
selaaammmmlaaaaarrr canımmmlaarr balımlaaarr nasılsınızz???
başlıktanda anladığınız üzere artık sona geldikk 🤧. Hiç istemeye istemeye finali veriyoruz.
bu serüvende bizimle olduğunuz için çok teşekkür ederiiim.
Birde bu kurgunun en başından beri bizimle olup destek olan bu bölüme gelen dostlarıma da çok teşekkür ederiimm, isim belirtmiyorum kendilerini biliyorlarr❤️🩹. (Sadece yorum yapanlar değil en başından oy verenler içinde diyorumm)
Alp'i, Emir'i,Deniz ile Ateş'i kalan tüm karakterleri en içten şekilde sevdiğiniz için çok teşekkür ederiiz.
Sizinle ilk bu kurguda tanıştık. Birini görmeden nasıl değer verilir onu anlamış oldum.
hiçbirinizi daha önce görmedim,oturupta bir sohbetimiz olmadı ama sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissetttirdiniz.
şimdi ise sona geldik. Konuşmamı sona saklıyorum felan diyodum ama zorlanıyorum bdhdhdhd.
Yeniden Umut için sona geleceğimizi hiç düşünmemiştim. Hazırda değildim.
olduda istemeden sizi kırdıysam, bir hatam olduysa affedin. İnanınki isteyerek yapmamışımdır.
Artık bölüme geçeliimmm.
çok çok keyifli okumalaar dileriiim.
oy vermeyi ve lütfen yorum yapmayı unutmayınnnn💞.(yan karakterlere kısaca yer verdiim)
‼️BÖLÜMDE ADI GEÇEN HEDİYELER GERÇEK HAYATTA OLMAYABİLİR,KENDİ DÜŞÜNCELERİMDEN YOLA ÇIKARAK BÖYLE HEDİYELERDEN BAHSETMEKTE BULUNDUM‼️
(özel bölümlerden sonra ilk bölümlerde olmak üzere kitapta baya düzenlemeler olacakk‼️)
...
2 yıl sonra
Bazı hikayeler yarım kalmaz, sadece doğru zamana kadar susarmış.
Ateş ile birbirimize onlarca yanlış anlaşılmalar, sabırla taşınmış kırgınlıklar,söylemek isteyipte söylemediğimiz duygular beslemiştik, ama artık Ateş ile olan sessizlik bile huzur veriyordu.
Her şey yerli yerine otururken, hayat bize“tamam” siz bunca acıdan sonra mutlu olmayı fazlasıyla hakettiniz der gibi derin bir nefes aldırmıştı.
Eksiklerimiz tamamlanmış, Yaralarımız kabuk bağlamış, korkularımız anlamını yitirmişti.
çocuklarımızla beraber kocaman bir aile olmuştuk.
Artık kaçmak yoktu. Çünkü varılacak en güzel yer burasıydı.
çünkü mücadele edilecekse en güzel burada güçlü kalırdık..
Koca iki yıl geçmişti, bu iki yılda ailecek 4 ülke gezmiş bir sürü kültür tanımıştık. En önemliside eskisi gibi olmuştuk..
2 yılda,unuttuğum geçmişim kendini yeniden hatırlatmış zaman zaman bayılmalarıma, geçmişimi tekrar yaşamama yol açmıştı. Şimdi ise Ateş sayesinde çoğu şeyi hatırlıyordum.
İlk tanıştığımız yere, beraber ilk date çıktığımız parka,Alp'in varlığını ilk öğrendiğimiz zaman gittiğimiz mekana kadar heryeri tek tek gezmiş, yaptığımız aktivitelerden tek tek bahsetmişti.
En önemliside Ateş vazgeçmemişti.Benim unuttuğum anılarımıza yeni anılar eklemişti.
Bana beni, bizi anlatmıştı. Hatırlayamadığım anlara da kırılmamıştı,hatırlamazsam diye korkup vazgeçmemişti.
Sevmenin sadece hatırlamak değil, yeniden sevmeyi seçmek olduğunu öğretmişti bana.
Şimdi ise mutfakta oğullarımızla beraber bizim için kahvaltı hazırlıyordu.
yataktan yavaş hareketlerle kalktım. Yine huzurlu bir sabaha uyanmanın sakinliği vardı üzerimde.
Üstümü değiştirme gereği duymadan yüzümü yıkadıktan sonra odadan çıktım. Mutfağa attığım her adımda gülme sesleri artıyor, Ateş'in oğullarımız ile ettiği tatlı sohbetleri daha iyi duyuyordum.
Mutfak kapısının önüne gelince içeri geçmeyip kapı pervazına yaslandım.
Alp ile Emir'in üzerinde abi-kardeş pijamaları varken Ateş'in üzerinde beyaz bir tişört ve gri eşofmanı vardı.
ve kabul etmek gerekirse fazlasıyla yapılı, omuzları geniş bir kocam vardı. Buda herseferinde ona bayılmama sebep oluyordu.
"Aaa annem uyanmış, günaydın annecim! "beni ilk farkeden Emir olmuştu.beni her gördüğünde sesindeki heyecana engel olamadığı için yine gülerek yanlarına ilerledim.
" Sizede günaydın bebeğim"Önce Alp ile Emir'i öpüp ardından da bizi tebessümle izleyen kocama ilerledim.
onu öpmeyi çok seviyordum ama sıkı sıkı sarılmayı hiçbirşeye değişmezdim.
Herzamanki gibi kollarımı kocaman gövdesine sarıp sarıldığımda Ateş'te sarılışıma karşılık verip saçlarımın hemen üstünden öptü.
"günaydın canımın içi "ufak çaplı bir sarılmanın ardından birbirimizden ayrıldık.
Ateş son olarak patatesleri kızartıyor, Alp ile Emir ise babalarının çıkardığı kahvaltılıkları masaya diziyorlardı.
Nöbetim sabah bitmişti. Yorgundum..
...
" Anne biliyor musun Emir abim aşık olmuş"Alp'in verdiği detayla gözlerimi bir kaç kez boş boş kırpıştırdım.yoldan kaynaklı yüzümü onlara dönemesemde dikkatle dinliyordum.
Emir'in birini beğenmesi demek biraz zor bişey demekti.
"Aşık felan olmadım yalan söyleme Alp"arabanın içinde ikisinin tartışmalarından başka bir ses duyulmuyordu. İçimdeki hüzüne engel olamadığım için pek konuşmuyordum.
Abim ile Derin'e gidiyorduk. Çok özlemiştim onları..
" Asıl sen yalan söyleme! Ben gördüm resminizi çizmiştin"arabanın aynasından kesişen bakışlarımızla Emir anında gözlerini kaçırdı.
Demek doğruydu.
"tamam.tamam bebeğim aşık değilsin, zaten yaşında küçük. Ama arkadaşından bize bahsetmek ister misin"kararsız bakışları hemen yanındaki kardeşine döndüğünde Alp ona dil çıkarınca tekrar bana dönmüştü.
" Aynı sınıftayız. Bide gözleri çok güzel "evet buydu,Emir bu kadar bilgiyi yeterli görmüş ve susmuştu.
Aynı babası gibi az konuşuyordu.
Devam et dercesine baktığımda omuzlarını hayır dercesine kaldırıp alp'e dil çıkardı.
"Bu akşam amcamlara, bana dil çıkardığını ve aşık olduğunu söylicem"Alp'in büyük ısrarlarından sonra akşama mangal yapalım diye sözleşmiştik. Ama Alp'in az önce dediklerini gerçekleştirmesi demek evde büyük bir kaosa hazırlık yapmak demekti.
...
ya ballar mezarlık kısmını yazmadım çünkü Günay ile Asena'yı okuyacağız.
Alparslan ile Cansu'yu okuyacağız sizi fazla uzmek istemiyorum.
...
