[ Hayran Kurgu ] - Kitap Listesi
devam ediyor 4h önce güncellendi
Camdan Hayaller
@gecekusud
Okuma
404
Oy
185
Takip
9
Yorum
353
Bölüm
30
Yine saat gece yarısı olduğu için kimsecikler yoktu ortada. Asansör için köşeye döneceğim sırada duyduğum seslerle korkarak hemen geri çekildim. Duvara yaslandım.
Gece gece 2 erkek görmek korkutmuştu. Ah, oysa hastanedeyim. Neden korkuyorsam? Kendimi toplayıp çıkmak için hamle yaptım. Ancak bu sefer duymuş olduğum kelimelerin beni ilgilendirdiğini anlayarak yeniden duvara yapıştım. Kulaklarımı kabartıp onları dinlemeye başladım.
Nefes nefese bir genç, sırtı bana dönük olan gencin önünde, elleri dizlerinde hem soluklanıyor hem de anlatıyordu.
"Kameralara bakamadık. Bakamayız da. İçerideki güvenlikler sağlamlar. Koca hastanede nasıl arayacağız o kızı? Ben yüzünü de görmedim. Onu bir tek sen gördün."
Sırtı bana dönük olan genç sinirlendi.
"O kızı ne olursa olsun bulmalıyız. O defteri almamız lâzım."
Karşısındaki onu onaylayarak başını salladı. O genç, bir kere daha söze girdi.
"Bulduğunda yaşatma. Defterdekileri okumuş olma ihtimalini göz ardı edip kendimizi riske atamayız."
Korku içerisinde gözlerimi irileştirdim. Boşta olan elimi ağzıma kapattım. Defter... Kız... Bahsettikleri kız bendim! Resmen öldürme emri vermişti bu manyak!
Minho... Ya ona bir şey yapmaya kalkarlarsa? Defter odadaydı. Ya defteri bulurlarsa ve Minho`nun okuduğunu düşünüp onu öldürürlerse?Hayır!
Arkama döndüm ve temkinlice çekilip bir müddet sonra hızla koştum. İlerideki merdivenlere yönelip birer birer çıkmaya başladım.
Bacaklarım şimdiden iflas etmişti. Odanın olduğu kata çıktığımda artık bacaklarımı hissetmiyordum. Sadece burnumdan nefes almak yetmiyor, ağzımdan da nefes alıyordum. Kalbim ağzımda atıyordu.
Az kaldı diye içimden kendimi tembihleyerek yine hızlandım. Odaya âdeta dalarak girince Minho yatağında hızla doğruldu.
Beni, daha doğrusu hâlimi görünce yüzü düştü.
"Jae Hee! Ne oldu?! İyi misin?!"diye sordu. Korkuyla yanına ilerledim.
Yatağın başına gelerek dizlerimi kırdım. Ellerimle yatağın kenarını tutunup düşmemek için destek aldım. Minho endişeyle bana bakmayı sürdürüyor ve benden bir cevap bekliyordu.
Panik yüzünden ağlamaklı çıkan sesimle anlatmaya başladım.
"Minho polisi aramalıyız! Sanırım başımız dertte. Hatta ben! Benim başım dertte. Gitmeliyim buradan!"
"Jae Hee sakin olup neler olduğunu anlatır mısın?"
"Minho defter! Defterde her ne varsa hiç iyi şeyler değil! Beni ve defteri arıyorlar! Aşağıda onları konuşurken duydum. Beni... Defterdekileri okuma ihtimaline karşı öldüreceklerini duydum! Sadece beni hatırlıyorlar. Seni de riske atamam!"
"N-ne diyorsun sen Ja Hee? Dur bekle! Kuzenim polis benim. Onu arıyorum hemen. Hiçbir yere gitmek yok. Seni bırakmam."
