devam ediyor 23s önce güncellendi
𝐕İ𝐒𝐄𝐑𝐀
@satiravcisi
Okuma
1.81k
Oy
1.24k
Takip
14
Yorum
70
Bölüm
45
Evrenin en güçlü iki düşman klanı; güneşin yakıcı enerjisine hükmeden Solaris ile ayın mistik gölgelerini dokuyan Lunaris, yüzyıllardır kan davası güdüyordu. Ancak Solaris`in en iyi savaşçısı Ateş Işın ve Lunaris`in asil kızı Hazan Işın, bir savaşın tam ortasında birbirlerine aşık oldular. Bu "aykırı" aşkın meyvesi olarak, her iki klanın gücünü de damarlarında taşıyan Mercan doğdu. Klan liderlerinin gazabından kaçmak için güçlerini mühürleyip insan dünyasına, İstanbul’a sığındılar. On sekiz yıl önce, klanlar İstanbul`da bir boyut kapısı açarak onları buldu. Hazan, kızı Mercan’ı komşuları ve en sadık dostları olan Elif ve Cihan Güneş çiftine emanet etti. Bebeğinin boynuna, tüm gücünü ve geçmişini hapseden, üzerinde H 🌓 A yazılı sihirli yüzüğü taktı. Ateş klan liderlerine siper olup can verirken, Hazan da kocasının yanında son nefesini verdi. Elif ve Cihan, bu "süt kokulu emaneti" kendi çocukları gibi büyüttüler. Mercan, on sekizinci yaş gününde Elif ve Cihan`ın gerçek ailesi olmadığını ve öz ailesinin trajik sonunu öğrendi. O an, saçma bulduğu yüzüğü parmağına taktığında dünya sarsıldı. Yüzüğün ortasındaki yarım ay ve yarım güneşten oluşan H 🌓 A sembolü parladı; on sekiz yıllık mühür parçalandı. Mercan, Elif’in endişeli çığlıkları arasında zamanın yırtıldığı bir girdabın içine çekildi. Mercan gözlerini açtığında on sekiz yıl öncesinin dünyasındaydı. Karşısında, rüyalarındaki o anne ve babanın genç hallerini gördü. Ama onlar henüz birbirine aşık olmamış, kılıçlarını birbirine doğrultmuş iki düşmandılar. Mercan`ı gördüklerinde, onu klan savaşlarının ortasında kalmış "kurtarılması gereken sahipsiz bir kız" sandılar. Mercan, onlara gerçek kimliğini söyleyemeden (takma ismiyle Visera olarak) yanlarına sığındı.