EGE İLE EYLÜL
"Ege! Yemin ederim en sonunda boşayacağım seni! "genç kadın küçük bebeğinin elinde gördüğü kalemler ve boyalı duvarlar ile adeta çıldırmıştı.
Yaklaşık 2 yıl önce Ateş ve Deniz'in düğününden bir hafta sonra evlenmişlerdi.
şimdi ise neredeyse iki yaşına girecek bir kızları vardı.
İkili birbirlerini her ne kadar sevsede Ege'nin her seferinde kızına kıyamayıp beraber duvarları boyamaları Eylül'ü çıldırtıyordu.
"ama bebeğim, kızımız üzülsün mü? "eylül önündeki yastığı kaptığı gibi Ege'nin kafasına fırlattı.
" Adi herif!duvarların hali ne? Allâh aşkına yeter"genç adam kadının önünde fırlatabileceği bişeyin kalmadığına emin olduktan sonra yanına doğru yürüdü.
"benim güzel karım "bir eli yeniden eylül'ün beline dolandığında bir tepki bekledi.
Kollarının arasındaki kadından sert bir tepki görmeyince bedeni daha çok kendisinden yana çekti.
" Duvarların hepsini tek tek boyarım. sen yeterki sinirlenme "Eylül yeniden sitemlerine başlayacakken dudaklarına kapanan dudaklar ile susup karşılık vermeye başladı.
kızıyordu adama, seni boşayacağım, bıktım diyordu ama asla böyle düşünmüyor aksine sevgisi her geçen gün artıyordu.
ege'de bunun farkındaydı. En büyük kanıtı ise küçücük bir davranışının bile kollarının arasındaki kadının kendisinden geçmesine sebep olduğuydu.
"bende seni seviyorum güzelim "bir kaç saniyelik süren öpücüğün ardından kızları hazal'ın ağlamasından dolayı ayrılmak zorunda kalmışlardı.
Neyseki bebeğimizin arkası dönük diye geçirmeden edememişti.
...
GÜNAY İLE ASENA
Mezarlığın kapısından her girişimde zaman yavaşlıyordu.
İki yıl geçmişti. Takvimler değişmiş, saçlarım uzamıştı ama o günden sonra benim için bir gün bile ilerlememişti.
Asena'yı kaybettiğim günden beri her sabah buraya geliyordum.
beni görenler" Her gün mü geliyorsun?”diye sorardı eskiden, artık sormuyorlardı.
her gün geliyordum, Çünkü Asena gittikten sonra hayat bana başka bir yol bırakmamıştı.
Günler geçiyor ama yaşanmıyordu. Saatler ilerliyor ama ben olduğum yerdeydim.
Ben, Asena şehit olduğunda bitmiştim..
Sanki hayatın sesi kısılmış. Gülmenin, beklemenin, hayal kurmanın anlamı kalmamıştı.
Hani zaman durdu derler ya,benim için gerçekten de durmuştu.
Mezarın başında dururken konuşuyor, Timden bahsediyorum, yeni gelen askerlerden, geceleri tuttuğumuz nöbetlerden, aklıma gelen silik gülüşünün güzelliğinden bahsediyordum.
En sonunda içimdeki hüzün ile susuyordum. Çünkü Asena'da sessizdi.
insan en çok, sevdiğinin sessizliğine alışmaya çalışırken yoruluyormuş.
Yine tek dal olan beyaz gül ile gelmiştim.
2 yıl geçmişti,730 gün..
ben iki yıl boyunca 730 adet beyaz gül getirmiştim.
"ben geldim sevgilim"içimde tuttuğum yaşlarım tekrar sona doğru geliyordu. Güçlü durmak zorundaydım.
Mezar taşını ellerimle temizledikten sonra toprağını sulamaya başladım.
İsminin yazılı olduğu mezar taşına bakamıyordum. Baktıkça gerçek yüzüme çarpıyordu.
