154
Bölüm
27
Yerde bulduğu bir zihgir yüzünden , 1360 yılından 2024 yılına yanlışlıkla zaman yolculuğu yapan 6 yaşındaki küçük Dilruba ve onu korumaya yemin edip ailesine geri göndermeye çalışan Polis memuru Tahir ERDEM .
devam ediyor 1h önce güncellendi Beşiktaş'ın Tarihi
@huriye._2014_gun11
Okuma
2
Oy
1
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
1
Başka bir kitapta istediğiniz konuyu yazabilirim inasallah tutar
devam ediyor 2h önce güncellendi Altın Kafes
@peliozmo
Okuma
2.85k
Oy
300
Takip
16
Yorum
33
Bölüm
69
Osmanlı İmparatorluğu`nun göz kamaştıran ama tehlikelerle dolu sarayında, Kafkas kökenli, genç bir cariyeyi, Lale`yi merkeze alıyor. Saraya on dört yaşında getirilen Lale, burada iki yıl süren yoğun bir eğitimden geçirilmiştir. Bu eğitim ona Farsça ve Arapça dilleri, edebiyat, musiki, dikiş nakış gibi geleneksel saray zanaatları ile birlikte, saray adabı ve harem kuralları hakkında derin bilgi kazandırmıştır. Lale`nin masum güzelliği, keskin zekası ve sarsılmaz azmi, onu Valide Sultan`ın keskin bakışlarının ve haremin acımasız rekabetinin odağı haline getirir. O, sadece bir cariye değil, bu altın kafesin içinde yeşeren bir umut, bir bilmece, belki de bir fırtınanın habercisidir. Lale`nin her adımı, onun ya yükselişine ya da düşüşüne zemin hazırlayacak, kendi kaderini yeniden dokuyacaktır.
devam ediyor 2h önce güncellendi Ramazan Avı
@muellife
Okuma
613
Oy
199
Takip
25
Yorum
1.6k
Bölüm
13
Bilinmezliğin ve Sadakatin Kıyısında: Bir Av mı, Yoksa Bir Avcı mı? Güneşin kavurduğu sonsuz bozkırlardan, gök gürültüsünün saklı gerçekleri fısıldadığı, orman derinliklerine uzanan kadim bir yolculuk... Bu an, sadece bir kaçırılma hikayesi değil, iki farklı dünyanın, iki keskin iradenin ve iki köklü kültürün amansız çarpışmasıdır Bir tarafta İslam onurunu ve Hak korkusunu kuşananlar, diğer tarafta inançsızlığın, ve katı bozkır kanunlarının gölgesinde büyüyenler... Karakilıç ve İslam Turan obaları arasında başlayan bu fırtınada, "her `av` göründüğü kadar masum, her avcı ise sanıldığı kadar zalim değildir." Ormanın derinliklerinde kurulan bir ip ağı, sadece bir bedeni değil; koca bir boyun kaderini birbirine düğümlüyor. Bir derenin iki ucunda kalanlar bir oyunun sınırında mücadele veriyor. Ramazan`in ilk huzuruyla başlayan bu serüvende; hançerlerin keskinliğinden daha sivri dillerle yapılan savaşlara, gizli patikalara ve asil kimliğini bir zırh gibi kuşanan vakur bir bey kızının asil direnişine şahitlik edeceksiniz. Bir bey kızı ve bir bey oğlu birbirinden zıt iki obanın akibetini farkında olmadan belirlediğinde artık bazı hisler için çok geç kalinacak. Gök gürültüsü ve yağmur yaklaşırken, herkesin bir taraf seçmesi ve ait olduğu yeri bulması gerekecek..
devam ediyor 2h önce güncellendi Göktürk Zamanın Çağrısı
@mavi.kurt
Okuma
1.28k
Oy
231
Takip
24
Yorum
130
Bölüm
19
"Yazgının izi sizi bulacak. Döngü tamamlanınca yurt yeniden sizi çağıracak. İçinizdeki kurt sizinle yeniden doğacak." Modern zamanın telaşı arasında aralanan bir kapıdan geçen üç gencin Göktürk dönemine gelişleri ve onları obaya bağlayan üç Göktürk gencinin yaşadıkları maceraları anlatıyorum.
devam ediyor 2h önce güncellendi SEÇİLMİŞ
@_aylakmatmazel_
Okuma
13
Oy
2
Takip
1
Yorum
4
Bölüm
4
Elli yılın ardından, kader yeniden çizilir.
devam ediyor 2h önce güncellendi TRABLUSGARPLI CAHİT ve CEMAL
@kitap_yutan55
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
CAHİT TRABLUSGARPLI BİR ÇOCUKTUR VE YAŞAM MÜCADELESİ VERİR
devam ediyor 2h önce güncellendi Ölüm Gridir
@carmullaa15
Okuma
2
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Gecmisin kırıklarını geride bırakıp yillar sonra doğduğu sehre geri dönen Morannanın yapması gereken bir ölüm defteri vardı.
devam ediyor 3h önce güncellendi Bey kızı ve bey oğlu
@nisaergin172gmail.
