[ Hayran Kurgu ] - Kitap Listesi
devam ediyor 1y önce güncellendi
Baş Belası // Stray Kids
@gecekusud
Okuma
0
Oy
0
Takip
50
Yorum
0
Bölüm
0
Annesini takip eden yavru bir ördek gibi o nereye giderse ben de arkasından oraya gidiyordum. Aynı zamanda çenem de boş durmuyor, sürekli ismini üst üste söyleyip duruyordum.
O ise beni hiç tınlamıyor, yoluna devam ediyordu.
"Minho?"
"Minho?"
"Minho?"
Artık bezsin de arkasına dönsün, yüzüme baksın diye bu gıcıklığı yapıyordum ama ne kadar kırgınsa artık yüzüme bile bakmıyordu. Sanki ben yoktum.
"Minho?"
"Minho?"
"Minho?"
Artık bu yaptığıma ben bile daha fazla dayanamadım.
"Ahh, yeter ama!" diye bağırarak onu takip etmeye devam ettim.
"Hangi tür insan böyle bir işkenceye dayanabilir ki? Nasıl tepkisiz kalabiliyorsun? Ben olsaydım şeytanı dinler, çakardım ağzının ortasına cidden!"
-Der demez durdu. Onun durması üzerine başımı sırtına tosladım.
"Ah!" dedikten sonra anında geri çekildim. Bu sefer bana döndü. Evet, döndü!
Ama nasıl bakıyordu biliyor musunuz?
Tek kaşını havaya kaldırmış bana az önceki söylediklerime nispeten, "Şeytan öyle mi dermiş?"der gibisinden bakıyordu.
Sadece bakışlarından bile bana bunu sorduğu belli oluyordu. Anlayınca hemen sırıttım.
"Aaaa... Şey... Şeytanı dinlememek lazım. Evet evet, kesinlikle şeytanı dinlememeliyiz! Ne öyle ağzına çakmak falan? Onun yerine sakin kalıp, sabredip duymamazlıktan gelmek en iyi- "
Ne diyorum ben ya?
Resmen şu an kendi ağzımla kendime kapak yaptım.
Sustum ama geciktim tabii ki. Başını bir sağa bir sola sallayan Minho derin bir nefes alıp verdi. Bu zamana kadar hiç konuşmamıştı ama nefes verdikten hemen sonra:
"Baş belası." dedi.
Gıcık işte, ne olacak?! O kadar konuşmaya çalıştım ama tek kelime dahi etmedi. Şimdi ağzından çıkan bu iki kelime de neyin nesiydi böyle?
Gözlerimi devirdim ve klasik esprilerden birini yaptım.
"Memnun oldum. Ben de Alya."
"Ciddi olamaz mısın?"
"Olamam ciddi falan. "
"Çocuk gibisin."
Yeter ama artık bu kadar. Benim de sabrımın bir sınırı var ve bu sınırı aşınca her insan gibi ben de sinirleniyorum.
Dayanamadım.
Biraz sesimi yükselttim ve karşımda dikilen Minho`ya bakarak konuşmaya başladım.
"Ben miyim çocuk gibi olan? Seninle insan gibi oturup sadece 2 dakika konuşmak istedim! Seninle konuşup yanlış anlaşılmaları düzeltebilmek için Amerika`dan, babamdan kaçtım! Ama sen... Beni takmıyorsun bile! Sadece 2 dakika ya, 2 dakika! 2 dakika konuşacak kadar dahi hiç mi hatırım yok üzerinde?! Asıl çocuk gibi davranan sensin!"
"Sence de... Sana böyle davranmaya hakkım yok mu Alya? Geçmişimizi, bizi sen mahvettin. Hem de bir hiç uğruna! Yıllar sonra çıkıp geliyorsun ve benimle konuşmak istiyorsun. Neden? Ünlü oldum diye mi?! Ne değişti ha? Söyle!"
"Saçmalama! Ünlü olman beni neden ilgilendirsin?! Babamdan dolayı yeterince şana, şöhrete, paraya sahibim zaten!"
"O zaman neden?!"
Sustum.
Gözlerimden aşağı süzülen gözyaşlarını hisseder hissetmez hızla sildim ve Minho`ya arkamı döndüm.
Bu soruya cevap vermek kadar zor bir şey yoktu şu an hayatımda. Evet, her şeye sahiptim. Ama tek bir şey hariç.
Ölüyorum Minho... Ölüyorum...
Son defa seni görmek için geldim. Belki aramızdaki yanlış anlaşılmayı da düzeltebilirim diye geldim. Ama... Ama yapamıyorum. Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.
..
devam ediyor 6a önce güncellendi
𝐁𝐋𝐎𝐎𝐃𝐘 𝐃𝐈𝐀𝐑𝐘 | 𝐃𝐫𝐚𝐜𝐨 𝐌.