"çok özledim seni..gülüşün artık silikleşiyor, elimdeki tek ses kaydın ile yıllardır sesini dinliyorum ama olmuyor. Benimle konuşmanı, kavga etmeni çok özledim be güzelim. "ağzımdan kaçan hıçkırığa engel olamadım. Gözlerimden yaşlar yeniden akmaya başlamıştı.
Artık gözyaşlarımı saklamıyordum, zaten nasıl saklardım ki.
İki yıldır aralıksız hergün sevdiği kadın için mezarının başında göz yaşı döken adam gözyaşlarını gizleyemezdi.
"İçtimadayken, askeriyede iken bazen ismini sesleniyorum, ne kadar acı verdiğini kimse bilemez. Erkek adamsın güçlü dur diyorlar ama avuçlarına sevdiği kadının toprağı bırakılan bir adam ne kadar güçlü olabilir bebeğim"sonlara doğru kısılan sesim, kuruyan boğazım konuşmamam için fazlasıyla büyük bir sebepti.
Boğazıma oturan düğüm çözülmüyor, nefes almamam için çabalıyordu sanki. Herşeye rağmen aklıma gelen detay ile başımı yasladığım taştan hızla kaldırdım.
"bak sevgilim ne yaptırdım"hırkamın kolunu katlayıp saati ortaya çıkardıktan sonra durdum.
Saat yaptırmıştım. İçinde Asena ile olan fotoğrafımız vardı.
" Bak canımın içi. Bizim saatimizi yaptım..ama ne akrep nede yelkovan ilerliyor. İkiside senin benden gittiğin saatte durdu.. Tıpkı benim hayatımın durduğu gibi"
Asena, saat 19.53'te Günay'ın herşeyini alıp gitmişti..
(Peçeteleri kaldırmayın ballar. Daha Cansu ile Alparslan var)
...
MERİÇ İLE AÇELYA
Odanın içine süzülen ışık ile gözlerim aralanmıştı. Evimizde sabahları İlk uyanan çoğunlukla ben olurdum. Hemen yan tarafımda uyuyan kocamın varlığına binlerce kez şükrediyordum. Yataktan kalkmadan once üzerini örttükten sonra odadan çıktım.
Mutfak hemen sol tarafımızdaydı.Perdeden süzülen ışık mutfağın fayanslarına vururken, içeride hâlâ geceden kalma bir huzur vardı.
Çayı ocağa koyduktan sonra sandalyeye oturdum. yıllardır evliydik ama evliliğimiz ile ilgili kusursuz olduğumuzu iddia etmemiştik. Biz daha çok, eksikleri fark edip üzerini örtmeyi seçen bir hikâyeydik.
Meriç konuşkan biri değildi. Sevgisini kelimelerle değil, akşam eve gelirken aldığı ekmekle, üşüdüğümü fark edip pencereyi kapatmasıyla, yanında ceketimi taşıyarak gösterirdi.
Dakikaların ardından kaynayan çay suyu ile oturduğum sandalyeden kalkıp, çayı demlemeye koyuldum.
Çayın ardından kahvaltılıkları çıkarıp tabaklamaya başlamıştım.
Kendimi fazlasıyla kaptırmış olacaktım ki belime sarılan kollar irkilmeme neden olmuştu.
"günaydın benim güzel karım"omletleri bırakmadım ama Meriç'in sarılışınıda sonlandırmadım.
Ben işimle ilgilenirken oda bana sarılıyordu.
" Sen bebeğimizin yanına git hayatım. Ben kalanları ile ilgilenirim" omleti aldıktan sonra meriç'ten yana döndüm.
"Ama sende çok yorgunsun canımın içi"gece nöbetten gelmişti, yorgun olduğunu biliyordum ama kendisi gitmemekte ısrarcıydı.
"sende yoruluyorsun bitanem. Hadi hızlı git yoksa bebeğimiz milleti ayağa kaldıracak"Meriç'i onaylayıp yatak odamıza tekrar yöneldim.
Adal yağmur iki buçuk yaşında dünya tatlısı bi bebekti.
Sarı kıvırcık saçları, bal renginde gözleri vardı.
