
🌺🌺🌺🌺🌺🌺
Şaşkın gözlerle ona bakarken o da beni sonradan fark etmiş gibi sakinleşmeye çalıştı. Sonra yavaş adımlarla yanıma yaklaştı. Ben ise istemsizce geri geri gidiyordum. Bu Savaş benim bildiğim Savaş değildi. Karşımda bambaşka biri vardı sanki.
Fakat bir süre sonra kendimin farkına vararak saçmalamaya başladığımı yeni idrak ettim.
Saçmalama Çilem! Az önce ne yaşamak üzere olduğunun farkında mısın? Az daha...az daha sana saldıracaklardı. Sen hâla ne düşünüyorsun!
Hıçkırarak elimi yumruk yaparken, Savaş bana daha çok yaklaştı ve sakince karşımda durdu. Ben dolmuş gözlerimle ona bakarken, o ise bana sarılarak hemem sakinleştirmeye başladı. Şokta olduğumu o zaman anlamıştım.
Bana sarıldığı an, hıçkırarak deli gibi ağlamaya başlayıp derin nefesler almaya çalıştım. Kendime gelemiyordum. Hâla ürkekce hareket ediyordum.
Savaş bedenimi tamamen sarılırken, ben ise olayın şokunu atlatmak için karşılık vererek ona sıkıca sarılmaya çalıştım. Yutkunarak Savaş'ın omzuna sarılırken, Savaş ise dizlerimden kaldırarak kucağına aldı. Ben hâla ağlayarak hıçkırırken, Savaş da sırtımı sıvazlayıp sakinleştirmeye çalışarak yürümeye başladı.
Ben kan ter içinde kalırken, Savaş ise boynuma bir buse kondurarak daha çok sarılmaya çalıştı. Bana neler olduğunu bende anlamamıştım. Bilmiyorum, sanki bu korkunç duyguyu daha önce de yaşamış gibiydim. Birilerinin beni zorla almaya çalışması duygusuna hiç yabancı değildim.
Savaş şoku atlattığımı anlayınca biraz daha bekleyerek arabanın ön koltuğuna bindirdi. Sonra da kendisi şoför koltuğuna geçerek yerini aldı.
Onun sarhoş olduğunu anca idrak ederken, şoku üstümden atarak durdurmaya çalıştım. " Savaş bu halde olmaz, bırak ben süreyim."
Komiksin Çilem. Sanki sen çok sağlamsın ya! Az daha bayılacaktın kendini zor tuttun.
Yüzüme bile bakmadan kontağı çevirirken, arabayı çoktan çalıştırmıştı bile. Ben ise en sonunda göz devirerek sırtımı koltuğa yasladım ve kollarımla bedenime sarılarak sakinleşmeye çalıştım.
Tam o sırada arabayı öyle bir gazladı ki neye uğradığımı şaşırmıştım. Arabayı deli gibi sürmeye başladığında korkum kat be kat artmıştı. Adam sağ ve sol dönüşlerinde bile öyle hızlı dönüyordu ki kafam nerdeyse kenarlara çarpacaktı. Neyseki arabanın üst kolluklarını tutunarak zar zor durduruyordum kendimi, fakat kolum da bir kırılmadı değil. Sadece kırılma sesleri gelmedi o kadar.
Savaş yavaşlamamı söylememe rağmen devam ederken, dakikalar sonra ani bir frenle içimizi dışımıza çıkardı sağolsun. Araba nihayet dururken, rahat bir nefes alarak saçlarımı arkaya alıp düzelttim. Savaş ise önce koltuğa yaslanıp, sonra da derin bir soluk alarak aşağı indi. Ben de ardından inerek arabanın yanında onu izlemeye başladım.
Yine o dere kenarına gelmiştik. Yarım kalan yere. Belki de ikimiz için hâla yarım kalan yere.
Ya da belki sen bu olayı fazla içselleştiriyorsun Çilem'cim. Ne dersin?
" Burası! Herşey burada başladı. İşte burada!" Hâla sarhoş kafayla konuşurken, iyice kendinden geçtiğini anlamıştım.