Güzel gözleri bu sefer güven vermek istercesine bakıyordu gözlerime. Ayaklarını sarkıtacağını anladığım an ayağa kalktım. Ayaklarını sarkıttı ve terliğine ayaklarını geçirerek leptobunun yanında olan telefonunu eline aldı. Hızla birini aradı. Çok geçmeden çağrısı cevaplandı ve konuşmaya başladı.
"Hyunjin! Acilen hastaneye gelebilir misin? Ama çok acil. Ölüm kalım meselesi. Gelince görüşürüz. Tamam, bekliyorum. Lütfen çabuk ol."
Telefonu kapatıp eski yerine koydu. Yavaş adımlar atarak karşıma geçti.
Gözleri bu sefer âdeta yalvarıyordu.
"Ağlama ne olur? Seni böyle görmek istemiyorum."
Ağlıyor muydum?
Ellerimi yanaklarıma attığımda hissettiğim ıslaklıkla ağladığımı fark ettim. Hemen ellerimin tersiyle yanaklarımı, gözlerimi sildim.
Uzun koltuğun karşısındaki orta sehpanın üzerine koyduğum defteri elime aldım. Yeniden Minho`nun karşısına geçtim.
"İçinde bu kadar önemli olan ne var bilmiyorum. Ama cebimden çıkan not şaka değildi. O çocuğa bir şey olmuş mudur Minho? Bana çarptıktan sonra gözlerime yalvarırcasına bakmıştı. O bakışlar... O not... Bunu nasıl şaka zannedebilirim ben? Ya ona bir şey olduysa?"
"Korkma Jae Hee, hiçbir şey olmayacak." dediği anda kapı tıklatıldı. Korkuyla ikimiz de kapıya baktık. Kapının arkasından biri seslendi.
"Müsait misiniz efendim, girebilir miyim?!"
Bu ses aşağıda bana sırtı dönük olan, öldürülmem için emir veren kişinin sesiydi!
...
devam ediyor 4h önce güncellendi
Le Souvenir Défendu | TaeKook
@zehraninevi
Okuma
24
Oy
5
Takip
5
Yorum
9
Bölüm
1
Dr. Kim Taehyung, Güney Kore`nin en prestijli üniversite hastanelerinden birinde genel cerrah olarak çalışan genç bir dehadır. Soğukkanlılığı, zekâsı ve titizliğiyle tanınır. Ancak özel hayatında oldukça ketum ve yalnız biridir. İşine tutkuyla bağlıdır ama geçmişte yaşadığı bir trajedi yüzünden duygusal bağ kurmaktan kaçınır.
Bir gece acil servise ağır motosiklet kazası geçirmiş, tanınmayan bir genç adam getirilir. Çoklu iç kanama ve kırıklarla dolu olan bu vakayı üstlenen kişi Taehyung olur. Bu genç, kimliği belirlenemeyen bir şekilde sisteme "X Hasta" olarak girilir.
Ameliyat başarılı geçer. Ancak hasta uzun süre uyanamaz. Uyanmaya başladığında ise hafıza kaybı yaşadığı anlaşılır.
Doktorlar ona geçici bir isim verir: Jeon Jungkook.
Le souvenir défendu - Yasaklanmış anı / hatıra demektir.
Zehra
devam ediyor 4h önce güncellendi
Fifteen years lost' - Minsung
@s3ungm1nlee_
Okuma
1.34k
Oy
557
Takip
36
Yorum
440
Bölüm
15
Herşey Jisung`un arşivde bir dosya bulmasıyla başlar.
15 yıl önce intihar ettiğini söyleyip ortadan kaybolan Lee Minho hakkında soruşturma başlar.
Minho`nun cesedi ve ya mezarından bir iz olmadığı için ölmüş ve ya kaçırılmış olduğu düşünülüyor.