Alp'inde en iyi oyun arkadaşıydı.
"benim kızım neden ağlıyormuş, anneyi mi özledin bebeğim? "
...
CANSU İLE ALPARSLAN
5 yıl geçmişti.Alparslan'ın Şehit olmasının ardından geçen koca beş yıl.Zaman ilerliyordu belki ama benim için durmuştu.
saatler çalışıyor, günler geçiyordu ama benim hayatım hayallerim tek bir günde,saatte takılı kalmıştı.
Elimde tuttuğum çiçekler ağırdı. Sevdiğim adamın toprağı kadar ağır, suskunluğu kadar ağırdı.
Taşın karşısında durduğumda dizlerimin titrediğini hissediyordum..
10.09.2023
Ağlamak istiyordum ama gözyaşlarım bile yolunu kaybetmiş gibiydi. İçimde bir boşluk vardı, ne doldurulabiliyor ne de anlatılabiliyordu.Ellerim Alparslan'ın soğuk mezar taşında geziniyordu.
Mezar taşı soğuktu ama benim içim yanıyordu.
Alparslan'ın yokluğundan sonra sabahları uyanmak zor geliyordu. Aynaya bakmak, dışarı çıkmak, gülmeye çalışan insanlara karışmak Hepsi fazla geliyordu.
Bir zamanlar birlikte kurduğumuz hayaller, şimdi başkasının hayalleriymiş gibiydi. Kendi hayallerim bile tanımadığım birinin hayatıymış gibi benden uzaktan duruyordu.
Kimse fark etmiyordu ama içimdeki kadın her sabah biraz daha yoruluyordu. Kalbim alışmak kelimesini kabul etmiyordu. Çünkü alışmak, unutmak gibi geliyordu. Oysa unutmak, en büyük ihanetti.
"ben yine geldim sevgilim.. Bugün konuşmasak olur mu? Sadece mezar taşına sarılayım yanında huzur bulayım olur mu? "koca bir haftada sadece 5 veya 6 saat uyumuştum. Göz altlarım morarmış tüm gucim çekilmişti.
Şimdi burada sevdiğim adamın mezar taşına sarılarak birazda olsa dinlenmek istiyordum.
" Bak ne getirdim.uyuyamayınca bende bunu yapmak istedim "Kalın, sade bir kart çıkartıp mermere bıraktım. Üzerinde ne marka vardı nede bir barkod. Sadece kendi el uszimla yazdığım yazılar vardı.
çek hazırlamıştım bize, Birlikte yaşayamadığımız her şey için.
Alt kısmında küçük maddeler vardı;
Bir sabah daha yanımda uyanman için,
Yarım kalan cümlelerimiz için,
gerçekleştiremediğimiz hayallerimiz için,
Sensiz geçen bütün zamanlar için.
tüm bu keşkeler için bir çek hazırlamıştım. gerçekleşmesi için herşeyimi verebileceğim bir çekti..
"ne zaman seninle kavuşursam o zaman bu çeki kazanmış olurum canımın içi"
...
YAZARİŞKODANN
Akşam, tüm tim Ateş komutanlarının evinde toplanmıştı.
Bahçe, mangalın çıtırtısıyla ve birbirine karışan kahkahalarla doluydu. Herkes uzun zaman sonra ilk kez bu kadar kalabalık, bu kadar tam hissediyordu.
Çocukların kahkası yankılanıyor,eşler vey Ayaz sofraya tabakları taşınıyor, Meriç ile Altay ateşi harlıyor, Cansu ekmeği bölüyordu.
Hayat, bütün ağırlığına rağmen bu akşam hafifti.
Ama hiçbirinin unutmadığı bişey vardı. Masanın bir köşesinde sessizce bırakılmış iki boş sandalye vardı.herkes o sandalyelerin kimin için orada olduklarını biliyordu.
Alparslan ile Asena… Görev arkadaşları, aynı toprağı, aynı korkuyu, aynı duayı paylaştıkları görev arkadaşları..