Az önce adamlarla dövüşen bu adam mıydı? Üflesen düşecek bu adam!
Sanırım kontrollü deliriyor.
" Herşey burada başladı işte!" Diyerek gökyüzüne bakarken biriyle konuşuyor gibiydi ve acı çekiyordu sanki, bunu anlamıştım çünkü sesi hiç duymadığım kadar hüzünlü çıkıyordu. Biraz da ağlamaklı.
"Gerçekleşen düşler, burda mı son bulacak?" Kendi kendine sorgularken benim burda olduğumu yeni fark etmiş gibi duraksayarak bana döndü. Sonra usulca yanıma gelerek biraz durdu.
Ben merakla ne diyeceğini beklerken elini belime dolayarak kendine yaklaştırıp sorusunu yineledi.
" Herşey burda mı son bulacak Peri kızı?"
Sesi acıklı gelirken, içimde bir şeyler parçalanmıştı sanki. Çaresizliği dudaklarının arasında işitirken kulaklarım bile sağır olmak istedi bu acıya.
Ah Çilem, sen bu adama ne yaptın?
Savaş'a çaresizce bakmaya başlarken, o ise kalbimin üstüne (yani gerdanıma) dokunmaya çalışarak, usulca kulağıma fısıldamaya başladı.
"Bu kalp taştan mı be kadın!" Kısık sesine rağmen sesli çıkan sözlerine yutkunurken, eliyle belime daha çok sarılarak konuşmaya devam etti. ben ise refleksle omzuna dokundum.
" Bu kadar mağlubiyete bir tepki bile vermiyor." Acıyla gözlerimi yumarken, afallamıştım. Ne diyeceğimi bilememiştim.
" Sen bu kadar saf mısın ki sana aşık olduğumu bile anlayamadın Peri kızı?" Son cümlelerinden sonra saçlarımı koklayarak sarılırken bir süre öylece durdu. Benim kalbim ise deli gibi atarken, donup kalmıştım.
Savaş benden biraz uzaklaşırken yüzü yere düşmüştü. Dalgınca ve umutsuzca...
Biraz yaklaşarak çenesini tutup gözlerine ciddiyetle baktım. O ise şaşkınlıkla ve merakla beni izlemeye başladı. " Belki de bu mağlubiyeti ayıkken duymak istiyorumdur. Üstü kapalı cümleler olmadan, benimsin, bana aitsin demeden. Sadece aşığım diyerek." Yutkunarak son cümlelerimi sarf ettim. "Belki de ayıkken aşık olduğunu duymak istiyorumdur."
Belimdeki elini gevşetirken konuşmaya devam ettim. " Belki ayıkken doğru düzgün bir cevap verebilirim."
Evet, yelkenleri suya indirmiştim artık. Sanırım ebe kadın biraz olsun içimi rahatlatmıştı. Artık korkularımın üzerine gitmeliydim. Hem kim bilir? Belki herşey kafamdaki kadar büyük ve kötü değildir. Belki de korkularım sandığım kadar büyük bir şey değildir.
Savaş hâla şaşkınlıkla beni izlerken, düşüncelerimden sıyrılıp çenesini kendime çekerek yanağından usulca öptüm. Gözlerimi acıyla yumarken, bu yaptığıma hâla inanamamıştım.
Çenesini bırakıp uzaklaşırken, anlısını anlıma yaslayarak sırıttım. "Şimdi sen bu anıyıda hatırlamayacaksın. Öyle değil mi?"
Savaş bu söylediklerim ile şaşkınca bana bakarken konuşmaya devam ettim. " Seni değil bir kadının yanında, ortamında bile görmeye tahamül edemiyorum. Hâla da öyle."
Savaş hâla şaşkınlığını korurken gülümseyerek devam ettim. " Beni ben olmaktan bambaşka bir hale çevirdin."
Yanaklarını omzuna tutunurken konuşmaya devam ettim. " Eskiden aşktan, sevgiden korkan biriyken, Deli cesaretine sahip olan, aşka ve sevgiye aç birine çevirdin beni."
