devam ediyor 4s önce güncellendi
Sil Baştan
@yazarolmayolundabi
Okuma
1
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
Yeni hikayenin konusu
Dünya onu tanıyordu.
Ama kimse gerçekten bilmiyordu.
Adı şirket binalarının tepesinde altın harflerle yazılıydı. Finans dünyasının en genç milyarderlerinden biriydi. Petrol, savunma sanayi, teknoloji, ilaç… Dokunduğu her sektör büyüyor, genişliyor, hükmediyordu. Öyle bir serveti vardı ki üç kuşak çalışmadan yaşayabilirdi.
Ama o çalışıyordu.
Çünkü çalışmadığı zaman… zihni susmuyordu.
Onun zihni altı parçaydı.
Altı farklı adam.
Altı farklı isim.
Altı farklı karanlık.
Travmanın doğurduğu bir savunma mekanizmasıydı bu. Yıllar önce yaşadığı kırılma, zihnini bölmüş; her parçaya ayrı bir karakter, ayrı bir ses, ayrı bir dürtü vermişti. Bir kişilik devraldığında diğerleri susuyor, kontrol el değiştiriyor ve o gün yaşanan her şey hafızasından siliniyordu.
Uyandığında bazen elleri kan kokuyor gibi hissediyor, bazen saatlerce boş duvara bakarken buluyordu kendini. Ama hiçbirini hatırlamıyordu.
Bu sırrı yalnızca bir kişi biliyordu.
En yakın dostu.
Sağ kolu.
Koruması.
Onun gölgesi.
Yıllardır yanında olan tek adam, kişilik geçişlerini fark edebilen, hangisinin devraldığını bakışından anlayan tek kişiydi. Ev kameralarla donatılmıştı. Koridorlar, çalışma odası, spor salonu… Her köşe kayıt altındaydı. Sadece güvenlik için değil; hafızasını kaybettiği günleri sonradan izleyebilmesi için.
Ama asıl sistem daha karanlıktı.
İşe alınan her özel koruma, dostunun testinden geçmek zorundaydı. Zihinsel dayanıklılık, sadakat, susma becerisi… Herkes seçilmiyordu. Seçilenlere özel kolyeler yaptırılıyordu. Şık, sade görünen o kolyelerin içinde mikro kameralar vardı.
Arabalarının tamamında takip cihazı bulunuyordu.
Hiçbir hareket tesadüf değildi.
Hiçbir an kontrolsüz değildi.
Evden çıkarken bazı korumaların gözleri kapatılırdı. Gerçek yüzünü görmeye layık olmayanlar, onu sadece bir gölge olarak bilirdi. Toplantılara karanlık bir silüet halinde katılır, ışık her zaman arkasında kalırdı. Sesi düzenlenmiş sistemden geçer, yüzü asla tam görünmezdi.
O bir sırdı.
Ve sır olarak kalmalıydı.
Çünkü altı kişilikten biri birbirinden tehlikeliydi.
Ama
En asi olan.
En acımasız olan.
En dengesiz olan.
Sekiz yıl önce o kişilik âşık oldu.
Kendinden yaşça küçük bir kıza.
O zamanlar kız henüz öğrenciydi. Babasını kaybetmiş, annesinin ihanetini öğrenmiş, dünyayla tek başına kalmıştı. O çöküşün içinden kendi gücüyle çıkmıştı. Tıp fakültesini kazanmış, dişini sıkmış, kimseye minnet etmeden ayakta kalmıştı. Şimdi staj yapıyordu. Geceleri nöbet tutuyor, gündüzleri ders çalışıyor, hayatı planlı ve kontrollü yaşıyordu.
Kehribar gözleri vardı.
Bakarken insanın içine işleyen bir renk.
Adam onu ilk gördüğünde zihnindeki o karanlık kişilik devralmıştı. Ve o günden sonra haftada en az bir kez, kendine engel olamadan kızın karşısına çıkmaya başlamıştı.
Ama asla yüzünü göstermedi.
Sekiz yıl boyunca kız sadece gözlerini gördü.
Biri yeşil.
Biri kahverengi.
Birbirine ait değilmiş gibi duran, iki ayrı dünyayı taşıyan gözler.
Adam, kızın evine gelmeden önce arabasındaki sinyal bozucuyu aktif eder, takip cihazlarını bir kilometre ötede devre dışı bırakırdı. En yakın dostu bile o bir saatlik kayboluşu açıklayamazdı.
Çünkü kız… onun sağ kolunun kardeşiydi.
En güvendiği adamın kanı.
Gerçeği öğrenirse yıkılacak tek bağ.
Kız ise ironinin içinde yaşıyordu.
Abisinin patronundan nefret ediyordu. Onu karanlık, manipülatif, insanları kontrol eden bir güç olarak görüyordu. İsmini biliyordu. Ününü biliyordu. Ama yüzünü hiç görmemişti.
Sekiz yıldır geceleri kapısına gelen adamın… o kişi olduğunu bilmiyordu.
İlk zamanlar korkmuştu.
O farklı gözler, gölgelerin içinden konuşan o adam… ürkütücüydü. Ama zamanla alıştı. Ses tonuna, duruşuna, mesafesine…
Ve şimdi…
Yüzünü görmek istiyordu.
Sekiz yıl boyunca sadece gözlerine âşık olunabilir miydi?
Olmuştu.
Abisi ise hiçbir şeyden habersizdi. Kardeşinin üzerine titriyor, ama iş yoğunluğundan dolayı eve bazen yedi, sekiz gün uğrayamıyordu. Dünya çapında bir adamın sağ kolu olmak demek, hayatını ona adamak demekti.
O adamı korumak için yaşıyordu.
Ve bilmeden, kız kardeşini ondan koruyamıyordu.
Çünkü tehlike dışarıdan değil…
İçeriden geliyordu.
Altı kişilikten hangisi bir gün tamamen kontrolü ele alacaktı?
Ve o gün geldiğinde…
Aşk mı kazanacaktı?
Yoksa en psikopat olan mı?
Hikâye işte şimdi başlıyordu