Bir anlık sessizlik oldu. mangalın ateşi yükselirken, kalpler adeta saygıyla eğildi. Gülüşler eksilmemiş aksine derinleşmişti.
Sonra sohbet yeniden aktı.Acılar geride kalmadı ama onların önünede geçmedi.onlar kaybettiklerini kalplerinde taşıyıp yaşamayı öğrenmişti.
Aslında bu hikaye tam da burada tamamlanıyordu.Gidenlerin adının korunduğu, kalanların birbirine tutunarak ayakta kaldığı bir akşamda.
...

gönderi sahibi;
Ateş_dmr:🤍
Deniz_dmr45:çok seviyorumm🤍
...
eveeeett bölüm sonuuuu ballarr.Umarım bölümü beğenmişsinizdiiirrr. Bol bol yorum yapmayı unutmayınn lütfeeenn🤍.
bu arada Ege ile Eylül'ün kızlarının adı Asena.
Alptekin ile Aslı'ya yer vermedim çünkü ayrıldılar. Alptekin yok, Aslı'da nöbette.
Sedef ile kandemir ise memleketlerindee.
özel bölümde onları okuyabilirizz.
En başından beri bu kurguya kötü son diye netleşmiştim.Deniz bir kere kaybetme duygusunu yaşamışken Deniz'i öldürüp finalde Ateş'e o duyguyu yaşatacaktım ama olmadı.
bu kurguya nasıl bir son yakıştırdınız bilmiyorum ama ben bu sonu onlara borç bilmiştim.
onlar bana hatta birbirlerine fazlasıyla iyi gelmişken kötü son yakışmazdı.
Bu bölümle birlikte hikaye artık sadece bana değil size de emanet ediliyor.
Yazarken duygulandığım, bir cümle ile tebessüm ettiğim iç çektiğim anlar oldu.
Bu kitabı bitirirken bir son yazmadığımı biliyorum.bence hikayeler, final yaptıktan sonra susmuyor. Sizin aklınızda, kalbinizde başka anlamlara bürünüyor.
Belki yazdığım bir satırı tebessüm ederek okudunuz, belki bir karakterin yerine kendinizi koydunuz,okurken duygulandınız… böyle birşey olduysa ne mutlu bana.
Beni bu yolculukta yalnız bırakmadığınız için size çok teşekkür ederiim canımın içleri.
Okuyan hisseden her kalp, bu hikayenin ortağı oldu.
Eğer bir bölüm sonu sizlere onları düşündürdüysem, ya da bir karaktere içiniz sızladıysa,bilin ki yanlız değilsiniz.
Size hoşça kalın demiyorum.
başka hikâyelerde yeniden buluşmak üzere. size kalbimden bir nokta bırakıyorum.
Birde son olarak sizlere şarkı önermek istediim.yarım kalan çiftlerimiz içinde ayrı şarkılarım vardı ama olurda birgün bir yere giderken arabanızın içinde, telefonunuzda veya bir televizyon kanalında Ta uzak yollardan çalarsa aklınıza biz geleliim🥹🤍🫂
Karakterler için kitap için veya benim için demek istedikleriniz varsa bu kısma yazın ballar. 🤍
(sorularınızda dahill)
3 özel bölümümüz olacakk kısaca söyleyecek olursam bunlar;
Deniz'in Hamileliği.
Ateş'in kızı ileki anları. (Emir ile Alpte var)
Ateş'in kızı ile yıllar sonraki halleri(emir ile Alpte var)
Flashback bölümü.
Özel bölümler biraz geç gelebilirlerr bizi özleyiiiiiiinnn🥹🤍.
Deniz ile Ateş'i.bebeklerimizi unutmayınn🥹size emanet ettim onlarıı🥹🤍.
İnstagramdan editler gelecekk tabikii.
Instagram Hesabım:Yazar_hanmmm
HOŞCAKALINN🫂.

| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 65.94k Okunma |
4.09k Oy |
0 Takip |
79 Bölümlü Kitap |