devam ediyor 1s önce güncellendi
Gece Mavisi
@gecelerinkitapcisi
Okuma
3
Oy
3
Takip
0
Yorum
3
Bölüm
3
Bazı düşmanlıklar aşktan doğmaz. Bazıları namustan doğar. Ve bazı aşklar, başkasının cehennemi olur.
Mardin’in suskun sokaklarında iki aile vardı.
Kökleri derin, gururu sert, töresi ağır…
Birbirine benzeyen ama birbirine düşman iki soy.
Bu düşmanlık bir bakışla başlamadı.
Bu düşmanlık, namus ile başladı.
Düşman ailenin genç kızı, Hazal’ın ailesinden bir gence kaçtı sevdi, güvendi, ardına bakmadı.
Ama o kaçış,
o sevda, namus sayılan bir dünyada affedilmedi.
Kız geri alındı.
Genç pusuya düşürüldü.
Ve bir gece, karanlıkta, ilk kan döküldü.
O gün kan davası başladı.
O günden sonra her doğan çocuk borçla doğdu, her erkek silahla büyüdü, her kadın dua ederek uyudu.
Ve bu ateşi körükleyen bir adam vardı…
Hazal’ın dedesi. Barışı utanç sayan, merhameti zayıflık gören, intikamı miras bırakan bir adam.
“Kan yerde kalmaz.”
“Bu iş burada bitmez.”
Onun için bu artık bir dava değil, bir onur meselesiydi.
Bir aşk vardı… ama o düşmanlık değildi. Bütün bu kin sürerken, bambaşka bir hikâye, sessizce yazıldı.
Hazal’ın annesi…
Güçlü, güzel, gururlu bir kadın.
Hazal’ın babası…
Sakin, merhametli, barıştan yana bir adam.
Onlarınki bir hesap değildi. Bir plan değildi. Bir intikam hiç değildi. Onlarınki sadece… aşktı.
Aynı toprağın çocuklarıydılar, aynı gökyüzüne bakıyorlardı ve kalpleri birbirini seçti.
Evlenmelerinde töre yoktu, hesap yoktu, siyaset yoktu sadece iki insan vardı.
Ama bu aşkın gölgesinde bir göz vardı… Düşman aileden bir adam.
O da kadını sevmişti.
Ve o kadın başkasını seçtiğinde…
Gururu yerle bir oldu, kalbi kine dönüştü.
O adam için bu:
reddedilmekti,
aşağılanmaktı,
kaybetmekti.
Ve bazı adamlar kaybetmeyi kabul etmez…
Kıskançlık töreyle buluştuğunda kan davası zaten vardı.
Nefret zaten vardı.
Silahlar zaten hazırdı, ve o adam… kıskançlığını törenin arkasına sakladı, kinini namus diye sundu.
Bir fırsat kolladı.
Ve o fırsat… İstanbul’da, bir gecede geldi. Çocuklarına silah değil gelecek bırakmak isteyen adam Hazal`ın babası o gün “kaza” denilen bir ölümle susturuldu.
Ama o bir kaza değildi.
Cinayetti. gerisinde yıkılmış bir kadın, babasız kalan iki çocuk ve büyüyen bir nefret kaldı.
Hazal ise adalet duygusuyla büyümüş, hukuk okumayı hayal eden genç bir kızdır. Hayatının en mutlu gününde, hukuk kazandığını öğrendiği gün babasını bir trafik kazasında kaybeder. Annesi ve abisi Yağız’la birlikte Mardin’e, annesinin köklü ve kalabalık ailesinin yaşadığı konağa taşınmak zorunda kalır. Ancak burada öğrendiği bir gerçek, her şeyi değiştirir: Babası o gün kazaya karışanlar listesinde yoktur. Bu bir kaza değildir. Bu, planlı bir cinayettir.
Konağa adım attığı andan itibaren Hazal, bu evde sevilmeyen taraf olduğunu hisseder. Dedesi soğuk ve mesafelidir. Ailenin gözdesi Sezin, Hazal’ın gelişiyle sarsılan konumunu korumak için gizli bir rekabete girer. Kuzenleri Zeliha ve Yasemin ona destek olurken, flörtöz tavırları ve dövüşçü kimliğiyle bilinen Ege hayatına sert bir şekilde girer. Aralarındaki şey zamanla aşka dönüşür.
Hazal, babasının katiline giden bu zorlu yolda yalnız olmayacaktır. Yanında Ege, Zeliha, Yasemin, abisi Yağız ve zamanla birbirlerine kenetlenen bu beşli olacaktır. Birbirlerine güvenen, sırt sırta veren, engelleri birlikte aşan sıkı bir ekip haline gelirler. Çünkü bu topraklarda tek başına ayakta kalmak mümkün değildir.
Bu kitabın bütün hakları @gecelerinkitapcisi hesabına aittir.
Esinlenmesine, kopyalanmasına vb. gibi durumlara izin vermiyorum.
Anlayışınız için teşekkürler.