Minho`nun kaybettiği 15 yılı telafi edebilmek için Jisung, elinden geleni yapacağına söz verir 🔎🗞
devam ediyor 4h önce güncellendi
lovGover
@chserm.j
Okuma
43
Oy
13
Takip
2
Yorum
31
Bölüm
4
gündüz normal iki iş arkadaşı olan han jisung ve lee minho, bir gece ansızın birlikte olmuşlardı. sanıyorsunuz ki, sadece bir gece… ancak asla bir gece ile kalmamıştı. sabah mahkeme salonunda, adalet sarayında birbirleriyle resmi şekilde konuşurken aynı günün akşamında birlikte oluyorlardı. bu birliktelikleri saatlere sığamayınca, günlere devretmişlerdi…
ertesi sabah neden ilişkilerine devam etmiyorlardı peki? ya birisi sarhoşluktan hatırlamıyordu, ya jisungun utangaçlık krizleri tutup tek kelime edemiyordu, ya iş yoğunluğundan vakit bulamıyorlardı ve dahası…
bahaneler desenize.
bu imkansız gibi görünen ilişkileri, ne zaman sağlıklı bir ilişkiye dönüşecekti?
ikisi de gece nefes nefeseyken, “biz imkansızız” demeye son verdiklerinde mi?
kim bilebilir ki…
lovGover by chserm.J
devam ediyor 4h önce güncellendi
Catboy - Skz x Minho
@linonundorisipust
Okuma
40
Oy
17
Takip
7
Yorum
128
Bölüm
2
Kendilerine Stray Kids kisaca Skz diyen 7 kisilik hir arkadas grubu birgun eglence parkindan sonra eve geldiklerinde kapilarinda bulduklari kediyi sahiplenecekler mi yoksa orada oylece birakacaklar mi? Yada daha ilginc bir soru kapinin onundeki kedi normal bir kedi mi?
Ukemin
Semeskz
By Zeynorarara🔪
tamamlandı 4h önce tamamlandı
Asla Bırakmam
@gecekusud
Okuma
262
Oy
91
Takip
12
Yorum
234
Bölüm
10
Bangchan, beni tam arka bahçeye açılan sürgülü kapıya getirmişti ki odamın kapısının ardından şiddetli sesler gelmeye başladı.
Kapıyı zorluyorlardı. Önündeki eşyalar ise hiçbir işe yaramıyordu. Kapı öne geldikçe ağır eşyalar bile oynuyordu resmen.
Bu sefer dehşet içerisinde kendi kendime fısıldayarak:
"Hayır," dedim.
Hyunjin için deli gibi korkuyordum. Onun için delicesine endişeleniyordum. O benim bu dünyada hiç sahip olmadığım tek kardeşimdi. O benim ailemin en güzel parçalarından biriydi.
Biz durunca Hyunjin de sesleri duyduğu yöne döndü. Sonra yeniden bize doğru dönüp endişe içerisinde bağırdı.
"Gidin artık! Arka bahçeye de her an girebilirler! Onları bizim çıktığımız, gizli geçidimizden çıkar Bangchan! Acele edin! Durmayın! Yalvarırım durmayın."
Yalvarırım durmayın, derken dudakları titremişti. O da bizim için çok korkuyordu. Gözleri dolmuş ve anında kızarmıştı.
Bangchan, Hyunjin`i başıyla onaylayıp beni kuvvetli bir şekilde kolumdan çekiştirmeye devam etti.
Bir ses duydum. Çok... ama çok yakından yükselen bir silah sesi.
Bangchan da duymuş olmalı ki beni çekiştirmeyi bıraktı. Hemen arkasına dönüp baktı. Ama ben... bakmaya cesaret edemedim.
Tahmin ettiğim şeyin gerçekleşmiş olmasından delicesine korktum. Kalbimde... çok derin bir sızı hissetmeye başladım. Nefes alamadığımı hissettim. Boğuluyor gibiydim. Boğazındaki yumru daha çok sertleşmişti ve daha çok canımı yakıyordu.
Gözlerimden boncuk boncuk gözyaşlarım süzülmeye devam ederken ağır ağır arkama döndüm.
Hyunjin... dizlerinin üzerine çökmüştü.
O... Ona bir şey olmuştu!