@ichbinwagner
Okuma
0
Oy
0
Takip
14
Yorum
0
Bölüm
0
Hogwarts`ta sadece cadılar ve büyücüler değil de, vampirler, kurt adamlar, Avvarlar, Sirenler ve Periler okusaydı nasıl olurdu?
İşte Arvenia böyle bir hayatta büyük zorluklar eşliğinde yaşamaya çalışıyordu. Hayat ondan çok şey götürecek ama karşılığında da çok şey verecekti. Peki asıl istediği şeyi elde edebilecek miydi? Slytherin`e bulanık diye anılarak giren bir kızın hayatı nasıl olur da güzel olabilirdi? Kanla yıkanıp yazıları yine kanla yazılan günlük, bir kızın hayatının dönüm noktası olmayı nasıl başarabilirdi?
Başlangıç: 03.10.2025
devam ediyor 6a önce güncellendi
Spain Has A Bitch
@zenshelonim
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Selam, ben Jisung! İleride dansçı olmak istiyorum bu yüzden ise İspanya`ya gittim. "Kore de dans kursu yok mu?" Demeyin! Zaten İspanya`ya gitmek için bahane arıyordum. Yanımda Felix vardı. Dans kursumuzda ise 6 öğretmen vardı. Hyunjin, Minho, Lisa, Yeonjun, Momo ve j-hope. O kitaplarda ki, "Teacher pet, If I`m so special why am I a secret?" Olayı varya, burada bolca var merak etmeyin. Her neyse... Bu yasak aşk hikayesinin başlangıcını neşeyle anlattım ama gülünecek bir hikaye değil, haberiniz olsun.
devam ediyor 6a önce güncellendi
Sunshunie
@elif_clnkk
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
“Hope!” Caroline çaresizce kızın ismini tekrarladı. “Be yapıyorsun?!” Bedeninde uyuşukluk hissi acı vericiydi. Sanki yok oluyormuş gibi…
“Bu tek şansımız, Caroline.” Dedi Hope. Büyüyü yapmak için hazırlıklara devam etti. “Tek şansımız bu. Benim geçmişe dönüşüm her şeyi mahveder. Zaman çizelgesini geri dönüşü olmayan bir şekilde yok eder. Ama sen o zamanlar varsın. Varlığın her şeyi mahvetmez. Aksine düzeltir.”
Caroline bunu kendi isteğiyle yapmıyordu. Karşısında 17 yaşındaki bir bedende 500 yaşındaki kız bunu ona zorluyordu. Caroline o acıları tekrar yaşamayı, çaresizliği, zayıflığı tekrar denemek istemiyordu.
“Güçlü olacaksın.” Dedi Hope bir an duraksayarak. Caroline’in dile getirilmemiş korkusunu hissetti. Gözleri samimiydi. Güven vericiydi.
Caroline sadece bir anlığına ona bakanın Hope değil de Klaus olduğunu sandı.
•••••••
520 yaşındaki Caroline Forbes, Hope Mikaelson tarafından zamanda geri gönderildi. Büyü sadece zaman yolculuğunu kapsamıyordu. Hope’un büyüsünü Caroline’e aktararak onu Kurt-Cadı Melezine dönüştürüyordu.
devam ediyor 6a önce güncellendi
AJAN//ChanHo
@colorwings
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Görev basit görünüyordu:
Düşmana yaklaş, güvenini kazan ve zamanı geldiğinde her şeyi bitir.
Bang Group’un varisi olan Bang Chan, gücün ve karanlığın içinde büyümüş bir isimdi. Paranın sağladığı dokunulmazlıkla çevriliydi ama bu dokunulmazlık, onun kimseye güvenmemeyi öğrenmesiyle gelmişti. İhanet, onun dünyasında bir ihtimal değil, bir kuraldı.
Onu yok etmek için gönderilen ajan Lee Minho ise kendi kimliğini geride bırakmıştı çoktan. Bu oyunda var olabilmesi için başka biri olması gerekiyordu. Plan kusursuzdu: Yaklaşacak, güvenini kazanacak ve en zayıf anında onu yıkacaktı.
Fakat bazı mesafeler, sanıldığı kadar güvenli değildi...
Nefretle atılan ilk adımlar, zamanla anlamını yitirirken; kurulan her cümle, paylaşılan her an planın sınırlarını aşmaya başladı. Rol yapmakla gerçek arasında kalan o ince çizgi, fark edilmeden silindi.
Ve bir noktadan sonra soru değişti:
Bu bir görev miydi… yoksa geri dönüşü olmayan bir hata mı?
Çünkü bazı insanlar, sadece hedef olarak kalmaz ve bazı duygular ise başladığı gibi bitmezdi.
Bu belki de gerçek sonsuz bir aşkın başlangıcıydı...