Yanaklarını avuçlayarak yanına yaklaşırken, ben bile ne yaptığımı anlamıyordum. Kendimi durduramıyordum. O da bambaşka bir olaydı işte. Sanırım bu sarhoşluğu beni cesaretlendiriyordu.
Yarın her şeyi unutmuş olacak...Öyle değil mi?
Amaan boşver! Bu anı da yaşamak lazım.
" Sanırım sen bir adım atmaya başladığında, ben de o adımı atmaya başlayabileceğim Çöl prensim."
" Çöl prensi?" Diye tereddütle sorarken, belime sarılarak kendine daha çok yaklaştırmaya başladı. Ben ise kıkırdayarak konuşmaya devam ettim. " Biraz uyumsuz olabilir ama rüyamda ıssız çölde dans ettiğim adam sendin Savaş Efeoğlu. Bu yüzden Çöl prensim oldun ve onun sen olduğunu bakışlarından anladım." Yanaklarını sevmeye başlarken şakağına anlımı yaslayarak konuşmaya devam ettim. "Ben sana aşık oldum Savaş Efeoğlu. Hem de deli gibi."
Eli gevşediğinde, bunu dememi beklemediği belliydi. Şaşkınlıkla bana baktı sadece. Ben ise konuşmaya devam ettim. " Ve acı olan ne biliyor musun? Bunu yarın hatırlamıyor olacaksın." Diyerek dudağından hafifçe öperek biraz uzaklaştım. Savaş hâla şaşkınlıkla bana bakarken ben ise sadece tepkisini izliyordum.
" Sen... sen bana aşık mısın?" Sarhoşluğunu üstünden çabuk mu attı bu? Şaşkınlığıyla bir an da ayıldı sanki.
Acaba bu sarhoş değil miydi ya? Valla bak rezil olurum. Bunu nasıl açıklayacağımı bilemem ben. Önce o söylemeli. Hem de ayıkken. Bütün bunlar ayıkken yaşanmalı, ben kabul edemem böyle!
" Ne anlamak istiyorsan." Diyerek omuz silkerken, Savaş ise şaşkınlığını hâla koruyordu.
Belimi bir andan bırakırken donukça bana bakıyordu sadece. Ben ne diyeceğini beklerken, o ise hâla olayı kavramaya çalışıyordu.
" Sen...ben..."
" Evet sen ve ben?"
"Ben rüyada mıyım acaba?" Haylazca sırıtırken biraz dalga geçmeye
karar verdim. " Evet. Bu rüya. Yine sarhoş olduğun için beni istediğin şekilde görmeye başladın. Yoksa hiç bekler miydin sana aşık olacağımı?"
Biraz dalga geçmekten zarar gelmez. Ne de olsa hatırlamayacak. " Evet olabilir. Geçen gün de sana aşık olduğumu ben söylemiştim. Hatta seninle birlikte de olmuştuk. Hah bir de çocuğumuz olmuştu. Bunların hepsi rüyaydı elbet."
" Bir dakika, sen rüyanda benimle..." Yüzüm bir anda kızarırken onu dövsemiydim, yoksa öldürsemiydim bilememiştim. Sinirlerim bozulmuştu.
Rüya Çilem'cim Rüya. Sen dua et rüya, adam bunca zaman zor dayanmış yanında! Ne bekliyorsun! Adam elbet seni isteyecek. Madonna mı olsun istersin?
Yok yok tamam bir şey demiyorum. İç ses haklı, burası hayal dünyası değil. Bir kadınla bir erkek öyle kuzu kuzu aynı yatakta yatamaz zaten. Rüyalarla yetindiğine şükretmem lazım.
" Sen şimdi beni rüyanda gördün öyle mi?" Çocuk gibi başını sallarken sırıtarak devam ettim. "Peki başka? Başka ne gördün?"
Dere kenarına bakarak derinlere daldı bir anda. " Annemi..."
" Anneni mi?"
" Annem de bazen rüyalarıma giriyor. Biz seninle başbaşa vakit geçirirken çocuklarımızı ona emanet ediyorduk. O da torunlarıyla doya doya vakit geçiriyordu."