Okuma
9
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
2
Osman Bey`in kızı Umay hatun ve karesi Bey`in oğlu tuğrul bey
tamamlandı 3h önce tamamlandı CANAVARIN KARNINDA
@asyaziyor
Okuma
333
Oy
160
Takip
7
Yorum
4
Bölüm
26
Ailem iyi bir saatçidir. Nesiller boyu bu işi layığı ile üstlendik. Saatler ile aramız hep iyi oldu. Ama babamın benden uzak durmamı istediği tek bir saat vardı. O da benim istediğim tek saatti.
devam ediyor 4h önce güncellendi Kızıl sancak
@kitapciusta227
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Bir uç beyligin yükselişi
devam ediyor 4h önce güncellendi SURLAR KAN İSTER
@mimihanov
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Surlar kan ister. Bazen düşmandan, bazen ihanetten, bazen de aşktan. Bir akıncı beyinin kızı… Aşktan nefret etmeyi öğrenmiş, merhameti ise silah gibi kuşanmış bir kadın. Annesinin ihanetiyle büyüyen bir kız… Sevmeyi zayıflık sanacak kadar yaralı, korumayı görev bilecek kadar güçlü. Aşk geldi. Tam olmaması gereken zamanda. Tam olmaması gereken kişiye. Yaklaşan fetih, kanla yazılan sırlar ve geri dönüşü olmayan kararlar… Bir adam… Kanından değil, yolundan ibaret olmayı seçmiş bir savaşçı. Bu romanda kimse masum değil. Kimse tamamen suçlu da değil. Çünkü bazı savaşlar surlarda değil, insanın içinde kazanılır.
tamamlandı 3g önce tamamlandı HANÇER GİRAY
@syavus
Okuma
1.06k
Oy
301
Takip
40
Yorum
22
Bölüm
44
3 kitaplık bitmiş bir seridir. Kitapların başları ve finalleri belirtilmiştir. "HER HATUNUN İÇİNDE ZIRHLI IŞIKLI BİR ER YAŞAR. " 🗡ALTAY ATA SÖZÜ🗡 Hançer başarılı bir veliaht olmak için kendini kanıtlamaya çabalayan bir çocuktu. Hırslı, hazırcevap, azimli ama yüreği yaralı bir çocuk... Annesini doğumda kaybeden Hançer, erkek egemen dünyada merhamete ve şefkate bir türlü doymayan, doyamadıkça sivrileşen o çocuktu. Berk Giray ise babasının sevgisini esirgediği, erken büyüyen bir başka veliaht adayıydı. Abisine, annesine ve kız kardeşine bir hayat vermek için çabalayan kanatları kırık bir kartaldı. Çocuk kalbi, büyüdükçe Hançer’e aşık olmaya başlamıştı. Ama bu aşk, onun saf hisleriyle değil menfaatin kirli gölgesiyle sarmalanacaktı. Ve böylece aşk, karşılığını alamayacağı bir çıkmaza girecekti. Hançer, kağan olan babası Börü Giray`a ve sarayın yozlaşmış soylularına hem kendini hem de varisliğini kanıtlamak isterken Veliaht Töreni`nde kimsenin tahmin edemediği bir hata yapar ve Berk’in babasının tam anlamıyla ekmeğine yağ sürer. Veliaht Töreni`nde kendince aldığı bir kararla hakkını amca oğlu Berk’e teslim ettiğinde, Berk’in babasına yıllar yılı kovulduğu sarayı, darbeyle alması için şiddetli bir koz verilir. Ve hem Hançer hem de Berk uğruna çok şeyler kaybedecekleri zorlu bir savaşa girerler. Herkes, hayatında sahip olduğu herkesi kaybederken Hançer ve Berk ölümle tanışırlar. Ama unutmayın, bazı aşklar en güçlü olduğunuzu sandığınız anda değil hiçbir şeyinizin olmadığı o anda karşınıza çıkar. Lakin, elinizin tersiyle itmek sizin bileceğiniz iştir...
devam ediyor 4h önce güncellendi Satrançta Vatan
@yazarbeyfendi00
Okuma
2.12k
Oy
1.38k
Takip
34
Yorum
1.7k
Bölüm
33
1918… Osmanlı İmparatorluğu kan kaybediyordu. Haritalar, kalemle değil kanla çiziliyor, milletler hayal olup yıkıntılar altına gömülüyordu. Geceleri top sesleri değil, halkın içten içe çürüyen umudu yankılanıyordu. Her şey, bir devrin sona erdiğini haykırıyor; ama kimse bunu yüksek sesle söyleyemiyordu. Saraylar sessiz, sokaklar tetikteydi. Sadakat bir yemin değil, bir yük olmuştu. Dostluklar kırılgan, ittifaklar rüşvetle örülüyordu. Herkes birbirini tartıyor, her bakışta bir hainlik, her susuşta bir sır gizleniyordu. Çünkü bu, bir savaşın değil — bir çözülüşün hikâyesiydi. Ve böyle zamanlarda, gerçek savaşlar cephelerde değil, zihinlerde kazanılırdı. Tetikten önce fikir, silahtan önce strateji konuşurdu. Taşlar tahtaya dizilirken aslında insanlar dizilirdi. Her piyon bir halktı. Her vezir, ya bir ihaneti temsil ederdi ya da suskun bir kahramanlığı. Bu, görünmeyen bir savaşın hikâyesidir. İçinden ihaneti, sadakati, sükûneti ve ihtilali aynı anda geçiren bir satranç tahtasında; akıl, cesaretle; vicdan, korkuyla yüzleşir. Taşlar yer değiştirdikçe, kader de yönünü değiştirir. Ve bazen… Bir ülke yeniden doğar.
devam ediyor 1a önce güncellendi ÜLKÜCÜLERİN BAFRA'DA YÜRÜYÜŞÜ
@ruhadam1944
Okuma
16
Oy
4
Takip
0
Yorum
2
Bölüm
10
Bir dönem uçurumun kenarındaki ülkeyi kanlarıyla sulayarak kurtaran yiğitlerin hikayesini anlatan hikaye.
devam ediyor 1a önce güncellendi MEŞE AĞACI
@ruhadam1944
Okuma
13
Oy
0
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
11
Anadolu`nun küçük bir köyünde dünya ya gelen Mustafa`nın acılar, sevinçler ve hasretle yoğrulan yaşam hikayesi.
devam ediyor 1a önce güncellendi ELİS
@ruhadam1944
Okuma
15
Oy
8
Takip
0
Yorum
3
Bölüm
11
Yıllar önce kaybettikleri Elis`i, Kezban olarak bulmuşlardı. Yabancıların oyununa gelip birbirlerini boğazladıkları topraklar, artık eskisi gibi cömert değildi. Bire altı, yedi vermiyordu. Attıklarını zor alıyorlardı, onlara toprakta küsmüştü, göklerde. Belki dünyanın en güzel yeriydi ama hiç birisine merhamet etmiyordu. Üzerinde doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda kaldılar. Çocukları rızıklarını kazanmak için göçmen olarak Avrupa ülkelerine gittiler. Türklere olmadık eziyetleri yapan Rumlara gelince, Yunanistan`da hakaretlere uğradılar. Rum olarak kabul görmediler, "Türk tohumu, Türk p..leri," diye hakaretlere uğradılar. Sonunda onlarda Avrupa`ya göçtüler. Kaderin cilvesine bakın ki tekrar bir araya gelmişlerdi, ama ev sahibi olarak değil işçi olarak. Bu topraklar Türkleri de Rumları da mutlu etmemişti. Avrupa`da en ağır işlerde bir başka milletin ekonomisini güçlendirmek için hamal gibi çalışıyorlardı. Zaten her dönem ülkelerin sınırlarını hep ekonomisi güçlü olanlar çiziyordu. Mutluluğun resimlerini de onlar çiziyordu. Güçsüz ülkelerin kaderine de özgürleştirmek adı altında üstlerine bombalar yağıyordu. Ekonomisi güçlü ülkelerin çıkarları arasında sıkışıp kalan güçsüz devletlerin fakir insanları ellerinde bir bohça ülke ülke dolaşıp mutluluğun peşinde koşuyorlardı. Mutluluk ise çok uzaklarda, erişilmez dağların arkasındaydı.
devam ediyor 1a önce güncellendi HUDUT
@hi_lux
Okuma
16
Oy
5
Takip
1
Yorum
5
Bölüm
3
Zamanın kapısı açıldığında, geri dönülen yer çoğu zaman insanın kendisidir. Hudut, zamanın değil insanın sınırını çizer.
devam ediyor 1a önce güncellendi SUBAY
@yusufeymenozturk
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
1941 yılında Berlin yakınlarında bulunan bir toplama kampında çalışan bir subayın "acı dolu" hikayesi.
Loading...