Kapı...
Kapıda delik vardı!
Kurşun deliği!
Hayır!
Hayır olamaz hayır!
Hyunjin`in de gözlerinden boncuk boncuk gözyaşları bir bir süzülmeye başladı. Ağzı aralıktı. Zor... çok zor nefes alıyor gibiydi.
Aralık olan ağzından yavaşça kırmızı bir sıvı süzülmeye başladı. Ka-ka-kan mıydı bu?!
"Hyunjiiiin!"
Dayanamadı.
Öne doğru düşecekken ellerini yere koydu.
Yerden destek alırken başını kaldırıp bize baktı.
O kanlı, dolu dolu gözleriyle gözlerimin içine derin derin baktı. Son kez yüksek sesle bağırdı.
"Gidin buradaaaaaann! Gidiiiin! Daha fazla oyalanmayın! Gidiiiin! Lanet olsun, gidin!"
Son kelimelerini söylerken hıçkırdı.
Hyunjin... Ağlamaya başladı. Sesli sesli ağlıyor, arada acısından olmalı inliyordu.
Yine de hâlâ kapıyı zorlayanlara karşılık verebilmek için yerde ellerinden ve dizlerinden destek alarak süründü.
Yatağımın arkasına geçti.
Yüzünü acıyla buruştururken sesli sesli ağlamaya devam edip tabancasını sıkıca kavradı. Namlusunun ucunu kapıya yöneltti.
Bangchan da ağlıyordu. Hyunjin`in bu hâli onun da yüreğini parçalıyordu ama ondan aldığı emri yerine getirmek zorundaydı. Bu sebeple beni çok daha kuvvetli bir şekilde çekti. Bahçeye çıktık.
Belki bir işe yarar diye yalvarmayı sürdürdüm.
"Yapma! Yapma lütfen yapma Bangchan! Ben giderim. Onu yalnız bırakma lütfen! Ona bir şey olursa dayanamam. Bangchan! Bangchan yalvarıyorum sana lütfen! Lütfen onu yalnız bırakma!"
Beni hiç tınlamadı bile. O sessiz sessiz gözyaşı döküp ilerlerken ben de içli içli, yüksek sesle ağlamamı sürdürüyor ve devamlı arkama, Hyunjin`e bakıyordum.
"Hyunjiiiin! Hwang Hyunjiiiin!"
Bağırışımı duydu.
Sadece gözleri değil, yüzü de kıpkırmızı olmuştu.
Onun da ağlayışını hâlâ işitebiliyordum.
Bana baktı. Buruk bir tebessüm etti.
"Seni çok seviyorum Mina! Hem de çooook!" diye bağırdı.
Ona karşılık bir cevap dahi veremedim. Gözlerim belki anlatmıştır ne hissettiğimi. Belki gözlerim konuşmuştur.
Son anda Bangchan beni hiç bilmediğim bir yere çekti.
Bahçemizi çevreleyen çalılardan biri meğersem kapıymış. O kapıyı açarak çıktık. Yeniden kapandı. Görünürde tamamen yeşil yapraklı çalıların bir parçasıymış gibi duruyordu.
Bangchan, bir an olsun kolumu bırakmadı.
Aklım da, kalbim de şu an sadece ailem dediğim insanlardaydı.
İçimdeki yangını bu sesli ağlayışlarım ve görünüşteki yıkık hâlim dahi anlatamazdı.
devam ediyor 4h önce güncellendi
Sonsuza Kadar Sür
@nisa_skz10
Okuma
90
Oy
29
Takip
7
Yorum
129
Bölüm
6
Bu benim ilk kitabım daha doğrusu buraya yayınlayavağım ilk kitap kendim yazdım harika olduğunu düşünüyorum
Hyunlix ana karakterler minsung Chanmin Jeon bin yan karakterler
Konusu Minho felix i en yakın arkadaşı ile aldatır ve sonra felix ise Minho nun en yakın arkadaşı ile sevgili olurlar