Hüzünle onu izlemeye başlarken üzüldüm. Yine annesini hatırlamıştı. Gerçi aklından hiç çıktı mı o da meçhul.
"Acı olan ne biliyor musun? Onun bir rüya olduğunu her defasında biliyor olmamdı. Yine de yaşıyordum. Yaşamak istiyordum." Acıyla yüzünü eğerken gözünden süzülen bir kaç damla yaşı silerek ağacın oraya yürümeye başladı. Sonra da oturup, ağaca sırtını yaslayarak gökyüzünü izledi. Bir anlık göz yaşları kaybolurken, şimdi ise koca bir boşluğa bakıyordu.
Yanına gidip onu izlerken, gözlerini usulca yumarak başını yukarda tutmaya devam etti. Ben ise hüzünle izlemeye devam ettim. Çaresizliğini ve hayattan beklentisini kaybetmiş ruhunu...
Bir süre sonra ben de yanına oturarak ağaca yaslandığımda gözlerini açarak gökyüzünü izlemeye devam etti. Etrafta derenin şırıltısı ve cır cır böceklerinin sesi geliyordu sadece. Bir de bizim duymadığımız ama hissettiğimiz kalp atışlarımızın sesi vardı.
" Rüyam da hep seni ve çocuklarımızı görüyorum. Bir de her geçen gün güzelleşen kalbini." Gülümseyerek başımı omzuna yasladım. " Sen yanımda olduğun içindir."
" Peri kızı. Bugün beni övmekten hiç vazgeçmiyorsun bakıyorum."
"Yarın hiç bir şey hatırlamayacağın içindir."
Başına bana çevirerek hüzünle konuşmaya başladı. " Ne yani hatırlamamı istemiyor musun?"
" Aşk itirafını önce senin yapman lazım. Senden duymak istiyorum. Çünkü o zaman kalbim tatmin olur sevgine."
" Ya yarın her şeyi hatırlarsam."
"Sen de hatırlamıyormuş gibi yapar ve itirafların için hazırlıklara başlarsın. Fena mı?" Sırıtarak başını olumsuzca sallarken konuşmaya devam ettim. "Kendimi ilk on sekiz yaşındayken kadın gibi hissettiğimi zannetmiştim. Ama öyle değilmiş."
" Peki ne zaman hissettin?" Diye sorduğunda gülümseyerek cevap verdim. " Sana aşık olduğumda. Aşık olduğumda kadın olduğumu o zaman daha iyi idrak edebilmiştim. Çünkü sen bir kadına davranılması gereken hasassiyeti ve nezaketi hep gösteriyordun. Ben küçükken hep erkek olmak isterken, şimdi ise kadın olduğum için binlerce kez şükrediyorum. Çünkü seninle olamazdım. Senin yanında kadın olmak, kadının olmak bambaşka bir şey." Huzurla gülümseyerek yanağımı sevmeye başlarken, bir an yanağımdan usulca öperek konuştu. "Buna şaşıracaksın ama ben de seninle beraber bambaşka bir erkek oldum."
Gülümseyerek boynuna sarıldığımda o da kollarıyla bedenime sarılarak kokumu içine çekti. Sonra kendi kendine konuşurarak söylenmeye başladı. " Bu anı unutursam yuh olsun bana! Valla kendimi affetmem."
Bu haline gülerken, saçımı açarak, saçımı daha çok koklamaya başladı. Ben ise bu anın tadını çıkararak sarılmaya devam ettim. Belki de hiç hatırlamayacak olan bu anı...
Merhaba can cağızlarım. Bu haftayı da böyle bitireceğiz anlaşılan. Bazen haftada üç dört kez yapmak istiyorum ama biraz işleri düzene sokmak için böyle devam etmek istedim.
Neyse onu bunu boş verin de yeni çilem ve savaş modellerimiz hakkında ne düşünüyorsunuz. Bir bakın hele.😋🤭


| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 80.42k Okunma |
3.68k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |