devam ediyor Zamansal sorun güncellendi
Küller Arasında Ezgiler
@elisa_
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Benim hikâyem bir masal değil. Hiç kimse beni kurtarmadı, hiç kimse Benim hikâyem bir masal değil. Hiç kimse beni kurtarmadı, hiç kimse elimden tutmadı.
Benim hikâyem kırık bir melodiden ibaret.
İnsanlara güvenmek…
Ben bedelini çocukken öğrendim.Her el uzatışın ardında bir ihanet, her gülümsemenin ardında bir kırgınlık gizliydi. Ve ben, çocuk yaşta, güvenmemenin hayatta kalmanın tek yolu olduğunu keşfettim.
Yine de içimde bir şey hiç susmadı. Ne kadar susturmaya çalışsam da, küllerin arasından yükselen o ezgi… Kırık, kanayan, ama varlığını inatla sürdüren bir melodi. Belki de bu yüzden hâlâ ayaktayım. Belki de bu yüzden savaşmayı hiç bırakmadım.
Daha çocukken öğrendim, insanı en çok kanatan yara yabancıdan gelmez. En çok, en yakınındakilerden gelir.
Bana bakan gözlerinde gizli bir nefret vardı. Sessiz, gizlenmiş, ama her fırsatta içime işleyen bir nefret… Küçüktüm. Çocuktum. Sevgi sandım. Oyun, ilgi, sandım. Ama büyüdükçe gerçeği gördüm. Bu sevgi değildi. Bu, beni kırmak için saklanan bir öfkeydi. Ve ben, en güvendiğim yerde en derin ihanetle büyüdüm.
Kalbim sustuğum herşeyin yankısıyla doluydu.
Kaybettiklerim, suskunluğum, içimdeki yaralar… Hepsi bu sessizlikten doğdu. Ve ne zaman gözlerimi kapatsam, hâlâ kulaklarımda çınlayan bir ezgi duyuyorum. Kırık. Paramparça. Ama hâlâ var.
Ben Ezgi.
Küllerin arasından yürüdüm, sevgi sandığım nefretin gölgesinde büyüdüm.
"Canım yanıyor bırak nolur."
"Daha çok canın yanacak ecelin ben olacağım çocuk, yaşıyorken öldüreceğim seni!"
Ve şimdi kendi hikâyemi, kendi sesimle anlatacağım. Hazır olun oldulara, oluyorlara ve olacaklara tutmadı.
Benim hikâyem kırık bir melodiden ibaret.
İnsanlara güvenmek…
Ben bedelini çocukken öğrendim.Her el uzatışın ardında bir ihanet, her gülümsemenin ardında bir kırgınlık gizliydi. Ve ben, çocuk yaşta, güvenmemenin hayatta kalmanın tek yolu olduğunu keşfettim.
Yine de içimde bir şey hiç susmadı. Ne kadar susturmaya çalışsam da, küllerin arasından yükselen o ezgi… Kırık, kanayan, ama varlığını inatla sürdüren bir melodi. Belki de bu yüzden hâlâ ayaktayım. Belki de bu yüzden savaşmayı hiç bırakmadım.
Daha çocukken öğrendim, insanı en çok kanatan yara yabancıdan gelmez. En çok, en yakınındakilerden gelir.
Bana bakan gözlerinde gizli bir nefret vardı. Sessiz, gizlenmiş, ama her fırsatta içime işleyen bir nefret… Küçüktüm. Çocuktum. Sevgi sandım. Oyun, ilgi, sandım. Ama büyüdükçe gerçeği gördüm. Bu sevgi değildi. Bu, beni kırmak için saklanan bir öfkeydi. Ve ben, en güvendiğim yerde en derin ihanetle büyüdüm.
Kalbim sustuğum herşeyin yankısıyla doluydu.
Kaybettiklerim, suskunluğum, içimdeki yaralar… Hepsi bu sessizlikten doğdu. Ve ne zaman gözlerimi kapatsam, hâlâ kulaklarımda çınlayan bir ezgi duyuyorum. Kırık. Paramparça. Ama hâlâ var.
Ben Ezgi.
Küllerin arasından yürüdüm, sevgi sandığım nefretin gölgesinde büyüdüm.
"Canım yanıyor bırak nolur."
"Daha çok canın yanacak ecelin ben olacağım çocuk, yaşıyorken öldüreceğim seni!"
Ve şimdi kendi hikâyemi, kendi sesimle anlatacağım. Hazır olun oldulara, oluyorlara ve olacaklara...