
Bölüm 3
Sen teklif ederken ağzını açıp iki kelime ettin mi dedi sinirli gibiydi ama aslında sinirli de değildi anlayamıyordum ilk defa birinin yüzüne bakıp ne düşündün ne hissettiğini anlayamıyordum. Biraz düşündüm haklı olabilirdi hiçbir şey söylemeden sadece paketi uzatmıştım. Nasıl yani kaba olan şimdi ben miydim? 2 dakika içerisinde nasıl manipüle olduğumu anlamaya çalışıyordum hiç tanımadığım bu adam şu anda gözüme çok tehlikeli gelmeye başladı. kusura bakma dedim önemli değil deyip kestirip attı. Yolculuğun devamında sessizliğimi korudum ta ki arabanın kontağını kapanma sesi gelene kadar 10 dakika önce aramızda bir gerginlik yaşanmamış gibi gülümseyerek geldik dedi şaşkınlığımı gizlemeye çalışırken sadece tamam diyebildim emniyet kemerimi açtım çantamı aldım ve arabadan indim. Ben eve girmeye çalışırken bana dönüp sen git ben Serkan’ın yanına gideceğim biz damat tarafıyız sonuçta deyip güldü ben de istemsizce gülümsedim zili çaldım merdivenlerden yukarıya çıktım. Kapıyı her zamanki güler yüzüyle Hafsa açtı. Giydiği beyaz elbisesiyle o kadar güzel olmuştu ki kelimeleri toparlayamıyordum. Çok ama çok güzel olmuşsun diyebildim sadece. Gözlerimdeki beğeni ışıltısı kelimelerden daha çok şey ifade ediyordu. Hemen beni içeriye aldı. Yonca inanamıyorum çok heyecanlıyım yerimde duramıyorum. Dedi. kıkırdadım kolay değil evliliğe ilk adım sadece biraz erken oldu ama olsun dedim. Evet evet biliyorum yaşımızdan şikayet ediyorsun dedi. Şikayet etmiyorum sadece 18 biraz erken ama ilk ortaokuldan beri birliktesiniz o yüzden adını koymakta bir noktada mantıklı geliyor dedim onu üzmemek için böyle bir yol bulmuştum. İçi ısınmıştı gülümsedi saçını nasıl olduğunu sordu beğendiğimi dile getirdim sonra yüzüme baktı bir anda sen de bir işi var dedi. Telaşlandım nasıl yani makyajın mı bozulmuş diye dile getirdim. Hayır hayır ondan bahsetmiyorum dedi yüzün sapsarı olmuş göz bebeklerin de büyümüş bir şey canını sıkmış gibi duruyor dedi. yok dedim. Yok derken bile bir şey varmış gibi konuşuyorsun yonca dedi. adını bile bilmediğim birine nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Beni almaya gelen arkadaş vardı ya dedim. Sonra sustum. Ne diyecektim ki? Odunun ilk yaratılışından beri var olan bir arkadaş vardı da mı diyecektim. Evet bekliyorum dedi Hafsa. Adını bile bilmiyorum ama biraz değişik bir tip dedim. Sanırım Ateş'ten bahsediyorsun dedi Hafsa. Demek ismi Ateş. Evet diyebildim sessizce. Yonca bak dedi sana dürüst olacağım. Ateş Serkan'ın çok yakın arkadaşı ama biraz karanlık bir tip. Nasıl yani dedim. Yani dedi Hafsa ondan uzak dursan iyi edersin. Tamam ben Serkan'ın arkadaşlarına bir şey demiyorum, bana da bir zararı olmadı şimdiye kadar ama ne bileyim işte karanlık işlerle uğraştığını duydum dedi. Tamam canım beni ne ilgilendirir sadece Serkan ona söylemiş beni almasını başka bir sohbetimiz zaten olamaz dedim. Başka bir sohbetin olamaz demek Yonca ha kızım. Bugün üstünden on sene geçmişken bile onun adını nasıl zikrediyorsun peki? Yine konuşmaya başlayacağım o yüzden sessiz olmam gerekiyor. Biz sohbet ederken kapı çaldı. Damadın gelme vakti sanırım. Kapıyı açmaya koşan Hafsa'ya mı güleyim telaşlanmış kendime mi ağlayayım bilemeden kapıya koştuk. Hafsa tüm güzelliğiyle kapıyı açtı ve karşımıza elinde kocaman çiçeklerle Serkan çıktı. Kocaman bir gülümseme Hafsa'nın yüzüne konarken elimle onu dürttüm ve içeri alman gerekiyor diye fısıldadım. Telaşla insanları içeri davet ettik. Sırayla kapıdan Serkan ve Serkan'ın ailesi girdi. En son karşılamaya ben kalmıştım ve ne tesadüf kapıdan son içeri giren kişi Ateşti. Çimen yeşili gözlerini üzerime dikti ve o kadar rahatsız edici bakıyordu ki ağzımı açıp hey bile diyemiyordum. En sonunda kendimi toparladım ve buyrun içeriye dedim. Buyuralım bakalım sarı kız dedi. Sarı kız? Hayatımda bundan daha kötü bir hitap şekli duymamıştım. Yüzümü buruşturdum. Kapıyı kapattım. Bir anda kulağıma doğru eğildi. Refleks olarak geri çekildim ama o gelmeye devam ediyordu. Acaba dedi sessizce ben kendi gelinimi ne zaman bulacağım? Sesi kulağımı tırmalıyordu ve göğsümden yukarıya sıcak bir ateş basmıştı. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Önce ondan geri çekilmem gerekiyordu ama bunu yapacak gücü kendimde bulamıyordum. Yüzüm kıpkırmızı olmuştu ve bacaklarım titiriyordu. Bu nasıl olabilirdi? Sadece kulağıma eğilip bir şey söyledi ve bütün vücudum ona doğru harekete geçmişti. En sonunda kendime geldim bir adım geriye attım ve yüzüne baktım. Umarım en yakın zamanda bulursunuz Ateş bey dedim. Adını öğrendiğimi belli etmek istemiştim. Kim bilir sarı kız belki de bulmuşumdur dedi. Yeniden soğuk terler vücuduma hücum etmişti ki kendimi toparladım. Yüzünde arsız bir gülüş vardı. Hiçbir şey söylemeden arkamı döndüm ve arkadaşımın yanına buraya geldiğim amacı uygulamaya koyuldum. İlerleyen dakikalarda olacaklardan habersiz bir şekilde gülümsüyordum...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |